Cilt 12: Bölüm 2-2

avatar
1197 1

Terror Infinite - Cilt 12: Bölüm 2-2


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

''Doğru, deneyler bu ejderha hücrelerinin, insan hücrelerine oranla on ila yirmi kat daha sıkı olduğunu gösterdi. Eğer bir insan bedeni bu hücreleri emerse, vücudu normal bir insandan iki ya da üç kat daha güçlü hale gelir." Yaşlı bir araştırmacı söyledi.

 

Orta yaşlı tümgeneral onun sözünü kesti: ''Bekle bir saniye. Ejderha hücrelerinin on ya da yirmi kat daha sıkı olduğunu söylemedin mi? Peki bu genel artış neden çok az?''

 

''Az mı?'' Yaşlı araştırmacı sordu. ''Bizim bedenimizin milyonlarca yıllık bir evrimin sonucu oluştuğunun farkında mısın? Bu geliştirme, vücudumuzun dengesini bozmadan, güç, hız ve bağışıklık dahil her bölgesini güçlendirebilir. Bunun az bir şey olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz? General Louis, üniversite hocanız bunu duysa suratınıza tükürürdü.''

 

General Louis bu cevap karşısında sinirlenmedi. Gülümsedi ve dedi ki: ''Ölü bir kişi kan tükürebilirse tükürecektir."

 

Yaşlı araştırmacı ona baktı. ''Baylar ve bayanlar, bu yüzyılın keşfi. Bu hücreleri birleştirmenin bir yöntemini bulabilirsek, her insan bir süpermen haline gelecektir. İnsan ömrü üç yüz yıla kadar artacaktır. Zorlu şartlar altında bile hayatta kalmak mümkün olacak. Artık hayati tehlike taşıyan hastalıklardan korkmayacağız. Bu çok görkemli bir evrim. Bütün insanlık ileriye doğru büyük bir adım atacak. E o zaman daha neyi bekliyoruz? Meclisin bize para vermesini sağlayın. İsimlerimiz nesilden nesile aktarılacak. Adımız tarihe yazılacak."

 

Bu toplantı, taşıyıcı gemisinin içerisindeki gizli bir odada gerçekleşti. Yetkililer, askeriyeye bir saldırı olduğunu rapor etti ve tamir için limana geri dönmek zorunda kaldılar. Ancak liman, dün böcekler tarafından işgal edilmişti. Binlerce kişi böceklerin kurbanı olduktan sonra limandaki garnizon askerleri tahliye olmak zorunda kaldı. Taşıyıcı geminin okyanusa açılıp aynı zamanda böcekleri gözetlemekten başka seçeneği yoktu.

 

Askeriyedeki üst kademe yetkililer, gemideki bilim adamlarından aldıkları raporlar doğrultusunda bu ejderha hücrelerinin etkisini hemen öğrendi. Ağır yaralandıktan sonra otomatik olarak iyileşebilen, normal bir insana kıyasla iki ya da üç kat daha fazla güce sahip, çoğu hayati tehlike taşıyan hastalıklara karşı dayanıklı olan bir insan. Bu mükemmel bir asker profili değil miydi?

 

Bu yüzden bir grup yüksek yetkili insan, uçakla taşıyıcı gemilere uçtu ve bu deneylere kendi gözleriyle şahit oldu. Araştırmacıları dinlemek için çok isteklilerdi.

 

Askeri bir yetkili konuştu: ''Bu hücrelerin önemli bir yan etkisi yok değil mi? İnsan hücrelerini istila ettiğini ve kanserden daha kötü bir duruma getirdiğini duydum."

 

Araştırmacı ciddi bir şekilde başını salladı: ''Evet. Bugüne kadar birkaç donanma askerinin hücreleri üzerinde testlerimizi yaptık. Tüm deneylerin sonucunda insan hücreleri istila edildi. Ayrıca bu deneyleri, balina dahil birçok büyük organizma üzerinde de gerçekleştirdik. Ancak hücrelerin ufak miktarının bile balinayı istila etmesi birkaç gün sürdü. Bir saat önce, bayılmıştı. Önceki sonuçlara göre hücreler enjekte edildikten sonra bayılma süresinin bir buçuk katı kadar süre geçince balina ölecektir. Yani bu demek oluyor ki balinanın üç günlük ömrü kaldı."

 

Başka bir yaşlı yetkili sordu: ''Raporlarda bir insanın bu hücrelerle başarılı bir şekilde birleştiğinden bahsetmişsiniz. Gösterebilir misiniz?"

 

Araştırmacı hemen başını salladı. Yan taraftaki güvenliğe işaret etti. Güvenlik odadan ayrıldı ve birkaç dakika sonra bir grup bilim adamı ve büyük bir kap ile geri geldi. Kap, küçük bir örtü ile kaplıydı. Yaşlı araştırmacı oraya doğru yürüdü ve örtüyü kaldırdı.

 

Cam kabın içerisinde burnuna oksijen tüpü takılmış, suyun içinde duran bir adam vardı. Kara saçları ve sarışın teni, onun Asyalı olduğunu gösteriyordu. Raporda bahsedildiği gibi vücudunun alt kısmı tahrip edilmiş, tüm uzuvları yerindeydi. Adam gözleri kapalı bir şekilde duruyordu ve baygın gibiydi.

 

Araştırmacı konuştu: ''Lütfen uzuvlarına yakından bakın. Oradaki derinin, vücudunun üst kısmındaki deriden daha beyaz olduğunu görüyor musunuz? Evet, bu kendini yenileyen yeni bir beden; kemikler, sinirler, kan damarları, kasları ve derisi de buna dahil. Belki de bunu tam olarak anlamamış olabilirsiniz. Bir benzetme yapacak olursak, eğer bir deniz yıldızını yarıya keserseniz, iki tane deniz yıldızı elde edersiniz. Bu adamın kafasını kesmemiz halinde hala yaşayıp yaşamayacağını bilmiyoruz ama vücudunun alt kısmını yenileyebilir."

 

Askeri yetkililer tamamen şok olmuş bir biçimde birbirlerine baktılar. Bu adam ortaya çıktığında fotoğraflarını görmüşlerdi. Vücudunun alt kısmı gitmişti ve geri kalan kısmı ejderha etiyle doluydu. Ancak şimdi hiçbir yara olmadan bütün bir şekilde oradaydı. Bu neredeyse müthiş bir olaydı.

 

Yaşlı araştırmacı gülümsedi: ''Ona bulaşan ejderha eti, iyileşmesi için gerekli besinleri sağladı. Yaraları ve organları iyileştikten sonra ejderha eti kurudu ve kısa bir süre sonra öldü. Şu an tamamen sağlıklı görünmesinin sebebi bu."

 

Askeri bir yetkili konuştu: ''O zaman neden hala bilinci kapalı? Vücudunun tamamen iyi olması lazım."

 

Araştırmacı başını kaşıdı: ''Evet. Onu iyice taradık ve olası her durum için kontrol ettik. Onu dürtmeyi bile denedik ancak yine de uyanmadı. Bu yüzden beyin ölümünün gerçekleştiği sonucuna vardık. Hücrelerin birleşmesi onu bir sebze haline çevirmiş olabilir."

 

Yetkililer düşünüyordu. Araştırmacı birden konuştu: ''Merak etme. Deneyler, bu hücrelerin beyne herhangi bir zarar vermediğini gösterdi. Aslında bu şey, kişinin konsantrasyon kapasitesini artırır. Bu adam belli ki ejderhayı yakın savaşta yenen kişi. Ejderha ile arasında olan savaş sırasında beynine hasar aldığından şüpheleniyoruz."

 

Tam o sırada araştırmacı, herkesin cam kabın içinde bulunan adama korkuyla baktığını fark etti. Arkasını döndü ve cam kabın içindeki adamın yavaşça gözlerini açtığını gördü.

 

Gözlerini açtığında Zheng'in kafası karışmıştı çünkü panik içerisinde çığlık atan bir grup asker görmüştü. Birden uyandı ve kendisini sular altında olan cam bir kabın içerisinde buldu. Hiç düşünmeden cam kabı yumrukladı. Yumrukları o kadar sertti ki suyun oluşturduğu basınca rağmen camı kırmayı başarmıştı. Camda bir göçük oluşmuştu.

 

Zheng, cam kabın dışına çıktı ve şaşkınlıkla eline baktı. Sonra askerlerin bağırdığını duydu. Üç tane silahlı koruma, çok sayıda ayak sesi çıkararak ona doğru koşuyordu. Bir grup askerin odaya yaklaştığı belliydi.

 

Zheng inanılmaz bir hızla bu üç silahlı korumaya doğru koştu. Neredeyse kendi hızına bile reaksiyon gösteremiyordu ve üç silahlı korumanın hemen arkasında durdu. Sonunda gücünün artığını fark etti ve bu yüzden gücünü biraz kıstı. Korumaların sırtına hafifçe dokundu. Bu dokunuş bile korumaları yere serdi.

 

Gücünün ani artışı yüzünden Zheng, odaya doğru gelen askerleri durdurma zahmetinde bile bulunmadı. Derin bir nefes aldı ve kapıya yumruk attı. Bir taşıyıcı gemide oldukları için her yer metaldi. Herkes yerin hafifçe titrediğini hissetti. Zheng ayağa kalktığında, askerler zeminde, neredeyse yirmi metre derinliğinde bir yumruk boyutunda delik gördüler.

 

Odaya giren askerler, çıplak asyalı birini görünce ağızları açık bir şekilde kaldılar ve silahlarını bile çıkarmayı unuttular.

 

Zheng bedenini ve bacaklarını kontrol etti, sonra ürpertici bir şekilde odadaki herkese güldü. Daha sonra kapıdaki askerlere doğru atladı.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18351 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37573 Bölüm Sayısı


creator
manga tr