Bölüm 20- Zayıflıklar

avatar
133 1

Zoraki kahraman - Bölüm 20- Zayıflıklar


Fiona beni öptükten hemen sonra şaşkınlığımdan kurtuldum ve geri çekilip sordum.

“Ne yapıyorsun?”

“B-ben seni özledim.”

“Senin sorunun ne böyle? Neden bu kadar garip davranıyorsun.”

“çünkü... ben..”

“Her neyse bırak beni işim var.”

“Nereye gideceksin.” Sesi telaşlıydı

“Neden umursuyorsun ki?”

“Ben seninle olmak istiyorum.”

“Fiona kendin söyledin daha birbirimizi 2 gündür tanıyoruz. Yaptıkların normal değil büyülenmiş gibisin.”

“Ben.. ben anlatacağım.”

“Neyi anlatacaksın?”

“Böyle olmamın sebebini"

“Vaktim yok gidiyorum ben.”

Sadece uyumak istiyorum.

“.." 

Elimi bıraktı ve ara sokaktan çıkıp ana caddeye doğru yürümeye başladım. Tam çıkacakken Fiona seslendi.

“Bu benim zayıflığım.” 

Duyduktan sonra irkildim ve arkamı dönüp 

“Zayıflık mı?” dedim.

“E-evet.”

“Zayıflık ta nedir”

“Ölümümüze bile sebep olabilecek beceriler. Ve asla engellenemez.” 

“Ne tür bir saçmalık bu böyle.”

“Saçmalık değil! Her insanın zayıflığı oluyor.”

“Ne zayıflığıymış bu?”

“B-ben söyleyemem.”

“Ne saçmalık ama.”

“Dur Falezur!”

Bir kurtulamadım. Ta en başından bulaşmamalıydım bu kıza

“Benim zayıflığım şey.”

“Ney Fiona ney?”

“Kadınlık.”

Ha?

“..”

“Ne var?”

“Kadınlık da ne demek?”

“Ya-yani ben a-aşık olunca..” suratını çevirmişti yere bakıyordu ve konuşmakta zorlanıyordu

“Batıl inanç falan mı bu?”

“Hayır değil. Doğuştan gelen zayıflığım bu benim.”

“Yani kadın olmak senin zayıflığın öyle mi?”

“Evet.”

“Cinsiyetçilik falan mı var bu diyarda? Benden kat be kat daha güçlü kadınlar gördüm. Kadın olmak nasıl bir zayıflık olabilir.”

“Öyle değil.”

“Nasıl?”

“Kontrol kaybı.”

“Ney?”

“Kontrolü kaybediyorum.”

“Neyin kontrolünü?” 

Hala yere bakıyordu 

“K-kendimin.”

“Ne anlamam gerekiyor bundan.”

“İstemeyerek yapıyorum bunları.”

“Bahanen bu mu gerçekten. Daha gerçekçi bir şey bulamadın mı?” 

O an kafasını kaldırdı ve

“BAHANE DEĞİL!” diye bağırdı 

Suratı yanıyordu ve gözleri keskinleşmişti. Bana bağırdıktan sonra bir şey söyleyemedim ve şaşkın şaşkın ona bakıyordum. O sırada beni tekrar öptü. Hemen sonra ittirdim

“Saçmalık!”

“Yalan söylemiyorum!”

“Kanıtla o zaman!”

“Kanıtlayabilirim!”

“Kanıtla!” 

Ben de kontrolümü kaybettim ve birbirimize bağırmaya başladık. Caddenin hemen girişinde olduğumuz için bütün dikkatleri üzerimize çekmiştik. O sırada Fiona kolumdan tuttu ve bir anda koşmaya başladı. O koşarken ben dengemi kaybettim ve havada süzülmeye başladım. O kadar hızlı koşuyordu ki rüzgar suratımı dövüyor gibiydi. Sonra bir anda durdu ve yine savruldum. Beni bıraktı ve başımda dikildi.

“Kanıtlayabilirim.”

“İ-inanıyorum.”

“İnan!”

“T-tamam”

Tekrar kolumdan tuttu ve sürükleyerek binaya soktu. Binaya girdikten sonra fark ettim ki kiliseye gelmiştik. 

“Rahibe Ophelia neredesin!” 

“Arka odadayım geliyorum.” Yaşlı sesi kilisenin içinde yankılandı

“Neden buraya geldik.”

“Kanıtlamam için.”

