"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Tembel Hükümdar - Bölüm 6-Krallık




Herkül; Güç belli bir seviyeyi aşarsa alınabilen bir tanrının ünvanı. Etkileri; Güç, %20 artar.


Hermes; Hız belli bir seviyeyi aşarsa alınabilen bir tanrının ünvanı. Etkileri; Hız, %20 artar.


Savaş tanrısı tarafından kutsanmış; Savaş tanrısı senin savaşçılığını tanıdı ve seni kutsamaya karar verdi. Etkileri; Güç artışı %30 , Hız artışı %30, Kas sıkışması; Mükemmel vücut.


Büyü tanrıçası tarafından kutsanmış; Büyü tanrıçası senin enerji ve büyü konusundaki yatkınlığını fark etti ve seni kutsamaya karar verdi. Etkileri; Enerji artışı %30, Element yatkınlığı; Tüm elementler.


En güçlü!; Dünyada var olan ve sisteme kayıtlı herkesten daha yüksek statülere sahip olan. Etkileri; Yok.


Shun yolda yavaşça yürürken aklından statülerini ve etkilerin kontrol ediyordu. Her statü epey iyi bir güç artışı veriyordu fakat anlamadığı şey bu statülerin şu anda aklında belirken sayılara eklenmiş olup olmadığıydı. Eğer eklenmeden statüler bu kadar yüksekse ve ünvanların etkileri sadece savaşta etkisini gösteriyorsa bu muazzam bir sayıya işaret ediyordu. Mesela şu anki güç seviyesi 8.597.293, yani eğer buna ünvanlanların toplam %50 artışını eklersek gücü toplam 12.895.939 seviyesine ulaşacak! Bu ne saçma sapan bir güç a*ına koyayım?!


Yolda giderken arada bu dünyadaki insanların normal güç seviyesinin en fazla 60 civarı olabileceğini, doğuştan yetenekli olanların ise en fazla 2.000 civarında olacağını öğrenmişti. Tabii ki bu miktarı antrenman yaparak yeteneklerle veya başka türlü şeylerle arttırabilirdin fakat arttırabileceğin miktarında bir sınırı vardı yani insanlığın şimdiye kadar ulaştığı en yüksek güç seviyesi 56.000 sayıyla imparatorluğun kurucusuydu ve bu sayıyı ondan sonra kimse geçememişti! Yani buna oranla düşünürsek kendi güç seviyesiyle karşılaştırılamazdı bile! Sadece dağ ile ufak bir çakıl taşını karşılaştırmak gibi! Bu ne saçma bir olaydır? 


Bir süre kendi kendine düşündü,'Acaba ben insan değil miyim? Babamda ölümsüz gibi birşey olduğunu söylemişti, fakat bu kadar büyük bir fark olabilir mi gerçekten? Eğer farklı ırklar bu kadar güçlü olabiliyorsa insanların bu dünyada egemen olmasının imkanı yok! Her ne kadar insanlar sayılarında aşılmaz bir üstünlük sağlasada yetenekli insanların sayısı çok fazla değil ve orduların veya muhafızların çoğu normal insanlardan bir tık daha güçlü olan kişiler. Buna göre eğer 100.000 lik güce sahip herhangi biri orduya tek başına girse bile tüm insan ordusunu kolayca katledebilir! Benim gücüme gelince...' Shun bu noktada düşünmek istemedi. Çünkü ne kadar düşünürse düşünsün kendi gücünün sadece tek bir sonuç vereceğini biliyordu,'Varoluşta yenilmezim!'.


Sonuçta kendisinin sahip olduğu tek şey güç değildi. Enerji miktarı, hızı veya dayanıklılığı olsun hepsi milyonları aşmıştı. Bu noktada düşünebildiği tek şey tanrının hata yapması ve ona bütün gücünü vermiş olmasıdır, yoksa bu kadar güçlü olabilmesinin imkanı yoktu!


Babasının buraya gelmeden önce söylediği şeyi hatırlayınca acı şekilde gülmeden edemedi. 'Ne demek kendini güçlendirmek için dünyayı gez? Zaten dünyada yenilmezim, daha ne kadar güçlenebilirim ki? Tanrı olmamımı istiyorsun? Gerçi bu noktada sanırım tanrılar bile beni zor bir hedef olarak görecektir...' 


Shun bu noktada ne yapacağını bilemez hale gelmişti. Dünyayı gezmelimiydi? Peki neden gezecekti? Yada başka yapacak birşeyi varmıydı? 


