Cilt 13: Bölüm 1-2

avatar
1276 0

Terror Infinite - Cilt 13: Bölüm 1-2


 

Çevirmen: RmLover  Editör: Thomas Shelby

 

Üçü Sky Stick ile şehre geri uçtu. Şimdilik acele etmelerine gerek yoktu. Bu yüzden enerjiyi korumak ve Sky Stick'i yıpratmamak için hızını azalttı. Takımın mevcut durumuna bakılırsa Sky Stick'in yeri doldurulamazdı.

 

Xuan, Dragonshard'ı elinde aldı ve altındaki iki arkadaşına dedi ki: ''Belki de ödül ve puanlara kıyasla en büyük ödül budur. Yanılmıyorsam bu Dragonshard, A kademe bir büyülü eşya ile kıyaslanabilir. Hatta belki de daha yüksektir.''

 

WangXia sordu: ''Neden? Bu eşya çok mu pahalı?''

 

Xuan başını salladı: ''Evet. Aslında bir soruyu düşünüyordum. Bu EMP Tüfeği çok güçlü. Bilim-Kurgu silahlarının genel olarak çok güçlü olduğunu hissetmiyor musun? Ruhsal varlıklara karşı etkisiz olmasına rağmen takım savaşlarında ve bilim kurgu filmlerinde çok güçlü. Bu silahı, aynı güçte olan bir takıma doğrulttuğumuzu ve onların da bize aynı şeyi yaptığını düşün. Her iki takım da ateş ederse ne olur?"

 

Kampa ciddi bir şekilde konuştu: "Her iki takım da ölür. Bu silahla vurulan kimse hayatta kalamaz."

 

Xuan başını salladı: ''Evet! Sanırım silahların tarihine hakimsin. Silahlar çok güçlendiğinde kalkan ve zırh gibi savunma eşyaları ortaya çıktı. Silahlar daha keskin, zırhlar ise daha sert bir hal aldı. Ateşli silahlardan toplu silahlara, bronz zırhlardan çelik zırhlara geçildi. Ayrıca zırhlar deriden ve metalden de yapıldı. Teknoloji EMP tüfeklerinin seviyesine ulaştığında onunla kıyaslanabilir seviyede savunma eşyaları olur mu? Gördüğüm kadarıyla enerji kalkanları var. Ancak bu konuda büyülü eşyalar, teknolojiden daha pratik."

 

''D kademe yeşimden başlayarak bariyer oluşturabilecek çok sayıda büyülü eşya var. Ama bu eşyaların hepsi, B kademe ve daha altı kademelerde tek kullanımlık. Sadece A kademe eşyalar yeniden doldurulabilir. Ancak tam emin değilim."

 

''Bu Dragonshard, sadece uzun menzilli teknolojik silahlara karşı savunma yapıp enerji dalgalanmasını tespit ettiği için bazı büyülü eşyalar kadar etkili olmayabilir. Ancak bu yeniden doldurulabilir bir eşya ve Zheng, taşınabilir bir enerji kaynağı. Onu canlandırdığımızda takımımız farklı bir seviyeye ulaşacak. Her birimizin dolu bir Dragonshard taktığını düşünün. Ateşli silahlar karşıında bağışıklık kazanacağız. Eğer böyle bir savunma eşyamız olsaydı, Zheng ölmezdi."

 

Kampa ve WangXia durdu ve aynı anda sordu: ''Bu Dragonshard birkaç parçaya bölünebilir mi?"

 

Xuan bu soru karşısında şaşırdı. ''Tabii ki. Bu shardın etkisini gördünüz. Ejderhaya gelen çok sayıda saldırıyı engelledi ve etkisi sadece ejderha öldükten sonra ortadan kalktı. Hesaplarıma göre bizim boyutumuz, ejderhanın boyutunun 1/20'si kadar olmadığı için herkes shardın 1/20'sini alırsa bu kalkan daha güçlü bile olabilir. Bu Dragonshard, bir A kademe ödülden bile daha fazlası. Bu görevin bu kadar zor olmasına şaşmamalı. Ödüllerimiz sadece Tanrı'nın bize verdikleriyle sınırlı kalmadı."

 

Hem Kampa hem de WangXia şaşırdı. Bir süre uçtuktan sonra Kampa içini çekti: ''Ejderhanın ölmesi talihsizlik. Saldırıları çok güçlüydü. Eğer onu evcilleştirip bahsettiğin gibi geri getirebilsek Dragonshard'dan daha fazlasını kazanırdık."

 

Xuan gülümsedi: ''Bence çok yüksek ihtimal, adada bir ejderha yumurtası var. Eğer varsa takımın üyesi olarak bir ejderha yetiştirebiliriz. Her neyse. Şehre geri dönelim ve bir sonraki adım için plan yapalım. Üçüncü bonus görevi bitirip, yeterli puan ve ödülü nasıl kazanacağımıza bakalım. Ne pahasına olursa olsun Zheng'i canlandırmak zorundayız.''

