Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

The Dark King - Bölüm 264: #####


  1. bölüm

 

Yenilemek

 

************************************************************************************************

 

Dudian şişenin kapağını açtı. Talimatları takip edip sıvıyı sol koluna döktü. Sağ koluyla sümük gibi olan sıvıyı koluna eşit şekilde yaydı. Yaşam kaynağından çiçeğe benzer bir koku geliyordu ancak hafif bir kan kokusu da vardı. Sıradan insanlar kan kokusunu tespit edemeyebilirdi. Üstelik, hafif bir ekşi koku vardı. Bu parçacıklar özellikle nadirmiş gibi gözüküyordu. Dudian gibi sıra dışı koku alma yeteneği olan biri için bile kokuları almak kolay değildi.



"Sıradan insanların sıvıyı doğrudan yaralarına sürmesi gerekiyor. Yaşam kaynağı deri tarafından emilip yarayı iyileştirecek ve eti tekrar çıkartacaktır. Bir şişe yaşam kaynağı 10 kereye kadar kullanılabilir." Dudian şişenin yarısını tüm koluna sürdü. parmaklarına da bir katman sürdü. Derisinin üstünde zengin bir koku yayan parlak bir katman vardı.



Dudian sol koluna bakınca endişelenmişti. Yaşam kaynağı emilmiş ve gözler görülür bir düzeyde buharlaşmıştı. Ancak, sol kolunu hissetmediğinden etkileri konusunda emin değildi.



Bu sol kolunun en kötü yönüydü. Kolunu kırmamak için ne kadar güç uygulayacağını bilmiyordu. Böyle bir olayla tekrar karşılaşmak istemiyorsa ölüm kalım durumu olmadığı sürece yakın dövüşten kaçınmak zorunda olduğunu düşündü. Mümkün olduğunca kısa sürede uzaktan okçulukta ustalaşıp tekniğini mükemmelleştirmeliydi. Üstelik, acı hissetmese bile sol kolunu kontrol etmeyi de mükemmelleştirmek zorundaydı.



"Okçuluk... Mükemmel olsam bile okçuluğu asıl olarak duvarın dışında avlanırken kullanabilirim. Birisinin suikast düzenleyip canımı almak istediği bir duruma düşersem yakın dövüşe güvenmek zorundayım!" Dudian büyük duvarın dışında karşılaşacağı tehlikeler yüzünden değil de içerideki gizli olanlar yüzünden endişeleniyordu. Kolu rehabilite olur olmaz kendini güçlendirecek ve egzersiz yapacaktı.



Üç gün sonra.



"Kemikler tamamen iyileşti mi? Arkada bazı iç yaralanmalar bırakma olasılığı var mı?" Dudian orta yaşlı doktora ve yatağına yakın duran 15 yaşındaki asistan kıza baktı.



Orta yaşlı doktor Dudian'in sol koluyla ilgileniyordu, "Tamamen kontrol ettim. Çatlaklar tamamen iyileşmiş. Şimdi sorun yeni oluşan kemikler bünyene alışana kadar beklemen gerekiyor. Bir süreliğine şiddet içeren hareketlere bulaşmaman en iyisi."



Dudian onaylar gibi başını salladı. Eğer sıradan birisi iyileşme oranını doğrulamak isterse o zaman acıyla test ederek anlardı. Ancak, sol kolunu hissetmediğinden bu işe yaramıyordu ve yapabileceği tek şey kemikleri kontrol ederek kontrol eden doktora sormaktı. Doktor kolundaki birkaç yeri kesip kemikleri kontrol etmişti. Şu anda kolunun baz yerlerinde dikişten başka bir şey yoktu.



Bir süre sonra Dudian'in kolundaki operasyon bitmişti. Orta yaşlı doktor kanlı eldivenlerini ve iğnelerini geri çantasına koydu. Alnındaki teri sildi ve Dudian'e baktı. Genç adamın ondan daha sakin olduğunu gördü. Dudian anestezi yüzünden hiçbir acı hissetmese de ameliyatın kanlı manzarası herkesin yüreğini hoplatırdı. Alay eder gibi gülümsedi, "Sol kolunun suyla temas etmediğinden emin ol. Eğer yaralar kaşınırsa o zaman kaşımamaya ve kendini tutmaya çalış. Kaşırsan yaralar başka bir hastalıkla enfekte olabilir. Durumunu kontrol etmek için düzenli olarak geleceğim. Ancak, anormal bir durum olursa anında bana haber vermek zorundasın."



"Tamam." Dudian yatağına yaslandı.



Orta yaşlı doktor aletlerini çantasına koydu ve asistanıyla beraber odadan çıktı.



Ertesi gün.



Dudian'in sol eli sargılıydı. Ryan Kalesine gidip ikinci kata çıktı. Hizmetkarlar odadan çıktıktan sonra İhtiyar Fulin'e baktı, "İşlemler halledildi mi?"



"Evet." İhtiyar Fulin çekmeceden bir yığın zarf çıkardı ve onları Dudian'e uzattı, "Hepsi burada. Hiçbiri hapisten kaçmaya çalışmadı bu yüzden onları kefalet ödeyip çıkartmak kolay oldu. Şimdi senin gidip onları alman lazım."



Dudian başını salladı ve zarfları almak için elini uzattı, "Yalnız giderim. Uzakta olduğundan senin gelmen uygun olmaz."



İhtiyar Fulin onun eline baktı, "Kolun..."



Dudian gülümsedi. Zarfları kaldırdı ve merdivenlerden aşağı indi. Araba çoktan onun için hazırlanmıştı. Arabaya bindi sürücüye sürmesini emretti.

 

...

 

...

 

Ticari Bölgenin sınırının biraz uzağında gösterişsiz bir barınak vardı. Etraf sıkı bir ormanla doluydu. Ormanın ardındaysa yeşil çimlerle dolu bir düzlük vardı. Düzlüğün ortasında 10 metre yüksekliğinde bir kale duruyordu. Kalenin etrafı gökyüzündeki gümüşümsü gri radyasyon bulutlarını yansıtan büyük mavi bir gölle çevriliydi.



Burası Silvia'nın en ünlü hapishanesiydi. Dikenli Çiçek Hapishanesi.



Kalenin en tepesinde büyük bir ofiste.



Hapishane müdürü Jones ve kahyası Peter balkonda durmuş gölün dışındaki düzlüğü gözlemliyordu. Hapishane müdürü fısıldayarak dedi ki, "Buradan kaçan küçük şeytanı hatırlıyor musun?"



Peter cevap verdi, "Bu hapishanede onu unutabilecek hiç kimse yoktur."



Jones Peter'ın duygularını göremiyordu, "Hapisten kaçtığından beri ne kadar oldu hatırlıyor musun?"



"Yarım yıl..." dedi Peter, "Ryan Ailesinin Yeni Dünya Konsorsiyumuna katıldığını duydum. Üstelik, bugün kefaleti ödenen 5 kirli domuzu çıkarmak için geleceğini duydum!"



Jones başını salladı, "Bu yarım yıl içinde Burong Ailesi çocuğu ortadan kaldıramadı. Lakin çocuk Kutsal Kilise'nin koruması altında olan Elementler Tapınağına katıldı. Çocuğa hapishaneye aldığımızda büyük bir hata yaptık. Gücü orta seviye avcıya, hatta kıdemli bir avcıya yakın olmalı."



Peter şaşırmıştı ama çok geçmeden neden hapishane müdürü Jones'un öyle dediğini anladı. Eğer küçük şeytanın gücü olmasaydı o zaman şimdiye çoktan bir suikast kurbanı olurdu.



"Hapishaneye girdiğinde gerçekten de sadece 13 yaşında mıydı?" Peter kendini tutamadı ve sordu. Küçük şeytan hapishaneye gireli 5 yıl olsa da hapishaneye giren her suçlunun kayıtlarını biliyordu.



Joney onaylar gibi başını salladı, "Burong Ailesi 13 yaşındaki bir çocukta o kadar güç olduğunu bilmiyor olmalıydı. Küçük şeytan kendini güzel sakladı. Dikenli Çiçek hapishanesindeki vaftizden sonra bir 10 yıl daha hayatta kalabilirse o zaman Burong Ailesinin geleceği yok demektir."



Peter şaşırmıştı, "Hayır, imkansız. Küçük şeytanın ne kadar akıllı veya kurnaz olduğu fark etmez. Burong Ailesi uzun zaman önce kendini çeşitli sektörlere dikti. Eğer yeteri kadar akıllıysa o zaman Burong Ailesiyle uzlaşır. Yoksa..."



"Uzlaşma imkansız." Jones fısıldadı, "Çocuğun hapishanede ne yaşadığını herkesden iyi biliyor olmalısın. Eğer küçük şeytan şansa kıdemli bir avcı olursa o zaman Burong Ailesinin boğazı onun kılıcının ucunda olacaktır."



Peter başını salladı, "Kıdemli avcı olmak çok zor. Üstelik, avcının hayatı tehlikelerle dolu. Kıdemli bir avcının bile büyük duvarın dışında düşmesi mümkün. Yani bu noktada tahmin yürütmek biraz anlamsız."



Jones düzlükte siyah bir noktanın belirdiğini gördü. Fısıldayarak dedi ki, "Gidelim."

 

...

 

...

 

Dudian perdeyi çekti ve dışarı baktı. Hapishaneden kaçtığı yağmurlu günü hatırladı ve duygulandı.



Arabanın göle ulaşması fazla sürmemişti.



"Dur! Kimliğinizi teyit edebileceğim bir şey gösterin!" Köprüdeki muhafız bağırdı. Arabadaki soylu aile sancağını görmese araba uzun zaman önce çoktan saldırıya uğrardı.



Dudian kapıyı açtı ve arabadan indi. Zarfı ona uzattı.



Muhafız zarfı aldı ve açtı. Bir süre okuduktan sonra Dudian'e baktı, "Beni takip et! Geçitten geçerken etrafa bakma!" Doğrudan hapishaneye gittiler.



Geçitten geçerken Dudian gölde 10 metre uzunluğunda bir gölgenin yüzdüğünü gördü. Eğer göle düşerse kıdemli bir avcı dahi parçalanıp trajik bir ölümle yüz yüze gelirdi.



Aniden, birisinin onu gözlemlediğini hissetti. Başını kaldırıp baktığında kalenin tepesinde duran iki kişi gördü. Balkon gibi gözüken bir çıkıntı vardı. Balkonda siyah takım elbise giyen orta yaşlı bir adam vardı. Onun arkasındaysa beyaz saçlı bir adam vardı.



Dudian bu ikisinin Dikenli Çiçek Hapishanesinin müdürü ve kahyası olduğunu düşündü.



Hapishanede zaman geçirirken hücre arkadaşlarından müdür Jones'un kıdemli bir avcıyı şahsen öldürdüğünü duymuştu. Güçlü bir dövüş gücü vardı. Üstelik, müdür Jones'un Adliyede bağlantıları vardı. Bu bağlantıları sayesinde böyle acımasız bir hapishaneye karşı çıkan sesleri bastırabiliyordu.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 978

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 721

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 532

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 491

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 212

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 68

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8825 Üye Sayısı
  • 221 Seri Sayısı
  • 13706 Bölüm Sayısı


creator
manga tr