“P-peki.”

Beni kolumdan tutmaya devam ediyordu. Ben de bitap düştüğüm için  yerden kalkamıyordum bile. Biraz sonra Ophelia geldi.

“Ne oldu Fiona?”

“Tanrı gözünü kullanmaya geldim.”

“Ah pekala.” Dedi ve tanrı gözüne doğru yürümeye başladı. Fiona da kolumu bırakıp onu takip etti.

Ben de iki elimden güç alıp ayağa kalkabildim. Fionanın statlarını merak ediyordum doğrusu. 

“Statü ayinine başla Fiona" dedi Ophelia. Fiona elini tanrı gözüne koydu ve statü ayini ismi verilen saçma sapan sözleri söyledi ve bağırarak 

“Statü penceresi açıl!” dedi. Birkaç saniye durdu ve sonra

“Statü gösterimi.” Dedi. O sırada statü penceresi göründü.

Kullanıcı adı: Fiona

Sınıf: Şövalye 

Unvan: Maceracı 7. Rütbe

Irk: İnsan

Seviye: 217 (1340/2170)

Beceriler:

[Ejderha nefesi]

[Duru görü]

[Acı hissi]

-Hırs

-Ayak adımları

-Kılıç dansı

-Alev kontrolü 

Statlar:

Güç: 83      Çeviklik: 97          Zeka: 45

Dayanıklılık: 60           İrade: 19           Kontrol: -47

Büyü: 13

Harcanabilir statü puanı: 0

Zayıflıklar:

[Kadınlık] 


Vay be 217 seviye demek. Benim çok üstümde. Ama ben onun yarısı kadar çabalayarak ona yetişebileceğim. Ben olsam ben de sinirlenirdim. Ayrıca fazladan becerisi de var. Doğuştan mı geliyor yoksa kazanılıyor mu? Daha sonra sorayım bari. Çok çalışmış olmalı. Kontrol -47 mi? Sanırım kontrol kaybı derken bundan bahsediyormuş.


“Sonunda etki etmiş demek..”

“Evet..”

“Ney etki etmiş.” Galiba benim dışımda herkes durumun farkında. Fiona da doğruyu söylüyormuş demek ki. 

“Kadınlık zayıflığı başlamış.”

“Nasıl durdurabiliriz?”

“..”

“..”

Ne oluyor? Yanlış bir şey mi söyledim.

“Durduramaz mıyız?”

“..”

“..”

?????????

“Neden konuşmuyorsunuz?” 

“B-bizim bir olmamız gerekiyor.” 

“...”

“...”

“...”

“...” 

“Evlenmeli miyiz?”

“Evliliğe gerek yok çocuğum. Tanrıça Ryujin bu hastalıktan dolayı durumunuzu görmezden gelecektir.”

“Tamam o zaman endişeye gerek kalmadı.”

“Yine de birlikte olmanız gerekiyor.”

“Sorun değil aynı handa kalıyoruz zaten. Beraber uyumuşluğumuz bile var. Yanında kalabilirim. Beraber avlanırız. Zayıflığın tedavi olmuş olur böylece.”

“Bir şeyi yanlış anladın sanırım çocuğum.”

“?”

“Yanında olman gerekmiyor. Bir kereliğine birlikte olmanız gerekiyor.”

Neyi kaçırıyorum ki?

“...”

Farklı bir şeyler var sanki ama anlamadım.

“SALAK!”

“Niye bağırıyorsun Fiona. Yine ne yaptım.”

“SEVİŞMEMİZ GEREKIYOR!”

O an beynim durdu.

“Öhm... Tanrıça Ryujin bu günahı sadece Kadınlık zayıflığı olduğu için affedebilir. O yüzden evlenmenize gerek yok.”

“Bunu yapmak zorunda mıyız.”

“Eğer yapmazsan kontrolünü kaybedebilir.”

“Birkaç kişiyi rastgele yumruklasın ne olacak.”

“Konu bu değil. Kendi kontrolünü kaybettikten sonra iblisler vücudunu ele geçirebilir.”

“Bu kişi ben olmak zorunda mıyım ki?”

“RASTGELE ADAMLARLA YAPACAK DEĞILIM”

Ophelia Fionayı sakinleştirdi ve açıklamaya devam etti.

“Senden başkasıyla yapsa bile sadece etkiyi geciktirir. Kesin çözüm olması için zayıflığı ortaya çıkaran kişiyle yapması gerekiyor.”

Zayıflığı ortaya çıkaran kişi demek. Bu kızla sevişmek zorundayım. Buna sebep olan kişi benim. Tanrım ne saçmalık ama. Zorla bu kızı bana kakaladılar. Tanrılar gerçekten çok düzenbaz. Bir de üstüne kızdan uzak dur diyorlardı. 

“Pekala yapacağım.”

“YAPMAK ZORUNDASIN ZATEN.”

“Çocuğum sakin olmaya çalış. Daha başlangıçtan bu kadar kötü durumdasın. Bu gece halledin ve kiliseye gelip Tanrıça Ryujine dua edin.”

“Pekala Rahibe Ophelia. İlgin için teşekkür ederim.”

Al başına belayı.

Kiliseden çıktık ve hana doğru yürümeye başladık.

“Bu gece yapacağız.”

“Tamam odama gelirsin.”

“Bizim handa olmaz.”

“Neden olmasın.”

“Yuner yenge öldürür beni.”

“Ah.. pekala tamam. Nerede yapacağız ki.”

“Ben seni akşam alırım. Yemek yedikten sonra gideriz.”

“Yemek yememiz şart mı?”

“Bu benim ilk seferim! Doğru düzgün yapalım şunu.”

Sanırım haklı. Empati yapmam gerekirse 3 günlük bir adamla yapacaksam hemencecik olsun bitsin istemezdim. Ağhhh ne saçmalık ama. Benim şu an ölü olmam gerekirdi. Hepsi bu tanrılar yüzünden oluyor. 

“Pekala sen nasıl istiyorsan öyle olsun.”

“T-teşekkür ederim.”

“Ne için?”

“Anlayış gösterdiğin için.”

“Sorun değil.”

“Bu basit bi zayıflık değil. İnsanlar aşık olduğu kişiyi seçemiyorlar sonuçta.”

Aşık olduğu mu? Hay sikeyim. Galiba klasik mcler gibi malım ben. Acaba bu öbür dünyaya gitmenin kanunu falan mı? 

“Evet..”

“Bazen aşık olduğun kişi ölebiliyor. O zaman iblis tarafından ele geçirilmemiz kesin oluyor. Kraliyet tarafından yakalanma emri çıkarıyorlar.”

“Ölse de yapabilirsin sonuçta. Ele geçirilmekten iyidir.”

“İĞRENÇSİN!” 

“Ne yani yapmaz mısın?”

“Yapılabilse bile yapmam bunu.”

“Yapılmıyor yani.”

“E-evet.”

“Erkeklik diye bir zayıflık da var mı bari?”

“Daha önce hiç duymadım. İyi ki de yok. Olsaydı zorla birlikte olurlardı.”

“Aşık olduğun kişi seni sevemeyebiliyor sonuçta.”

“Evet.. bu da olabiliyor.”

“Evet.”

“...”

“...”

Ortam yine bi garipleşti. 

“Peki ya sen?” Aha geldi beklenen soru

“Ben ney?”

“Sen bana aşık mısın?”

Bu kadar net olmasaydın bari. Fazla cesursun

“Aşık olduğumu sanmıyorum ama hoş kadınsın.”

“Hoş kadın ha..” 

Suratı düştü ve yere bakmaya başladı. Biraz sonra da gökyüzü hanına vardık. Bir şey söylemedi ve içeri girdi. Ben de arkasından girdim ve odama çıktım. Kıyafetlerimi çıkardım ve envantere koydum. Suyu hazırlayıp banyoya girdim. 

Bu arada ufak bir bilgi vereyim. Tuvaletleri gelişmiş. Yani dünyayla bir. Ortalığa yapmıyorlar köpek gibi. Kanalizasyon sistemi bile var. Alışkanlıklarımın değişmemiş olması beni mutlu etti. Tek sorun büyü gerektiriyor olması. Yuner her girdiğinde suyu yeniliyor olmalı. Yani gün içinde sadece bir kere kullanabiliyorum. Her neyse. Kıyafetlerim eridiği için ne giyeceğimi bilemiyorum şu an. Eğitim kıyafetlerim kanla kaplanmış. Sanırım 2 gün önce giydiğimi giyeceğim. Hava da kararmak üzere zaten. Fennyi ziyaret etmem de gerekiyor. Ah oymacı da vardı. Onunla da görüşmem gerek. Hala gerekli mi bilemiyorum gerçi. Fionaya bir hediye vermem yanlış anlamasına sebep olabilir. Her şey çok uğraştırıcı. 

