Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Terror Infinite - Cilt 2: Bölüm 2-2


 

Çeviren: HasıRwara

Düzenleyen: Ratel

 

Zheng’in gözleri kana bürünmüştü, bu hissettiği öfkeden dolayı mı ya da Lan’ın kanından dolayı mı kaynaklanıyor, bunu kendisi de bilmiyordu. Kız köşeden kaybolduğunda, düşünmeden öne doğru hücum etti ama çok fazla güç kullandığından ve duvarın içine girdi.

 

Geliştirdiği reaksiyon hızı, onu şu an kurtardı. Herşey onun gözünde yavaşladı, onun fiziksel yeteneğiyle bile her hareketi, büyük bir enerji harcıyormuş gibi hissediyordu.

  

Ayrıca vücudu sanki parça parça ediliyormuş gibi hissediyordu.

  

Zemin, hava, hatta duvar. Onun çok hızlı hareket etmesini önlemek için her nesne ona karşı bir çekim kuvveti uyguluyormuş gibi görünüyordu. Zheng, bu fenomeni/olağanüstülülüğü daha önce hiç yaşamamıştı.

  

Duvara çok yaklaştığında, havanın sıvı gibi yoğunlaştığını hissetti. O kadar yoğun hissediyordu ki artık havaya basabilir ve duvardan atlayabilirdi.

  

Bunu farkettiğinde duvarı tekmeleyerek kendini döndürdü. Gördüğü ilk şey Lan’ı sürükleyen bir Yaratıktı. Bu Yaratık, daha öncekinden daha küçük bir boyuttaydı, ancak hala yaklaşık 3 metre uzunluğundaydı.

  

Lan’ı salonun derin ucuna doğru sürüklüyordu. Kızın omuzu ezilmiş, vücudu kanla kaplanmıştı. Onun gözlerinde sadece umutsuzluk ve hasret/özlem belirtisi vardı.

  

Zheng aniden onun gözlerindeki özlemi anladı, bu hayat ve gelecek için umut anlamına geliyordu. Kendi gözleriyle daha önce hiç görmemiş olsa da, umutsuz bir duruma düştüğü zaman onun da  gözlerinde özlem iması belireceğini düşünüyordu. O bundan kesinlikle emindi!

  

Zheng’in gözlerinde, Lan’ın görüntüsü parçalanarak et yığınına dönüşen Xiaoyi’ye dönüştü. Xiaoyi de yaratık tarafından sürüklendiğinde, onda da aynı umutsuzluk ve özlem duygusunun belirtileri vardı.Ve sonra bilindiği üzere parçalara ayrılmıştı…

 

O bunun bir daha olmasını istemiyor, ne olursa olsun bu kızı kurtarması gerekiyordu.

  

“Ahh!” Zheng bir deli gibi çığlık attı. Her şey yavaşladığı için Yaratık’ın yaptığı her hareketi neredeyse görebiliyordu. Duvarı tekmeleyip ondan Yaratığa doğru kararlıkla ilerledi.

  

Bu olanların hepsi sadece birkaç saniye içinde gerçekleşmişti. Lan’ın bakış açısına göre, Zheng garip bir açıyla duvarı tekmelemişti. Bu tekme boğuk bir ses çıkardı ve çelik duvara iki ayak izini yerleştirdi.

  

Sonra gözlerinin önünde kayboldu.O bu tür bir hızı gözleriyle takip edemedi.

  

Zheng, Yaratığın bulunduğu yere vardı. O, tükürüğün ağzından damladığını ve onun uzun dilini görebiliyordu. Çelik çubuğu ile nokta atışı yaparak Yaratığın diline vurdu. Lan yere düştü. Donuk bir sesle, Yaratık deli gibi çığlık atmaya başladı. Kesilmiş dilden asit fışkırmaya başladı. Dil yarı yarıya kesilmişti.

  

“Ahhh!” Henüz bitmedi, Zheng Yaratık ile birlikte çığlık attı. Tüm duyularını kaybetti. Gözleri kan-kırmızısı olmuş adeta kendinden geçmişti.

  

Zheng, Yaratığın arkasında beliriyor ve elindeki çubuk ile saldırıyordu. Bu saldırılar sonunda çelik çubuk eğildi.

  

Zheng’in durumu iyi görünmese de Yaratıkta iyi bir durumda değildi. Sırtındaki dış iskelet çatlamıştı ve oluşan yaralardan asit dökülmeye başlamıştı. Şuanda zemin Yaratığın asit kalıntılarıyla doluydu.

  

Yaratık hala herzamanki gibi hızlıydı. Zheng her ne kadar etrafındakilerin yavaşladığını hissedebilir olsa bile hızı, hala sadece Yaratığın hızına eşitti. Yaratık pençesiyle ona doğru saldırdığında o güçlükle onun hızına yetişip kendini koruyabildi.

  

Yüksek bir sesle sonunda, etkiden dolayı yere yığıldı ve tüm salon salladı. Maruz kaldığı basınçtan dolayı aldığı hasardan sonra başından kan akmaya başladı.

  

Zheng bu noktada hayatı için savaşıyordu. Onun, Yaratığın dışiskeleti kadar dayanıklı olan bir kabuğu yoktu.Ne zaman onun pençesiyle yüzleşmek zorunda kalsa kolunda bir kaç derin izler oluşuyordu.

  

Sadece o da değil, Yaratığın ayrıca gücü de çok fazlaydı. Yere yığıldığında başını çarptı ve neredeyse bayılacaktı. Kendini ayık tutmak için dilini ısırdı.

  

O ayağa kalkmadan, sırtından başka bir çelik çubuğu çekip tüm gücüyle Yaratığın ayaklarına saldırdı. Onun fiziksel yetenekleri ve Qi’sinin yardımıyla Yaratığı yere yıkmayı başardı.

 

Yaratık düşerken, kuyruğunu kaldırıp Zheng’in bacağına sapladı. Yaratık’ın dövüş içgüdüleri o kadar güçlüydü ki, öldürerek gelişen ve hayatta kalan bir tür olduğu belli oluyordu.

 

Zheng’in zihni karardı. O vücudunun kendi kendine hareket ettiğini hissetti. Dövüş üzerine sayısız içgüdü aklında belirmeye başladı.

 

Bacağındaki kuyruktan kurtulup, geriye çekilerken saldırılardan kaçındı. Ardından yere baskı uygulayarak Yaratık’a doğru zıpladı ve çelik çubuğu Yaratık’ın ağzına sapladı.

 

O sapladığı çelik çubuğu bırakıp sırtından başka bir tane daha aldı. Yaratığın başına doğru durmaksızın saldırmaya devam etti.Tüm vücudu Yaratık’ın asidi ile kaplanmıştı ama o umursamıyordu.

 

Zheng adeta delirmiş gibiydi ve Yaratıktan geriye birşey kalmamasını istercesine vurmaya devam etti. Neyseki Lan zamanında reaksiyon gösterdi.

  

O kendi yaralarını görmezden geldi ve Zheng’e doğru atladı. İkisi beraber birkaç metre ileride yere yığıldılar. Zheng de yavaş yavaş uyanmaya başladı.

 

Zheng vücudunun ön kısmında ağrı hissediyordu . Hemen tüm kıyafetlerini çıkardı ve vücudundaki asidi silmeye çalıştı. Asit zeminde cızırtılı bir sese neden oluyor ve çeliği, buzun erimesine benzer şekilde korozyona uğratıyordu. Yine de, Zheng’in cildi sadece biraz kararmıştı, korozyon belirtisi yoktu, bu da Lan’ı biraz şaşırttı.

 

[ÇN: Korozyon, metal veya metal alaşımlarının oksitlenme veya diğer kimyasal etkilerle aşınma durumu.]

  

Lan, Zheng’in vücudundaki kanamayı hemostaz sprey ile durdurdu ve ardından hafif bir sesle dedi. ”Hala yaşıyor olmak çok güzel. Teşekkür ederim.. Ama neden senin vücudunda hiç yara izi yok? Yaratık’ın kanı, yüksek derecede asit içeriyor olmalı.”

  

Zheng bedenindeki tüm asidi sildi. Zihni hala boştu. Olan her şey bir kabus gibi hissettiriyordu. Temel olarak içgüdüleriyle savaşıyordu, özellikle Yaratık’ın bacağına çubuğu sapladıktan sonra bedenindeki bir zincir kopmuş gibi hissetti.

  

“Belki de, hücre canlılığı ve bağışıklık gücü konusunda yüksek istatistiklere sahip olduğum içindir. Yine de cildim asit yüzünden karardı.”

  

O yüzüğünden başka bir hemostaz sprey çıkarmaya çalışırken, bütün vücudu nöbet geçirdi. Organlarında ağrılı ve felç eden bir his başladı, sanki sayısız karınca organlarını istila etmişti, ardından bu ağrı kemiklerine ve iliklerine yayıldı, sonra kanıyla deriye doğru ilerledi. Sonunda onun görebildiği tek şey beyazlıktı, ölmek üzereymiş gibi hissediyordu.

  

“Bunun hakkında bir düşünün. Maymunlar bu sınırı aştı ve insan oldular, o zaman insanlar bu sınıra ulaştığında, onlar ne olacak? “

  

“Sadece insan vücudu tarafından üretilebilen epinefrin hormonuna benzer bir maddeye ihtiyaç duyuyor. Önemli olan şu ki… bu bir zehir. Muhtemelen oğlunu kurtarmak için bir arabayı kaldıran bir anne gibi hikayeler duymuşsundur. Bu gerçekten de oldu ama bu kadın, sonra kısa bir zaman içerisinde öldü. Bilim adamları, onun kanında bu maddenin, mikro(küçük) bir miktarını buldular.”

  

“… Genetik kısıtlama…”

  

Zheng, Xuan’ın genetik kısıtlama konusundaki sözlerini hatırladı. Tesadüfen bu genetik kısıtlamanın kilidini açıp açmadığını bilmiyordu, ancak ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu biliyordu.

 

İç organlarındaki nöbet, giderek güçleniyor, ağzından ve burnundan kan akıyordu. Sonra ciğerlerinde de nöbet olmaya başladı, zar zor nefes alabiliyordu. O ağzını geniş bir şekilde açmış nefes alabilmek için mücadele veriyordu.

  

Lan anında tepki verdi. Zheng’in vücudunu tutup dudaklarını onun dudaklarına koyarak ona hava vermeye çalıştı. Yaklaşık on saniye sonra, Zheng’in iç organları yavaşça yatışmaya başladı, ciğerleri de düzgün bir şekilde çalışmaya başladığı için artık kendi kendine nefes alabilirdi, vücudunda hissettiği ağrı da azalıyordu.

  

Ancak Lan, bunu bilmiyor ve ona hava vermeye devam ediyordu. Aynı zamanda ağlamaklı ve mırıldanarak dedi. “Ölme. Lütfen. Beni yalnız bırakma. Lütfen benimle birlikte hayatta kal… “

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1268

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1082

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 893

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 823

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 666

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 645

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 605

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 525

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 379

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 197

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 100

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15648 Üye Sayısı
  • 515 Seri Sayısı
  • 21160 Bölüm Sayısı


creator
manga tr