“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Terror Infinite - Cilt 7: Bölüm 7-1


 

Çeviren: HasıRwara

Düzenleyen: Ratel

 

Zheng birkaç metre uçtuktan sonra bir arabaya çarpıp düştü. Arabanın ön camı paramparça olmuş ve alarm çalmaya başlamıştı. Oradan geçen siviller ve motosikletli gangsterler ona şok içinde baktılar. Yaklaşık bir dakika sonra sivillerden kendine gelip oyardım etmek için na doğru koştu. Bazıları da polis ve ambulansı aradı.

 

Zheng arabanın üzerine indiği sırada kendine gelmişti. Vücudunun yarısı ön camı delip geçmiş vaziyetteydi. Ama şanslıydı. Eğer keskin bir nesneye çarpmış olsaydı, şuanda muhtemelen ölmüş olurdu. Ne kadar güçlü olursa olsun, bilinçsizken aldığı saldırıları hafifletmesi veya kaçınması mümkün değildi.

 

Onun tüm vücudu acı içinde yanıyordu ve sanki bir fritözden geçiyormuşcasına şoktan sonra hissizleşti. Bu acı seviyesi, kilitsiz modun 2.evresinden sonraki hissettiği acı kadar vardı neredeyse. Neyseki, daha kötü bir acıya maruz kaldığı için ve normal bir insana kıyasla daha güçlü bir vücuda sahip olduğu için, o iki dakika boyunca yattıktan sonra yavaşça vücudunun kontrolünü geri kazandı.

 

İnsanlar onun etrafına toplanmaya başladı. En önce gelenler gangsterlerdi. İçlerinden biri Zheng’in hava topunu aldı ve bir duvara karşı tetiği çekti. Ancak, bu elemanın Qi gibi herhangi bir enerjiye sahip olmadığı için bu silahı kullanması imkansızdı. Diğerleri, Zheng’in vücudunu aramaya başladı ve içlerinden biri yüzüğü gözüne kestirdi.

 

Zheng vücudunun kontrolünü sağlar sağlamaz gözlerini açtı. O gangster şaşırmıştı ama hala tüm gücüyle yüzüğü onun parmağından çıkarmaya devam etti. Zheng sinirlendi ve tereddüt etmeden onun sol elini sıktı. Gangsterin yüzüğü almaya çalıştığı o sol elinin kemikleri parçalandı ve et yığınına dönüştü. Gangster elini tutup yerde yuvarlanırken acı içinde çığlık attı.

 

Zheng arabanın üzerinde ayağa kalktı ve hava topunu elinde tutan elemana soğuk bir ifadeyle bakarak “Onu sen mi vereceksin yoksa gelip ben mi alayım!” dedi.

 

Gangsterin korkudan beti benzi attı. Silahı uzattı ve ardından Zheng’in elindeyken kayboluşunu izledi. Zheng onları görmezden gelip yürüyerek oradan uzaklaştı.

 

Birkaç gangster, Zheng’in elini kolunu salllaya sallaya gidiyor oluşundan hiç hoşlanmadı. Burada düzinelerce insan vardı. Düşük sesle konuştular ve aralarından görece nâmı olan bir gangster, Zheng’ doğru koştu ve elini onun omzuna koydu. ”Ben sa…” Cümlesini tamamlayamadan önce tekmeyi yedi.

 

Zheng olduğu yerde zıplayarak gangsterin yüzüne döner tekme atmıştı. Gangster darbeyi aldıktan sonra metrelerce uçup yere yığıldı. Bu tekmenin normal olmadığını gören diğerleri hareket etmeyi kesti. Onların hepsi Zheng’e bir uzaylıymış gibi bakıyorlardı.

 

Bu filme girdiğinden beri, Zheng’in öfkesi birkaç kat artmıştı. Yoldaşları aniden gitmiş ve Jie ondan birşeyler saklıyordu. Ayrıyeten bu beş gün içerisinde yoldaşları tarafından saldırıya uğrama ihtimali, onu allak bullak etmişti.

 

Bu sorunların dışında, içinde bulunduğu bu filmin anormalliği de ayrı bir stres kaynağıydı. Herşey onu öldürebilirdi, belki bir yemek yerken ve su içerken ya da yolda yürürken yaşamını yitirecekti. Arabaya binmeye bile cesaret edemiyordu. Ve Ölüm’ün bu kadar kısa sürede peşine düşmesini beklemiyordu. Daha demin başına gelenler saf bir tesadüf olamazdı. Bu kadar şanssız olduğuna inanmıyordu.

 

Tüm bu koşullar altında, gangsterlerin eylemlerinden sonra stresini onlar üzerinde kullanarak atmak istedi. Artık başkalarını öldürmemek için kendini frenlemeyi bırakmıştı. Onu kışkırttıkları için tüm suç onlarındı.

 

“Çin kungfusu!”

 

İçlerinden biri çığlık attı. Zheng tekmesini yarı yolda durdurdu ve yanında duran gangsterin karnını yumrukladı. Bu gangsteri 2 metre havaya kaldırdı ve tekmeleyerek onu ve yolu üzerinde çarptıklarını yere indirdi.

 

Hepsini etksisiz hale getirmesi sadece iki dakikasını aldı. Her ne kadar hayatları tehlikede olmasa da, birkaçı ağır şekilde yaralanmıştı. Sadece çince konuşabilen bir gangstere dokunmamıştı.

 

O eleman da tamamen korkmuştu. Çığlık atarak kaçmaya çalışsa da, Zheng buna izin vermedi. ”Şerefsiz. Arkadaşlarını bu şekilde terk mi ediyorsun? Al bu altın külçeleri. Ne yapacağını biiyorsun değil mi, hepsini hastaneye götür!” Zheng küfretti ve aynı zamanda yüzüğünden birkaç altın külçe çıkartarak gansterin eline tutuşturdu.

 

Gangster külçeleri elinde gördüğünde kafası karıştı ve bilinçsizce sordu. “Patron, nasıl bölüşelim bunları?”

 

Zheng bunu duyduğunda, gülse mi ağlasa mı bilemedi. Etrafında döndü ve yürüyerek uzaklaşırken dedi. “Nasıl bölüştüğünüz umrumda değil. Bu kadar fazla insana sahipsin ve bunun gibi basit bir şeyi bile beceremiyorsun!”

 

O anda sanki beyninde bir çan çalmışcasına, Zheng aniden arkasını döndü ve gangtere bir sapığın çıplak bir kıza baktığı gibi bir çift yanan gözle baktı. Onun bakışını gördüğünde gangsterin tüyleri ürperti. Eğer o çin kungfusundan korkmasaydı, şuan muhtemelen arkasına bakmadan kaçardı.

 

“Toplam kaç kişisiniz? Sadece buradakiler değil, motosikletli olanlar ve parayı bölüştürmek istediklerinle beraber.” Zheng sordu.

 

Gangster sersemlemiş ve aynı zamanda korkmuştu. “Birkaç yüz, hayır, hayır, 200-300 kişiyiz. Bizimle boy ölçüşebilecek sadece birkaç çete var. Patron, sen de mi onlara ders vermek istiyorsun?”

 

“Hayır.” Zheng gülümsedi. “Git ve onlar sor, altın istiyorlar mı? Saf altın. Bende bunlardan çok ama çok var. Yapmanız gereken tek şey, bana 6 kişiyi bulmama yardım etmeniz. Pekala, git ve onların liderlerini buraya çağır. Siz benim için iş yapacaksınız, bunun karşılığı bende sizi altına boğacağım.”

 

Zheng altın çubukları bir bir çıkardı ve yaklaşık bir düzine kadarını arabanın kaputuna koyarak sergiledi. Altından yayılan parlaklık, herkesin gözlerini kamaştırdı. Eğer karşı taraf bu kadar güçlü olmasaydı, onlar çoktan bu altınları yağmalamış olurlardı.

 

Pozitif etkileri gördükten sonra, Zheng altınları yüzüğüne geri koydu. Gangsterler ağızlarından salyalar akıtarak ona bakıyordu. Zheng dedi.”Dediklerimi iyi dinleyin. 3 erkek 3 kadın. 6 asyalı kişiyi bulmama yardım edeceksiniz. İçlerinden biri 11 yaşlarında bir çocuk. Çete liderlerini buraya getirdiğinizde daha detaylı anlatacağım. Onlara söylemeyi unutma. Bulunan herbir kişi için 2 altın çubuk vereceğim. Eğer hepsini bulursanız, o zaman 30 adet altın çubuk vereceğim.”

 

“Ben yarın öğle saatlerine kadar Dalga Bar’da olacağım. Beni bulmak istiyorsanız, barın sahibine gidin. Yarın size numaramı vereceğim. Bu işe girmek isteyen herkes, yarın öğle vaktine kadar beni görmek zorunda. Anlaşıldı mı?”

 

Gangsterler başlarıyla onayladı. Zheng bağırdı. “O zaman gidin! Bekle, bekle aklıma geldi de, bu elemanları hastaneye götürün ilk olarak. Ödeme olara bu altın çubuğun yarısını vereceğim. ”

 

Zheng sadece ellerini kullanarak herkesin önünde altını ikiye ayırdı. Ve ardından yarısını ganstere doğru attı. ”Dediğimi yaptıktan sonra gel diğer yarısını da vereyim. Sakın parayla kaçayım deme. Beni sinirlendirmek istemezsin!”

 

Gangster altın çubuğun yarısını tutarken sersemlemiş haldeydi. Çubuğun üzerinde parmak izleri vardı. Ödül ve tehdit altında, özellikle de karşılarında böylesine bir canavar varken direnmek tam bir aptallıktı. Gangster başıyla onayladı ve ardından ağır yaralı olanları taşıyarak taksilere bindirdi. Zheng derin bir nefes alıp Dalga Bar’a doğru ilerledi.

 

Zheng’in düşüncesi, çevreyi kullanmaktı. Madem Jie diğer 4 kişiyi kontrol altına aldı, o zaman ben de bu dünyadaki insanları kullanırım. Zheng, Jie’nin herkesi kontrolü altına alamayacağına inanıyordu. Her ne kadar gerçekçi bir yaklaşım olmasa da, eğer yeterince gücü olsaydı, onları bulmak için polisleri bile kullanırdı.

 

Zeka istatistiğini yükselttikten sonra, onun hafızası ve algısal yetenekleri büyük ölçüde gelişti. Ama yine de plan kurma ve yönetme konusunda Xuan veya Honglu kadar iyi değildi.

 

Bilgelik ve bir insanın düşünce biçimi, geliştirme yoluyla elde edilebilecek şeyler değildi. Zheng bunları yavaş yavaş öğreniyordu. Şuan için savaşta sadece bu kadar bir bilgelik uygulayabiliyordu.

 

O kapıyı itti ve bir kez daha Dalga Bar’a giriş yaptı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1009

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 933

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 771

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 740

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 622

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 543

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 533

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 500

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 464

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 430

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 231

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 160

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 160

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 141

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 134

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 115

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 68

Site İstatistikleri

  • 9454 Üye Sayısı
  • 249 Seri Sayısı
  • 14424 Bölüm Sayısı


creator
manga tr