"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Terror Infinite - Cilt 7: Bölüm 8-2


 

Çeviren: HasıRwara

Düzenleyen: Ratel

 

WangXia çok fazla düşünmeden “Eğer aşina olduğum bir silahım olursa  sanırım yapabilirim. Tabi mermilerin bedenlerine işleyebileceğini göze alarak konuşuyorum. Bi’de benim uzmanlığım aslında mayın döşemek ve tuzak kurmak üzerine. Bu silahları bulabilirsen neden olmasın.” diyerek cevap verdi.

 

Zheng bu soruyu sorduğunda aslında çok da bir beklentisi yoktu. Ve karşı taraftan bu tarz bir cevap aldığında oldukça şaşırdı. Acı acı gülümsedi, çünkü ona saldıran kişiler bu yola baş koyduğu, kendi canını emanet edebileceği yoldaşlarıydı. Mayın döşemek ve tuzaklar kurmak mı? O bunun askeri bir uygulama olduğunu falan mı sanıyor?

 

Zheng hemen cevap verdi. “Hayır, bu kadar zahmete girmeye gerek yok. Ben sizin yanımda savaşmanıza ihtiyacım var, mayın ve tuzaklara gerek yok, en azından şimdilik. Bu arada sizin orada durumlar nasıl?”

 

WangXia acımsı bir ifadeyle gülümseyerek dedi. “Sen bildiğin bizimle kafa bulmuşsun. Altınları nasıl dönüştüreceğimizi bilmiyoruz. Dahası burası Amerika. Bizim yeşil kartımız veya kimlik belgemiz yok. Parka gitmeye bile korkuyoruz. Herkes aç ve yorgun. Şuan bir köprünün altında bekliyoruz. Eğer sen bizimle iletişim kurmasaydın, biz senine kuracaktık. ”

 

Zheng şaşırdı, sonra bunun hakkında düşündüğü gibi yüksek sesle gülmeye başladı. WangXİa orduda olmasına rağmen, yine de bir bar sahibini tehdit etme ve kendisi gibi rahatça yaşama gücüne sahip değildi. Bu çaylakların ilk korku filmleriydi, haliyle onlar endişeli ve ne yapacaklarını bilmiyordu. Onların şuanki mevcut durumda bir çözm bulmaları zordu. ”Haha, endişelenme. Şuan hangi köprüdesiniz? Oraya sizi almaları için birkaç kişi göndereceğim. Yine ölme olasılığınız çok yüksek olsa da, en azından açlıktan ölmenize izin vermeyeceğim.”

 

Zheng cümlesini bitirdiğinde cihazdan gelen bir rahatlama sesi duydu. Birkaç saniye sonra ise sevinç naraları gelmeye başladı. Anlaşıldığı üzere onlar gerçekten de çok açtı.

 

Zheng cihaz aracılığıyla konumlarını belirledikten sonra, onları almaları için birkaç gangster yolladı. 4 erkek, 2 kadın. Her biri zor bir durumla karşılaşmış gibi görünüyordu. Kıyafetleri kirliydi ve yaptıkları ilk şey bir şişe suyu doyasıya içmek oldu. Ardından bulundukları odaya dikkatlerini vermeye başladılar.

 

Zheng gördüklerini biraz komik bulsa da sonra suçluluk hissetti. Onlar her ne kadar çaylak olsa da, bir lider olarak onlara karşı bir sorumluluğa sahipti. O iç çekerek masanın üzerindeki yiyecekleri işaret etti. “Hepiniz açsınız, değil mi? Öncelikle karnınızı bi doyurun. ”

 

6 kişinin tamamı da oldukça açtı. 3 erkek bir an bile tereddüt etmeden masaya doğru ilerleyip kızarmış tavukların olduğu kısma ilerlediler. Takım elbiseli kadın birkaç lanet okuduktan sonra kör kadınının dikkatli bir şekilde kolundan tutup yemek masasına gitti. Hafif bir gülümsedi ve bazı yiyecekleri kör kadına verdi, ardından kendisi de yemeye başladı.

 

WangXia herşeye rağmen yine de sakinliğini koruyordu. Odaya dikkatli bir şekilde baktıktan sonra Zheng’in yarasını gördüğünde şaşırdı. ”Bu yarayı muhtemelen bir hafta önce aldın değil mi? Yoksa bir önceki filmden kalma bir şey mi?”

 

Zheng kabuk bağlayan yarasına dokundu ve başını iki yana salladı. ”Git ve ilk önce karnını doyur. İnsan yemeden hayatını sürdüremez. Sonra detaylıca konuşuruz.”

 

WangXia başıyla onayladı ve masaya oturdu. Ve ardından o da diğerleri gibi hızlı bir şekilde yemeye başladı.

 

Zheng görüntü karşısında sendeledi. Onlar gelmeden önce 10 kişiye yetecek kadar yiyecek getirtmişti. Ve saat sabahın üçü olduğundan kaliteli yiyecekler bulmak zordu. Bu yüzden getirilenler; fast food restorantlardan burger, kızarmış tavuk ve kola çeşitleriyle sınırlıydı. Yine de onların yüz ifadelerine bakıldığında, sanki her biri dünyanın en iyi yemeğini yemekteydi.

 

6 çaylak yemek yemeği bıraktığında tüm yiyecekelr tükenmişti ve hala da onların karınları tam olarak doymamış gibiydi. Zheng bu durum karşısından gülse mi ağlasa mı bilemedi.

 

Zheng kanepeye oturdu ve çayından bir yudum alarak dedi. “Ne olup bittiğini söylemeden önce, adet üzere adınızı ve uzmanlık alanınızı sormak istiyorum. Lütfen bir şey saklamayın. Arka planda kalacak kişileri ve üstleneceğiniz kişileri durumunuza göre atayacağım.”

 

İlk olarak WangXia yanıt verdi. ”Benim adım WangXia. Özel kuvvetlerde çalışıyorumdum. Kod adım Açgözlü Kurt, uzmanlık alanım keşif/karşı keşif yapmak, mayın döşemek ve tuzaklar kurmaktır.”

 

Zheng ona şaşkınlık içinde baktı. O WangXia’nın sadece bir asker olduğunu düşünmüştü, özel kuvvetlerde olmasını  beklemiyordu. Eğer yalan söylemiyorsa bu özellikler onu nadir bulunan birinci sınıf oyuncu kategorisine sokardı. Yetenekleri, Yinkong’un bu dünyaya ilk geldiği zamanki becerileriyle kıyaslamak yanlış olmazdı.

 

Takım elbiseli kadın da konuşmaya dahil oldu. ”Huang Lilin. Bir dergi ofisinde çalışıyorum. Hmm, yarı editör yarı bağımsız yazar diyebiliriz.”

 

Ortalama maaşlı bir adam dedi. “Li laoshi. Sıhhi tesisatçı. 14 yaşında çırak olarak başladım ve 20 yılı geçkin süredir bu işi yapıyorum.”

 

Gözlüklü adaam bir tebessüm ettikten sonra dedi. “Zheng Xue. Hoho. Aynı kökten geliyoruz.  Avukatım. Buraya gelmeden önce Hong Kong’da çalşıyordum.”

 

Sıska ve soluk tenli genç adam utangaç bir şekilde “Wang Xiaohao. Uh. Be-benim henüz bir işim yo-yok.” dedi. Konuşmasında anlaşılacağı üzere bu genç ya çok ürkekti ya da uzun süredir konuşmuyordu.  

 

Sonrasında herkes kör kadına döndü. Kadın da sıranın kendisine geldiğini  farkındaydı ve gülerek dedi. ”Zhu Wen. Öncelikle ben kör değilim, görme mutasyonuna sahibim. Gözlerim sizin gördüğünüzden daha farklı bir şekilde dünyayı görüyor.  Bu yüzden de iş bulmak benim açımdan zor olduğundan falcılık yapıyorum.”

 

Falcı olduğunu söylediğinde diğerlerinin yüzündeki garip ifadeyi hiç umursamadı ve çayından bir yudum aldı. Etrafına yaydığı bu asil his çok yatıştırıcıydı.

 

Zheng aniden sordu. ”Falcıyım derken ne demek istedin?”

 

 

//Böylece HasıRWara'nın çevirdiği bölümlerin ve 7. cildin sonuna geldik, 8. ciltten itibaren serimizi TDG'den tanıdığınız RMLover çevirecek. Bu bölüme gelene kadar eskiden bunları okumuştuk deyip sıkılanlar olduğunu biliyorum ancak hem kontrolün uzun sürmesi hem de serinin sindirilerek okunmasını istememiz siteye yüklenme sürecini uzattı. Anlayışınız için teşekkür ediyorum. Herkese iyi okumalar.

Ulu Reis Ratel-nim 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1008

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 930

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 768

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 735

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 542

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 531

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 462

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 429

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 228

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 161

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 111

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 94

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 67

Site İstatistikleri

  • 9261 Üye Sayısı
  • 245 Seri Sayısı
  • 14314 Bölüm Sayısı


creator
manga tr