"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

THEODEN - Bölüm 185- Hizmetkarın Hizmetkarı


William ile Turgan’ın sohbeti beklenenden daha uzun sürmüştü ve konuşmalar kesilecek gibi görünmüyorken, kapıda ayak sesleri duyulmuştu. Bunu fark eden Turgan hemen pis pis bakmaya başladı. Doğru karar vermişti zira gelenler Jeo ve Dragut idi. Dragut içeri girdiğinde yüzünde bir gülümseme oluşmuştu.

“ Ha ha demek cidden refakatçı olarak sen kaldın aslan oğlum benim. Ablan nerede? “

“ Bilmem, William’a yaklaşmaya çalışınca fırçalamıştım. Küstü sanırım bana. “

‘ Bana küsmesinden daha iyidir. ‘

“ Anladım. Tamam oğlum sen öğlene kadar dinlen biraz, o zaman toplanıp şu hizmetkar meselesine bakalım. “

Turgan Jeo’ya meydan okumuş olsa da, Jeo’nun tadı olmadığından olumlu cevap alamayıp oradan ayrılmıştı. Doğrudan Duciaları bulmaya karar verdi zira onlara bir açıklama borçluydu. Saat 9u çoktan geçmişti ve Turgan tamamen tesadüfen onlara bir alış veriş dükkanında rastladı. Hem de ikisine birden. Gülümseyerak yanlarına koşmak istemiş olsa da, zihninde yankılanan karanlık sesler, ilerlemesine engel olmuşlardı.

Turgan tıpkı General Oshina’nın gök gürültüsüne maruz kaldığı zamanki gibi elleriyle kulaklarını kapatmış ve çığlık atmaya başlamıştı. Başının içindeki damarlarda adeta bir böcek yürüyor ve attığı her adımı Turgan hissedip, katlanılamaz ve önlenemez bir acı yaşıyordu. Tüm bunlar yetmezmiş gibi daha önce hiç tanık olmadığı ancak en çok yunus balıklarının çığlıklarına benzeyen acı sesler, kulaklarında yankılanıyordu.

Çevredekiler hemen yardım amacıyla yanına gelip bir halka oluşturmuş olsalar da, Ducia, Nyu ve yakınlardaki Kasim, çemberi dağıtıp Turgan’ı sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Turgan o kadar korkutucu görünüyordu ki, hiç birisi yaklaşmaya cesaret edemediler.

Ducia onu sarmalamak, geçecek demek istiyordu ancak Turgan’ın akıl yoksunu gibi görünmesine sebep olan sert hareketleri yüzünden, Mirliva Kasim yaklaşmasına izin vermemişti. Turgan dakikalarca çığlık çığlığa bağırdı, yerlerde yuvarlandı ama kendinden geçip bayılmadı.

Sonsuz bir kısır döngü içinde, hiç bitmeyecek acı serüveninin başında gibi görünüyordu. Herkes yardım etmek istiyor ancak o cesareti bulabilen birkaç kişiye de izin verilmiyordu. Önlemleri umursamayıp Turgan’a dokunan ilk kişi, oraya gelen Jeo olmuştu. Dragut, William’ı uyarmakla meşgul olduğundan, henüz olaydan haberi olmamıştı.

Jeo şefkatle Turgan’ı sararken, Turgan’ın bilinçsizce hareket ediyor gibi görünen uzuvlarından gelen onlarca darbeye maruz kalmıştı. Hissettiği acıya kendisi bile şaşkındı zira Turgan’ın bilinci açık değilken, sadece saf beden gücünün bu kadar etkileyici olmasını beklemiyordu.

“ Turgan benim Jeo abin. Sakin ol. Tamam vurmuş olman önemli değil zaten acıtmıyorlar bile… Hadi kendine gel de adam akıllı bir kapışalım. Hey sana diyorum velet. Dayak atasım var, dayak yemeye sen gönüllü olur musun diyorum… Lan Turgan, Attila mı o? Ooooo patron hoş geldin kusura bakma öğrencin acınacak halde ve seni bile tanımıyor. “

Jeo’nun kendince Turgan’ın bilincini yerine getirmek için söylediği hiçbir şey fayda etmemişti. İşte o zaman çaresizlik hissine kapılıp, yalvaran bir ses tonuyla haykırdı.

“ Şu laneti kaldırabilecek kimse yok mu? Ne olur biri yardım etsin. “

O zaman Nyu önündeki, Kasim’i yıkıp geçti.

“ Sorumluluğu ben alıyorum Mirliva. Bana engel olma. “

Zaten rütbesi daha yüksek olduğundan sorumluluk alması yeterli olacaktı. Doğrudan koşup kıyıma yönelmiş olsa da Turgan’ın tekmesi ona çarpmadan durduran Jeo oldu. Turgan’ı zapt etmek yahut yakınında durmak, normal bir insan için bile ölümcül görünüyorken, oldukça naif olan bir azrağın o çembere girmesi mantık işi değildi.

Jeo halen hüzünlü ve yalvaran bakışlara sahipti ve bir umut Nyu’nun yüzüne bakıp, ondan yardım bekledi. Nyu azrak formuna geçmeden sevdiği adama yaklaşamayacağının farkına varmıştı ve gözyaşları içinde bildiklerini Jeo’ya anlattı. Uyumadan önceki konuşmalarda, Turgan hizmetkarı arayışının ve ruhların söylediklerinin detaylarını anlattığından, ağlamaklı bir ses tonuyla durumu Jeo ve diğerleri duyacak şekilde anlattı.

“ Laneti çözmek için bir gönüllü hizmetkar lazım İntikamın Kırbacı Jeo. Turgan’ın silahını eline aldığında bir seferliğine kullanabilecek birisi. Ama eğer sahtekarsa, bedelini canıyla dahi ödeyebilirmiş. “

Jeo en azından bir yol hakkında bilgilendiği için umuda kapılmıştı. Kıyıma uzanırken gülümseyerek fısıldadı.

“ Kader de patronun çırağının hizmetkarı da olmak varmış ha ha ha. “

Jeo tereddüt etmeden kıyımı kavramaya çalışmıştı. Silahı tanıyordu ancak buna rağmen, dikkatli bir şekilde, dokunmaya değil, doğrudan kavramaya çalışmıştı ve başarmıştı da ancak elinde bir saniye bile tutamadan geriye bıraktı.

“ Şu işi halletmeme izin ver yılan silah. Sonra tepkileriniz konusunda sıkıntı çıkarmayacağım söz. “

İkinci kez dokunduğunda kavrayamadan birkaç metre geriye savrulmuştu Jeo ancak yılmamıştı ve denemeye devam edecekti. Bir kez daha, bir kez daha ve sonunda altıncı kez denemeye kalkışıyordu Jeo. Kıyafetleri param parça olmuş, elinin bir çok bölgesindeki deri kalkmış, et, kanlar içinde görünüyor olmasına rağmen, denemeye devam etmeye çalışıyordu Jeo. İşte o zaman Ducia’nın ses duyuldu.

“ Bu kadarı yeter. Turgan seni abisi gibi seviyor Jeo abi. Lanetten kurtulsa bile sana bir şey olursa ne anlamı kalacak? Mirliva Yavuz öldüğünde dahi hiç hatası olmamasına rağmen kendisini suçlamıştı ve bu kez yaşamaya devam edebileceğini bile sanmıyorum. “

Jeo söylenenleri duyuyor ama umursamıyordu. İşte o zaman ihtiyar Sancar Paşa içeri girdi ve birkaç başıbozuğun da desteğini alarak Jeo’nun bedenini sürükleyerek kenara çekti. Jeo yara bere içerisinde kalmış olmasına rağmen, hala kollarını kıyıma doğru uzatıyordu ancak karşı koyacak güçte değildi. İşte o zaman Ducia ışık huzmelerini Jeo’nun bedenine yönlendirmişken, ağlayarak konuşmaya başladı.

“ Turgan benim arkadaşım, abim, en güvendiğim kişi, birliğimin lideri ve sevdiğim adam. Ama Turgan o haldeyken şu an seni iyileştiriyorum Jeo abi. Hizmetkar olmaya çalışmak yerine seni iyileştiriyorum… “

Jeo söylenenlerden bir şey anlamamıştı zaten Ducia’nın etkisi olmasa belki de bayılıp kalmış olacaktı. Algıları pek açık sayılmazdı. Ducia hıçkırıklara boğulmuşken devam etti.

“ Çünkü Turgan beni ve Nyu’yu hizmetkar olarak kabul etmemişti ve buna rağmen denediğimi söyleyemem. Eğer zarar görürsem, iyileşmeyi umursamayacağını biliyorum. Uyandığında, seninle uğraştığım için kıyımın tepkisini defalarca maruz kalmış Jeo abiyi fark etmemişim diyemem. Eğer seni umursamayıp, ona odaklandığımı düşünürse benden nefret eder. Ne demek istediğimi anlayabiliyor musun Jeo abi? Turgan her zaman dostlarını kendinden önce tutan bir adamdır. BU YÜZDEN SENİ İYİLEŞTİREMEYECEĞİM HALE GELME . “

Jeo o zaman kendini bırakmıştı. Turgan’ın yerinde durmayan vücudunu ve uzuvlarını izleyip, çığlıklarını duyarken yapabileceği tek şey işe yaramadığı için kendinden nefret etmek olmuştu.

“ Turgan ne kadar aptalca bir şey söylese de yapar mısın Jeo abi? “

“ Kendine gelecekse yaparım. “

İlk sesin sahibi Ragnossaydı ve çoktan Turgan’ın bedeninin yanında bitmişti. Turgan’ın bedenini sarmaladığında, yediği yumruklar yüzünden vücudunda şimdiden morluklar oluşmuştu ancak umursamıyordu bile. Enteresan olan şey ise, Turgan’ı yakından tanıyan herkes yas halindeyken, Ragnossa son derece sakin görünüyordu.

“ Kendindeyken söylediği aptalca şeylerden bahsediyorum. “

Jeo bir anlığına hayal etti ve bunu düşünmekle harcadığı zamanın dahi değerli olduğuna karar verip Ragnossa’ya çıkıştı.

“ Hayal kuracak zamanda mıyız? Barbossa’nın oğlu? “

“ Ben onun söylediği şey ne kadar saçma olursa olsun yaparım. Bu yüzden de hizmetkar olmaya en uygun kişi benim. “

Ragnossa etrafındakilerin şaşkın bakışları arasında sigarasını yere atıp ayağıyla söndürdükten sonra, özgüvenle kıyıma doğru eğildi. Jeo dahi bu silahın tepkisi yüzünden ölümün eşiğine gelmişken, genç bir adam tek bir şüphe belirtisi olmadan adeta ölümünü kavramak için, elini kıyıma doğru uzatmıştı…




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 676

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 116

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17395 Üye Sayısı
  • 465 Seri Sayısı
  • 23448 Bölüm Sayısı


creator
manga tr