Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

The Heritage Of Dragon - 00.2 - Tobb Ormanı


Hava kararmıştı ve etraf sessizliğini koruyordu. Wers ise bir ağacın kovuğuna girmiş uyumaya çalışıyordu. Ancak sert tahta bunu çok zor kılıyordu. Bu yüzden yola devam etmeye karar verdi.

 

Ağaç kovuğundan çıktı ve yürümeye başladı. Her yer birbirinin kopyası gibi geliyordu. Elinde kendini savunacak bir şeyi olmadığından dolayı biraz gergindi.

 

Birbirinin kopyası gibi olan yerler zamanla değişmeye başladı. Ağaçların boyu uzuyordu ve sıklaşıyordu.

 

Bir yerde ağaçların boyu o kadar uzadı ki uçlarını göremez oldu. Bu Tobb Ormanı'nın özelliğiydi. Ağaçları göklere kadar yükselebiliyordu. Ayrıca bereketli olduğundan zamanında burası için çok savaşılmıştı. Bu devirde ise antlaşma imzalanmıştı ve her yıl bir ırk hasat yapıyordu.

 

"Hava soğuyor."

 

Hava soğuyordu. Bu saatin 3-4 civarlarında olduğunu gösteriyordu. Güneşin doğmasına az kalmıştı. Sorunsuz atlamış gibi görünüyordu.

 

Uçsuz bucaksız ağaçların arasından yürümeye devam etti.

 

"Sabah kesinlikle kalacak bir yer bulmalıyım."

 

Yürümeye devam etti.

 

**

 

Sabah olmuştu ve hava iyice ısınmıştı. Wers ise eğilerek çalılıkların arasında sessizce dolaşıyordu. Hedefinde tam karşısındaki koyunlar duruyordu. Yani bir tanesi.

 

Yavaşça ilerledi ve koyunlardan bir tanesinin arkasına geçti. Boynunu yakaladı ve tüm gücü ile kırdı. Bu iyiydi çünkü yemek sorunu çözülmüştü.

 

Yerden bulduğu keskin bir taşı iyice yonttu. Sanki ilk çağlarda yaşıyor gibi hissetmişti kendini.

 

Taş ile koyunun içini yardı. Taşıyabileceği kadar et aldı ve yola koyuldu.

 

Ağaçlar artık anormal uzunlukta değil kalınlıktaydı. Bu yüzden nerede olduğunu fazla kestiremiyordu. Koyun cesedinden iyice uzaklaştıktan sonra gördüğü ağaç kovuklarından birisine girdi. Yeterince genişti.

 

Tekrardan dışarı çıktı ve bolca yaprak topladı. Yaprakların çoğu ile ağaç kovuğunun içini kapladı. Birazını da etlerin altına koydu.

 

Sıradaki görevi kuru dal bulmaktı. Bu da kolaydı ve bolca kuru dal buldu. Dalları çapraz şekilde dikti ve etrafını taşlar ile kapladı.

 

"Bunu yapmayalı bayağı uzun zaman oldu ama sanırım yapabilirim."

 

Sağ elini dalların üzerine koydu ve gözlerini kapattı. Sayısız düşüncelerini durdurdu ve hiçbir şey düşünmemeye başladı. Tüm odağını sağ eline verdi.

 

Çıtırtı

 

Ufak kıvılcımlar belirdi ve dallar yavaşça tutuşmaya başladı. Babasından öğrendiği ve gereksiz dediği bilgilerden birisiydi bu. Bugün yeni bir şey öğrendi. O da hiçbir şeyin gereksiz olmadığı.

 

**

 

Ateş güzelce yanıyordu. Bu sayede hem ısınıyor, hem vahşi hayvanları uzak tutuyor, hem de yemeklerini pişiriyordu.

 

Etlerden birazını pişirdi ve yedi. Kullandığı yetenek onu çok yormuştu. Dinlenmeye karar verdi ve ağaç kovuğuna girdi. Uykuya daldı.

 

**

 

Uyandığında çoktan güneş tepeye çıkmıştı bile. Biraz geride kaldığını hissediyordu. Ateş sönmüştü. Kalan etlerini yanına aldı ve yürümeye başladı. Bugün en azından kalın ağaçların olduğu alandan çıkmak istiyordu.

 

Kalın ağaçlara kadar ki olan her yeri biliyordu ve orada çok zaman geçirmişti. Ancak oradan sonrasına ilk defa çıkacaktı. Onun için biraz tehlikeliydi ama başka şansı yoktu.

 

Adımlarını biraz hızlandırdı. Sonra daha da hızlandı ve koşmaya başladı. Kafasına koymuştu, 1 hafta içerisinde ormandan çıkacaktı.

 

**

 

Akşam olmuştu ve gene bir ağaç kovuğunda uyuyordu. Ateş yakmamıştı, çünkü yakmayı becerememişti.

 

Sabah olduğu vakit tekrardan hayvan avladı ve et stoğunu biraz daha arttırdı. Elinde taşıdığı etler biraz zaman sonra kötü kokmaya başladı. Bu yüzden onların çoğunu bıraktı. Sadece açlıktan ölme sınırına gelince onu kullanacaktı. Onun dışında her gün tekrar tekrar avlanacaktı.

 

Akşam olduğu zaman ağaç kovuğu yerine çalılıklarda uyudu. Çünkü artık ağaç kovuğu yoktu. Ağaçlar normal seviyeye inmişti. 

 

Sabah oldu, avlandı, çiğ et yedi, uyudu ve aynı döngüyü tekrarladı.

 

**

 

Bam, Güm

 

Wers yattığı yerden fırladı. Sabahın erken saatleriydi ve bir hayvana göre çok daha fazla ses çıkaran bir şey vardı.

 

Sessizce hareket etmeye başladı. Seslerin olduğu yere gidiyordu.

 

"Biliyordum."

 

Karşısında ufak bir avcı grubu vardı. Bu onun yararına mı zararına mı şu anlık bilmiyordu. Saklandığı yerden çıktı.

 

"Merhaba."

 

Avcılar hızla saldırı pozisyonu aldı. Tobb Ormanı'nın bu kadar derinlerinde insan görmek çok nadirdi.

 

"Kimsin sen? Ne işin var burada?"

 

"Adım Wers ve ormandan çıkmaya çalışıyorum. Ya siz? Ne yapıyorsunuz burada?"

 

"Bizde ormandan çıkmaya çalışıyoruz. Görevimiz bir vampir avlamaktı ama o ormana kaçtı. Bizde kovaladık. En sonunda öldürdük ama kendimizi burada bulduk."

 

'Vampir. Demek ki buraya yakın yerlerde yaşıyorlar.'

 

"Anlıyorum. İşiniz zor olmalı. Geçmiş olsun."

 

"Teşekkür ederiz."

 

"O zaman şimdi gidiyorum. Eğer tekrar görüşücek olursak bir şeyler içelim."

 

"Peki."

 

Wers hızlıca alandan uzaklaşmaya başladı. Gideceği yön belliydi ama panik ile kafası karışmıştı. Bulması biraz zaman aldı.

 

Bu, insanlar ile ilk 'normal' karşılaşmasıydı ve gayet iyi geçtiğine inanıyordu. Kendi kendine gururlandı.

 

Adımlarını iyice hızlandırdı ve koşmaya başladı. Bu insanları görmesi ormanın çıkışına yakın olduğu anlamına geliyordu.

 

Pıt Pıt

 

"Olamaz…"

 

Korktuğu şey başına gelmişti. Yağmur yağıyordu ve sığınacak bir yeri yoktu.

 

Var gücüyle koşmaya başladı. Ancak ortalıkta hiçbir şey yoktu. Elindeki etleri yedi ve yerde bulduğu ilk büyük yaprağı kafasının üstünde tutup koşmaya başladı.

 

"Lanet olsun!!!"

 

Var gücüyle koşuyordu. Belki bir umut bir yer bulabilirdi.

 

**

 

Neredeyse yarım saat geçmişti ve sürekli koşmuştu. Ancak etrafta hiçbir şey yoktu. Yaprakların sayısını ikiye çıkarmıştı. Çünkü yağmur hızlanmıştı. Yavaş yavaş yoruluyordu.

 

**

 

Yaklaşık iki saat olmuştu ve bacaklarında enerji kalmamıştı. Olduğu yere düştü ve bayıldı. Yağmur çok hızlı yağıyordu. Bu da vücudunda kızarıklıklar oluşmasına sebep oldu.

 

**

 

Yavaşça gözlerini açtı. Yerde yatıyordu. Vücudu yanıyordu ve kızarıktı. Bayıldığından beri kaç saat geçmişti?

 

"Siktir… Çok açım…"

 

Yattığı yerden kalkmaya çalıştı ama bacakları kımıldamıyordu.

 

"Siktir… Siktir… Siktir… Lanet olsun…"

 

Gerçekler vücudundaki yaralardan daha çok canını yakıyordu. Ağacın altına sürükledi kendini ve beklemeye başladı.

 

Hareket edemiyordu...

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1335

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 945

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 704

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 576

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17734 Üye Sayısı
  • 481 Seri Sayısı
  • 23937 Bölüm Sayısı


creator
manga tr