Cilt 14: Bölüm 22-1

avatar
456 0

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 22-1


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Güney Amerika takımına hatta duruma göre beyin böceğine bile pusu kurabileceklerine karar verdikleri için başta Zheng olmak üzere Çin takımındaki her üye dayanıklılığını korumak zorundaydı. Zheng her iki enerjisini de korumak zorundaydı. Bu sayede savaş esnasında elinden gelen en iyi katkıyı sağlayabilirdi.

 

Bu yüzden savunmanın dış tabakasında dökülen kana, ufukta görünen sonsuz sayıda böceğe, kayıpların yazdığı raporlara ve kalelerin böceklerinin eline geçtiğine dair bildirilere rağmen takımdaki kimse bir şey yapmıyordu. Blizzard kalesinin dışındaki askerlere emir veren tek kişi Xuan'dı. Xuan'ın yeteneğine karşı böcekler ilk gün ve gece, bir düzine yıldız gemisine girdiler. Yaklaşık iki düzine yıldız gemisi ve bir kale kalmıştı. Üç gün çabucak geçti.

 

Zaman su gibi akıyordu. Herkes silahını ve ekipmanlarını kontrol etti. Yirmi dört saatten daha az süre kalmıştı bu yüzden askerler silahlarını görür diye endişelenmediler. Kaplan'ın Ruhu, EMP tüfeği ve ayı robot ortaya çıktı. Ancak Gando robota otururken kendini öldürmek üzereydi.

 

Kampa bir bez parçası ile silahın namlusunu sildi. Gümüş beyaz renkte bilim-kurgu silahı askerlerin dikkatini çekti. Çoğu gözlerini tüfeğe dikmişti ve bazılarının salyası akıyordu. Askerler rütbe farkı yüzünden onları rahatsız etmedi. Zheng'in Kaplan'ın Ruhu silahı da insanların dikkatini çekmişti. Yakın mesafe silahlar modern bir savaşta etkisiz olsa bile bu silahın kristal kırmızı rengi ve silahın gövdesi çok gösterişliydi. Adamlar gıpta ile baktı. Bu adamların aksine kadın askerler robotun etrafını sardı. Hemşireler oraya geldi ve robotun gözlerine dokundu. Gando rahatsız oldu ve Fumoffu diye bağırdı.

 

Afrika takımındaki ufak kız da grubun içerisinde durdu. Afrika takımının diğer üyeleri kızın kalede kalmasını istiyordu fakat Xuan, onun yardımına ihtiyaç olduğunu söyleyerek reddetti. Afrika takımına güvenmiyordu. Kız da itaatkardı ve herhangi bir memnuniyetsizlik belirtisi göstermedi. Takımını bilgilendirdikten sonra Çin takımıyla birlikte oturdu.

 

Saat yavaş yavaş on ikiye geldi. Yani Tanrı'nın boyutuna geri dönmelerine on iki saat kalmıştı. Çin takımının yola koyulma vaktiydi!

 

Zheng seçimini yaptığında Xuan ona planın detaylarını anlattı. Xuan'ın yeteneğini takdir etmekten kendisini alıkoyamadı. Xuan Afrika takımına karşı olan savaş esnasında bu planı zaten yapmıştı.

 

Zheng nefes aldı ve sonra ayağa kalktı. Elindeki bıçağı kavradı ve konuştu: "Lan, herhangi bir ruh gücü kullanıcısı bizi tarıyor mu?"

 

Lan kafasını salladı: ''Hayır! Hiçbir ruh taraması saptamadım. Ancak güney doğruda bir tepe gizlenmiş gibi görünüyor. Bizi taramadıkları için emin olamıyorum."

 

Snow da konuştu: "Evet. Haklı. O yönden gelen bir gizlenme hissi var. Çok belli değil. Belki de ruh gücü kullanıcıları bizden daha zayıftır ve biz de iyi hissedemiyoruzdur."

 

Zheng başını salladı: “Hm. Buradaki en zayıf takım oldukları için böyle bir ihtimal var. Ruh gücü kullanıcıları güçlü olmayabilir. Bu kadar. Lan, bizim takımı gizle. Snow, Aya ve Richard'ı gizle. Hadi gidelim!"

 

Diğer takımın hislerini saptırmak Xuan'ın fikriydi. Bu filmdeki üç yönlü savaş nedeniyle Güney Amerika takımı, Çin ve Afrika takımları arasındaki savaşın devam ettiğini düşünmüş olabilirdi. Bu yüzden iki tane gizli alan aynı anda ortaya çıkınca kafaları karışmış olabilir. Her takımın stratejisti olmayabilirdi sonuçta. Bu sadece bir tahmindi ancak olma olasılığı yüksekti. Güney Amerika takımının bu tuzağa düşüp düşmeyeceği önemli değildi ancak kesinlikle tereddüt edeceklerdi. Xuan'ın Afrika takımının pes etmesini kabul etmesinin sebebi de buydu. Afrika takımında hayatta kalan bu üç kişi savaşta onların bir parçası haline gelebilirdi ve Güney Amerika takımından yedi ya da daha fazla adamı yemleyebilirlerdi.

 

"Bu çok basit. Her iki takımın da bir ruh gücü kullanıcısı olduğu için onları dolandırmanın hiçbir yolunu düşünemiyorum. Her iki takım da diğer takımın yerini tespit edebilir. Gizlenebilirsin fakat gizlenmiş bölge hala burada. Yemleyip kendimize çekmek çok daha iyi. Bizim daha zayıf grup olduğumuz kanısına vardıkları an bize saldıracaklar ya da kalenin boş olduğunu düşünüp gelecekler. Her iki durum da bizim lehimize. Yalnızca fırsattan yararlanıp, onları pusuya düşürmemiz gerek. Şans yanımızdaysa büyük bir bonus görev bizi bekliyor."

 

Sekiz kişi üsten çıktı. Dışarıdaki askerler durmaksızın çalışıyordu. Ateş edip mühimmatları taşıyorlardı. Zheng iki tane Sky Stick'i çıkardığında etraftaki askerler ona baktı. Daha sonra Çin takımının sepetleri takıp onların içine çıktığını gördüler. Bir şey soramadan Sky Stick'ler havalandı ve kalenin dışına doğru uçtu.

 

Duman dışarıyı kapladı. Yıldız gemileri asker değildi. Böcekleri öldürmekte zorluk çekmeyen güçlü ağır silahları olan öldürme makineleriydi. İki gündür durmadan devam eden savaş sonucunda dışarıda her yer böcek cesetleriyle dolmuştu. Açılan ateşler sonucunda birçok patlayıcı böcek ve tanker böcek dahil milyonlarca böcek ölmüştü. Böceklerin sayısı ortada yaşanan dehşeti de gösteriyordu. Çok sayıda ahtapot görünümle taşıyıcı böcek uzayın dış kısmından inmişti. Daha fazla sayıda olan savaşçı böcekler, sıçrayan böcekler, patlayıcı böcekler, tanker böcekler ve plazma böcekler de yerin altından çıkmıştı. Plazma böcekler, yıldız gemilerine yaklaşır yaklaşmaz ateş etti. Bu böcekler tanker böceklerden daha sıkıntılıydı ve yıldız gemilerinin öncelikli hedefi haline geldi.

 

Zheng böcek sürüsünü izledi ve daha sonra Lan'a dedi ki: "Yakındaki böceklerin dağılımını tara. Bütün böceklerin bu kaleye yaklaşıp yaklaşmadığına bak. Bir de beni Xuan'a bağla."

 

Lan başını salladı. Tarama için gözlerini kapattı. Bir süre sonra konuştu: "Evet. Yeraltı bu tarafa doğru gelen böceklerle dolu. Ayrıca uzaktan da geliyorlar. Birkaç bin sıçrayan böcek de kuzeybatıdan bu tarafa uçuyor. Korkarım ki hedef biziz."

 

Zheng başını salladı: ''Merak etme. Onların hedefi kale. Xuan ana güçlerini buraya yollamaları için böcekleri buraya getirme planını yaparken çok çaba harcadı. Yoksa Güney Amerika takımı ve beyin böceklerine saldırmamız mümkün olmazdı. Şimdi ne yapıyoruz Xuan?"

 

Xuan ruh bağlantısı aracılığıyla cevap verdi: "İşler bu noktaya geldiği için planladığımız gibi devam edin. Klendathu'da yaşadıklarımıza bakılırsa beyin böcekleri Güney Amerika takımı yüzünden planlarını değiştirmeyecek. Öyle olsaydı burada ölürdük. Şimdi beyin böcekleri saldırılarına başladı. Ona ulaşana kadar şimdilik güvende kalmalıyız. Bu sırada mümkün olduğunca fazla puan toplayın!"

 

Zheng başını salladı ve daha sonra Kampa ve WangXia'ya bağırdı. "Saldırın! Şuradaki sonsuz miktarda böceği görüyor musunuz? Bunların hepsi puan!"

 

Kampa, WangXia ve Zero kendilerini uzun süredir tutuyordu. Saldırabilecekleri vakti bekliyorlardı. Tüm film boyunca kendi silahlarını kullanamamışlardı ve fikir savaşı vardı. Bu tür savaşlar onlar için hiç heyecanlı değildi. Zheng bu sözleri söyler söylemez, EMP tüfeğinin sesi duyuldu. Daha sonra WangXia denize bir plazma bombası fırlattı ve yüz metreküplük bir alan yok oldu. Zheng, Gauss nişancı tüfeğinin tetiğini çekti ve bir patlayıcı böceğin kafasını uçurdu.

 

Çin takımı gerçekten güçlüydü. Zheng Kaplan'ın Ruhu'nu çıkartırken kendi kendine düşündü.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18162 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37433 Bölüm Sayısı


creator
manga tr