Duştan çıktım ve kıyafetlerimi giydim. Hava yavaş yavaş kararmaya başladı. Envanterimden para kesemi aldım ve 300 zenit transfer ettim.

[Mevcut bakiye 880 zenit.]

Yatağa uzandım ve Fionayı beklemeye başladım. Gergin hissetmem gerekirdi ama kendimi bomboş hissediyorum. Bir şeyler eksikmiş gibi. Gerçekten her şeyi boşuna yapıyorum. İnsanlarla uğraşmaktan yoruldum artık. Sadece iblis lordunu yenip ölmek istiyorum. 

Bu düşüncelerle debelenirken kapı çaldı.

“Hazır mısın Falezur?”

“Evet hazırım geliyorum.” 

Yataktan kalktım ve kapıyı açtım. Fionayı bir an karşımda görünce büyülenmiş gibi hissettim ve donakaldım. Dizlerine kadar uzanan tek parça ve tek renk bir elbise giymişti. Açık kırmızı renkli elbisesi adeta parlıyordu. Hafif bakım yapılmış suratı göz alıcıydı ve örülmüş saçı omzuna uzanmıştı. Bir dakika ya? Bu saç stili ben bu animede ölüyorum stili değil mi? Ah her neyse. 

“Yine mi bu kıyafetler?”

“Başka bir şeyim yok ne yapayım.”

“Çabuk gidelim düzgün bir şeyler almalıyız. Bu kılıkta gezen bir adamla yapamam bu işi.”

“Havalı mı gözükmem gerekiyordu.”

“Evet. En azından zengin gibi görünmeye çalış.”

“Çok uğraştırıcı.”

Kolumdan tuttu ve zorla beni sürüklemeye başladı.

“Gidelim.”

“Tamam tamam kolumu bırak geliyorum.”

Beraber alışveriş sokağına girdik. Pahalı olduğu her yerinden  belli olan kıyafetlerle dolu dükkana girdik ve Fiona birkaç kıyafeti inceledikten sonra bana birkaç şey seçip elime takıştırdı. 

“Git dene acelemiz var.”

“Pekala.” 

Kabinlere gittim ve üstümü değiştirdim. 

Bu kıyafet Avrupa’nın orta çağ zamanında gemi kaptanlarının giydiklerine benziyordu. Bir tek şu garip peruğum eksik. Bu zengin görünüşlü kıyafetin içinde garip hissediyorum ve dışarıdan komik göründüğüme eminim. Sadece bu gecelik nasıl olsa. Bir daha giymem bunları. 

Kabinden dışarı çıktım ve Fiona beni görünce 

“ALIYORUZ!” diye bağırıp görevliyi çağırdı. Fiyatını sordu

“2 puan 210 zenit.” Fiona maceracı kimliğini gösterdi.

“2 puan yeterli olur.” 

“para transferi 2 puan.” Kimlikten puanlar çıktı ve fionanın eline düştü. Fiona puanları görevliye verdi. 

“Gidelim.”

“2 puan harcamana gerek var mıydı gerçekten? Boş yere kendi puanlarını neden harcıyorsun.”

“Benim değil senin puanındı bu. Geriye 1 puan kaldı. Bununla da lüks bir yerde yemek yiyeceğiz ve şehrin en pahalı hanında kalacağız.”

“Çok acımasızsın.”

“Gidelim.”

Mağazadan çıktık ve Fiona beni bir oraya bir buraya sürükledi. Bir sürü yer gezdikten sonra ışıl ışıl parlayan bir restorana geldik. Yemeğimizi sipariş ettik ve karnımızı doyurduk. Fionayla bile 350 zenit hesap ödedik. Bütün bunları onun ödemesinin yanlış olduğunu söyledim ama bana sen fakirsin kes sesini diyip öteledi. Gerçekten küçük düşürücüydü.

Biraz daha ordan oraya sürüklendikten sonra büyükçe bir binaya geldik. Burası da ışıl ışıldı. Galiba pahalı yerler sürekli parlıyor. Tabelada [KAMARA] yazıyordu

Hana girdik. Fiona odayı halletti ve anahtarı alıp koluma girdi. Yine sürükleyip götürdü. Odanın önüne geldik kapıyı açtı ve içeri girdi. İçeri girer girmez oda aydınlandı. Devasa bir yatak vardı ve duvardan duvara camla kaplı bir manzara izleniyordu. Sanırım dünyada buraya 5 yıldızlı otel denebilirdi. Konforlu ve huzur vericiydi. 

“Duşa giriyorum.” Dedi Fiona.

“Pekala.” Diyebildim sadece

Fiona duşa girdi ve ben de yatağa uzandım. Yatak gökyüzü hanından kat ve kat daha rahattı. Biraz sonra Fiona banyodan çıktı. Bütün vücudu havluyla kaplıydı ve başka bir havluyla saçını kuruluyordu.

“Sen de acele et.” Dedi ve yatağa oturdu.

“Tamam.” Dedim ve banyoya girdim. 

Gökyüzü hanında kaldığım oda kadar büyüktü. Küvet değil sanki jakuzi. Her şey fazla büyük. Kendimi garip hissediyorum. Yerde Fionanın kıyafetlerini gördüm. Kendi kıyafetlerimi de çıkardım ve yıkanmaya başladım. Yıkanmayı bitirdikten sonra saçımı kuruladım havluya sarındım ve dışarı çıktım. Fiona havluyla durmaya devam ediyordu ve saçlarını kurulamayı bitirmişti.

“yatağa otur.”

“Peki.” 

Uysal bir kedi gibi takip ediyordum emirlerini. Yatağa oturdum. Fiona ayağa kalktı ve perdeyi çekip ışığı söndürdü bir anda her yer karardı sonra bir şeyin yere düşme sesini duydum.

“Sen de çıkar.”  Dedi ve yatağa uzandığını hissettim.

Üzerimdeki havluyu çıkardım ve yatağa uzandım. Tenini hissedebiliyordum. 

“Üstüme çık.” Dedi ve emrini takip edip üstüne çıktım. Yüzünü ve bedenini zar zor görebiliyordum ama dokundukça varlığını hissedebiliyordum.

“Gerçekten gerekli mi?”

“Evet. Yap gitsin işte.”

“Doğru olduğundan emin misin başka yolu yok mu?”

“Yok dedim hızlıca bitir de gidelim buradan.”

“Niye buraya geldik ki zaten. Gereksiz pahalı ve gereksiz büyük.”

“İlk seferimin unutulmaz olmasını istedim.”

Gayet anlaşılabilir aslında.

“Işıkları niye kapattın ki bir şey göremiyorum.”

“B-beni böyle görmeni istemiyorum.”

“Görmeden nasıl yapabilirim ki.”

“Yap işte nerden bileyim ben.”

“O kadar kolay değil.”

“Nesi kolay değil? Her fırsatta bunu yapmaya çalışmıyor musunuz zaten.”

“Kim demiş bunu. Her erkek aynı değil.”

“Sus artık da başla! Ben de bu durumda olmak istemezdim.”

“Beni buraya zorla getiren sensin! Bir de yakınıyor musun"

“Sus dedim!” dedi ve göğsümde bir darbe hissettim. O an etraf az öncekinden daha da karardı. Galiba az önce öldüm. Hafif aydınlandığında bütün vücudumda bir titreme hissetim.

“F-fiona?”

“Başlangıcı yaptım işte. Bitir artık şu işi.”

O gece fiona ile bir olduk ve bitirdikten sonra durulduk ve sanki aramızda koca bir duvar varmış  gibi hissettim. Işıklar hala kapalıydı ama gözüm karanlığa alıştığı için bedenini görebiliyordum. Konuşmadan yataktan çıktı ve banyoya gidip üstünü giyindi. Sonra da odadan çıkıp gitti. Sadece arkasından bakıp izledim. Sanırım bundan sonra bir daha konuşamayacağız. Bugün yeterince yoruldum. Kendimi saldım ve uykuya daldım. Rüyamda işkenceci canavarlar beni karşıladı.

“Teklifi kabul ettiğimi söyle.” 

Canavarlar gelmeyi bıraktı ve hareketsiz kaldılar.

“...”

“Fionadan uzak durup sürekli gelişeceğim.” 

Daha sonra Ryujinin sesini duydum.

“Pekala efendiye ileteceğim.”

Canavarlar çekildi ve huzurlu bir karanlık beni karşıladı. Bütün bu yaşadıklarımı düşünmeye başladım ve bundan sonra ne yapacağımı. 








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18417 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37643 Bölüm Sayısı


creator
manga tr