"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

THEODEN - BÖLÜM 2 - En İyi Dost


Yaşadığı şoku çabuk atlatmışa benziyordu. On altı yaşında olmasına rağmen halen sayıları karıştırmasına üzülmesi gerekirken efsanelerde geçen beşinci seviye yaft kullanıcılarından bile ileride olma ihtimali onu ziyadesiyle mutlu etmişti. Ancak tüm bunlar doğru muydu? Bir şekilde test etmesi gerekliydi. Tekrar düşünme pozisyonunu aldı ve kendi kendine tekrarladı

'Anlamak için ne yapmalıyım?'

 Genelde kararlarını çabuk verirdi ve kolay kolay verdiği kararları değiştirmezdi. Bir şeyler yapmak zorunda hissediyordu ancak ne yapacağını bilmiyordu. Emin olduğu tek şey ise kimseden yardım almadan bunu yapması gerektiğiydi. Yalnızlığı uzun sürmedi. Yukarıdaki camdan birisi bakıyordu.

‘’Saif orada mısın sana annemin yaptığı bagun otlu böreklerden getirdim.’’

Gelen Ducia idi. Camın buğusunu silip içeri bakınca Saif’i gördü ve hep yaptığı gibi hitap etmeye başladı:

‘’Lan dangalak Saif neden bu kadar mutlusun? Yoksa eve kız mı attın?’’

 Aslında Saif’ten hoşlanıyordu ama belli etmemek için mi başka bir sebepten mi bilinmez onunla konuşurken hep hakaret ederdi.

‘’Haha çok daha iyisini yaptım kapı açık içeri gel de anlatayım.’’

Ducia içeri girdi. Elindeki börek kabını masadan küçük sehpadan büyük bir şeyin üzerine bıraktı.

‘’Ne yaptın kasabanın en aptal insanı olduğunu mu ispatladın?’’

Saif her zamankinden daha neşeli aynı zamanda da fazlasıyla özgüvenli duruyordu. Elleriyle belinin iki yanını tuttu, büyük bir başarı kazanmışçasına sırıtarak bağırdı:

’Ben altıncı seviye yaft kullanabilirim!’’

‘’Ne? Nasıl? Bu da nereden çıktı şimdi? Hem savaş yokken görevli kişilerden başkasının yaft kullanması yasak. Ayrıca okulda bizeöğretilen en güçlü yaft 2. Seviye yaftın en kolaylarıydı. Sen aptal olduğun için sayıları bile karıştırıyorsun. Altıncı seviye yaftı bu dünyada kullanabilen birisini hiç duymadım. Yani saçmalamayı…’’

Saif sözünü kesti. Özgüveninden hiçbir şey kaybetmemiş gibi görünüyordu:

‘’Task Amca söyledi.’’

‘’Neee! Yani sırf o yapabilirsin dedi diye sende hemen gaza mı geldin? Cidden aptallıkta sınır tanımıyorsun değil mi? Muhtemelen seni başından savmak istemiştir.’’

‘’Bana söylemedi ki hınh hınh.’’

‘’Bu iğrenç kahkahanı atmaya başladıysan bir problem var demektir ve bunu bir an önce çözmezsek, sorun yaratacağına eminim. Peki kime söyledi? Ray amcama ‘Dikkatli ol Saif altıncı seviye yaft kullanabiliyor o senin koltuğunu alabilir’ mi dedi? Hahaha...’’

‘’Ya bir dinlesene Ducia. Bak şimdi tavernada Ray amcanla Task amcayı konuşurlarken duydum. Ben uzaylıymışım ve evrenin en güçlü klanının liderinin oğluymuşum. Bu kasabaya da bir ejderhayı sürerek gelmişim.’’

Saif’in uzaylı olduğunu duyduğunda kahkahasını güç bela tutabilen Ducia bir anda dudaklarının arasındaki havayı kaçırmak suretiyle, gülmekten ağlamaya başlamıştı. Yatağa yüüstü yatmış adeta hıçkıra hıçkıra gülüyordu. Saif söze girdi biraz bozulmasına rağmen ciddi görünmeye çalışıyordu.

‘’Sana hiç yalan söyledim mi?’’

‘’Yalan söylüyorsun demiyorum ama aptal olduğundan her şeyi yanlış anladın muhtemelen.’’

‘’Hayır anlamadım. Benim annemin adı ne Ducia?’’

Saif artık tamamıyla ciddi görünüyordu.

‘’Karin.’’

‘’Bu kasabada o isimde birisi hiç yaşamamış. Kasabanın nüfüs kayıtlarına gizlice baktım. Peki ya babamın adı?’’

‘’Steffort.’’

‘’Steffort ismini en son 400 yıl önce bulabildim nüfus kayıtlarında.’’

Derin bir iç çektikten sonra devam etti.

‘’Ducia biz arkadaşız hatta sen benim kız kardeşim gibisin. O büyük savaşta kasabadan benim anne-babamla Sigifurd dışında kimsenin ölmemesi tesadüf mü? Hem de kasabada tek bir kadın savaşçı yokken benim annemin savaşa katılması?’’

Ducia aslında bu hikayeye başından beri inanıyor ve Saif için çok üzülüyordu ama Saif haklıydı.Bu kasabanın kadınları savaşmazlardı. Ducia artık sorgulamaya başlamıştı ve düşünceli görünüyordu. 

‘’Peki gerçek nedir?’’

‘’Ben uzaylıyım ve o büyük savaşta benim sürdüğüm ejderha önce Sigifurd’u sonra da tüm düşmanları öldürdü.’’

‘’Saçmalıyorsun. Hem öyle bile olsa bizim tarafımızdaki bir büyülü yaratık neden en büyük savaşçımızı öldürsün ki?’’

‘’Onu onurlandırmak için. Sigifurd yaşlıymış ve hep savaşarak ölmek istemiş. Bir de tabi gücünü göstermek için. Sanırım.’’

Tüm bu anlatılanlar Ducia’ya hiç mantıklı gelmesede Amcası Ray ve Bay Task’ın gerçeği bilme olasılığı yüksekti. Çünkü Saif doğduğunda onlar kasabadaydılar.

‘’Peki gidip amcama soralım.’’

‘’Olmaz.’’

‘’Neden?’’

‘’Onları duyduğumu bilmiyorlar.’’

‘’Peki senin önerin ne?’’

‘’Hmm. Beni bıçakla.’’

‘’Saçmalama.’’

‘’Ciddiyim. Task Amcanın anlattığına göre kimse bana zarar veremezmiş.’’

‘’Bu mümkün değil. Lütfen saçmalama. Öyle olsaydı sana vurduğumda canın yanmazdı.’’ dedi ve Saif’in karnına bir yumruk attı.

‘’Ahh. Ama acıdı.’’

‘’Bir de bıçaklamamı istiyordun…’’

‘’Ama ejderha beni tüm gücüyle fırlatmış ve hiçbir şey olmamış.’’

‘’Belki de fırlatırken koruyucu bir yaft yapmıştır sana. Ya da kuvvetle muhtemel ki o hikaye yalandır.’’

‘’Yalan değil.’’

Saif başını eğdi ve biraz sonra buğulanmış gözleriyle yalvarırcasına Duciaya baktı.

‘’Beni bıçaklamayacak mısın?’’

‘’Aptallığa bıçaklama cezası gelene kadar olmaz.’’

‘’Ama öğrenmek zorundayım. O zaman bende kendimi bıçaklarım hınh hınh.’’

Hızlı karar verdiğinde kararları değişmezdi. Ducia bunu biliyordu ama bu defa ki kararı deli saçmasından başka birşey değildi. Bu saçma kararın karşısında duramayacağının farkındaydı ve başka bir çözüm arıyordu.

‘’Saif kendini öldürtmek istiyorsun doğru mu?’’

‘’ Evet ama ne yazık ki ben ölümsüzüm hınh hınh.’’

‘’Konuyu saptırma bir planım var.’’

Saif meraklı gözlerle Ducia'ya dönerek:

‘’Bıçaklayacak mısın?’’

‘’Tabi ki hayır sus da dinle. Bu kasabadaki en güçlü adam kim?’’

‘’Altıncı seviye yaft kullanıcısı olan ben tabi ki. Hınh hınh.’’

‘’Offf Saif aptallığının ve gereksiz özgüveninin keşke bir kotası olsaydı ve o sınırı aşamasaydın. Bak şimdi, bu kasabanın en güçlüsü amcam  Ray ve güç şenliklerine çok az zaman kaldı.’’

‘’Benim katılmama izin vermediler.’’ derken oldukçüzülmüş ve dışlanmış görünüyordu Saif.

‘’Neden? 16. yaş gününe birkaç gün kaldı.’’

‘’Onlar, Task Amcalar izin vermeyeceklerini söylediler. Altıncı seviye yaft kullanırsam kasaba yok olabilirmiş. Ahhh güçlü olmak gerçekten çok can sıkıcı olabiliyor.’’

Saif yalan söylemezdi. Bu konuda ısrarcı cümleler kurması Ducia'nın iyiden iyiye ürkmesine sebep oluyordu. Üzerinde durmak istemediğini belli ederek konuşmaya girdi.

‘’Güç şenliklerinde başkanlık sırası Bay Kench’te ve muhtemelen amcam çok sevdiği koltuğu bırakmak istemeyecek, bu şenlikte de meydan okuyacaktır. Sen de madem kendini öldürtmek istiyorsun ikisinin savaşının galibine meydan oku. Kesinlikle öldürüleceksin. Nasıl plan ama?’’

Ducia böyle söylesede ne amcası ne de kasabadan bir başkasının Saif’i öldürmeyeceklerine emindi.  Gerçi Kench uzun süredir kasaba dışında olduğundan, onu pek tanımıyordu. Sadece Saife bir ders vermek istiyordu. Eğer planı çalışırsa ki kusursuz bir plandı, Saif asla kullanamayacağı altıncı seviye yaftlarıyla böbürlenmeyi bırakacaktı. Saif’in yüzüne bakarak tepkisini bekledi

‘’Güzel ama ya Bay Ray ya da Bay Kench’i öldürürsem o zaman kendimi affedemem…’’

Çok düşünceli bir hale bürünerek devam etti:

‘’Onlara yumuşak davranmalıyım. Sonuçta sadece insanlar hınh hınh. Kabul ediyorum güzel plan ama ben kazanacağım.’’

‘’Kazanamayacaksın hayal kurmayı bırak.’’

Ducia oturduğu yerden kalkıp, kapıya doğru ilerlerken çok önemli bir şey unutmuş gibi başını arkasına çevirdi.

‘’Ben gidiyorum. Börekler sıcak, soğutmadan yemelisin.’’

Börekleri hatırlatmak bu durumda bile yapılacak en hayati şeydi. Ne de olsa karşısında kendini uzaylı olduğuna inandırmış Saif vardı. Bıraksan yedi gün yirmi dört saat bu hikayeyi baştan kurgular, her seferinde hikayeye biraz daha inanırdı. Her ne kadar Saif’in anlattıkları saçma sapan şeyler olsada, onun daha önce hiç yalan söylediğine şahit olmadığından zihnindeki düşünceleri boşaltamıyordu Ducia. Tavernaya gidip acasıyla konuşmaya karar verd. Amcası hala orada olmalıydı yavaş ve düşünceli adımlarla yola koyuldu. On beş dakika kadar yürüdükten sonra tavernaya ulaştı, kapıyı araladı ve içeri girdi. Bay Task ve tezgahın önünde oturan iki kasabalı daha vardı içeride. Yanlarına ilerledi ve bir tabureye oturdu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1322

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1123

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 122

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 91

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17443 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23490 Bölüm Sayısı


creator
manga tr