Cilt 14: Bölüm 28-2

avatar
571 0

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 28-2


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

WangXia hemen bombaları çözmeye başladı. Tecrübesi nedeniyle kolayca parçalara ayırdı ve dikkatli bir şekilde içerisindeki enerjiyi çıkardı. Tek bir dikkatsizlik sonucunda, o kadar şeyin ardından yok olabilirlerdi. Sırtı ter içinde kalmıştı. Ufak gümüş metal parçasını Zheng'e verdikten sonra ikinci bombayı ayrıştırmaya başladı. Plazma mayınları ve zaman ayarlı bombalar hemen yanıbaşında duruyordu. Zihnini tamamen odaklamıştı ve elleri rüzgar gibi hareket ediyordu. Bir bombayı ayrıştırması yalnızca bir dakikasını alıyordu ve yalnızca mithrili ayırması gerektiğinde yavaşlıyordu.

 

Zheng, kendi Qi'sini tamamen aktardı. Vücudunda tek bir Qi ve Kan enerjisi damlası kalmamıştı. Yüzüğünde ise çok az vardı. Ancak bu az miktarda olan Qi, Kampa'yı kurtarmaya yetmeyebilirdi. Yeniden elde ettikleri Qi'yi göndermekten başka seçeneği yoktu. Ancak bu kadarı yeterli değildi. Kampa'nın vücut ısısı tekrar düşüyordu.

 

WangXia!” Zheng bağırdı. Gözleri kan kırmızısıydı. Bunun sebebi öfke değildi kan sıçramasıydı. O sırada WangXia mithrili ayırdı. Zheng, hiç bakmadan mithrili aldı ve hemen içerisine Qi aktarmaya başladı. Plazma bombasından çıkan mithril, onun toplam Qi'sinin yaklaşık yüzde yirmisini içeriyordu. Qi vücuduna girerken aniden tansiyonu düştü fakat bu hissi inceleyemedi. Hemen Qi'yi Kampa'ya göndermeye başladı. Kampa'nın derisine kan rengi geri geldi ve nefes alıp verişi normale dönmeye başladı.

 

Yüzde yirmi oranlık Kaotik Birlik Qi hem kalite hem de miktar açısından çok iyiydi. İki saniyeliğine Yıkım Tekniği'ne dayanabilirdi. Zheng, bunları hiç durmadan Kampa'ya gönderdi ve kalp atış hızını arttırmak için göğsündeki Qi'ye odaklandı. Vücudunda kalan az miktardaki kan, vücudu boyunca hızlı bir şekilde dolaşmaya başladı.

 

Çok geçmeden Kampa gözlerini açtı. Vücudunu hareket ettirmeye çalışıyordu fakat göğsündeki acı onu engelliyordu. Denemeyi kesti ve güldü; "Kahretsin, bir silahla vuruldum bugün. Herkes iyi mi?

 

Qi'yi aktarırken Zheng'in konuşması uygun değildi. Lan, onları Ruh Bağlantısı ile bağlayabilirdi. Lan, Zheng'in mimiklerine bakarak hemen bunu yaptı.

 

"Vücudunu rahatlat. Merak etme. Yakında geri döneceğiz. Hala yan yana savaşabileceğiz. Sakın ölme kardeşim; dayan. Süper insan güçleriyle gerçek dünyaya geri döneceğiz dedik. Hala en güçlü takımlarla savaşacağız. Bu diyardaki her pisliği öldürmemiz lazım. Sakın bırakma lan bizi!" Zheng neredeyse ağlayacaktı.

 

Kampa gülümsedi. “Kim sonsuza dek yaşayabilir? Bu diyarı oluşturan azizlerin bile öldüğünü okumadık mı? Bizim gibi sıradan insanlar eninde sonunda ölecek. Sen olmasan çoktan ölmüştük. Bu kadar uzun süre yaşadığım için memnunum, sizinle birlikte gittiğimiz maceralardan dolayı memnunum; böylesine güzel bir kadın oluşturduğum için memnunum. Artık seninle birlikte bu yolda yürüyemeyeceğim. Birlikte gerçek dünyaya geri dönmek istedim. Büyükannemin pastırması..."

 

Xuan oraya geldi ve başının arka kısmına yumruk attı. "Bu mağarada oksijen miktarı kısıtlı. Fazla konuşma, Ruh Bağlantısı'nı kullan. Yaraları da fazla konuşmasına müsade etmiyor." Umursamaz bir şekilde konuştu.