 

Tam o sırada çok sayıda onarım elemanı, taşıyıcı geminin güvertesine çıktı. Jetlerin inmesi için yolu temizlediler. Güvertenin üzeri ejderhanın parçalanan etleriyle doluydu. Büyük et parçaları hala canlıymış gibi kıpırdıyordu ve ufak parçalar ise kemiklere yapışıp büyümeye başlamıştı. Bu büyüme hızı, güvertedekilerde bir ürperti oluşturdu.

 

Onarım personellerinin yanında çok sayıda bilim adamı vardı. Çılgınca ejderhaya doğru koşmuşlardı ve bazıları kıpırdayan etleri görünce sanki bir hazine bulmuş gibi bağırdı.

 

Bilim adamları, ejderhanın başının etrafında toplandı. Hızla ejderhanın kanını, pullarını ve birçok parçasını topladılar. Birkaç askere kafayı yukarı kaldırmalarını emrettiler, bu sayede beynine ve iliklerine ulaşabilirlerdi.

 

Kontrol kulesi neredeyse tamamen yok olmuştu. Ancak ne ejderha ne de Kampa kule çöktükten sonra oraya saldırmamıştı ve bu yüzden çoğu asker hayatını kurtarmıştı. Bu taşıyıcı geminin komuta subayları yaralanmıştı.

 

Güverteye bakıp içlerini çektiler. Aralarından birisi korkulu bir ses tonuyla konuştu: ''Bu cidden bir insan mı? Tek başına ejderhayı öldürdü. Bir de şu uçan aleti gördünüz mü? Bu yaz vizyona giren Örümcek Adam filmindeki Sky Stick'e benziyor değil mi?"

 

Başka bir adam şaşkınlık içerisinde dedi ki: ''Sende mi fark ettin? Ben yanılıyorum sanıyordum. Tek kişilik uçan bir alet. Bu pentagon ne yapıyor böyle. Diğer ülkeler, bu aleti bir savaşta kullanıyor ve biz böyle bir araştırma bile duymadık.''

 

Gri saçlı bir koramiral soğukkanlı bir şekilde konuştu: ''Sessiz olun. Bu sefer çok büyük kayıp verdik. Batı tarafındaki üçüncü filo tamamen yok olmuştu. Hmm! Bir şey buldular."

 

Güvertedeki herkes ellerini çırpıyordu. Ya da şaşkınlıktan çığlık atıyorlardı. Bilim adamları ejderhanın kafasındaki kıpırdayan etlerin içine sıkışmış, insana benzer bir şekil buldu. Bu şeklin alt vücudu ve gövdesinin sağ tarafı paramparça olmuştu. Başı ve zar zor atan kalbi dışında, diğer organları da ağır yara almıştı. Ancak işin garip yanı, ejderhanın eti insan vücudunun paramparça olan organlarını onarıyordu.  Kan damarları tamamen ejderhanın etiyle karışmıştı.

 

''İnanılmaz. Ejderhanın hücrelerinin inanılmaz bir yeniden büyüme hızı var. Şu sıra dışı enzimleri görüyor musun? Onları sadece okyanusun altındaki volkanlarda bulunan mikroorganizmalarda görmüştüm. Ancak onlar bile bu büyüme hızıyla kıyaslanamaz."

 

''Asıl önemli nokta bu değil. Fareler, tavşanlar, kediler ve köpekler üzerinde yaptığımız deneylere göre, bu hücrelere enjekte ettiğimiz madde, yüksek bir yeniden büyüme hızı barındırıyor. Bu yeniden büyüme süresi maddenin zindeliğine bağlı. Bu süre bittikten sonra hücreler, maddeyi tıpkı bir kanser gibi işgal eder. Eğer bu hücrelerin istila özelliğini ortadan kaldırabilirsek insanoğlunun ömrü 300 yıla kadar çıkabilir. Bu ejderha resmen Tanrı'dan gelen bir hediye gibi!''

 

Bir grup bilim adamı, ejderhadan topladığı hücreleri geminin laboratuvarında analiz ediyordu. Buna X hücresi adını verdiler. Hücrelerin benzersiz bir büyüme hızı ve enerji üretim sistemi vardı. Eğer bu, bir insan bedenine başarıyla yerleştirilirse, hastalıkların çoğu ortadan kalkar ve insanların fiziksel boyutu iki ya da üç kat artardı. Ama ne yazık ki bu hücreler çok istilacıydı. Sadece bu hücrelere rakip olabilecek kadar güçlü olan hücreler bunlarla birleşebilirdi.

 

Deneylerde insanlardan ve büyük hayvanlardan aldıkları hücreleri bile kullandılar. Ancak ejderhanın etinde bulunan yarı insan şeklindeki şeyin dışında bir istisna yoktu. Ejderha hücrelerinin istilasından kurtulan tek kişi oydu.

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18105 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37372 Bölüm Sayısı


creator
manga tr