"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

THEODEN - Bölüm 219- William'ın Senaryosu


Tartışmalar bir şekilde tatlıya bağlanmış veyahut ertelenmiş, intikam alayı, intikam tugayı ve Karia hep beraber yola çıkmışlardı. Karia oğlunun yanında seyahat etmeyi tercih etmiş, buz kartalı ve kırmızı renkli aydakar yan yana uçuyorlarken, ürkütücü ancak bir o kadar da asil bir görüntü oluşturuyorlardı.  

Turgan bir an önce tanrı adamıyla görüşmek istemiş, gruptan bazı kimseler de farklı görüşler bildirmiş olsalar da Attilanın sözü geçerli olmuş ve Dragutun yanına doğru yola çıkılmıştı. Attila’nın bu hedefi belirlemek için iki gerekçesi vardı; ilki Jeoyu bir an önce kendi gözleriyle görmek istiyor oluşuydu. Dünya gözüyle bir an önce görmek istediği ikinci şey ise kan bağı olan herkesle aynı sofrada buluşmaktı. 

Sessiz sayılabilecek yarım saatlik uçuşun ardından Behmura ayılabilmiş ve ayılır ayılmaz da tuhaf bir meraka kapılmıştı. Attilanın üzerinde durduğu şeyin bir buz kartalı olduğunu öğrendiğinde, hızlarıyla ün yapmış bu efsanevi hayvanın limitlerini görmek istemiş ve bunu Turgana iletmişti. Turganın ilgisi çekilmiş olsa gerek ki ayağa kalkıp iki elini de ağzına götürdükten sonra bağırmıştı.  

“ Ustaaaaaa beni duyabiliyor musun? “ 

Attila, Turganı duyabilmiş olsa da rüzgar yüzünden sağlıklı bir iletişim kuramayacaklarını düşünüp, yan yana uçan yaratıklardan diğerine sıçramıştı.  

“ Bir şey mi oldu evlat? “ 

“ Usta bir at yarışında kazananı at mı yoksa binicisi mi belirler? “ 

Attila soruya anlam veremese de cevaplayacaktı.  

“ ikisi de önemlidir ama sadece yarışıyorlarsa at daha önemlidir sanırım. Neden böyle bir ley sordun ki? “ 

“ Hiç... Sadece senin avinian ve benim minnağımla yarışsak ne olacağını düşünüyordum da cevabımı aldım sanırım. “ 

“ Haddini bildiğini görmek mutluluk verici evlat. “ 

“ Ben öyle düşünmemiştim, Minnak katledilen ecdadının tüm özelliklerini taşıyor. Hayal edebiliyor musun bir sürü aydakar özelliği onda toplanmış durumda. Onun takım arkadaşı olan bense gencim ve heyecanlıyım. Size baktığımdaysa... “ 

“ Ne görüyorsun bize baktığında, biz yaşlı mıyız, bakıyorum da anneni görünce dilin sivrildi vefasız öğrenci. “ 

“ Yok usta ben sana yaşlı demiyorum. “ 

Attila’nın bu cümleyle gururu okşanmış ve kendisini kırmamaya özen göstermiş bir yeğeni olduğu için şanslı hissetmişti ki Turgan ustasının gri sakalını tutarken devam edecekti.  

“ Bunu kır düşmeye başlamış ve seyrekleşen saçların, gri sakalların, sesindeki heyecansız hal, kısacası zaman söylüyor. “ 

Atttila 56 yaşındaydı ve Theodende insanların en güçlü çağlarının 45-60yaşları arasında olduğuna inanırlardı. Gücünün zirvesindeyken bu aşağılamayı kabul edemezdi ve sözün sahibine haddini bildirmeliydi.  

“ Akıllı bir çocuk olmadığını herkes biliyor ama bir buz kartalına karşı aydakarla yarışacak kadar aptalsan bunun adını koymak gerekir. Kazanacağına dair bahse girebilir misin ukala velet? “ 

“ Kesin kazanacağımdan tabi ki olur. Ben de senden bir şey istemeyi düşünüyordum usta bu cidden iyi oldu hınh hınh. “ 

“ Ne istiyorsun, bir kadını tavlamaya çalışmak gibi çocuksu bir şeyi yapmam ona göre. “ 

“ Vuhu bu da süpermiş ama ben başka bir şey isteyecektim. Eğer kazanırsam yapacağına söz veriyor musun usta? “ 

“ Ben kazanırsam da sen benim istediğimi yapacaksın ama. “ 

Turgan başıyla onaylandıktan sonra, Attila tekrar eski yerine zıplamış ve Minnağın üzerindekilerin de duyabileceği şekilde bağırmıştı.  