 

Zheng hiçbir söz söylemeden Qi'yi göndermeye devam etti. Buna inanmak istemiyordu ancak Kampa'nın nabzı gittikçe düşüyordu. Kalbi yalnızca Qi geçtiğinde atıyordu. Bu durum da Qi tüketim oranını arttırıyordu.

 

Kampa'nın takımdaki görüntüleri, Zheng'in zihninde canlandı. Takım üyelerinin yanında olması, takım içerisinde yaşadığı garip anlar, ateş etme tekniğinin tehlikelere karşı nasıl yardımcı olduğu... Hepsi zihninde canlandı. O olmadan takımın ateş gücü tam olmayacaktı. Kurtadam kan bağını takas ettiğinde en mutlu kişi oydu. O sıra yaptığı gülüş, tıpkı bir çocuğun gülüşü gibiydi.

 

"Ölme lan!"

 

Zheng o sırada çok fazla şey düşünemiyordu. Qi'si tükenir tükenmez arkasını dönüp başka bir mithril parçası alıyordu. Daha sonra enerjiyi Kampa'nın vücuduna aktarıyordu. Bunu bir daha yaptı. Tekrar tekrar yapmaya devam etti. Ne kadar süre geçtiğinin farkında değildi. Daha sonra elini arkasına uzattığında hiçbir şey bulamadı. Arkasını döndüğünde ise herkes çakırkeyif gibi görünüyordu. Gözleri zar zor açık olan tek kişi, Xuan ve WangXia'idi. WangXia'nın yanındaki tüm el bombaları, mayınlar ve bombalar ayrıştırılmıştı. Daha fazla depolanmış enerji kalmadı.

 

''İmkansız! Çok fazla bomba vardı!" Zheng, WangXia'yu tutup kaldırdı ve daha sonra onu yere bıraktı. WangXia'nın tırnaklarının hepsi terse dönmüştü. Bombalar sıkıca montelenmişti ve ellerinde bunu açmak için alet yoktu. Bombaları ayrıştırmaları biraz zaman alırdı ancak vakitleri yoktu. Kaba kuvvete başvurmak zorunda kaldı. Ancak bayadır hiçbir ses duymadı.

 

Elinden hiçbir şey gelmeyen Zheng endişeli hissediyordu. Xuan ayı robotu gösterip konuştu: "Yedi dakika kırk iki saniye kaldı. Bu şey ne kadar sürecek bilmiyorum fakat yirmi saniye içerisinde ona Qi vermezsen kesinlikle ölecek."

 

Zheng arkasını döndü ve Kampa'nın derisinin solduğunu gördü. Hemen ayı robota doğru yöneldi. “Fumoffu” Robot geriye doğru sürüklendi ve daha sonra hareket yeteneğini kaybetti.

 

Zheng, robotun sırtından enerji depolama aygıtını söktü ve kalan enerjiyi aldı. Daha sonra bağırarak Kampa'nın yanına döndü. "Xuan, bırak Gando birini öldürsün. Sen diğerini öldür. Bırak Snow gitsin lütfen!"

 

Xuan'ı çok iyi tanıyordu. Bu adam hiçbir zaman işe yaramaz bir şey yapmazdı ve işler takımın çıkarlarına geldiğinde, aşırı işler gerçekleştirirdi. Zheng'in bunu söylemesinin nedeni buydu. Xuan'ın Snow'u öldürmesinden korkuyordu ve bu durum onun kabul edemeyeceği bir şeydi.

 

Kampa'nın yanına doğru yöneldi ve Qi'yi aktardı. Kampa'nın nabzı zar zor atıyordu. Birkaç saniye sonra ölebilirdi. Bitene kadar Qi'sini aktarmaya devam etti. Daha sonra vücudunda kalan ufak kırıntıları da aktarmaya devam etti. Yavaş yavaş bilincini kaybediyordu. Sonunda kendine geldiğinde bayıldığını fark etti.

 

Zheng, önce etrafına sonra kendi vücuduna baktı. Bir ışık küresinin içinde süzülüyordu. İçlerinde insanların olduğu başka ışık küreleri de vardı. Tanrı'nın boyutunda olduğunu fark ettiğinde bir şaşkınlık hissetti. Aşağıya bakacak cesareti toplamadan önce kendisini büyük bir endişe sardı. Görünen ilk kişi Lori'ydi. Daha sonra Kampa'nın kadını da ortaya çıktı. Havaya bakarken gözünden yaşlar akıyordu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18347 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr