Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

The Desire and Fate - 40. Bölüm: Hathor


 

1.      40. Bölüm: Hathor

Alex dilini yutmuş gibi bir süre konuşamadı. Oldukça şaşkındı. Ona ulaşmaya çalışan kişinin Phoenix olduğunu düşünmesine rağmen aslında kendilerinin Arzu olduğunu öğrenmişti.

“Neden konuşmuyorsun? Selefine böyle mi davranacaksın? Seni hayatta tutmak için yaptığım onca şeye rağmen hemde?” dedi Hartor.

“Hayır selefim. Sadece bu kimsesiz sizin yüce varlığınızdan dolayı şaşkın durumda olduğu için tepki veremedi. Lütfen kabalığımı bağışlayın. Yüce merhametinize sığınıyorum.” dedi Alex içten içe durumdan rahatsız olarak.

“Ahahaha. Sen benim soyumdan geliyorsun küçüğüm. Hatta hayatta kalan tek akrabamsın. Bu yüzden karşındaki bir tanrı olsa dahi sakın kendini ezdirme. Ölüm ve Yaşam ile kutsadım seni. Sen olduğunu sandığın kişiden çok daha güçlüsün. Sadece bedenin buna ayak uyduramıyor.”

Alex Hathor'un dediği belli bir cümleye takıldı. Hathor onu Ölüm ve Yaşam’la mı kutsamıştı? O zaman Evee'nin çağırdığı tanrı başka birisi olmalıydı. Ardından Hathor, Evee’e müdahale etmiş ve yetişim rehberi olacak tanrıyı değiştirmişti. Böylece Alex'in kendisi Tanrılar Alemi'ne gittiğinde olması gerekenden daha güçlü olacaktı.

“Zihnin şaşırtıcı derecede hızlı. Gerçekten de o aptal şeytanın 48. Kademe bir tanrıyı çağırabileceğini düşünmedin değil mi? Ne yazık, senin gibi birine yetişimin yasak olduğu öğretilmesi. Engel olmasaydım harcanabilecek o potansiyel...”

“Zihnimi duyabiliyor musun?”

“Tabi ki. Ben en derin arzuları, onları besleyen düşünceleri ve diğer her şeyi duyarım. Benim ve Kader'in bu kadar korku uyandırmasının sebebi zihin yetişiminde üst seviyelerde olmamız ve sahip olduğumuz Enerji nedeniyle asla zihinlerimizin tahrip olmaması.”

‘Zihin yetişiminde üst seviye olmasına rağmen zihninde hiç tahribat yok mu? Kaçıncı kademe bu, hayır nasıl bir güç bu?’ diye düşündü Alex.

Kendisi sadece altı seviyeyle eskiden sahip olduğu vicdanı kaybetmişti ve Hathor bir tanrı olmasına rağmen sapasağlamdı.

“Peki sadede gelelim o zaman tanrıça. Neden bana ulaşmaya çalışıyorsun?” dedi Alex.

Gerçekten de Alex'in Hathor'un neden ona ulaşmaya çalıştığı hakkında bir fikri yoktu. Savaşa katılmasını istiyorsa zaten katılacaktı. O zaman neden ona ulaşmaya çalışıyordu. Günün problemi buydu.

“Ben Alex, milyarlarca yıldır var olan sayılı tanrılardan biriyim. Diğer tanrıların aksine ben uzun varoluşum yüzünden aklımı kaçırmadım. Kader de öyle. Lakin Kader 130 milyar yıllık huzurumuzu 6 milyar yıl önce bana büyük bir kazık atarak bozdu. Tanrılar Alemi’ni güçlendiren şeyi sadece kendine sakladı ve bende onu ondan geri alacağım. İşin sonunda ölürsem o gücü sen alacak ve Tanrılar Alemi’ne geri koyacaksın. Yine de istediğin cevabın bu olmadığını biliyorum.”

Bir süre duraksayarak Alex’den bir cevap bekledi .

“Evet, doğru. Zaten senin varisin olacağım. Niye bunca zahmete girip benimle iletişim kurduğunu merak ediyorum.”

“Anubis'in verdiğim görevi düzgünce halledip etmediğini kontrol etmeye çalışıyordum. Sana zaten yetişim rehberi olması için Anubis'i düşünmüştüm. Lakin o aptal şeytan ben gerekli her şeyi hazırlamadan senin gelişmemiş vücuduna bir tanrı sokmak istedi. Bir Şekilsiz olsan da unutma ki sen hala bir çocuksun. Böylece ben Anubis'e olanları bile açıklayamadan tanrıların yerini değiştirmek zorunda kaldım. O yüzden veremediğim görevi anlamış mı onu kontrol ediyordum. Ama bakıyorum ki yapamamış. Normalde asla Anubis'in alanına girmemeliydin. Onun yapacağı tek bir görevi vardı ve aptal şeytanın teki yüzünden tüm planlarım ters gitti. Orasıyla etkileşime bile girmişsin. Sana gücünden vermiş. Yoksa benimle bu kadar erkenden iletişime geçemezdin. Senin zamanınla yaklaşık bir yıl kadar yani.”

Alex bir süre sessiz kalarak Hathor'un ona söylediği şeyleri düşündü. Hathor neden onun Mathis'in alanına girmesini istemesindi ki?  Büyük ihtimalle Gençlik Çeşmesi’nden dolayı idi. Belki de Mathis'in sakladığı tanrı sırları olabilirdi. Mesela onların nasıl öldürülebileceği...

