Bölüm 19 Taş

avatar
142 1

Zoraki kahraman - Bölüm 19 Taş


Arabacı ağır ağır atı sürüyordu. Ben de uzanmış gökyüzünü izliyordum. Çok geçmeden patikayı izleyen atların sahibi olan Fionanın takımı göründü ve dört nala atlarını sürüp şehre doğru yola devam ettiler.

“Geceyi nasıl geçirdiniz bayım? Öldüğünüzü düşünmüştüm?”

“Bir canavarın midesindeydim.”

Arabacı genç sustu ve bir şey söylemedi. 

“sorun nedir?”

“Benim gibi birine anlatmamak istemenizi anlıyorum ben sadece bir arabacıyım.”

“Gerçekten canavarın midesindeydim.”

“Pekala..”

Arabacı arkasını bile dönmeden ağır ağır atı sürmeye devam etti.

“Kaç yaşındasın?”

“21 yaşındayım.”

“Ne zamandır arabacılık yapıyorsun?”

“Doğumundan bu yana bunun için eğitiliyorum.”

“Gerçekten yapmak istediğin meslek bu mu peki?”

“Ne demek istiyorsunuz bayım?”

“Bir maceracı olmak istemez miydin?”

Arabacı tekrar sustu ve derin bir nefes alıp verdikten sonra

“Bunu yapamam" dedi.

“Neden yapamazmışsın"

“Arabacılık aile mesleğimiz. Babama bir söz verdim.”

“Anlıyorum. Senin adına üzüldüm.”

“Sorun değil. Bu hayattan da mutluyum.”

“Adın nedir?”

“Simion”

“Memnun oldum Simion.”

“..”

“Ah hatırlamışken söz verdiğim bahşişi vereyim. Envanter.”

Doğruldum ve yattığım yerden kalkıp Simionun yanına yaklaştım.

“Keseni aç.”

Simiom kesesini açtı 

“Para transferi 100 zenit.”

Envanterden çıkan paralar Simionun para kesesine uçtular.

“Bayım bu çok fazla.”

“Önemi yok canavar öldürüp yeterince kazandım zaten.”

“Hangi canavarı avladınız? Yanınızda hiç malzeme getirmemişsiniz.”

“Daha önce hiç görmediğim bir canavardı.”

“Neye benziyordu?”

“Hmmm bir düşüneyim. Devasaydı ve her yanı kıllarla kaplıydı. Bir kuyruğu vardı ve elinden ip çıkıyordu.”

Simionun şaşkın bakışlarını farkettim.

“Ayrıca bu canavar tarafından canlı olarak yutuldum haha.”

“Doğruyu mu söylüyorsunuz bayım?”

“Evet.”

“Bu canavar tarafından yutulduysanız nasıl hala hayattasınız.”

“Ölümsüzüm çünkü.”

Simionun şaşkın bakışları tekrar üstümdeydi

“Ölümsüz beden isimli bir becerim var. Kolum kopunca yenisi çıkıyor. Kafamı ortadan ikiye ayırınca birleşiyor falan.”

“Canavar mısınız siz bayım?”

“Konuşan canavar gördün mü hiç simion?”

“Hayır bayım ne duydum ne gördüm.”

“Öyleyse bir insanım.”

“Sanırım haklısınız.”

“Her neyse simion. Günde ne kadar kazanıyorsun?”

“Nasıl yani?”

“Yani günlük ne kadar zenit kazanıyorsun. Gelirin ney yani?”

“Işten işe değişiyor. Günde en fazla 2 kere yola çıkarım. Bazı günler hiç çıkmıyorum. En fazla 150 zenit kazanmıştım bir günde. Sizin verdiğiniz sayılmazsa tabi.”

“Bundan sonra bana çalış o halde ne dersin?”

“Nasıl yani.”

“Günlük 150 zenit ödeyeceğim benim arabacılığımı yaparsın.”

“Beni normal olarak kiralamanız sizin için daha uygun olmaz mı?”

“Evet muhtemelen olur. Ama o zaman sen maceraya çıkamazsın.”

“Komik birisiniz bayım.”

“Ben ciddiyim.”

“Sözümden dönemem bu benim gururum.”

“Pekala ısrar etmeyeceğim. En azından ben bir yere giderken beni sen götür.”

“Bunu yapabilirim.”

“Anlaştık öyleyse. Ben arkada biraz dinleneceğim.”

“Pekala ağır ağır gidelim. Dinlenmenize bakın bayım.”

Tekrar uzandım ve gözlerimi kapattım. Yavaş yavaş uyku bastırdı ve uyudum. 

Simion ben uyuduktan sonra ağır ağır şehre gelmiş ve ahıra varınca da beni uyandırdı. Bu sefer rüya görmedim. İşkence görmedim de denilebilir. Simiona teşekkür edip arabadan indim ve loncaya doğru yürümeye başladım. Ayakkabılarımın erimiş olduğu gerçeği yere ayak basar basmaz suratıma çarptı. Envanterimdeki haritadan ayakkabıcının nerede olduğunu öğrendim. Lonca ve kaldığım han arasında olduğunu öğrendikten sonra loncaya gitmeye karar verdim ve ağır ağır maceracılar binasına yürümeye başladım. Çok geçmeden binaya vardım ve içeri girdim. Her zaman ya tamamen boş olurdu ya tamamen dolu olurdu ama şimdi normal bir bara girmişim gibi bir hava veriyordu.

“Merhaba Manires"

“Merhaba Falezur. Dün gelmediğini duyunca Fiona çok telaşlandı.”

“Evet biliyorum.”

“Neden birlikte gelmediniz? Seni aramaya çıkmışlardı.”

“Zaten bir arabacı kiralamıştım o yüzden kendim döndüm.”

Bu garip atmosfer de ne böyle? Sanki birileri beni sürekli dürtüyor gibi.

“Bu arada kafalarını topladım.”

“?”

“..”

“Kafalarım mı?”

“E..evet.. Binanın önünde kafalarını bulunca hemen topladım.”

“Teşekkür ederim haha.” Leztier yüzünden oluyor bunlar.

“Ne yaptın dün? Devleri Fionanın grubu avlayıp çekirdeklerini getirdiler. Senin başından ne geçti?”

“Garip bir canavar tarafından canlı canlı yutuldum.”

Bir anda bütün lonca sessizliğe gömüldü. 

“Ne tür bir canavar bu?”

“Devasa boyutlu tamamen kılla kaplı kuyruklu boynuzlu ve ellerinden ip çıkarıyordu.”

“Hayal görmediğinizden emin misiniz?”

“Evet çekirdeğini getirdim.”

Bütün loncanın beni dinlediğini çoktan farkettim ama önemsemedim.

“Çekirdek de nedir?”

“Yani taşı. Canavarın taşını.”

“Ah anladım. Teslim edin öyleyse. Daha önce hiç duymadım öyle bir canavarı ama gerekli işlemleri yaptıracağım.”

“Envanter.” 

Pencere açıldı ve arayıp üzerinde keşfedilmemiş canavarın çekirdeği yazan kutucuğu buldum. Daha sonra tıkladım ve elimi içeri soktum. Taşa dokununca diğer elimi soktum ve taşı kavradım. Bu taş Tavşan Kralın kafası kadar büyüktü. Çekip çekirdeği (taşı) çıkardım. Statlarımı güçlendirdikten sonra çok da ağır olmadığını fark ettim. Masanın üstüne koydum. Maniresin gözlerinin kocaman açıldığını gördüm sonra loncadakilerin fısıltıları duyulmaya başladı.

-nereden çıkardı o taşı

-az önce eli kayboldu gördünüz mü

-ilk defa bu kadar büyüğünü görüyorum

-hangi canavarın taşı bu

-duymadın mı devasa kıllı bi canavar dedi

-çocuk masalı mı lan bu mal

-öyle dedi lan ben ne yapayım

-sessiz olun buraya bakıyor

“Öhm..” Maniresin sesini duyulduktan sonra fısıldaşmalar kesildi 

“Analiz"

[???????????]

????

“B-bu da ne böyle?”

-ne oluyor neymiş

-bir şey göremiyorum burdan

“Neden böyle yazıyor?”

Manires ve bütün loncayla beraber ben de şaşırmıştım. 

-okuyabileniniz var mı

-kim burdan okuyabilir ki onu salak

-gidelim bakalım neymiş

Hep beraber taşın etrafına doluştular ve açıklamayı görenler şaşkınlığa devam ettiler. Uğultular iyice büyüdü ve maniresle birlikte bütün lonca bir tartışmaya girdiler

-Daha önce hiç böyle bir açıklama görmedim

-ismi de aynı şekilde 

-ne olduğu bilinmiyor mu

-belki zekamız yetmiyordur

-salak maniresin zekasının açıklayamadığı bir şey gördün mü sen?

-görmedim ama imkansız da değil 

-Maniresin zekası 70 salak

-oha benim 3 katım

-benimkinden de fazla

-herkes senden zeki zaten aptal

“Bu gürültü de ne?”

Sesin gelmesiyle birlikte herkes irkildi ve sesin geldiği yöne döndü. Gelen Leztierdi

“Leztier gelip şu şeye bak daha önce gördün mü?”

“Evet Leztier gel de bak"

Leztier yaklaştı ve taşı inceledi üzerindeki açıklamaları gördükten sonra şaşırdı ve 

“Kim getirdi bu taşı?” diye sordu

“Ben getirdim.”

Leztier bana baktı ve beni görür görmez gözlerinden alevler çıkmaya başladı 

“Yoluma çıkma demedim mi ben sana!”

“Yoluna çıktığım yok” bu adamın sorunu ne amk?

“Hangi canavarın taşı bu"

“Bilmiyorum.”

“Bilmediğin bir şeyi mi öldürdün yani? Salak mı sanıyorsun beni!”

-Kocaman kıllı bir canavarmış Leztier. Kuyruğu bile varmış.

-Gözleri yanıyor görmüyor musun mal ölmek mi istiyorsun.

“Doğru söylüyorlar.” Dedim ve leztier gözlerini benden ayırıp manirese döndü 

“Manires bu şey de nedir?”

“Hiçbir fikrim yok.”

“Gidip ihtiyara soracağım.” Dedi ve canavarın taşını alıp gitmeye başladı. Arkasından onu izledim ve bir anda dönüp 

“Ne izliyorsun gelsene" dedi 

“Bana mı diyorsun?” dedim şaşkın bir şekilde 

“Evet. Yürü hadi ihtiyara gidiyoruz.” İhtiyar dediği şu geçenki ejderha mı?

Her neyse el mecbur takip ettim. Biraz sonra ahıra vardık Teffel bizi karşıladı. Leztier ejdarha ambarının kapısını açtırdı. 

“Ihtiyar işini bitirdiysen dışarı çık!”

“Bağırma be duyuyoruz.” Bu sefer ejderha olarak değil insan olarak çıktı ambardan. O çıktıktan birkaç dakika sonra ambardan 3 kadın çıktı ve leztierle bir şeyler konuştuktan sonra gittiler

“İhtiyar şu taşa bir bak.”  Leztier elindeki taşı ejderhaya gösterdi. Ejderhanın gözlerinin rengi değişti ve birkaç saniye sonra normale döndü.

“Nerden buldun bunu?”

“ben bulmadım bu şerefsiz getirmiş.”

Ejderha bana döndü ve gülümseyip 

“Çok ilginç bir insansın.” Dedi. Bir şey söylemedim

“Ee neymiş bu taş?”

“Osolionun kalbi"

“Kalp mi?”

“İsmi öyle sadece. Neticede taş sadece.” 

“Osolio nedir?”

“Yaratılışın ilk avcısı olarak bilinir. Dünya var olduğundan beri avcılık yapar.”

“Niye daha önce görmedik biz bunu ihtiyar.”

“Herkesin görebileceği bir şey değil çünkü.”

“Kimler görebilir bunu?”

“Sadece av olanlar.”

Niye gizemli gizemli konuşuyor ki bu?

“Neticeye gel ihtiyar vaktimiz yok.”

“Osolio kadim bir yaratıktır. Dünyadaki bozuklukları avlar sadece. Bu insan da dünyanın bozukluklarından birisi. Osolionun gücü yetmemiş demek ki.”

“Bu mu öldürmüş gerçekten.”

“Öyle gözüküyor.”

Leztier tekrar bana baktı ve taşı kucağıma bıraktı. Sonra ihtiyarla beraber ambara girdiler. Ben de tekrar lonca binasına doğru yürümeye başladım.

Loncaya varınca herkes kapıdan beni izliyordu. İçeri girince yolu açtılar ve maniresin yanına kadar yürüyüp taşı teslim ettim.

“Ne olduğunu öğrenebildiniz mi?”

“Osolionun kalbiymiş.”

“Kalbi mi?”

“İsmi öyleymiş hala bir taş sadece.”

Envanterimde farklı bir isimdeydi. Burada farklı bir isimde. Çok garip 

“Pekala teslim alacağım. Değerinin ne olduğunu bilmediğimden yetkililere bildireceğim. Fiyatlandırılma yapıldıktan sonra size ücreti teslim ederim.”

“Pekala. Ah bir de boynuzlar ve gözler var.”

“...”

“Teslim almayacak mısınız?”

“Gözler çok değerli ise bir yetkili olmadan korunmasız kalmaması gerekir. Kraliyetten birini çağıracağım. Boynuzları da silah veya zırh için kullanabilirsiniz. Sizi yetkililer geldiğince çağıracağım. O zamana kadar gözleri muhafaza edin lütfen.”

“pekala öyleyse.”

Yine loncadakiler yolu açtılar ve ben de loncadan çıkıp ayakkabıcıya koyuldum. Her gören bana garip garip bakıyordu. Ayakkabıcıya girdim ve askeri çizmeye benzer bir çizme aldım. 35 zenit ödedikten sonra çıktım ve her zaman yemek yediğim bara gittim. 15 zenit ödeyip yemeğimi yedim. Tam çıkacakken Fionayla karşılaştım. Kolumdan tutup beni ara sokaklara götürdü. Gözlerimin içine baktı ve beni öptü. 

Bu sırada ter kokuyordum.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18416 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37643 Bölüm Sayısı


creator
manga tr