'Aah, boşver! Şimdilik şu krallığa bir gidelim, sonra ne yapacağıma bakarım! Bu kadar düşünmeye gerek yok, nasıl olsa istediğim her şeyi yapabilirim.' Bu düşüncelerle elflerin arkasından yavaşça yürümeye devam etti.


Yarım saat daha devam ettikten sonra hala herhangi bir şey görünmediği için Shun sabırsızlanmaya başlamıştı ve sordu,''Kardeşim, bu krallık nerede? Bu hızda gidersek ne zamanda oraya varırız?''


Esna da Shun'un sesinde biraz sabırsızlığı fark etmişti ve gerilmişti fakat bir süre düşündükten sonra cevap verdi,''Muhtemelen 1 saate krallığı görmeye başlarız.''


''1 saat? Daha hızlı gidelim o zaman!''


Biraz kızgın bir ses tonuyla konuşmuştu fakat elfler çoktan korkudan titremeye başlamıştı. Bu adamın az önce gösterdiği gücü hala hatırlıyorlardı, fakat hatırlamak istemiyorlardı! Sadece hafif bir yumrukla bir kaç yüz metrelik alanı tamamen toza getiriyordu ve bir sıçrayışta kilometrelerce uzağa gidebiliyordu! Ayrıca bazen anlamadıkları şekilde kolunun etrafındaki boyut bükülüyordu ve bunu hatırladıkça daha fazla korkuyorlardı. Bu adam insan değildi! 


Başlangıçta kralın istediği şeyin bu en güçlü kişisini getirtip emri altına almaktı ve reddederse tehdit ederek onu zorla kontrol etmeye çalışacaktı ve bunun farkındaydılar. Fakat bu adamın gücünü gördükten sonra böyle bir varlığın rahatsız edilmemesi gerektiğinin farkındaydılar! Önceki düşünceleri sadece toplayıp çöpe atarak yakılmasını izleyebilirlerdi. Bu adamı tehdit etmek? Git kendini uçurumdan aşağıya at! En azından krallığının yıkılışını izlemek zorunda kalmazsın!


Aslında bazıları önceden hızlı bir şekilde krallığa gidip krala gücünden ve bu adamın tehdit edilmemesi gerektiğinden bahsedeceklerdi, fakat kim bu adamın onların varlığını fark edeceklerini bilebilirdi ki? Bilinmelidir ki bu 18 kişi krallığın normal muhafızları değillerdi, kralın özel olarak eğittirdiği krallığın en güçlü ve en gizemli varlıklarıydılar! Özellikle suikast ve gizlenme konusunda kendilerinden üstte fazla bir kişi olmadığını düşünüyorlardı, öyle ki başka bir ufak krallığın kralına kolayca gidip suikast düzenleyebilirlerdi! Fakat bu adam... Neyse, bu adamı kendileriyle karşılaştırmalarına gerek yok.


Esna sesinde hafif bir korkuyla konuştu,''Öyleyse hızlanalım, izin verirseniz birimiz önceden gidip krala geldiğinizi haber versin, bu şekilde önceden bazı iyi yemekler ve hazırlıklar yapabilir, ne dersin efendi Shun?''


Aslında birilerini göndermelerinin sebebi krala bu adamı asla tehdit etmemelerini söylemesini istemesiydi, tabiki bunu bu adama söyleyemezdi bu yüzden böyle bir mazeret buldu.


Shun gizemli bir gülümsemeyle,''Ehehe, zaten buraya beni almaya gelmedinizmi? Eminim kral şu anda beni iyi bir hazırlıkla bekliyordur, gitmenize gerek yok.''


Bu adamların ve kralın ne düşündüğünü nasıl bilmezdi? Aslında başta ne olduğunu pek fark etmemişti fakat sonradan en güçlü unvanını hatırladı ve neler olduğunu az buçuk anlamıştı ve şimdi söylediklerini duyunca sonunda ne olduğunu anladı. Eğer az önceki güç gösterisini yapmamış olsaydı bu adamlar normal bir şekilde davranır ve  birini göndermeyi istemezdi, sonuçta zaten buraya 'en güçlü'yü almaya gelmişlerdi değil mi? Neden gidip tekrar bildirmeleri gerekiyordu ki?


Diğer elfler bunları duyunca korkmadan edemediler. Anladı! Bu adam kralın neden onu çağırmak istediğini anlamıştı! Ama artık yapacak birşey yoktu, kaçıp krala haber vermek istediler fakat bu adamın önünde kaçmak? Saçma bir rüyadan başka bir şey değildi. Tek yapabilecekleri kralın fazla abartmaması ve bu canavarı fazla kızdırmamasıydı.