Alex kendi kendine çözümler buluyor ve bazılarını eliyordu. Elinde sadece ihtimaller vardı. Vardığı sonuç ise eğer Tanrılar Alemi’ni yöneten kişi bir şeyi öğrenmemesini istiyorsa onu öğrenmeliydi.

Daha sonra aklında başka bir fikir daha filizlendi. Ya yapmak istediği şey buysa? Onun sadakatini ölçüyorsa? Ya da özgür iradesini? Alex'in aklında birbirine zıt iki fikir vardı.

Zıtlık’tan kurtulan bir tanrıça yüzünden iki zıt fikirle çelişmek. Alex'e göre bu oldukça ironikti.

Onu sadakatini ölçmek için bir testti. Ama lakin bu bir yanıltmacaydı. Onun özgür iradesini ölçüyordu. Özgür iradesini ölçmek bir şaşırtmacaydı. Asıl ölçtüğü şey özgür iradesi idi. O da bir şaşırtmacaydı. Sadakat önde gelirdi. Sadakat yemdi. Alex varisti, kendi kendine düşünebilmeliydi. Bağımsız tehlikeliydi. Bu yüzden...

Bu bir paradokstu. Alex ne kadar düşünürse düşünsün vardığı sonuç daima düşünmenin saçma olduğuydu. Tıpkı yazı turada olduğu gibi iki seçeneği vardı. Tabi üçüncüyü yaratmadığı sürece.

Hathor onun düşüncelerinin kaydığı yönü görünce kıkırdadı.

“Gerçekten seni varisim seçmenin doğru karar olduğunu biliyordum. En azından, ne derler, ha buldum... Gözüm açık gitmeyecek. Yeterince güçlü olacaksın ve oldukça da akıllısın. Büyük, büyük, büyük ve binlerce kat daha büyük torunumdan da daha azını beklemezdim. Seni tanıdığıma memnun oldum, Alex Desire. Sevgili halefim, senin için birkaç, benim için ise yüzlerce yıl sonra olacak ikinci bulaşmamızı iple çekiyorum. Umarım gelişmeye devam edersin.” dedi ve Hathor'un varlığı Alex’in rüyasından çıktı.

Eş zamanlı olarak Alex’de rüyasından hızlı soluklar alarak uyandı.

Gözleri odayı inceledi ve Mathis'in olduğu köşede durdu. Mathis'in oldukça katı olan yüz ifadesine bakan Alex rahatlıkla söyleyebilirdi ki Hathor, Mathis ile de konuşup ona ağzını payını vermişti.

Alex ruhsal enerjisini saldı ve aurasına dalmayı denedi. Mathis'in ezici varlığı tarafından geri püskürtülünce düşüncelerini doğrulamış oldu. Böylece Mathis'in ve Hathor'un ondan sakladığı şeyi bulmak için üçüncü seçeneği uygulamaya ihtiyacı olduğunu da doğrulamış oldu.

Alex aslında Hathor tarafından kışkırtıldığını biliyordu. Yine de meraklı olan tarafına söz geçiremiyor, ondan saklanan şeyi bulmak için kaynayan kanını dizginleyemiyordu.

Duygusuzluğunun etki etmediği kısmı sadece ve sadece meraklı olan kısmıydı. Alex bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna bir türlü karar veremedi.

Pencereden karanlık gökyüzüne bakan Alex derslere gitmesine daha çok zaman olduğundan odasında oyalanacak bir şeyler aradı. Sonunda biraz ders çalışmaya karar verdi.

İksir kitaplarını inceledi ve işine yarayabilecek olan karışımları ezberine aldı.

Zamanın su gibi akıp geçtiğini fark etmeden işine devam etti.

En nihayetinde hava aydınlandığında derse gitmeye hazırlandı. Öğretmenleri kesinlikle fazladan eşya getirmemelerini söylemişti. Alex gün içinde lazım olabilecek her şeyi boyutsal yüzüğüne attıktan sonra kıyafetlerini değiştirmişti.

Buraya geldikten sonra boyutsal keselerin, boyutsal yüzük almaya parası yetmeyen alt tabaka için olduğunu öğrenmişti. Kitapçı’nın evinde bulunan yüzükleri düşündükçe hala içi gidiyordu. Yine de neden Kitapçı'nın tüm bunlara sahip olduğunu bilmiyordu. Normal biri için bir boyutsal yüzük oldukça pahalıydı. Kitapçı da ise bunlardan bolca vardı. Daha önce gerçek anlamıyla Kitapçı'nın geçmişini öğrenmeye çalışmamıştı. O konuyu kapatmayı istediğinden Alex'de kurcalamamıştı. Birbirlerinin sırlarını kurcalamazlardı. Kimin nesiydi bu adam? Tüm bu sorulara ancak ölümünden sonra cevap araması mantıksız olduğundan Alex bunun kendisi için bir gizem olarak kalmasını uygun gördü.

Odasını da toparladıktan sonra kılıcını beline astı ve ders alanına doğru ilerledi.

Alanda çoktan başkaları da vardı. Akademinin üç kısmındaydılar. Buradan sonrasında orman vardı. Öğretmenin neden buraya toplanmalarını istediğini çözemedi.

 

Dakikalar geçti ve 20 kişilik sınıfın tamamı alana vardı. Son kişinin gelmesiyle birlikte alanda insana ait olamayacak çığlıklar yankılanmaya başladı.

Çığlığın kaynağı insanlar değildi de zaten.

“Bunlar da ne lan böyle?!”




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1485

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 795

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17338 Üye Sayısı
    • 779 Seri Sayısı
    • 35944 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr