Cilt 14: Bölüm 2-3

avatar
1153 1

Terror Infinite - Cilt 14: Bölüm 2-3


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

 

Yemekten sonra Zheng, kanını çekmek için yavru ejderhayı buldu. Yavru ejderhanın Zheng ve Lori dışında kendisine dokunan herkesi ısırması oldukça garipti. Ancak ufak dişleri zararsızdı. Zheng'e karşı sergilediği tavır, bir baba-oğul ilişkisini andırıyordu. Zheng'in parmağını yalıyordu ve kuyruğunu Zheng'e sürtüyordu.

 

 

 

Yavru ejderha çok zavallı gözüküyordu ancak Zheng, biraz sert davranıp bir şişe kan çekmişti. Bu yüzden yavru ejderha çığlık attı. Bu çocuksu ifade orada bulunan kadınların sempatisini çekmişti. Yavru ejderhanın etrafını sardılar ve onun başını okşadılar.

 

 

 

Erkeklerde bu kadar merhamet yoktu. Onlar da şişenin etrafına toplandılar ve kanı incelediler. Yavru bir ejderhanın kanı olması dışında aynı etkiye sahip olması lazımdı. Tanrı'nın boyutunda oldukları için herhangi bir sorun, vücut onarımı ile çözülebilirdi. Ufak bir tartışmayla ejderha kanı ile yıkanmamış olan üç kişiyi platforma getirdiler.

 

 

 

Kanın enjekte edileceği ilk kişi, Zero idi. Tek bir kelime etmeden kolunu uzattı. Daha sonra Zheng, Zero'nun koluna ufak bir şişe kan enjekte etti. Birkaç saniye sonra Zero başını salladı: “Evet, etkili. Dört tane değerim yüzer puan artış gösterdi. Şimdi tam vücut onarımına mı başlamam lazım?"

 

 

 

Diğerleri 'evet' dedi. Zero, Tanrı'nın altına doğru yürüdü ve onarımı seçti. Normalde onun kadar sağlam görünen birisi için ışık huzmesi sadece bir an sürerdi. Ancak ışık parlaktı ve onu havaya kaldırdı.

 

 

 

"Phew. Tam vücut onarımı etkiliymiş. Bu yüzden herhangi bir sorun olmamalı. Sıradaki, Lan." Zero'nun iyi olduğunu gören Zheng rahat bir nefes aldı ve daha sonra gülerek Lan'a döndü.

 

 

 

Lan gözlerini kapattı ve titreyen kolunu uzattı: "Çok acıtma. İğneden korkuyorum."

 

 

 

Lan çok tatlıydı ancak Zheng'in tüm vücudu gerilmiş vaziyetteydi. Platformda sadece ikisi yoktu. Bir grup adam ikisine bakıyordu ve birinin bakışları sertti. Lori ise kolundaki yavru ejderha ile orada duruyordu. Zheng'in hata yapma lüksü yoktu. Hızla kanı enjekte etti ve şırıngayı geri çekti. Daha önce hiçbir kadının eline dokunmamış bir beyefendi gibiydi.

 

 

 

Lan gözlerini açtı ve Zheng'e gizemli bir bakış attı. Daha sonra Tanrı'nın altına yürüyüp tam vücut onarımını seçti.

 

 

 

Zero ve Lan'a enjekte edilen ejderha kanını gören Gando, heyecanla kolunu uzattı ve ''batır bana!'' diye çığlık attı. Daha sonra Zheng onun heyecanını söndürdü.

 

 

 

"Hiç puanı olmayan bir yeni başlayan olarak canlandın. Onarım için puanın yok. Ölmek istiyorsan boğazını kesebilirsin, daha hızlı olur. Ama tam vücut onarımı çok pahalı değil. Lan'ın onarımı bittikten sonra seninkini öder."

 

 

 

Bu şekilde Gando da ejderha kanını ve onarımı aldı. Herkes Zheng'in bodrumuna geldi. Bodruma doğru giderken Zheng, Lan'ın yetenekleri, canlandırılan üyeler, bir sonraki film ve takımdaki üyelerin gücüne dair tüm bilgileri kafasında canlandırdı.

 

 

 

Boyutsal çantasından ayı robotu çıkardı ve konuştu: "Gando, şu anda en zayıf üye sensin. Ancak makineleri yönlendirme konusunda yeteneklerin var. Seni canlandırmamızın sebebi buydu. Bu C kademe ödülü boşa harcama. Öncelikle koşma, zıplama ve yuvarlanma gibi temel hareketler üzerine çalışman gerek. Üç gün içerisinde bunu halletmelisin. Daha sonra robotun silahlarını ve değiştirilmiş robotu kullanmayı öğreneceksin."

 

 

 

Gando ağlayacakmış gibi baktı. Zheng'in bacağını tuttu ve konuştu: "Lider, kardeşim, lütfen bağışla beni. Eğer savaşa böyle bir robotla girersem rakip takım gülmekten ölür."

 

 

 

Zheng içini çekti ve başını salladı. Gatling topunu çıkardı ve Gando'nun kafasına doğrultarak sakin bir sesle konuştu: "Tabii ki bu robotu yönlendirmemeyi seçebilirsin. Merak etme, hiçbir şey söylemeyeceğim." Kafaya böyle büyük bir Gatling topu doğrultun birinin neden söz söylemeye ihtiyacı olsun ki?

 

 

 

Gando hiç tereddüt etmeden kaderine boyun eğdi ve robota doğru geri koştu. Robotun kapısını açtı ve kokpite girdi. Bu sefer robotu hızlı bir şekilde çalıştırmıştı. On saniye içerisinde robot fumoffu diye konuşuyordu.

 

 

 

Zheng biraz düşündü ve daha sonra yakındaki kabinden bir elektrik şok sopası aldı. Sopayı Kampa'ya fırlattı ve konuştu: "Beş tur atsın. Onun için endişelenme. Robotla koşarken normal bir insanın iki katı fiziksel özelliklere sahip. Bir sorun olmayacaktır."

 

 

 

Kampa başını salladı. Ordudan gelen biri olarak Kampa'nın deneyimsiz kişileri eğitme tecrübesi vardı. Sopayı tutarak robotun peşinden gitti. Gando yavaşlarsa sopayla ona vuracaktı. Gando bundan etkilenmese bile sopadan gelen elektrik şoku, robotun çığlık atmasına ve daha da hızlı koşmasına sebep olacaktı.

 

 

 

Herkes dili tutulmuş biçimde başını salladı ve daha sonra hepsi Zheng'e döndü. Zheng ise robotla pek ilgilenmedi ve Kaplan'ın Ruhu'nu çıkardı. "Tamam, anime ayıya bakmayı bırakalım artık. Kaplan'ın Ruhu'nu test edelim hadi. Bu şey bir B kademe büyülü silah, yani EMP tüfeğinden daha kötü olmaması lazım. Hoho! Silahı test ettikten sonra WangXia'ya Kaotik Birlik Qi'yi öğreteceğim."

 

 

 

Herkes dikkatini Zheng'e verdi. Bu bıçak son derece havalıydı ve B kademe ödül değerinde olduğu için hayal güçleri son derece çılgın bir hal almıştı. Bu bıçak ayrıca takımın ilk büyülü silahıydı.

 

 

 

Herkes etrafta koşan ayı robotu bir kenara bırakıp silah test etme alanına gelmişti. Farklı kalınlıkta birkaç alaşımlı duvar, alanda duruyordu. En kalın olanı on metre, en ince olanı ise yarım metreydi. Bu duvarlar yüksek teknoloji seviyesinde olmasa bile test yapmak için yeterliydi.

 

 

 

Zheng, beş metre kalınlığındaki duvarın önünde durdu. Bu aleme ilk geldiğinde içinde bulunduğu zorluğu hatırlarken zihni gayet huzurlu bir haldeydi. Ardından attığı her adım, onu ölümün eşiğine sürüklemişti. Daha sonra dostları teker teker ölmüştü. Jie ona liderliği verirken şok olmuştu. Şeytan takımı yüzünden hem öfkelenmişti hem de çaresiz bir duruma düşmüştü.

 

 

 

Hızla içindeki duygusal karışıklıkları fark etti. Bu durum muhtemelen Kaplan'ın Ruhu'nun etkisiydi. Qi'sini vücudu boyunca dolaştırdı ve kendisini bu durumdan çıkardı. Daha sonra Qi'si kollarından Kaplan'ın Ruhu'na doğru hareket etti. Bıçaktan kırmızı bir ışık yayıldı ve daha fazla Qi girmesiyle bıçağın koyu kırmızı bir hal alıp keskinliği daha da arttı. Ayrıca bu ışık, Kaplan'ın Ruhu'nun ucundan yarım metre öteye kadar uzanıyordu. Qi'sinin yüzde yetmişini harcayan Zheng durdu.

 

 

 

Biraz hayal kırıklığına uğraşmıştı. Bıçak sadece 1.6 metre boyundaydı. Ucundan çıkan ışıkla birlikte boyu yalnızca iki metreye kadar uzanıyordu. Gücünü bir kenara bırakırsak menzili, DD kademe ışın kılıcından daha düşüktü. Ama bu büyülü silah yerine yüksek teknoloji bir silahtı.

 

 

 

Evet. Bu benim Qi'min yüzde yetmişi." Zheng içini çekti ve bıçağı duvara doğru salladı.

 

 

 

Çok fazla beklentisi yoktu ancak bıçağı salladığı an, kılıçtan koluna büyük bir güç geldi. Bilinçli bir şekilde bıçağı tutmak için Qi'sini etkinleştirdi. Daha sonra ortaya güçlü bir rüzgar çıktı ve Zheng'e kılıç hissi verdi. Zheng gözlerini kırptı ve sırtı terle kaplandı. Gözlerini kırptığı anda ışık saçan bıçak aniden güçlendi. Ancak duvar hala sağlam görünüyordu. Hiçbir bıçak izi yoktu.

 

 

 

Zheng ve diğerlerinin kafası oldukça karışmıştı. Zheng'in aklına bir fikir geldi ve duvara dokundu. Duvar ikiye ayrıldı ve büyük bir gürültü çıkartarak yere düştü. Yerin titrediğini hissedebiliyorlardı. Bu kesik bir ayna gibi pürüzsüzdü. Böylesine pürüzsüz bir kesiğin bir bıçaktan çıkacağına kimse inanmazdı.

 

 

 

Zheng zaten şaşkın bir haldeyken ileride, sekiz metre kalınlığındaki duvarın da ikiye ayrıldığını gördü.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18413 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37633 Bölüm Sayısı


creator
manga tr