Bundan sonra elfler hızlandılar ve Shunda hızlarını onların hızlarına göre ayarlamaya başladı, sonuçta gücünü kontrol edebilsede henüz tam kontrol sağlayamamıştı. Bazen attığı adımlar ile bir kaç yüz metre ileride gözüküyordu fakat yol ilerledikçe kontrolüde artmaya başlamıştı. Bu hızda yaklaşık 10 dakika devam ettikten sonra uzaktan belli belirsiz bir şehrin görüntüsü görünmeye başlamıştı, bir kaç dakika sonra ağaçların arasından çıktılar ve düz bir araziye geldiler. 


Yaklaşık 2 kilometre uzakta devasa surlar buradan bile belli oluyordu. Bu, Shun'un hayatında ilk defa bir sur görmesiydi. Önceki hayatında bilgisayardan bazı yıkılmış krallıklar ve surlarının kalıntıları belli oluyordu ve onların kırık bile olsa büyüklüğü karşısında şaşırmadan edemiyordu, fakat bu surlara göre o surlar sadece çin seddiyle karşılaştırılan ufak bir bahçenin duvarı gibiydi. 


Bir süre daha geniş boşlukta ilerlemeye devam ettiler ve sonunda surların önüne yaklaşmaya başladılar. Şu anda önlerinde uzun bir taş köprü vardı ve altı büyük bir uçurumdu, fakat Shun gelişmiş duyularıyla aşağıdan belli belirsiz su sesini duyabiliyordu. Köprünün karşı tarafında 100 metre genişliğe sahip ve epey uzun demir bir kapı vardı ve şu anda kapı sonuna kadar açıktı. Kapının iki tarafında 15 er tane zırlı muhafız bulunuyordu ve bunlar gelip geçenleri kontrol ediyorlardı.


Shun ve diğerleri kapıya yaklaşırken muhafızlar onları uzaktan izliyorlardı fakat gözleri 18 elfin göğsüne asılı ufak beyaz bıçak işlenmiş amblemi görünce titremeye başladılar ve gözlerini onlardan çevirip diğer gelenlere bakmaya başladılar. Onlar kralın kendi özel amblemiydi, yani onlara bakmaya bile nasıl cürret edebilirlerdi ki? Sadece ufak bir muhafız grubuydular.


Engel olmadan büyük kapıdan geçtikten sonra sağda ve soldaki yerlerde pazar gibi yerler vardı. Mesela sağda ufak kavanozlar satan bir yer, solda güzel koku yayan balıkçı gibi bir yer, her türlü şey vardı. Şehirin girişi olduğu için her gün epey insan geçiyordu ve bu insanlar bu yüzden tezgahlarını buraya yakın bir yerlerde kuruyorlardı. 


Bir süre daha ilerledikten sonra Esna artık kendine engel olamadı ve yalvarır bir tonda konuştu,''Efendi Shun, bu seferlik lütfen bizi ve kralı affedebilirmisiniz? Eğer bu konuyu görmezden gelirseniz krala size büyük ödüller verdirmesini sağlayabilirim.''


Shun soğuk bir şekilde,''Ben yeterince güçlü olmasaydım ve siz oradayken gücümü göstermeseydim bana bunları söyleyebilirmiydin? Kralın bana bir şans verirmiydi?''


Esna ve diğerleri bunu duyunca suskun kaldılar. Ona bir şans verirlermiydi? Veya kral böyle güçlü birinin kendisine tehdit olabilecek başka bir krallığa hizmet etmesine izin verebilir miydi? Hayır! Eğer en güçlü kişiyi kendi bünyesine alabilirse hem potansiyel bir tehditten kurtulmuş olur hemde krallığın büyümesine yardımcı olabilecek en güçlü kişiyi alır! Hangi kral bu şanstan vaz geçebilir ki? Fakat bu sonuçlar sadece en güçlü insan olsaydı olabilirdi. Shun insanmıydı? İnsandı, fakat gücü normal bir insanın sınırları içerisindemiydi? Muhtemelen bir kaç dakika içerisindeki bu koca krallık şehrini kolayca yok edebilirdi! Yani yiyecekleri şeyin ufak bir balık değil bir megalodon olduğu ortaya çıktı! Ne yapa bilirlerdi ki? En fazla şanslarına küsebilirler ve kralın fazla baskıcı olmamalarını umabilirlerdi.


Shun diğerlerinin sessiz kaldığını görünce birşey demedi ve Esna'nın yanında saraya doğru ilerlemeye devam ettiler. 






Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1283

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1093

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 830

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 714

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 557

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 398

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16044 Üye Sayısı
  • 427 Seri Sayısı
  • 21018 Bölüm Sayısı


creator
manga tr