Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Terror Infinite - Cilt 2: Bölüm 4-2


 

Çeviren: HasıRwara

Düzenleyen: Ratel

 

Herkes yemeğini yedikten sonra, Xuan izleme sisteminin tüm kanallarını açtı. Büyük ekran, birçok küçük bölüme ayrıldı. Xuan sanki bir şeyler çiziyormuş gibi elini havada hareket ettirmeye başladı.

 

Bir süre sonra durdu ve beti benzi atmış olarak döndü. “Tamam, duvarları koyacağımız sırayı ezberledim. Bize en yakın Yaratık 22 numaralı odada, 20 numaralı odadan 19 numaralı odaya giden yolda biri daha var. Dikkatini beş dakika içinde çekersek, birini izole edip diğerlerinin avlamak için onu kullanabiliriz. Ardından planımızı gerçekleştireceğiz. “

 

 Zheng, Shuai’ye baktı ve iç çekti. “Biz ne yapacağız?”

  

Xuan kontrol panelindeki bazı düğmelere bastıktan sonra ayağa kalktı. “Bir dakika içinde bu odanın dışındaki duvar açılacak. Çoktan sıraya koydum, bu yüzden geri kalan duvarlarda zamanı geldiğinde inecektir. Haydi gidelim. Şimdi çıkacağız ve sana ayrıntıları anlatacağım. “

  

Kampa altı el bombasını, üçerli iki set olarak ayırdı. Duvar yavaşça kaldırıldı. Duvarlarda ve yerde çukurları, kraterleri, pençe izlerini ve çizikleri görebiliyorlardı.

 

Bu duvarlar çelikten yapıldığını düşünce tüyler ürperticiydi! Bu sahne onları korkuttu.

 

Xuan el bombalarını alıp, ardından koridoru işaret etti. “Sen bu salonun diğer tarafında duracaksın. Buradan 100 metreye kadar düz bir hat görebilirsin. Yaratıklar diğer taraftan geldiğinde el bombasını aktive edip, onlara doğru atacaksın. Kampa, patlatmadan önceki gecikmeyi azaltmak için el bombalarını değiştirdi. Havada infilak etmeli, bundan dolayı fırlattıktan sonra hemen koşmalısın. Her kavşakta sola dönmen gerektiğini unutma. “

 

Shuai kafasını aşağı eğerek dedi. “Peki kontrol odasına giden bu izole duvar ne olacaktı? Dışarı çıktıktan sonra tekrar inecek mi?”

 

Xuan başıyla onayladı. “Evet, dışarı çıktıktan sonra bu duvar inecek. Patlamayı duyduktan bir dakika sonra tekrar açacağım. Koşu hızına göre, senin için yeterli zaman var. Ah aklıma gelmişken, Yaratık’ı cezbetmek için biraz taze kana ihtiyacın olacak. Kısacası, senin görevin sadece bombayı attıktan sonra kaçmak.”

 

Sonra Kampa, Shuai’ye bir hançer attı. Xuan da el bombalarını ona teslim etti. Shuai bombayı aldığında, herkesin kalbi gerildi. Zheng hatta Zero’nun elini sırtına kaldırdığını gördü, o desert eagle’yi tutuyordu. Zheng, Jie’nin Zero’ya bu silahı verdiğini bilmiyordu.

 

Shuai sakince dönerek herkesi şaşkına çevirdi. Onlar bunu gördüklerinde rahat bir nefes aldılar, ama o aniden tekrar geri döndü ve üzerlerine doğru bir el bombası attı.

 

Xuan’ın dediği gibi, el bombası havada patladı. Neyse ki Shuai gergin olduğundan bombayı çok ileri fırladı. Sadece şok dalgasından etkilenmişlerdi ve ciddi yaralanmalar olmamıştı.

 

Zheng, grubun arkasında durduğundan Shuai’yi görememişti. Ancak el bombası patladığında, en çok etkilenen kişi o oldu. Şok dalgası onu uçurdu. Yere çarptığı sırada, ağzı ve burnu kan ile doluydu.

 

O bir süre hiç bir şey göremedi. Birkaç saniye sonra, görüş kabiliyetini zar zor geri kazanabilmişti. Sonra Shuai’nin diğer el bombasını elinde tuttuğunu gördü, yüzü berbat bir ifadeyle dolup taştı.

 

Shuai güldü. “Bu nasıl, dahi, sen beni öldürmek istemiyor muydun? Hepiniz o az miktarda yiyecek ve su için beni reddetmediniz mi?  Ben dışarıda ölürken siz burada saklanmayacak mıydınız? F*ck. Neden ölen tek kişi, ben olmalıyım? Niye ya? Söylesene bana! Eğer ben ölürsem, sizi de beraberimde götürürüm, Bu şekilde ölmek her şekilde, Yaratıkların ağzında ölmekten daha iyi! “

 

Xuan şok dalgasıyla yere düştü. Kafasını duvarı vurduğunda kan akmaya başlamıştı.

 

O ayağa kalktı ve sakin bir sesle sordu. “Merak ediyorum. Ölmekten korkmuyor musun? Planım tehlikeli olsa da kesin olarak öleceğini söyleyemezsin. Eğer planımı takip etseydin, hayatta kalma şansın yüksekti. Öyleyse söyle bana neden …?”

 

Shuai onun sözünü kesti. “Kahretsin, beni kandırmaya çalışmayı bırak. Bu son soruyu neden sordum biliyor musun? Ayrıldıktan sonra bu duvara ne olacak? Sen bana nasıl cevap verdin? Patlamayı duyduktan sonra bir dakika açacakmışsın? Beni bu kadar aptal yerine koymayı bırak. Benim neyde iyi olduğumu hatırlıyor musun? Her ne kadar bir dahi olmasam da, ben gerçekten çok fazla kitap okudum. Bazı militarist temalı kitaplar da dahil. Bu gibi uzay araçlarıdaki yalıtım duvarları indirildiğinde genellikle onları yarım saat içinde tekrar devreye sokamazlar. Bu, insanların uzay aracını bilgisayardan kontrol etmesini önlemek için tasarlanmıştır. Özellikle kontrol panelindeki girişlerinize baktım. Komutları yalnızca onları kapatmak için zamanladın. Tekrar açmak için emir yoktu! “

 

O bir deli gibi gülmeye başladı. “Son soru, benim son mücadelemdi. F*ck, kim yaşamak istemiyor? Eğer ufak bir umut olsa bile, hala yaşamak isterdim. Ama siz g*tverenler, beni bu Yaratıklar’ın ağzına koymak istiyor! F *ck. Bir şey söyle! Neden beni böyle umutsuz bir durumun içine sürükledin? “

 

Xuan gözlerini kapadı ve derin bir nefes aldı. “Seni küçümsedim. Bu benim hatam. Daha önce de söyledim, bu grupta gereksiz kimseye ihtiyacımız yok. Sen sadece bir yüksün. Aslında senden vazgeçmek istemedim, ama planımdan memnun değildin. İnsanların doğası bu, biraz memnuniyetsizlik sonucunda  o insanda kolayca kötü niyetler yeşerir. Dolayısıyla gelecek planlarımızda öngörülemeyen bir faktör olman yerine, senden vazgeçmek daha iyi. Bu arada ben seni feda etmeyi planlamadım. Duvarın tekrar açılması için gerçekten de yarım saat beklemek zorunda olsak da, koşmaya devam ettiğinde seni Yaratıkların olmadığı bir salona yönlendirirdim. Sonra yarım saat sonra bizim bulunduğumuz yere gelebilirdin. Sen yüzünde o korkunç ifadeyi göstermemeliydin.”

 

Shuai daha da delirmiş görünüyordu. Yüzünü buruşturarak bağırdı, “F *ck! Beni ölüme zorluyorsun,neden benim yüzüm korkunç/berbat bir ifadeye bürünmesin?Bu grubun lideri sen misin? Kim olduğunu sanıyorsun? Eğer ben yaşayamayacaksam, o zaman sen de yaşayamazsın. Gel benimle birlikte öl! “

 

Cümlesini bitirir bitirmez, o el bombasının pimini çekti.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1266

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 663

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 604

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 553

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15619 Üye Sayısı
  • 513 Seri Sayısı
  • 21090 Bölüm Sayısı


creator
manga tr