Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Terror Infinite - Cilt 3: Bölüm 6-1


 

Çeviren: HasıRwara

Düzenleyen: Ratel

 

Dördü otele geri döndüğü gibi iyi haberleri söylemek istediler ama suitin içindeki durum onları şok etti. Zheng’in geçen gece kaldığı suitin kapısını açtıklarında, onlar 2 erkeğin çığlıklarını duydular.

  

“Gelme, sakın buraya gelme, Silah, evet evet, benim silahım var…” Bu Renjia’nın sesiydi.

  

“Beni içine çekme. Hiçbir şey görmedim. Beni çekme içi…” Bu Ding’in hıçkırarak ağlama sesiydi.

 

Tüm ışıklar açık durumdaydı, TV de maksimum ses seviyesindeydi. Neyse ki, odada iyi bir ses yalıtımı vardı da herhangi bir çalışanın dikkatini çekmemişti.

  

İki genç erkek, halının tam ortasında birlikte oturuyorlardı. Onlardan biri silahı titreyen elleriyle kavramış, kapıya doğru nişan almıştı.

 

 Zheng ve Jie, ona doğru hızla hareket ettiler ve ateş etmeden önce silahı onun elinden aldılar.

  

Bu iki eleman, bu dört kişinin kim olduğunu daha yeni kavrayabildiler. Renjia hemen Zheng’in bacağına yapışıp ağlamaya başlarken Ding zeminin üzerinde kıvranmıştı.

  

Zheng ve diğer üçü birbirlerine baktılar. Onların bu durum karşısında içleri rahat değildi. Zheng, Renjia’nın kalkmasına yardım etti ve sordu.”Ne oldu? Bingyi nerede? Ve Yanwei? Neden burada sadece siz ikiniz varsınız? Neler yaşandı biz yokken?”

  

“Onlara sormak tamamen zaman kaybı, korkudan tam bir budalaya dönmüşler.”

 

Yanwei’nin sesi yan taraftan geldi. Arkalarına döndüklerinde onun gecelik kıyafeti içinde yatak odasının kapısına yaslandığını gördüler.

 

Makyaj yapmış gibi görünüyordu.  O güldü ve şöyle dedi: “Bu üç abaza elbiselerimi giyerken beni dikizlediler ve daha fazla kendilerini tutamayıp tuvalete gittiler. Kısa süre sonra silah seslerini duydum ve bu ikisi tuvaletten geri geldi. Ve bu salaklar beni koruyacaklarını söylediler. Bende yedim. Haha.  Erkekler her zaman kadınları geride bırakan ve kaçan bir türdür, tehlike ne olursa olsun. Haha … “

 

Kelimeleri bundan daha fazlasını ifade ediyor gibiydi, ancak onların düşünecek vakitleri yoktu. Lan, Yanwei’ye bakarken diğer üçü, gence sorular sormaya başladı. Ancak, ağlamanın yanı sıra, mantıklı bir cümle ağzından çıkaramıyordu.

 

Ardından kapı bir kez daha açıldı. Yinkong elindeki kitapla yavaşça yürüdü.

 

“İlginç ölme tarzları. Polis ağında yeni tarzlarda ölümler var. Alışveriş merkezindeki bir tuvaletin su borularının içinde genç bir adam bulunmuş. Bütün vücudu on santimetre genişliğinde bir boru içinde sıkışmış. Dışarı çıkarmayı başardıklarında onun gerçekten bir insan olup olmadığı konusunda şüpheye kapılmışlar.  Çok ilginç değil mi? Nasıl göründüğünü merak etmedim desem yalan olur. “

 

O kanepeye oturdu ve odadaki herkesi görmezden gelerek konuşmaya başladı. Son cümlesini söylerken yüzünde kana susamışlık ile dolu bir gülümseme vardı.

 

“Dört tane daha ceset bulmuşlar. Birincisi, sanki vücudunun içinde bir bomba patlamışcasına birkaç yüz parçaya ayrılmış ve her parçası bir tırnak uzunluğundaymış.  Garip olan kısım etin üzerinde herhangi bir patlayıcıya ilşkin bir şey bulamamışlar.”

 

“İki kişi, şişerek ölmüş. Adli muayene uzmanları, kaybolan mide dışında diğer tüm iç organları bulabilmişler. Ve onları buldukları yer ölen diğer elemanın midesi.  Doğru duydunuz, İkisi de şişerek patlamış birinin midesinde diğerinin iç organları var. Ve sonuncusu…”

 

“Yeter artık!” Zheng Yinkong’u kaldırdı ve bağırdı. “Neden böyle ayrıntılara giriyorsun? Güven ve moralimizi kaybetmemizi mi istiyorsun? Sen bizi bu yedi gün boyunca dayanamayıp bir bir düşecek insanlar olarak mı görüyorsun? “

 

Gözleri keskinleşti ve soğuk bir tonla dedi. “Bırak beni … ben ne istersem söylerim. Bu ekibe katılmak, sizi kabul ettiğim anlamına gelmiyor. Benim takım arkadaşım olabilecek nitelikte olan tek kişi Zero, siz hepiniz … “

 

Zheng cevap vermeden önce, bileklerinde acı hissetti ve kan akmaya başladı. Bu veledin küçük eli bıçak kadar keskindi. Kolayca Zheng’in bileğini dilimlemişti. Ardından ona yaklaştı ve eli boynundaki atardamı hedef aldı.

 

Zheng onu yukarıya doğru fırlattı ve aynı anda karnına tekmeyi geçirdi. O biraz ilerdeki duvara çarpıp yere serildi ama hemen yeri tekmeleyip daha da hızlı bir şekilde Zheng’e doğru ilerledi. Bu sefer hedefi, Zheng’in kalbiydi.

 

‘Bu, bu his?’

 

Zheng bu sefer bıçağını çıkardı ve kilidin açık olduğu durumun içine girdi(Genetik kısıtlamanın kilidini açtı yani). Tehlike hissinden anlaşılacağı üzere bu ona saldıran kızda aynı onun gibi kilidi açmış biriydi!

 

Onun bıçağı ile kızın eli birbirlerine temas ettiği gibi ikisi de geriye doğru fırladı. Bu durumun içindeyken, onların tehlikeye karşı hisleri oldukça hassastı ve aniden bu ikisinin arasından bir mermi geçti.

 

Onlar kapıya doğru baktıklarında, Zero’nun elinde bir tabanca tutarak beklediği gördüler.

 

Yinkong, kilidin açık olduğu durumundan çıktı. O düşürdüğü kitabını kaptı ve kanepesine geri döndü. Ardından duygusuz bir ses tonuyla dedi. ”Seninle beraber, artık bu takımda onayladığım iki kişi oldu…”

 

Zheng durumdan daha çıkışını yapmamıştı ve o soğuk bir şekilde cevap verdi. ”Yine bu s*ktiğimin sözleri. Lan velet sen kim olduğunu sanıyorsun? Bu takımdaki herkes senin onayını almak zorunda olduğunu kim söyledi? Zaten elimizde Xuan var. Bir de sen mi çıktın başımıza. Şansımı s*kiyim. Ben takım arkadaşlarını arkadan bıçaklayacak insanları gözümün önünde istemiyorum. Ya s*ktir olup gidersin ya da herkese düzgün bir şekilde davranırsın. Az biraz gücüm var diye başkalarının üzerinde durabileceğini düşünüyorsan eğer, seni şuracıkta gebertirim.”

 

Hafif makineli tüfek onun sol elinde belirdi. ”Ben ciddiyim. Şaka yaptığımı sanma sakın.”

 

O başını kaldırmadan dedi. ”Sorun yok. Sen lidersin. Eğer ben senin performansından memnun kalmazsam, sana meydan okuyup seni öldüreceğim. O zamana kadar, senin kelimelerin benim için bir emirdir…”

 

“Önceki konumuza dönersek, ölen bir insan daha vardı. Diğer bir deyişle, bugün 5 kişi öldü. Bizim ekipten 1 kişi, onların ekibinden 4 kişi.”

 

Zheng sonunda kilidin açık olduğu durumdan çıktı. Jie’nin yanına oturdu ve Zero da onun yanına geldi. Onu koruyan bu iki kişi ile, Zheng dedi. ” O zaman geriye sadece üç çaylak kaldı… ve Xuan?”

 

Yinkong cevap vermedi ama Lan güldü.”Bu hızla, bizim 7 gün boyunca dayanmamızın mümkünatı yok. Xuan ile irtibata geçsek mi?”

 

“Hayır.” Zheng dişlerinin gıcırdatarak dedi. Vücudu titriyordu, bu genetik kısıtlamanın kilidinin açmasının etkisiydi. O bu kilidi her açtığında, bu muazzam acıyı yaşamak zorunda kalıyordu. Sakinleşmesi yaklaşık bir dakika sürdü. Yinkong’a gelince, bir miktar terin dışında alışılmadık bir şey sergilemedi.

 

Zheng başındaki teri sildi. ”Eğer o, bizimle temasa geçmek isterse… o bunu yapacaktır. Eğer o samimi olarak ekibin içine geri dönmek istiyorsa, o düşüncelerden kurtulduğu sürece, sıkıntı yok.”

 

Xuan’a aşina olmayan çaylaklar için bu sözler önem arz etmiyordu. Ama Jie ve diğer veteranlar iç geçirdi.

 

Sonra Tengyi heyecenlı bir şekilde kutsal yazıların geçmişini açıkladı. Zero ve Yinkong bunları görünce şaşırdılar. Tapınakların onlara herhangi bir yardımda bulunabileceğini hiç beklemiyorlardı. İlk başta hala bu duruma şüpheyle yaklaştılar. Ama kutsal yazılara dokunup, onlardan gelen sıcaklığı hissettiklerinde inanmak zorunda kaldılar.   

 

Tengyi durmaksızın konuşuyordu. O yerinde duramayan/deli dolu bir insan türüymüş gibi görünüyordu.”Siz bunu görmediniz. Biz bir küçük erkek çocuk hayaleti tarafından saldırıya uğradık ama ana kapıdan içeriye girdiğimizde, hayalet çekip gitti. Hahaha. Görünüyor ki, biz kesinlikle kutsal yazılar sayesinde bu 7 günü canlı bir şekilde tamamlayabileceğiz.”

 

Aralarında tartıştıktan sonra, onlar bu kutsal yazıları 3’erli gruplar oluşturarak korumaya karar verdiler. 3 bayan bir grup oluşturdu. Diğer iki grup rastgele belirlendi. Zheng, Jie ve Zero bir grup olurken, diğer grup ise haliyle Tengyi ve iki üniversite öğrencisinden oluştu. Her grup şuandan itibaren her gece 3 saatliğine bu kutsal yazıları koruyacaktı.

 

Yinkong bu düzenlemeden hoşlanmamasına rağmen, daha önceki sözlerini takip etti ve diğer iki kızla birlikte bu suitte yaşamayı kabul etti.

 

Herşey mükemmel görüyordu AMA onlar ne bu iki üniversite öğrencisinin birbirlerinin gözlerine anlamlı bir şekilde bakışmalarının farkına vardılar ne de Yanwei’nin onlara bir gülümsemeyle baktığını farkettiler.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1223

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 873

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 645

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 519

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 348

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 180

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14860 Üye Sayısı
  • 457 Seri Sayısı
  • 19565 Bölüm Sayısı


creator
manga tr