"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

THEODEN - Bölüm 124 - Ormanda Oyun


Gördüğü en güzel şeyden ayrılalı iki gün olmuştu. O günden beri herhangi bir köy ya da kasabaya uğramadan amaçsızca geziyordu Turgan. Aydakarla olan konuşmalarını, onun hikayesini ve en çok da ona dokunduğu anları hayal edip, tanrı aşkını arayan bir din adamı gibi dünyadan soyutlanmış şekilde geziyordu. Ormanlık bir alana girdiğinin bile farkında değildi. Ne ayağını bastığında çıtırdayan kuru dalların ve gazele dönmüş yaprakların sesleri, ne de orman kuşlarının huzur verici cıvıltıları Turgana ulaşabiliyorlardı. Hatta tehditkâr bir kurt uzun süre karşısına geçip hırlamış ancak Turgan öylece yanından geçip gidince, hevesi kaçarak yanından uzaklaşmıştı.

Amaçsızca yürümeye devam etti. Ormanın hiç farkında olmadan kuytu köşelerine kadar ilerlemişti ve tuhaf bir yapıya sahip olan arazi yüzünden, sürekli aşağıya doğru iniyordu. Tabi farkında olmadan. En sevdiği dostunu kaybetmişçesine yemeden içmeden kesilmiş ve açlığının dahi farkında değilken, ona ulaşabilen; küçük bir kız çocuğunun yüksek desibelli sesi oldu.

“ Bırakın beni. Ne yaparsanız yapın varlığımızı sürdüreceğiz. “

Turgan irkildi ve önce etrafına baktı. Buraya nasıl geldiğini hatırlamıyordu. Yerde sırt üstü yatmış şekilde debelenen kızın yaptıklarına da anlam veremiyordu. İyice inceledikten sonra kızın kendince bir oyun oynadığını düşündü ve oyuna dahil olmaya karar verdi.

“ Bırakmam işte nihahahaha. Seni kesip yiyeceğim “

“ Amacına ulaşamayacaksın. Ne kadar güçlü olursan ol, neye sahip olursan ol, kraliçemi görmene dahi izin vermeyeceğim. “

“ Edeceğim işte. İstiyorsan bana yaftınla karşı koy. Kraliçenizi tahttan indirip kendim kraliçe olacağım nihahaha “

“ Bırak, bırak dedim sana. Ya da bırakma, ne halde olduğum umurumda bile değil. Kurtulacağım, sana yenilmeyeceğim. Theodene Yıkımı getiremeyeceksin bir şekilde durdurulacaksın Zalim Kraus. Köpeklerine söyle onlar kraliçeme ulaşamazlar. Sen de ulaşamayacaksın. Ahhhhh… “

Turgan durduğu yerde etrafına bakındı. Kıza dokunan kimse yoktu ve küçük kız konuşurken kendisine bakmıyordu. Tam bir şey söyleyecekti ki küçük kız yeniden konuşmaya başladı.

“ Bırakın beni. Ne yaparsanız yapın varlığımızı sürdüreceğiz. “

“ Tamam bu kadar yeterli küçük kız. Hadi beni köyüne götür. “

“ Amacına ulaşamayacaksın. Ne kadar güçlü olursan ol, neye sahip olursan ol, kraliçemi görmene dahi izin vermeyeceğim. “

“ Tamam kraliçeni koruyacağım söz çok güçlü olmasam da güçlüyümdür hınh hınh. Hadi kalk da gidelim şimdi “

Turgan bunu söylediğinde, eğilip kıza dokunmak istedi ancak bir şey ona engel oluyordu. Görünmez bir bariyer var gibiydi ve ne olduğunu hemen anlamak mümkün değildi. Bir süre bir şey söylemeden gözlemlemeye devam etti.

“ Bırak, bırak dedim sana. Ya da bırakma, ne halde olduğum umurumda bile değil. Kurtulacağım sana yenilmeyeceğim. Theodene Yıkımı getiremeyeceksin bir şekilde durdurulacaksın Zalim Kraus. Köpeklerine söyle onlar kraliçeme ulaşamazlar. Sen de ulaşamayacaksın. Ahhhhh… “

Beş dakika boyunca izledikten sonra, kızın sürekli aynı şeyleri söyleyip durduğunu fark edebilmişti Turgan. Sırasını bile değiştirmeden, cümlelerin arasında konuşmadan bıraktığı süreyle bile oynamadan, kızın söyledikleri ve hareketleri kısır bir döngü halindeydi. Turganın kıza dokunamıyor olması da bir sorun olduğunun göstergesi gibi görünüyordu. Turgan düşünme pozisyonunu aldı ve sesli bir şekilde çıkarımlara başladı.

“ Küçük kız beni duymuyor, sürekli aynı şeyleri söylüyor, aynı şekilde ve karşısında birileri var gibi hareket ediyor ve ben ona dokunamıyorum. Hmmm ne olabilir acaba? “

Aklına mantıklı ve saçma bir sürü şey geliyordu ancak hiç birisinin doğruluğundan emin olamıyordu. En sonunda bir senaryoyu düzgün bir şekilde yazdı ve en azından kendisini ikna edebileceği bir mantığa oturttu.

“ Tabi ya, Bu küçük kız bir tür görünmez bağlama yaftı falan öğrenmeye çalışıyordu. Ama yaşı küçük olduğundan özü yetersiz geldi ve yaftla kendisini bağladı. Aynen böyle oldu zavallı küçük kız. Tabi annesigil gelip de kızarlarsa diye de deli taklidi yapıyor hınzır seni. “

Küçük kızın bedenine yaklaşabildiği kadar eğildi ve onu rahatlatmaya çalıştı.

“ Merak etme küçük kız. Seni kurtaracağım ve beceriksizliğini de ailen bilmeyecek. Bu yüzden şimdi benimle konuş ve seni kurtarmama izin ver. “

“ Bırakın beni. Ne yaparsanız yapın varlığımızı sürdüreceğiz. “

Bir faydası olmamıştı. Turganın söylediklerini duymuyor gibi görünüyordu kız. Turgan kusursuz senaryosunda küçük bir hata olduğunu fark etti.

“ Tamam kız annesini kandırmak için deli taklidi yapmıyor. Şoka girmiş olmalı ya da yaftı bir şekilde onu bağladığından, diğer sözcükleri ve hareketleri de bağlanmış olmalı. Her neyse sonuçta kıyıma sahibim ve sorun çıkaran bir yaft olduğuna göre, onu göremiyor olmam önemli değil. Sadece yaftı kesmeliyim. “

Kıyımı sırtından çıkararak sargılarını açtı ve ona sahip oluşunun mutluluğunu göstermek için, kıyımın tırpan tarafının keskin olmayan bir kısmını okşamak istedi ancak böyle bir alan olmadığını fark edince, aynı şefkati balyoz tarafına gösterdi. Ardından kaşlarını çatarak; tüm bedensel gücünü kullanıyor gibi gözükürken, genç kıza zarar vermemek adına kıyımın Tırpan ucunun iç tarafını, küçük kızın bedeninin hemen üzerinden başlayıp, yukarıya doğru ilerleyecek şekilde savurdu.

Kıyım dışardan bakıldığında, boşlukta ilerliyor olmasına rağmen, küçük kızın bedeninin hizasına girer girmez, büyük bir karşı koyuşla karşılaşmıştı ve adeta bir şey tırpanın iç kısmına oturmuştu. Turgan bunun düşündüğü kadar basit bir yaft olmadığını o an fark etti ve tüm bedensel gücünü kullanmasının doğru bir karar olduğuna kanaat getirdi. Tırpan bir saniye kadar havada asılı kaldıktan sonra, bir metalin parçalanması gibi büyük bir gürültü koptu. Kıyım, bir süre daha havada görünmez bir şeyi kese kese ilerledikten sonra, kızın bedeninden elli santim kadar yukarıda karşısında bir engel kalmadı ve bu kez gerçekten boşlukta süzüldü. Turgan bunu yapar yapmazsa kıyım ikizlerinin seslerini duydu. Bu kez ses daha kalabalık, karışık ama çok daha güçlüydü.

“ Teşekkürler kullanıcı bizi besledin. “

Turgan kan akıtmamasına rağmen kıyım ikizlerinin böyle söylemelerine şaşırmıştı ama bir şekilde onları besleyebildiği için mutluydu. Çünkü beslenmeleri tekrar görüşebilecekleri anlamına geliyordu. Turgan ne yaptığını tam anlayamamış olsa da, kız hayran ama bir o kadar da ürkek bir ifadeyle Turganın yüzüne bakarak konuşmaya başladı. Sesi titriyordu ve bu yaştaki bir kız çocuğu için çok bilmiş cümleler kuruyordu.

“ S sen buradasın. Zalim Krausun o silahla ortaya çıkmasından sonra, şimdi de sen onunla birlikte buradasın. “

“ Kimlerle ? Beni korkutuyorsun küçük kız ben yalnızım. “

Küçük kız bir kıyıma bir Turganın yüzüne bakıyordu. Aslında minnet duyuyor ama bir o kadarda korkuyordu. Biraz heyecanlanmıştı ve ne yapması gerektiğinin kararını veremiyor gibi bir duruşu vardı. Kız çocuğu sanki birilerinin daha buna şahit olmasını istiyor gibiydi ancak etrafta kimse yoktu ve sanki gördüklerini anlattığında birilerinin ikna olmayacak olmasından korkuyordu.

“ Siz buradasınız işte. Ona sahipsin. Mührü kırabildin kullanıcı… “

Turgan kızın kast ettiği şeyin kıyım olduğunu anlamıştı ancak ondan bir insan gibi bahsedip, sanki iki ya da daha fazla kişiyle konuşuyor gibi görünen birisiyle ilk kez karşılaşıyordu. Daha enteresanıysa bu konuşan kişi on yaşında bile göstermiyordu. Kıyım özeldi ancak bu kadar küçük bir çocuğun da onun hakkında bilgi sahibi olması kim ne derse desin çocuğun da özel olduğunu gösterirdi. Bu yaşta bu kadar bilgili bir çocukla karşılaşan Turgan, kayıtsız kalmak istemedi ve küçük kızı biraz methetmeye karar verdi.

“ Silahlardan anlıyor gibisin, baban demirci falan mı senin küçük? “




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1285

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1093

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 907

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 831

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 717

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 557

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 398

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16064 Üye Sayısı
  • 427 Seri Sayısı
  • 21055 Bölüm Sayısı


creator
manga tr