Bölüm 35: Huzursuz yoldaşlar, dikkati elden bırakmayın...

avatar
39 1

The Zombie Knight Saga - Bölüm 35: Huzursuz yoldaşlar, dikkati elden bırakmayın...


Çevirmen: Lucius 

Bölüm 35: Huzursuz yoldaşlar, dikkati elden bırakmayın...

Bir çift garson kamyoncu lokantasındaki sabah telaşında masalar arasında koşuşturuyordu. Mekan Hector'un beklediğinden çok daha kalabalıktı. Belki de hiçliğin ortasında olmak onun lehine çalışıyordu. Yaklaşık yüz kilometrelik civarda yemek yenilebilecek sadece iki yer daha vardı.

 

Colt çocuklarını yanına koyarak masanın karşısına oturdu.

 

"Adları ne?" Hector sordu.

 

"Stephanie ve Thomas." Küçük kızı dürterken o da onun işaret parmağını tutuyordu. "Onları güvende tuttuğun için teşekkür ederim bu arada. Daha önce söyleme fırsatım olamadı maalesef."

 

Hector cevap veremeden bir garson masaya vardı. Siparişlerini ona söylerken adam elindeki defterin sayfalarını karalıyordu ancak söylediklerini duyunca gittikçe endişeli görünmeye başladı. Bunun uzun bir süre alabileceğini söyledikten sonra hemen kayboldu.

 

Hector söyleyecek bir şey bulmakta zorlanıyordu. Colt en sevdiği insan değildi tabii ki ama adam yine de müttefikti ve Garovel ona bunun ne kadar önemli olacağını defalarca hatırlatmıştı. Her şeye rağmen Hector tartışma çıkarmayacak bir şeyler bulamadı zihninde dolayısıyla sessizliğini sürdürmeye karar verdi. Colt da konuşmayı sürdürememek konusunda pek endişeli görünmüyordu zaten.

 

Neyse ki ölüm melekleri bölgeyi araştırdıktan kısa süre sonra dönmüşlerdi.

 

'Etrafta hiç polis görmedim.' dedi Garovel. 'Peki ya sen?'

 

'Buranın birkaç yüz metre kuzeyinde bir çift otoyol polisinden başka bir şey göremedim.'

 

"O halde rahatlayabiliriz." dedi Colt.

 

'Evet.'Garovel bir süre ölüm meleği ile hizmetkarına baktı. 'Uzun vadedeki planlarınızın ne olduğunu merak ediyorum.'

 

Colt ile Bohwanox bakıştılar.

 

'Hiçbir planım yok aslında.' dedi Bohwanox. 'Kendi korumam için Colt'u takip etmeyi sürdürmekten başka normalde yaptığım gibi ölmüş ruhları toplamaya devam etmeyi düşünüyorum. Neden sordun? Sizin planlar ne?'

 

Garovel Hector'un etrafında süzüldü. 'İkiniz Sescoria'da olanlar hakkında ne kadar şey biliyorsunuz?'

 

'Birkaç hafta önce olan hadiseden mi bahsediyorsun? 'Bohwanox sordu.

 

"Kraliçe'nin kayıplara karıştığını biliyorum." dedi Colt. "Neden sordun? Buna karışma gibi planınızın olduğunu söyleme bana."

 

"Biz çoktan işin içindeyiz." Hector konuştu.

 

'Hector ve ben Belgrant Kalesi saldırıya uğradığında oradaydık. Kraliçe'nin kaçmasına yardım edenler biziz.'

 

Hem Colt hem Bohwanox aynı anda şaşkın yüzler sergiledi.

 

'Darbe Fesih'in işiydi, eminim bunu saklı tutmuşlardır tabi. Atreya'nın kontrolünü almak istiyorlar--Sanırım çoktan aldılar bile. Bildiğimiz kadarıyla Kraliçe, başkenti geri almak için destek kuvvet arıyor şu anda.'

 

"Fesih mi?" dedi Colt.

 

'Ölüm melekleri ve hizmetkarlardan oluşan çok güçlü bir topluluk.' Bohwanox açıkladı. 'Çok fazla sayıda olan göt herifler, ancak karşılaşmaya hazır olmadığımız türden..'

 

'Öyleyse ülkeden ayrılmak zorunda kalacaksınız çünkü üzerinde durduğumuzu yıkmayı planlıyorlar.'

 

"Bu da ne demek oluyor lan?" Colt konuştu. "Ne sikimden bahsediyorsun?"

 

'Sen de biliyorsun değil mi Bohwanox? Fesih'in tek bir amacı var, o da olabildiğinde yıkıma ve sefalete sebep olmak.'

 

Bohwanox Colt'un sorgulayıcı ifadesine bakarak başıyla onayladı. 'Sen ve Hector tam olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz o halde?'

 

'Hector biz durumu gözlemlerken güçlenmek için çalışacak. Fesih'in planlarının detaylarını bilmesek te işler iyice kötüye gitmeden önce yaklaşık birkaç ayımızın olduğunu düşünüyoruz. Bizle savaşa katılmayı düşünmeseniz de Colt ile Hector'un beraber çalışması oldukça yararlı olabilir.'

 

'Ah. Anlıyorum.'

 

'Eminim sen de Colt'un gücünün olabildiğince hızlı gelişmesini istiyorsundur.'

 

Bohwanox duraksadı. 'Bu bizim için de uygundur. Üstelik daha önce hiç hizmetkarım olmadı. Bu konuda deneyimlerin bana yol gösterebilir.'

 

'Pekala.'

 

'Ancak Colt'un Fesihle savaşmasına niyetim yok.'

 

Hector kaşlarını çatarak diğer ölüm meleğine baktı.

 

Bohwanox da bakışlarına karşılık verdi. 'Eğer söyleyeceğin bir şey varsa söyle o halde.'

 

Hector kendisini tuttu. Buna karşın bir şeyler söylemek istese de onların önceliklerinin neler olduğunu iyi biliyordu. Bohwanox kabul etse dahi, Colt kesinlikle çocuklarını bırakıp daha önce hiç karşılaşmadığı düşmanlarla bir savaşa girmeyi istemezdi. Ve tam da bu yüzden Hector onu hiçbir şekilde suçlayamıyordu.

 

Önce çocuklara sonra da Colt'a bakarak Garovel konuşmayı toparladı. 'Bu arada ne zamandır sormayı düşünüyordum--annelerine ne oldu?'

 

Colt cevap vermeden önce bir süre düşündü. "Şu anda akıl hastalarının kapatıldığı bir tımarhanede kalıyor."

 

Hector bunu duyunca gözlerini kırptı. İki ölüm meleğinin karşılıklı bakıştığını fark etti.

 

"Tabii ki neden olduğunu merak ediyorsunuz." dedi Colt. "Bunun sebebi çocukları öldürmeye çalışmasıydı."

 

"...N-neden böyle bir şey yaptı?"

 

"Doktorlar hamileliğin onu delirttiğini söylediler ancak bilemiyorum. O her daim bana karşı hep hiddetliydi. Ben ise sadece bunlara katlandım. Ve tabii ki bu tamamiyle aptal bir hataymış ki, bir gün bıçağı eline aldı. İlk önce bana saldırdı sonra da beşiğe atıldı. Thomas'ı kolunun altında burasını kesmeyi başardı.” Colt erkek çocuğun tişortunu kaldırarak göğsünün sağ tarafındaki yara izini gösterdi. Bu kesinlikle küçük bir yara izi değildi. "O kaltak elimde kalacaktı."

 

Hector ağzı açık şekilde sadece dinlemeye devam etti.

 

"Olaylar sonra mahkemeye taşındı. Davam jüriye karşı pek de iyi durumda değildi. Ne de olsa o sürtüğün ağzını burnunu kırmıştım. O kaltağın Thomas'ı yaralayanın benmişim gibi göstermesi hiç zor değildi."

 

Herkes konuşmadan dinlemeye devam etti.

 

"Çocukların velayetini alacak, Ben ise hapise gönderilecektim. Tam da bu sırada Rofal ortaya çıktı ve bana davayı kesin olarak kazandırabileceğini söyledi." Colt başını eğerek alnını kaşıdı. "Hala bunun ne kadarının onun tarafından planlandığını bilmiyorum. Avukat ve hakim ellerinde oynatılıyordu resmen. Jüri üyelerinden de şüphelenmiştim.

 

'Ondan sonra usulca çocuklarını mı aldı yani?Garovel sordu.

 

Colt başıyla onay verdi. İfadesinden konuşmayı bitirdiği anlaşılıyordu. Ağzını açmadan Stephanie'nin parmağı ile oynamasını izlemeyi sürdürdü.

 

Söyledikleri kahvaltılar art arda gelmeye başlarken garson gecikecek belli yemeklerden dolayı özür diledi. Hector bu dikkat dağınıklığından memnunken Colt da aynı şekilde memnun görünüyordu.

 

Çok zaman geçmemekle birlikte Garovel tekrardan konuyu açtı. 'Bunu sormaktan nefret etsem de karının durumunu başka kimler biliyor?'

 

"Biz hiç evlenmedik." dedi Colt. "Ve neden soruyorsun?"

 

'Çünkü ileride edineceğin düşmanların onu sana karşı kullanabilirler.' dedi Garovel. 'Onun mental sorunları Fesih'e karşı onu hizmetkar yapma cazibesini daha da üstün kılıyor. Bir gün seninle olan ilişkisini öğrendiklerinde peşinden seni öldürmeye gelmişken bulabilirsin onu'

 

Colt homurdandı. "Bundan zevk duyarım."

 

'Ne?'

 

"Bana yeterince güzel bir sebep vermiş olur."

 

Bunun üzerine bir sesizlik çökerken Hector Garovel'in sözlerini düşünmeye başladı. Ölüm meleğine baktı ve soracağı soruyu sadece ikisinin arasında kalmasına karar verdi. 'Fesih değer verdiğimiz insanların peşlerinden mi gidiyor?'

 

'Evet.'

 

'Ama öyleyse ben... Garovel ben...'

 

'Annen iyi olacak. Şimdilik.'

 

'...Peki ya sonrası?'

 

'İşlerin gidişatına bakacağız ve eğer onun için geri döndüğümüzde hala bizi dinlemeye isteksiz olursa. Yani. Onu iyiliği için kaçırmak zorunda kalabilirsin.'

 

'Ah, olamaz...'

 

-+-+-+-+-

 

Desmond Grantier önündeki dama tahtasına bakarken çeenesini kaşıdı. Çok karmaşık bir oyun değildi ancak Desmond hamlelerine karar verirken harcadığı zamandan zevk alıyordu.

 

Ne var ki karşısındaki adam oynamakla pek ilgili durmuyordu.

 

"Daha çok satranç adamısın ha?" Desmond söyledi. "Ağrın ne durumda?"

 

Atreya Kralı bir şey söylemeden bitkin bir bakış attı sadece. Adamın üstündeki ipeksi beyaz gömlek kayıp sol kolunun üzerinden sarkıyordu. Omzunun büyük bir kısmı da yok olmuştu.

 

"İstersen daha fazla ilaç getirebiliriz sana. Ancak hastane söz konusu olamaz. Güçlü ve takdim edilebilir durman gerekiyor.” William'ın sürdürdüğü sessizlik üzerine Desmond omuz silkti.

 

Ezmortig diğer ölüm melekleriyle stratejilerini tartışmak için ayrılarak Desmond'u bebek bakıcılığı işinde yalnız bırakmıştı. Oldukça sıkıcı bir iş olduğu gibi asla böyle bir iş seçmez istemezdi ancak diğer ölüm melekleri Kral ile hizmetkarlarını yalnız bırakmak istemiyordu.

 

Mevcut durumda Sescoria'da kendisiyle birlikte sekiz hizmetkar vardı. Moss geri döndüğünde bu sayı dokuz olacaktı ancak Desmond gittikçe bundan kuşku duymaya başlamıştı. Geoffrey'e de ulaşmayı denemiş ancak bir cevap alamamıştı. Normalde onların izini sürerek ölümlerini teyit etmekle görevlendirilirdi ancak şu anki görevinin öncelikli olduğu söylenmişti.

 

Kapının açıldığını duyunca Desmond başını çevirdi.

 

Arkasında ölüm melekleriyle beraber iki adam içeriye girdi. Stoker kafası kazınmış bir kafa ile yan tarafında baş döndüren bir dövmeli yüze sahip uzun bir adamdı. Karkash ise bronz ten rengi ile ince bir sakala sahip adamken, Desmond'un şu ana kadar gördüğü en delici bakışlardan birine sahipti. Arkasından gelen dişi ölüm melekleri Nize ve Hoyohté sırasıyla Desmond'un gözlerinde, yüzleri yerine beyaz maskeleriyle varlıkları belli olmayan siyah pelerinli varoluşlardı.  Ç.N: (Evet şu anda dişi ölüm melekleri olayı kesinleşti daha öncesinde bahsedilmişti bir tane dişi ölüm meleği ama yazar bu sefer direkt belli etmek istemiş ne fark edecekse ölüm meleği hani dişilik neyi değiştirecek, belki insan olarak ölmeden önceki yaşamlarından kalan davranışlarını felan belli etmek dicem de neyse uzun bir not oldu :D)

 

Bu dördü gelen takviyelerden farklıydı. Fesih'in diğer tarafından gelen--Daha net konuşmak gerekirse Dozer'in komutası altındaki Otuz İkinci Hava-Savunma Bölümünden geliyorlardı. Sözde "iyi niyet elçisi" olarak göreve son dakikada eklenmişlerdi ancak Desmon yapabilseydi onlar olmadan bunu hızlıca bitirmek isterdi. Morgunovlar ile Dozerler arasında her daim düşündüğü temel fark, Morgunovlar nasıl iyi zaman geçireceğini biliyorlarken, Dozerler ise sıkıntılı tipli, neşesiz bir avuç bok çuvalıydı. Ve buraya gönderilen kişiler de aksini kanıtlamıyordu.

 

Yine de onlar müttefikti dolayısıyla yüzüne bir gülümseme yerleştirdi. "Hava savunmaları ne alemde?"

 

"Yakında tamamlanacak." dedi Karkash. Kalın aksanı 'l' harflerinde (le diye okunan harf yani) bir yuvarlanma ekliyordu.

 

"O halde sizi buraya ne getirdi?" dedi Desmond.

 

Karkash fular paltosuna uzanarak gri bir dosya çıkardı. Kral'a bakarak başını salladı. "Mühür ve imza lazım."

 

Desmond omuz silkti ve yoldan çekildi.

 

Karkash dosyayı Kral'ın masasına fırlattı. "İmzala."

 

William dosyayı yavaşça açtı ve okumaya başladı.

 

"Zamanımızı harcama." dedi Stoker. "Acele ol ve imzala." Aksanı Karhash'ınkinden daha hafifken sesi daha sert bir ton taşıyordu.

 

"Okumadan bunları imzalamıyorum." dedi William.

 

Desmond gözlerini devirdi. "Bunu olması gerekenden daha fazla zorlaştırmayın, Majesteleri. Diğer kolunuzu da koparamam ancak yaratacı alternatifler bulmaktan memnuniyet duyarım."

 

'Lütfen.' dedi Ölüm meleklerinden biri. 'Ona zarar vermeye gerek yok.' Konuşan Nize'ydi.

 

Kral hariç hekes, buna kendi hizmetkarı da dahil ona döndü.

 

'Ona baksanıza.' devam etti. 'Söylediğinizi yapacak. Yalnızca biraz sabırlı olun.'

 

Kral kalemi eline aldı ancak inatçlığını sürdürerek oyalanmaya devam etti. "Lütfen, imzalayacağım şeyi bana söyleyin..."

 

"Hayır." Karkash masanın cilalı tahtasına bir elini yerleştirdi. "Ya imzalarsın ya da çocuklarını buraya getiririm. Gözlerinin önünde onlara işkence ederim."

 

Kral onun bakışına karşılık verdi. "Benim çocuğum yok."

 

Desmon homurdanınca Karkash'ın bakışlarını üzerine çekti.

 

"Başka birilerini bulurum." dedi Karkash. "Değer verdiğin birini. Acı çektiririm onlara. Sen imzalayana dek."

 

Nize odayı kendi başına terk etti. Stoker hemen peşinden gitmeden önce duraksayarak diğerlerine baktı.

 

"Onların olayı ne?" dedi Desmond.

 

'Bu seni ilgilendirmiyor..' Hoyohté cevap verdi.

 

"Ah. Evet ilgilendiriyor. "Buradaki işim bu yani."

 

'Bu sana düşmüyor.' devam etti. 'Bu işi kendimiz hallederiz.'

 

Kapı tekrar açıldı ancak Stoker ile Nize yerine, küçük sarışın bir hizmetçi kız içeriye girdi. Kral'ın misafirlerini görünce duraksadı daha sonra çay ikramına devam etti. Desmond bir fincan alırken Kral'ın yazılı onayını alan Karkash onu görmezden gelerek bir şey söylemeden ayrıldı.

 

William da bir fincal aldı.

 

Desmond kıza göz gezdirdi. Uzun kakülleri yüzünü iyi gizliyordu ancak o gördüğünü oldukça beğenmişti. "Ne kadar tatlısın sen böyle."

 

Hizmetçi kız gözlerini yere eğerken bir şey söylemedi.

 

"Seni daha önce buralarda hiç görmedim." dedi Desmond.

 

Kız hala sessizliğini koruyordu.

 

"Adın ne?"

 

"Zavallı kızı rahat bırak" dedi William. "Devam et." Kral emir verdi. "Çekilebilirsin." Ç.N: (You are dismissed diyor bunun iki anlamı var ya işte bunu genelde asil kişiler söyler altındakilere çekilebilirsin ya da artık serbestsin sen işten çıkarıyorum gibi anlamı var ben böyle yaptım sizce kral neyi kastetti.)

 

Desmond kaşlarını çattı ancak ayrılmasını izledi. "Senin gibi güzel şey buralarda dikkatli olmalı."

 

-+-+-+-+-+-+-+-+-

 

Hizmetçi kız kapıyı arkasından kapattıktan sonra bir süre sırtını duvara yasladı. Sessizce uzun bir süre sessizce nefes alırken sakinleşmeye çalıştı. Düşündüğünden çok daha fazla etkileşime girmişti.

 

Gina onun buraya geldiğini bilseydi Roman'ın sinirleneceğini biliyordu. Kararından pişman olmaya başladı. Ancak Kral'ın ofisine yerleştirdiği böcek gizli böcek tüm emeklerinin karşılığını verecekti. Roman ve diğerleri düşman hakkında bilgi toplamak için birilerine ihtiyacı vardı. Bu onu fena halde korkutsa da, hizmetkarlardan herhangi birinin onu bir saniyede öldürebileceğini bilse de, göreve ondan daha uygun kimsenin olmadığından son derece emindi.

 

Kendini toparlararak doğruldu ve boş çay tepsisiyle koridorda ilerlemeye başladı. Olabildiğince göz temasından kaçınmaya çalıştı. Özellikle de hizmetkarların bakışlarından. Etrafta göremediği varlıklar vardı ve başkalarının konuşmalarını dinlemeye çalıştığını öğrenselerdi kuşkusuz bu onun sonu olurdu. Bu yüzden doğrudan dinlemek yerine bütün gün boyunca kalenin etrafına dinleme cihazları yerleştirmişti.

 

Ve artık bu lanet yerden ayrılma zamanı gelmişti.









Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 27760 Üye Sayısı
  • 248 Seri Sayısı
  • 37937 Bölüm Sayısı


creator
manga tr