Bölüm 149: Teklif Savaşı

avatar
245 8

The King’s Avatar - Bölüm 149: Teklif Savaşı


Bölüm 149: Teklif Savaşı

Dolunay Loncası mı?

Lonca liderlerinin en az yarısı, bu loncanın ismini bilmiyordu. Sadece arkalarında kulüpler olan loncaları tanıyorlardı. Düşman olarak bildikleri tek loncalar bunlardı. Elbette bu ismi daha önce duyanlar da vardı. Ama kesinlikle arkasında kulüp olan bir lonca olmadıklarını biliyorlardı. Bu sadece normal oyuncular tarafından kurulan bir loncaydı ve sıradan olarak kabul edilebilirdi. Böyle bir lonca, büyük isimli loncaların kuşatması arasından nasıl Lord Grim'i koparabilmişti?

Tüm lonca liderleri buna inanamadı. Her biri Dolunay Loncası'nın ne tür bir numara yaptığını merak ederek soruşturdular.

Ama bunun oldukça zor olduğunu gördüler. Dolunay Loncası gibi loncalarda, büyük loncaların casusu olmazdı. Çünkü onlara rakip olacak güçte değillerdi. Bunun sonucunda içeriden bilgi alamadılar, yalnızca o loncadan birini tanıyan biri olup olmadığına bakındılar.

Aslında bu şekilde soruşturunca birkaç sonuç çıktı. Sonuçta Dolunay Loncası onlar gibi değildi. Maple Tree, Kızıl Ay setinin parçalarını toplarken, lonca kanalından bağırmıştı ve dört Savaş Büyücüsü'ne bu Kızıl Ay parçalarını vermesi için baskı yapmıştı. Loncadaki herkes bunu biliyordu. Bunu saklamalarına gerek yoktu, bu nedenle bir arkadaşları bunu sormaya gittiğinde hemen yanıtladılar.

Büyük loncaların tüm lonca liderleri hemen dört Kızıl Ay seti parçasının fiyatını öğrendi ve hepsi birlikte kan kustu.

Dört tane Kızıl Ay seti parçası!

Bu nasıl bir ücretti! Bu loncalar, onların verdiği ücretlere kıyasla resmen beleşe iş yapıyordu. 30 seviye zindanlarından düşen ekipmanların çoğu mavi ekipman setiydi. Kızıl Ay gibi bir setin dört parçasını elde etmek için tek yapmaları gereken ellerini açmak ve beklemekti. Büyük loncaların seçkin oyuncuları çoktan birkaç takım için sınıf özellikli ekipman setlerini tamamlamıştı.

Ve loncanın tamamlanan setleriyle bir Kızıl Ay setine ihtiyaçları olursa, bu lonca, o oyuncunun kayıplarını kesinlikle telafi edebilirdi. Sonuç olarak dört parçayı kolayca elde edebilirlerdi. Maple Tree gibi büyükbabasından harçlık isteyen çaresiz bir çocuk gibi davranmazlardı.

Kısacası bu durum, bu loncalar için kolaydı. Dolunay Loncası'nın böyle bir hırsızlıkla buradan kurtulmasına nasıl izin verebilirlerdi? Lonca liderleri artık sakin kalamadı. Birçoğu, Lord Grim'e daha cazip teklifler vermeye başladı.

"Kardeşim, tam Kızıl Ay setine ne dersin?"

"Kızıl Ay seti ve 30 seviye mor Parlak Mızrak!"

"İki tane Kızıl Ay seti! Senin istediğinin üzerine bir tane de bizden!"

Tekliflerin sonu gelmedi. Her halükârda Kızıl Ay setinin dört parçasından daha iyiydi. Ye Xiu acele etmeden hepsine tek tek cevap verdi. Bunların arasından şaşırtıcı şekilde Blue River ve Cold Night ise havlamaya gelmemişti.

Bu ikisi Ye Xiu ile daha önce uzunca temas kurmuştu, bu nedenle onun tavrını az çok biliyorlardı. Dört Kızıl Ay seti parçası, zindan rekoru için pazarlık kozu değildi.

Lord Grim'in başlangıç fiyatlarının tek özelliği vardı. Biraz kalplerinin kırıldığını hissetseler bile buna değeceğini hissediyorlardı. Bu adam oyun konusunda çok olağanüstü bir anlayışa sahipti ve değerini doğru şekilde ölçebiliyordu. Bu tarzına göre dört parça mantıklı olmalıydı! Ancak dört parça mı? Bu ne demekti? Amacı neydi?

Blue River ve Cold Night'ın kafası karışmıştı.

Büyük loncalar da benzer hareketlerde bulunsa bile kim, diğer tarafı iyi tanıyordu ki? Hepsinin içinde casus olmasına rağmen yeni sunucu daha yeni açılmıştı, bu nedenle loncanın merkezi, hâlâ eski sunuculardan gelen veteranlardan oluşuyordu. Yeni alınan düşük seviyeli hesaplara fazla güvenilmezdi. Bu loncaların hepsi bunu bilirdi.

Ancak tüm önlemlerine rağmen üst kademelere sızan casuslar vardı. Bu casuslar, yeni sunucuya gelen yeni oyuncular değildi. Eski sunucudaki casuslardı ve yeni sunucuya öncü olarak kaydolmuşlardı. Bu tür insanlar, yeni sunucudaki loncanın seçkinleri arasında çoktan yerini almış ve oldukça güçlüydüler.

Şu anda sadece bu derin casuslar, diğer loncaların hareketleri konusunda kendi loncalarına bilgi verebilirdi. Ama bu casuslardan fazla yoktu. Blue River tarafında böyle bir yetkiye sahip tek casus vardı. Bu casus, Samsara Loncası'ndaydı.

Samsara Loncası, Samsara Kulübü tarafından destekleniyordu. Samsara Takımı, son yıllarda oldukça güçlü bir takımdı. Takımlarının as oyuncusu Zhou Zekai, şu anda Glory'nin en popüler oyuncusuydu. Samsara Takımı için parlak bir gelecek bekleyen hayran ve uzman sayısı azdı. Çünkü rakipleri çok güçlüydü. Sadece Birlik'te değil, oyunda da düşmanlardı.

"Samsara, dört sınıf özellikli set teklif etti!" Casus, Blue River'a rapor verdi.

"Nasıl hareket ettiğine bakılırsa bu sınırı olmalı." Blue River söyledi.

"Sanırım. Ama bu sefer reddetti..." Casus söyledi.

"Sebep?" Blue River sordu.

"Çoktan Dolunay Loncası'na yardım etmeyi kabul etmiş." Casus söyledi.

"Ah! Belli ki 30 seviyede ondan zindan rekorunu kırmamızı isteyeceğini biliyordu. Dolunay Loncası'nın dört Kızıl Ay seti parçasını nasıl kabul edebildi?" Blue River söyledi.

"Sence bu hareketin ardında gizli bir neden mi var?"

"Kesinlikle." Blue River söyledi.

"Puslu Kale ve Bahar Vadisi'nin de aynı teklifleri verdiğini duydum."

"Nereden biliyorsun?" Bu kolayca bulunabilecek bir bilgi değildi. Blue River'ın bu bilgiyi öğrenmesinin tek sebebi Samsara Loncası'ndaki casusuydu.

"Lonca liderimiz onlara sordu..."

Blue River rahatladı. Büyük loncaların hepsi birbiriyle rekabet etmesine rağmen birbirlerini tanırlardı. Herkesin kafasının karıştığı bu noktada düşmanların dosta dönüştüğü ve bilgi takası yaptığı zamanlar olurdu. Örneğin Plantago Seed bunu sık sık yapardı. Minik Ot ve Mavi Yağmur kan düşmanlarıydı, bu oyunda da böyleydi elbette.

"Lonca liderimiz bir adım daha atacak." Casus söyledi.

"Öyle mi? Ne verecek?"

"Beş sınıf özellikli set!"

Blue River'ın aklına aniden bir fikir geldi ve şaşırdı.

Bu adam ne yapmaya çalışıyordu? Kasıtlı olarak fiyatı düşürerek ve başkalarının daha yüksek teklif vermesini sağlayarak sonunda yine o kazanacaktı. Loncaları onun için savaşmaya iterek aniden statüsünü yükseltmişti. Bu tür bir durumda fiyat yükseldiğinde, görevini tamamlayamadığı sürece bunu düşürmek zor olacaktı.

İlk adımı atan Samsara olmuştu. Bilgi alışverişi yaptıkları Puslu Kale ve Bahar Vadisi de muhtemelen hemen arkasından harekete geçecekti. Ancak bu lonca liderleri düşman casusları değildi. Bilgi alışverişleri muhtemelen yanlış olabilirdi. Blue River, bunu tam olarak bilmenin mümkün olmadığını hissetti. Tek bildiği beş tane sınıfa özgü setin, Lord Grim'in önceki set fiyatını çok aştığını biliyordu.

Bu hareket dâhiyaneydi! Blue River iç çekti ve Lord Grim'in niyetini anladı. Blue River, gidip Lord Grim ile pazarlık edebileceğini düşündü. Tam bir mesaj göndermek üzereyken casustan aniden cevap geldi. "Lanet olsun, yine reddetti!"

"Yine mi reddetti? Ne yapmaya çalışıyor bu adam? Amacı nedir? Daha ne istiyor?" Blue River da şaşkındı. Beş sınıfa özgü set, onların dişlerini sıkarak kan kusacağı bir miktarken bunu da mı reddediyordu? Gerçekten büyük loncaları çılgına çevirmeye mi çalışıyordu?

"Hiçbir şey istemedi. Aynı şeyi, Dolunay Loncası'na yardım etmeyi kabul ettiğini söyledi."

"Nasıl olur.... Şimdi ne yapacaksınız?" Blue River sordu.

"Bilmiyorum... lonca lideri şu anda öfkeden deliye döndü!"

Elbette Samsara'nın onuncu sunucusunun lideri Lonely Drink şu anda öfkeden deliye döndü. Dört sınıfa özgü set gayet mantıklıydı ve bu teklifi kabul edilmeliydi. Peki Lord Grim neden reddediyordu? Üstelik çok hızlı şekilde cevap veriyordu. Teklifi verdikten sadece iki saniye sonra cevabı gelmişti. Lonely Drink, bu adamın otomatik cevap verecek bir bot ayarladığını falan düşünmeye başlayacaktı! Cevabı nasıl bu kadar hızlı verebilirdi?

Teorisini rastgele test etti. Bu otomatiğe atanan bir bot değildi. Bu adam gerçekten verdikleri teklifleri kabul etmeyi düşünmüyordu.

Lonely Drink salak değildi. Teklifi reddedildikten sonra Blue River'dan daha hızlı şekilde düşündü, Lord Grim gerçekten dev bir balık tutmuşa benziyordu. Bu adam, loncaların onun için savaştığını görüyordu.

Lonely Drink şimdilik tek kelime etmedi ve diğer loncalar ile temasa geçti.

O adamlar da öfkeliydi ve Lord Grim'e sövüyorlardı. Hepsi birini öldürmek istiyor gibi duruyordu. Lonely Drink buna hiç şaşırmadı. Bu adamların hepsi Lord Grim'den nefret ediyordu. Burada başka biri olsa, teklifi gerçekten tekrar yükseltmeyeceklerini zannederdi. Ama Lonely Drink, bu büyük lonca liderlerinin onun gibi tekrardan teklif vermeye karar verdiklerini biliyordu. Bu nedenle rakiplerin bu tiyatro oyunundan vazgeçeceğini umuyordu.

"Hıh, bu işe karışmıyorum artık!" Lonely Drink sonunda onları kandırmak için bir yem attı ve beş sınıfa özgü teklif yaptı.

Bu teklif artışı oldukça büyüktü. Diğer lonca liderlerinin geri çekilme niyeti olmadığını görünce Lonely Drink de fiyat yükseltmeye karar verdi. Teklifinin Lord Grim tarafından kabul edilmeye yetmeyeceğini hissetti ama en azından diğer tarafa samimiyetini hissettirebilecek ve ciddi şekilde konuşabilecek miydi?

Ancak bu teklifi anında reddedeceğini kim düşünebilirdi Lonely Drink bu sefer rol yapmadı, gerçekten öfkeliydi. Bu adam bu teklifi hiç umursamıyorsa, ondan loncanın tamamını falan mı istiyordu?

Lonely Drink hiç mutlu değildi. Son derece kötüydü. İlk birkaç ret, onu şaşkına çevirmişti ama şu anda artık Lord Grim'in hizmetini elde etmekle ilgilenmiyordu, şu anda onun ne kadar derin biri olduğunu görmek için Lord Grim ile savaşıyordu.

Lonely Drink sonuç olarak bir mesaj daha gönderdi. "Sekiz tane sınıfa özgü set. Ne dersin? Bu sefer mutlu olursun değil mi!?"

Lonely Drink hiç pazarlık yapmadı ve kumara girişti. 'Seni küçük serseri, hâlâ benimle oyun oynamaya mı çalışacaksın? Peki, karşısında aptallaşacağın ve ağzını açık bırakacak bir teklif yapacağım.'

Lonely Drink şu anda tamamen bu amaçla hareket ediyordu!

Sonunda bir saniye bile geçmeden sohbet kutusu tekrar titredi. Teklifi hiç gözden geçirilmemiş gibi sonuç aynıydı. Lonely Drink neredeyse bunu açmak istemiyordu. Kötü bir önsezisi vardı. Ama yine de baktı.

"Zaten Dolunay Loncası'na yardım etmeyi kabul ettim!"

"SİKTİİİİİİİRRRRRRR!!!!!" Yine aynı cümle! Her seferinde birebir aynı şeyi söylüyordu. Lonely Drink bu adamın artık otomatik yanıta almadığından emindi. Kopyala yapıştır yaparak cevaplıyordu!

"Sen var ya sen!!! Ne istiyorsun ulan!!!" Lonely Drink kalbinin kükrediğini hissetti.

"Zindana giriyorum. Sonra konuşuruz." Bir saniye bile geçmeden... Gelen başka bir cevap daha.






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 32125 Üye Sayısı
  • 325 Seri Sayısı
  • 43121 Bölüm Sayısı


creator
manga tr