“ Avina, şu yeni yetmeleri tozumuzda boğalım kızım, son sürat başıbozuk başkentine... “ 

Avina birden öyle hızlanmıştı ki koca yaratığın üzerindekilerle beraber gözden kaybolması birkaç saniyeyi bulduğunda Turgan bile kalkıştığı işi sorgulamaya başlamıştı.  

.  

.  

.  

Başıbozuk tarafında her şey muhteşem görünüyor, plan mükemmel şekilde işliyor başıbozukların moralleri olabilecek en üst seviyede bulunuyordu. Dragut’un gücü ve ciddiyeti öylesine kabul görmüştü ki imparatorluk tarafı bir görüşme talebinde dahi bulunmuştu ve şehir sarayındaki gündem de buydu. 

Dragut, imparatorla görüşme ihtimalini çok önemsemiyor olsa da çoğu kişi aynı fikirde değillerdi ve yok edilmesi gereken bir terörist grup olarak görülürlerken, imparatorla masaya oturacak kadar büyümüş olmalarını hafife almamak gerektiğini söylüyorlardı. Herkes kendi fikrini söylüyorken, bir tanesinin detaylı fikri diğerlerinin de ilgisini çekmişti. Cümlenin sahibi Miralay William idi. 

“ Sizi halkın büyük kısmını desteklediğini göstermeliyiz serdarım. Zaten başıbozuklar farklı ülkelerden geliyorlar ancak öyle bir planım var ki bunu uyguladığımızda, konumunuz imparatorunkinden daha yüksek olacaktır. “ 

William’ın bu özgüvenli cümleleri tüm başıbozukların ilgisini çekse de imparatorluk sarayındaki zamanlarıyla kıyaslayıp şu anki halinden en çok memnun olan kişi, tartışmasız Arya idi ve ilk yorum yapan da o olmuştu. 

“ Peki planınız nedir sayın yakışıklı taktisyen prens? “ 

Aryanın babasının karşısında kurduğu bu cümleler William’ın utanıp, kızarmasına yol açmış olsa da Dragutun yorumundan önce söze girmek zorunda hissetmiş ve öyle de yapmıştı. 

“ İmparatorlukta çok yüksek mevkileri olup şu an esirimiz ya da yoldaşlarımız konumunda olan kimseler var. “ 

“ Yoldaşlarımızın imparatorlukta nasıl karşıladıklarını umursamadığımı bile öğrenemedin mi Miralay? “ 

“ Bunu tabi ki de biliyorum ancak dünya siyasetindeki insanlar sizin kadar dürüst ve köşeli olmadıklarından, atılan adım, kullanılann kelimeler, kıyafet seçimi, oturduğunuz taht hatta öksürüğünüzün tonundan bile anlamlar çıkarılır ve bahsettiğim plandan çıkacak anlam; Theodenin en büyüğü Draguttur olacak... “ 

Planı herkes merak eder olmuştu ve bir kaç saniyelik sessizliği bile zaman kaybı olarak gören Rohir paşanın sesi duyulmuştu. 

“ Devam edecek misin, zorla mı devam ettireyim? Çatlatma da konuşsana lan nasıl yapacağız bunu. “ 

William aldığı tepkilerden memnun ve herkes tarafından dinlendiğine emin bir şekilde mevzuya ufaktan girebilmişti. 

“ İmparatorluk sarayında el üstünde tutulan ve saygı gören insanlar burada düşük konumlarda olsalar mesela... “ 

Arya sevdiği adamın ne demek istediğini anlamaya başlamış olsa da Rohir asabiyetinden bir şey kaybetmemiş halde bir kez daha konuşacaktı.  

“ Serdarım yüksek müsaadenizle Miralay William ile içeride bir şey konuşmak istiyorum. Eminim baş başa konuştuktan sonra dili açılacak, cümleleri detaylanacaktır. “ 

Rohirin açık tehditlerini gülümseyerek karşılayan William devam etmeye karar vermişti.  

“ Hadi ama söylediğim şeyler gayet açık. İmparatorlukta önemli mevkilere sahip insanların burada düşük vazifelerle görevlendirmemizi ve bunu imparatorluk yetkililerine göstermemizi öneriyorum. Örnek verecek olursam, Herdai prenseslerinden birisi şu an bir başıbozuk ve seçilmiş elit Havan da hali hazırda bu odada bulunuyor. İmparator geldiğinde, kendi sarayında millete emirler yağdıran bu kadınların sizin hizmetinizle ilgilendiklerini görseydi aranızdaki farkı anlayabilirdi. “ 

Başıbozuklar ancak o zaman William’ın ne demek istediğini anlayabilmişlerdi ve yüzlerce yıl yaşasalar da böyle bir mesaj vermek kendi akıllarına gelmeyeceğinden, Williamın sözlerini kutlayan tepkiler vermeye başlamışlardı. Müzmin bir ifadeyle konuşmaya giren Jeo olmuştu.  

“ Bu durumda en düşük hizmette çalışan kişi de imparatorluk prensi olacaktır. “ 

Jeo bu cümleyi williamı kızdırmak için kurduysa da William hızlı bir refleks gösterip tek dizinin üzerine çökmüş ve ehil bir ifadeyle, gülümseyerek cevaplamıştı.  

“ Serdarımın yüceliğini görmelerine aracılık edebileceksem, ayaklarını uzatacağı sehpa dahi olurum “ 

Williamın bu hali Dragutu ziyadesiyle memnun etmiş, kızına olan sevgisinden dolayı duyduğu öfkeyi dahi azaltmıştı.  

“ Madem fikir senden çıktı, senaryosunu da sen yaz ve nasıl göründüğünü bir deneyelim bakalım. Jeo, Bratina sarayında fazlaca zaman geçirdiğinden, onun yorumunu alacağız. “ 

“ İstiyorsanız üst rütbeli bir general olarak oyununuza ben de dahil olabilirim Dragut. “ 

Nebianın kurduğu bu cümle Jeonun hoşuna gitmemişti zira kadınların hizmet ettiği bir hükümdar varsa bu kadının her türlü konuda hizmet etmesi anlamına gelirdi. En azından Bratina sarayında böyleydi ve yalandan da olsa Nebiayı bu rolde görmek istemiyordu.  

“ Olmaz. Sen başıbozuk bile değilsin. Neden başıbozuk liderine hizmet edeceksin ki? Bunun bir senaryo olduğu hemen anlaşılır. “ 

“ Doğru, Attila ile görüştüğümüzde intikam alayına katılmak istediğimi söyleyeceğim. “ 

“ O hiç olmaz. Oradaki tek dişi bir buz kartalı ve yandaşlarımın hepsine güvenim tam olsa da seni o kadar adamın arasına sokmam. “ 

“ Ne yapacağım o zaman ben? Belki de seni hiç kurtarmaya çalışmamalıydım. En azından bir esir olarak daha az sorunum olurdu. “ 

Söze gülümseyerek giren Dragut olmuştu.  

“ Kadınlar konusunda içler acısı haldesin Jeo. Onu başıbozukların arasına almamı istemene rağmen şimdi de bir başıbozuk olmadığını söylüyorsun. Savaşta kafana ciddi darbeler almış olmalısın hıah hıah. Her neyse plan güzel görünüyor ancak ne esirlerden ne de astlarımdan beni yüceltip onları aşağılayan bir tiyatronun oyuncuları olmalarını isteyemem. “ 

Havan duyduklarını kabullenmekte zorluk yaşıyordu. Williamın kefil olmasıyla sarayda bit köşede oturuyorken Dragutun tavırlarına her geçen saniye daha fazla hayranlık besleyen kadın, hayatını bağışlayan adama duyduğu hayranlığın benzerini o adamın babasına karşı da duymaya başladığını fark etmiş ve ilk kez söze gitmişti.  

“ Yani esir olsak bile kendi kararlarımızı almamıza izin mi veriyorsunuz sayın Dragut “ 

“ Başıbozuk geleneklerine göre esir misafirdir ve ev sahibini tehdit etmediği sürece de onlara bir misafir gibi davranılır. Yani evet. Herhangi bir esiri canıyla tehdit edip istediklerimi yaptırmak gibi bir amacım yok. “ 

“ O zaman lütfen  size yardım etmeme izin verin. Karşılığında istediğim tek şey ise İntibah Tugayına katılabilmek. “

“ Oğlumun ekibine mi katılmak istiyorsun Havan? ”

“ Aynen öyle, onun gözlerinde gücü ve merhameti aynı anda gördüm. Canımı bağışlayan adamın amaçlarını amaç edinen bir yoldaşı olmak istiyorum… “

Y.N : Yarım kaldı ama günü boş geçmek istemedim idare edin :D Yarın bu kısmı tamamlarız. Keyifli okumalar...




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1121

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 937

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 858

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 742

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 694

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 617

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 445

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 86

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17322 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 23446 Bölüm Sayısı


creator
manga tr