Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Tek Kafatası - Bölüm 11 – Katakomplardaki İlk Mücadele (2)


Cüce iskeletler kendilerini gösterdiğinde Nathaniel’ın hareketleri katılaşmaya başlamıştı. Birkaç saniye önce tamamen iyi durumdaydı ama cüce iskeletleri kendi gözleriyle görünce adeta bir heykele dönmüştü.

Çıplak ellerden başka ekipmanları olmadan bu çirkin yaratıklarla dövüşmek üzereydiler. Ona göre ellerindeki çürük kemikler bir silah değildi.

Bu konuda düşünmeye devam ettikçe, Nathaniel’ın aklı bulanıklaşmaya başladı. Nasıl düşünürse düşünsün, kendini bu iskeletlerle sadece tekme ve yumrukla dövüşürken hayal edemiyordu.

Şimdi düşününce katakompların girişinde de benzer bir şey yaşamıştı. Dante koşmalarını emretmemiş olsaydı ve orada bir dövüş patlak verseydi, belki de Nathaniel orada da aynı bu şekilde donup kalacaktı.

Bu şekilde düşünürken Nathaniel’ın gözleri takım arkadaşlarına doğru kaydı.

‘Nasıl bu kadar sakin olabiliyorlar?’ diye düşündü.

Dante’nin yüzünde tuhaf bir gülümseme vardı. Nathaniel ona baktıkça ayak kaslarının güçten düştüğünü hissedebiliyordu.

Ulfred ise çoktan kanlı bir dövüşe hazırdı. Parmaklarını ve boynunu kütleterek kaslarını rahatlatıyordu.

Nathaniel kendini hiç korkak biri olarak düşünmemişti. Şimdi de ne hissettiğinden pek emin değildi. İçindeki bir ses ona sürekli korkak diye sesleniyordu. Öte yandan Nathaniel sesi sürekli reddediyordu.

Farkında olmadan bir adım geriye attı. Aslında bir korkak mıydı?

Sonra Nathaniel’ın gözleri sarışın kıza yöneldi.

Kız, onu unuttukları bir sırada uyanmıştı ve şimdi korkudan titriyordu. Zorlukla ayakta duruyor, her an ayaklarının bağı çözülebilirmiş gibi görünüyordu.

…ancak yine de kılıç gibi tuttuğu meşalesini sıkıca kavramış, kaçmamıştı. Kaşları ve dudakları hissettiği panik yüzünden kıpraşmadan duramıyordu ama bir şekilde en azından bu kadarını yapması gerektiğini hissediyordu.

Nathaniel kıza bakar bakmaz utanç duygusu kalbini işgal etmeye başladı. Kızın korkudan donup kaldığı için o şekilde durduğunu biliyordu ama bu yine de hissettiği utancı azaltmamıştı.

Nathaniel utanmaz biriydi ama şimdi kendinden utanıyordu. Korkak değildi ama öyle davranıyordu.

Bunların farkına varmak onu kendine getiren bir şoka neden olmuştu.

Ciddi ve kararlı bir ifade Nathaniel’ın yüzünde yavaşça yayılmaya başladı. Yumruklarını sıktı ve ileriye doğru adım atacak gücü kendinde bulabildi.

…ancak iki adım ileriye attıktan sonra, Nathaniel tekrar durdu.

Şu anda Dante’nin ve Ulfred’in dikkati tamamen önlerindeki cüce iskeletlere yoğunlaşmıştı. Meşale ışığı bu karanlık mağara koridorunu yeterince aydınlatmaya yetmiyordu ve dövüşün getirdiği sıcaklık ikilinin çevrelerine karşı olan farkındalığını düşürmüştü.

Cüce iskeletler akılsızca üzerlerine koşup birer birer ikilinin ellerinde can veriyordu.

Dante ilk cüce iskeleti öldürürken zorlansa da dövüş partinin lehine ilerliyordu.

Nathaniel’ın adımları durduğunda gözleri karanlığa dikilmişti. Orada bir şey görmüştü. Meşale ışığının tam olarak ulaşamadığı bir yerde durmuş bekliyordu.

Nathaniel birkaç saniye içerisinde düşüncelerinden emin olmuştu. Bu cüce iskelet diğerlerinden farklıydı, yüksek seviye bir cüce iskeletti.

Nathaniel kısa süreli bir duraksamadan sonra sarışın kıza bir bakış daha attı ve sonra kızın karışık bakışları altında geri geri yürüyüp karanlıkta kayboldu.

Üzerine gelen cüce iskeletleri öldürdükten sonra Dante’nin nefes alışı epey hızlanmıştı. Ulfred de çok farklı bir durumda değildi.

İkili üzerlerine gelen cüce iskeletlerin hepsini öldürmeyi başarmıştı. Artık görünürde bir düşman yoktu ve önlerindeki karanlıktan sesler de duymuyorlardı. Tek duydukları yüksek mağara tavanından ara sıra yere damlayan su damlalarıydı.

Dante rahat bir nefes aldı.

Ulfred üzerindeki kemik tozlarına silerken bir yandan da etrafa bakıyordu. Derken gözleri dövüşün bitişiyle rahatlayıp yere çöken sarışını yakaladı ama Nathaniel hâlâ ortalıkta yoktu.

Ulfred bu durum karşısında kaşlarını çattı ama Dante’nin yüzüne bakınca bir şey söylemekten vazgeçti.

Dante nefesini toparladıktan sonra mağara duvarına sıkıştırdıkları meşaleye yöneldi. Ulfred’in birkaç adım önünden geçerken, “Hazır ol, yaşlı adam. Henüz her şey bitmedi.” dedi.

Ulfred, Dante’nin sözlerindeki mânâyı anladı ve yavaş adımlarla geri çekildi. Bir yandan da ilerdeki karanlığa bakıyordu.

Her şey Dante meşaleyi duvardan söktüğünde başladı. Şimdiye kadar dövüştükleri cüce iskeletlerden daha büyük bir iskelet, bir ok gibi karanlıktan fırlayıp Dante’ye doğru hamle yaptı!

Dante hazırlıklıydı. Mağara duvarından destek alıp ayağıyla kendini olanca gücüyle geriye doğru itti!

*Snikt!*

Bıçak gibi pençeler az kalsın Dante’nin ayağından bir parça koparıyordu.

Dante yerde bir iki takla attıktan sonra durdu ve az önce durduğu yere baktı. Bakar bakmaz da yüzünde çirkin bir ifade oluştu.

Orada diğer cüce iskeletlerden daha büyük bir şey duruyordu. Diğerlerinden iki ayak boyu daha uzundu. Üzerlerinde mor çizgiler bulunan kemiklerinin daha dayanıklı olduğu ilk bakışta anlaşılıyordu.

Mor Çizgili Cüce İskelet saldırısı boşa çıktıktan sonra hemen saldırıya geçmedi. Düşmanlarının kolay lokma olmadığını zaten biliyordu ama Dante’nin, az önceki saldırısını yara almadan atlatabileceğini düşünmemişti.

“Yaşlı adam, bu elemanla nasıl başa çıkmalıyız? Bir fikrin var mı?” Dante ter kaplı alnını silerken konuştu.

“Bilge görünüyor olabilirim ama bir stratejist gibi görünmediğime eminim.”

“Heh, gözlerim beni kandırmış. Bir vahşiden başka bir şey değilmişsin.”

“Böyle durumlarda parti lideri ne derse o olur.”

“Bir fikrim var ama önce şansımızı denemek istiyorum. Planımız kumardan başka bir şey değil çünkü.”

Cüce İskeletler akılsız yaratıklardı ama onlar bile seviye atlayarak daha zeki hâle gelebiliyordu. Bu cüce iskelet diğerlerinden farklı olsa bile çokta zeki sayılmazdı ama açıkça yüksek seviye bir taneydi. Sonuçta başarısız olsa da bir şekilde düşmanlarını gardı düşük yakalamayı akıl edebilmişti.

Düşmanlarının seviyesini görememek ve güçlerini tam olarak ölçememek gerçekten sinir bozucu bir şeydi. Dante ve partisinin gözlerine güvenmekten başka çaresi yoktu.

Neyse ki bir Cüce İskelet, ırkının getirdiği kısıtlamalar yüzünden seviye 7’yi aşamazdı. Dante daha ilk dövüşte seviye 7 bir cüce iskeletle karşılaşmaya imkân vermiyordu. Burası hâlâ Aşağı Katakompların girişi sayılırdı.

Dante’nin tahminine göre şu an karşı karşıya oldukları Cüce İskelet en çok seviye 5 olabilirdi.

Şansını denemek istemesinin bir nedeni de Cüce İskeletlerin seviye atladıklarında ne kadar güçlendiklerini öğrenmek istemesiydi.

Ulfred, Dante’nin ‘planımız’ demesine aldırış etmedi, “O zaman vahşice saldırmaktan başka çaremiz yok!”

Yaşlı adamın sözleri biter bitmez, Dante ve Ulfred eşzamanlı olarak atağa kalktı. Şu anda düşmanları da onlara doğru hızlanıyordu.

Dante rakibinin dengesini bozma görevini üstlenmişti çünkü Ulfred’in doğrudan bir saldırı yapacağı hareketlerinden belli oluyordu.

Dante iskeletin bacaklarını hedefledi ve düşmanının diz eklemine kayarak bir tekme gönderdi.

“Haahh!” iki metrelik yaşlı adam aç bir hayvan gibi iskeletin üzerine sıçradı ve iri yumruğunu savurdu. Cüssesi nedeniyle, yaşlı adamın saldırırken iskeletin pençesinden korkmasına gerek yoktu.

İkilinin uyumu oldukça iyiydi.

Dante’nin tekmesi Ulfred’in yumruğundan ve iskeletin pençesinden daha önce vardı.

*Kaa*

Tekme iskeletin eklemini kıracak kadar güçlü değildi ama hızını kesmeye yetmişti!

Dante yerde kalmıştı ve iskeletin dengesi bozulmuştu. Bu ikisinin etkileşimi sonucu iskelet Dante’nin üzerine düşmek üzereydi.

Bir başka pençe saldırısı Dante’nin suratına doğru yol alıyordu!

Tam bu anda Ulfred’in yumruğu yetişti ama iskelet hesapta olmayan bir şey yaptı. Dante’ye saldırmaktan vazgeçti. Ulfred’in yumruğundan kaçacak durumda da değildi. Bu yüzden pençesini yaşlı adamın yumruğu ile buluşturdu!

[5 can puanı kaybettiniz]

Ulfred’in gözleri büyüdü. Küçük cüssesine rağmen iskelet yaşlı adamın yumruğunu yakalayabilmişti. Parmak kemiklerinin bıçak gibi olan yapısı nedeniyle yaşlı adam can puanı bile kaybetmişti.

…ancak Ulfred durmadı. Boşta olan eliyle iskeletin şekli bozuk kafasına başka bir yumruk yolladı!

*Krak*

Yaşlı adamın yumruğu bu sefer iskeletin çirkin suratına tam oturmuştu!

İskeletin çenesi kırıldı ve yere düştü!

Darbenin gücü nedeniyle iskeletin kafası şimdi yere doğru bakıyordu ama kafa yavaşça ve biraz da titreyerek Ulfred’e doğru döndü.

Ulfred’in ve iskeletin boş gözleri bir anlığına buluştu ve o kısacık anda yaşlı adam iskeletin öfkesini hissetti!

“Kahretsin! Sıçtık biz!” Ulfred’in gözleri fincan tabağı gibi olmuştu.

Mor Çizgili Cüce İskelet anında kendini toparlayıp ayağa kalktı. Ardından acımasız bir şekilde Dante’nin böğrünü tekmeledi ve onu sarışın kıza doğru uçurdu.

*Pu!*

Dante kan kustu ve sarışın kızı bile geçerek karanlıkta gözden kayboldu. Geride bıraktığı tek şey yere çarpan kanıydı!

[20 can puanı kaybettiniz]

Dante kendini kollarıyla korumuştu. Aksi halde iç hasar ve çatlak bir kolun yanında bir sürü de kırık kaburgası olurdu.

…ancak Dante, Ulfred’e kıyasla şanslı sayılırdı. Bir tekmeyle Dante’yi uzağa gönderdikten sonra iskelet boştaki pençesini kaldırdı. Karşı koyma şansı dahi vermeden yaşlı adamın göğsüne ölümcül bir pençe darbesi indirdi!

[30 can puanı kaybettiniz]

[Şiddetli kan kaybı tespit edildi]

[Tedavi görmediğiniz her 30 saniye için 1 can puanı kaybedeceksiniz]

[Ölüme 2 dakika 30 saniye kaldı]

Ulfred’in göğsünde üç tane derin ve uzun kan izi vardı ve kanın kızıl rengi kıyafeti üzerinde hızla yayılıyordu!

Yaşlı adam, canının bedenini terk etmek üzere olduğunu hissediyordu. Görüşü bulanıklaştı ve gücü bacaklarını terk etti.

Ulfred bilincini kaybetti ve yere düştü. Bir ölüden farksızdı.

…ancak cüce iskelet başladığı işi bitirmeye kararlıydı. Yeniden pençesini kaldırdı. Bitirici darbeyi indirmeye hazırlanıyordu.

“SENİNLE DAHA İŞİM BİTMEDİ!” tam bu sırada Dante’nin boğuk bağırışı duyuldu. Mide sıvılarıyla ile karışık kanı ağzının kenarlarından akarken sarışın kızın yanında duruyordu.

Sarışın kız dehşete düşmüş bir vaziyette olan biteni izliyordu. Ayakları titriyor, gözlerinden koca koca yaşlar devriliyordu. Hâlâ ayakta durabilmesi bile bir mucizeydi.

“NE BEKLİYORSUN! BANA GEL!” Dante bağırarak iskeleti provoke etmeye çalışıyordu.

Cüce iskeletler düşük seviyeli zekâya sahip yaratıklardı.

Dante’nin üçüncü kez bağırmasına gerek kalmamıştı. İskelet, Ulfred’i boş verip dikkatini Dante’ye yönlendirdi ve giderek hızlanan adımlarla ona doğru koşmaya başladı.

Bunu gören Dante, sarışın kızın vereceği tepkiye aldırmaksızın onu kolundan yakaladığı gibi karanlığa doğru çekmeye başladı.

Sarışın kızın etrafına olan tepkileri çok zayıflamıştı. Dante’ye karşı koymadı veya hareketlerine bir tepki vermedi.

Dante acele ediyordu. Kızı mağara duvarına yapışık büyükçe bir kayanın yanına kadar çekti. Ancak bilinmeyen bir sebepten ötürü, hızla yaklaşan iskelete rağmen orada durdu.

Yüzünde pes etmiş bir ifade yoktu. Aksine hiç olmadığı kadar vahşi bir ifade vardı. Bedenini kızın önüne siper edip orada öylece iskeletin varışını bekledi.

Ne olduysa iskelet Dante’nin üç metre yakınına geldiğinde oldu.

*Boom*

İskelet tam Dante’ye doğru sıçrayacakken, mağara tavanına yakın bir yerden, çokta büyük olmayan bir kaya parçası, Nathaniel ile birlikte iskeletin üzerine düştü!




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1481

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 640

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17229 Üye Sayısı
    • 772 Seri Sayısı
    • 35895 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr