"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

THEODEN - BÖLÜM 37- Eğitimi Bölen Gizemli Adam


“ İşte en süper yeri buldum. Suyum da var insan da yok rahat rahat 6. Seviye yaftımı yapabilirim hınh hınh. “

Olduğu yere oturup uğradığı son köyden aldığı azığını çıkarıp yemeye koyuldu. Yemeğini yerken bir yandan da etrafını inceliyor ve çevresindeki sesleri dinliyordu. Orman hayvanlarının iletişim için kullandıkları çeşitli tuhaf sesler , yürüdüklerinde çıkartıkları ayak sesleri ve kuş cıvıltıları dışında hiç ses duyulmuyordu. Turgan ne olur ne olmaz diyerek ekmeğinin ucundan küçük bir parçayı ayırıp sonraya saklamaya karar verdi ve ayağa kalktı. Tamamıyla hazırdı artık sınırsız sessizlikte olabileceği en odaklanmış haliyle yaftını kullanmaya karar verdi Turgan çok yıkıcı olmasına gerek duymadığından ilk kullandığı anki seviyeyi tercih etti. Deprem dediğinde küçük bir sarsıntı oluyor yıkıcı deprem dediğindeyse yerler bir edici bir deprem başlıyordu. Yaftının iki farklı kapısı olup olmadığını henüz bilmiyor olsa da bu ikisi arasındaki farkı anlamıştı Turgan.

                “ Tabiatın insanoğluna cezası – DEPREM

Zemin sallanmaya başladı. Sessiz görünen orman halkı deprem başlayınca birer birer ortaya çıkmaya başladılar. Ağaçların dallarına tünemiş kuşların havalandıklarında çıkardıkları kanat sesleri, kurt ulumaları , sincapların sevimli ama ürkekçe koşuşturmaları. Çok yıkıcı olmasa da yaftının bu giriş seviyesi birkaç ağaç devirmeye yetmişti. Orman halkına verdiği rahatsızlığı görünce Turgan yaftını sonlandırmaya karar verdi. Başlamasını söylediğinde başlatabildiğine göre durmasını söylediğinde de durdurabilmeliydi.

                “ Deprem sona ersin.”

Zemin sallanmaya devam ediyordu.

                “ Sana dedim bitsene lan artık. Kime diyorum ben aptal yaft sana durmanı söyledim. “

Kitabını açmış uyguladığı yaftını çevresinde titreyen zemine aldırmadan incelemeye devam ediyordu Turgan.

                “ Ama nasıl bitireceğimi yazmamış ki aptal aydakar nasıl durduracağım ben bu yaftı? Kesin sihirli bir sözcük olmalı onu mutlaka bulacağım. “

Arka arkaya yaftı durduracak sözleri bulana kadar komutlarını sıralamaya karar verdi ve zaman kaybetmeden başladı.

                “ Depremin bitişi, Depremin sona erişi , özü kalmamış deprem ,Durdurulamaz deprem , Zemin sakinleşsin…”

Yaklaşık on dakika boyunca bu şekilde komutlarını arka arkaya sıraladı ve en son “Toprak sallanmasın” dediğinde depreminin sona erdiğini fark etti.

                “ İşte bu kadar ilk günden depremimi nasıl durduracağımı öğrendiğime göre sanırım oldukça hızlı güçleneceğim hınh hınh. Yarın da yıkıcı depremi kullanırım onda işe yarayıp yaramadığına bakarım. Sırada bedenimi güçlendirmek var. “

Nasıl bir yol izlemesi gerektiğini düşündü. Ardından çevresinde gördüğü en iri ağacı seçti ve onunla eğitim yapmaya karar verdi. Başlarda yumruk ya da tekme kullanmayacak sadece bedenini güçlendirebilmek için ağacı var gücüyle sarılarak yerinden oynatmaya çalışacaktı. Seçtiği ağacın dört asırlık kökleri yerin onlarca metre altında yer etmiş olduğunun farkında bile olmadan bu yolu seçti Turgan.

Belirlediği ağaca gitti ve koca gövdesini tutabildiği kadar kollarıyla sarmaladı. İyice kavradıktan sonra var gücüyle ittirmeye çalıştı. Tuhaf sesler çıkarıp yanaklarını şişiriyor ve tüm gücüyle ağacı gövdesinden itiyordu. Öylesine zorluyordu ki kendini ayakları yerde sürüklenerek geriye doğru gidiyordu. Bu şekilde yaklaşık yarım saat ağaçla mücadele ettikten sonra bugün için yeterince antreman yaptığını düşünerek eğitimini sona erdirdi. Akşama kadar olan sürede ormanı tanımak adına küçük keşif gezilerine çıktı. Akşam yemeğinde muhtemelen oluşturduğu deprem sırasında yıkılan bir ağaç gövdesinin altına sıkışmış bir tavşanı kesip pişirmeyi düşünse de kıyamadı. Olduğu yerden çıkarıp sonraya saklamak üzere bir ağaca bağladı. Bıraktığı son parça ekmeğini yiyerek ilk eğitim gününün sonunda yorgun bir şekilde uykuya daldı.

Ertesi gün, güneş bile doğmadan oldukça dinç bir şekilde uyandı Turgan. Yanı başında duran tavşanı görünce istemsizce gülümsedi. Tavşanın bağlı olduğu ağaca uzak kendininse uzanabileceği mesafede olan orman çimenlerinden biraz yolup tavşanın önüne bıraktı.

                “ Artık yemeğim kalmadığına göre bugün seni yiyeceğim kusura bakma tavşan. O zamana kadar bu otlarla kendine ziyafet çekebilirsin. Ben de eğitimime kaldığım yerden devam edeyim bakalım yıkıcı depremi de aynı şekilde durdurabilecek miyim? Tabiatın insanoğluna cezası-YIKICI DEPREM“

Her zamanki gibi yer şiddetli bir şekilde sallanmaya başladı atının ve tavşanın yanında durduğundan ikisi dışındaki orman hayvanları depremden etkilenip kaçışıyorlardı. Bu kez genişçe bir bölgedeki ağaçlar üst üstüne devriliyorlardı. Beden geliştirme antremanı yaptığı büyük ağacın çevresinin de çatladığını görünce yaftı durdurmaya karar verdi ve oldukça özgüvenli ve sakin bir şekilde komutunu söyledi.

                “ Toprak sallanmasın. “

Hiç bir şey olmadı deprem tüm şiddetiyle devam ediyordu. Atının bağlı olduğu ağaç devrildi ve atının ürkerek kaçmasına mani olamadı Turgan. Beden geliştirme antremanında kullandığı ağaçta çok sürmeden devrildi. Turgan komutuna rağmen yaftının durmamasına şaşırmıştı panik yaptı. Demek ki depremi yıkıcı yapınca komutu değiştirmek gerekiyor diye düşünüp bir önceki günkü gibi tekrar komutları sıralamaya başladı.

                “ Sarsıntı dursun, ağaçlar yıkılmasın , Dursana lan şerefsiz yaft seni ben yaptım dinlesene beni…”

                “ Ne yapıyorsun lan sen aptal velet ? “

Turgan başını kaldırınca birkaç metre ötesinde adeta bastığı yeri depremden bile fazla titreten heybetli bir adam gördü. Oldukça geniş olan omuzlarının üzerinde 2 büyük testi tutuyordu. Kızıl uzun sayılabilecek saçları kirli sakalları maviye çalan gözleriyle oldukça yakışıklı bir adamdı. Sol kolunun üzerinde eski bir savaş yarasına benzeyen bir iz taşıyordu. İnce bir dal parçasını dudaklarının arasında tutuyordu.            

                “ İyiyim amca sen ne yapıyorsun. “

                “ Ben de iyiyim sağolasın evlat. “

Adam biraz durduktan sonra öfkeyle bağırdı.

                “ Onu demiyorum lan şu an ne yapıyorsun ? “

                “ Haa yaftımla kavga ediyorum hınh hınh “

                “ Yaftınla mı kavga ediyorsun neden aptal mısın ? “

Turgan etrafındaki yıkımı oluşturan ve bir sürü orman canlısının evini başına yıkan kendisi değilmiş gibi övünçle adama doğru yürüdü.

                “ Evet bu deprem benim yaftım nasıl şaşırdın değil mi? “

                “ Durdursana lan o zaman ormanı tamamen yıkacaksın. Zaten senin yüzünden doldurduğum suların yarısı döküldü. Kalanları da dökülmeden Bir an önce durdur şunu yoksa testileri sen doldurmak zorunda kalacaksın. “

                “ Ben de ona uğraşıyorum zaten sen gelmesen doğru kelimeyi bulmak üzereydim. “

                “ Ne kelimesinden bahsediyorsun sen? “

                “ Depremi yıkıcı yapmadığımda ve sihirli kelimeyi söylediğimde deprem sona eriyor. Ama yıkıcı yaptığımda sihirli sözler işe yaramadı ben de yıkıcı depremimi sona erdirecek komutu bulmaya çalışıyorum bunu anlamayacak ne var ? “

Orta yaşlı adam şaşkınlıktan tam olarak yere düştü. Yattığı yerden yukarıya doğru şaşkın şaşkın bakarak sordu.

                “ İnsanlığın aptallığından bıkıp inzivaya çekilen beni nasıl bir sınavla sınıyorsun tanrım ? Sen aptal mısın evlat yaftın sihirli sözcüklerle durdurulduğu nerede görülmüş ? “

                “ Benimki öyle bitiyor sanırım kişiye özel bir yaft olduğundan. “

                “Kişiye özel yaft mı senin gibi bir aptalı hangi kitap seçmiş olabilir ki? Ayrıca yaftın ne olursa olsun başlaması için adını söylemen ve neredeyse bütün yaftlarda bedeninle de yaftını çağırman gerekir ancak sürekli yıkıcılığı olan bir yaft kullanıyorsan ve bunu durdurmak istiyorsan burada öz gücünü kısaca özünü kullanarak bunu yapman gerekir.”

                “ Hmm demek öyle bilgiler için teşekkür ederim amca. “

                “ Önemi yok sonuçta toy bir maceracısın öğreneceksin. Şimdi anladıysan orman yerle bir olmadan bitir bakalım şu depremi. “

                “ Tamam ama önce özün ne olduğunu ve nasıl kontrol edeceğimi anlatmalısın amca hınh hınh”

                “ Hay ben senin özüne de gücüne de olmayan beynine de… Anlaşıldı iş başa düştü bekle orada.”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1459

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 991

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 907

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 800

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 781

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 719

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 597

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15228 Üye Sayısı
    • 719 Seri Sayısı
    • 33341 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr