Bölüm 14 Envanter

avatar
173 0

Zoraki kahraman - Bölüm 14 Envanter


Hava pembemsi ve mor hale gelene kadar beraber gökyüzünü izledik. Eliyle belinde olan elimi tutuyordu. Üzüntüyle karışık bir sevinç hissediyordum. 

“Ben acıktım Falezur.”

“Sanırım artık dönmeliyiz hava kararıyor.” 

Bunu dedikten sonra sonra göğsümden kalktı ve yanımızda duran zırhını giydi.

“evet dönelim. Ama önce torbadaki samanları çıkar. Glufir samanları yemezse yürüyerek gitmemiz gerektiğini söyledi.”

“bu at bana birilerini hatırlatıyor.”

Ve bir yumruk daha geldi.

“şaka yapıyorum fiona haha.”

Torbanın içinden samanları çıkardım ve Fiona ile Glufire yedirdik. Daha sonra Glufir ayağa kalktı ve Fionanın arkasına bindim. Beline sarıldım kafamı omzuna koydum defalarca öptüm ve yavaş yavaş şehre gittik. İnsanlar etraftayken bu şekilde davranmamamı istedi. Bulunduğu pozisyonu düşünerek isteğini kabul ettim.

Şehre vardığımızda kimliğini gösterip içeri girdik. Sanırım parti olduğumuz için ücret istemediler. Glufiri ahıra götürdü. Attan indik ve Taffele 3 zenit verdi.

“Çok masraflısın Glufir!”

“Yarın yine aynı şeyleri söyleme Fiona. Ayrıca yanında yakışıklı bir çocukla gezerken kaba şeyler söylememelisin.”

“Sen bana indirim yap sadece. Gidelim Falezur. O kralı elime bi geçirirsem!”

Yol boyunca söylenmeye devam etti ve loncaya geldik. Loncadan içeri girdik ve bir şenlik havası görünüyordu. 

“Tavşan kralı avlamışsınız Fiona! Sonunda başardın hahaha!”

“Ben avlamadım o avladı Yaejin"

“O kim? İlk defa görüyorum.”

“Benim yeni astım. Ona bulaştığını görürsem kemiklerini kırarım.”

“Tanrı aşkına Fiona sakin ol. (Bana dönerek) merhaba ben Yaejin. Tanıştığıma memnun oldum.”

Fiona döndüm ve kafasıyla onayladı.

“Ben Falezur memnun oldum.”

“Fiona bu çocuğa ne yaptın böyle? Senden izin almadan konuşmuyor bile.”

“Onu güçlendiriyorum işime karışma.”

“Peki peki gidiyorum ben. Görüşürüz Falezur.”

“Görüşürüz.” Dedim ve fionanın ölüm dolu bakışını Yaejine attığını gördüm. Yaejin de farketmiş olacak ki kaçar adım uzaklaştı.

Petera doğru ilerlerken önümüzü Dev Leztier kesti.

“Tebrikler Fiona. Sonunda Tavşan kralı avlamışsın.”

“Ben avlamadım o avladı.”

“Bu mu avladı. Nasıl oldu da bu bücür tavşan kralı öldürdü? Tek bir temiz vuruş olduğunu duydum.”

“Tavşan kralı görür görmez üstüne atladı. Şanslıydı ki Tavşan kral böyle bir aptallığın karşısında şaşırdı ve hiçbir şey yapmadı. Kılıcını kafasına sapladı. Kafasındaki taş kırıldığı için öldüğünü söylediler. Yaptığı aptallık yüzünden onu kraliyet yolunda saatlerce koşturdum ve cezalandırdım.”

“Bugün bir goblin görevi aldığını da duydum.”

“Evet seviyesi düşük olduğu için kraliyet yolundan gelir gelmez ölüm ormanına gittik. Goblin lideri öldürürken neredeyse ölüyordu. Acemiler çok can sıkıcı.”

“Istersen senin için onu eğitebilirim.”

“(Falezur leztierin eline düşerse onun canını çıkarır.) Zahmete girmene gerek yok. Onu düzgünce eğitip sağlam bir asker yapmak istiyorum.”

“Anlıyorum yolun açık olsun Fiona.”

“Avın bol olsun Leztier.”

Bu adam çok korkutucu. Fionanın insanlara gösterdiği kişiliği de çok korkutucu. Ona bu kadar yakınlaşabildiğime inanamıyorum. 

Resepsiyona geldik.

“Efendi falezur. Gob..”

“Peter! Etrafta insanlar varken ona bu şekilde hitap etme. Leztiere benim astım olduğunu söyledim!” Fısıldayarak bağıran birini ilk defa görüyorum..

“Haha afedersin Fiona haha.”

“Her neyse..”

“Evet goblin görevine gittiğinizi öğrendim. Tamamlayabildiniz mi?”

“tabiki tamamladık peter. Benim kim olduğumu sanıyorsun?”

“Goblin si..”

“Sakın söyleme!”

“Üzgünüm Maniresin sürekli ağzında dolaşıyor haha.”

“Evet evet her neyse. Ödülümüzü ver bakalım.” Dedikten sonra taş dolu kesesini çıkardı.

“Bakalım neler varmış.”

Bütün taşları yere döktü ve hepsinin üzerinde analiz kullandı.

“3 öncü 1 lider ve 23 goblin taşı ayrıca bir de lider varisi.”

“Evet verimli bir gündü.”

“Sonuç olarak 3 öncü için 60 zenit lider için 100 zenit ve 23 goblin için 230 zenit. Varis için de 50 zenit. Mağarayı temizlediğiniz için de görev ödülü olarak 160 zenit. Toplamda 600 zenit yapıyor. Küsüratlarla uğraşmadığımız için mutluyum.”

“Evet evet her neyse. 2 eşit torbaya böl lütfen.”

“Fiona sen benden çok daha fazla uğraştın.” 

“çok konuşma puanları bu şekilde yavaş yavaş ödeyeceğim işte.”

Gizlice gülümsediğini görebiliyordum. Sanırım bu hadi yemeğe çıkalım sen ödeyeceksin bakışıydı.

“Pekala.” 

(Ne demek istediğimi anlamış olabilir mi ki?)

Malzemeleri teslim ettik ve peter ikimiz için de 300 zenitlik torbalar ayarladı. Petere elde ettiğim zırh ve kalkanları da satın alabilirler mi diye sordum ama sadece canavar malzemelerini satın alabiliyoruz üzgünüm dedi ve bize bir demirciye gitmemizi önerdi. Dürüst bir demirci tanıdığı olduğunu söyledi ve ona gitmemiz için ısrar etti.

Loncadan ayrıldık

“Hadi yemeğe gidelim Falezur.”

“Şu demirci işini halletseydik ya.”

“Acelesi yooook.”

“Ama envanterde yer kaplıyorlar. En sonunda envanterim dolarsa ne yapacağım.”

“Böyle bir şey mümkün mü ki?”

“Bilmiyorum ama bu olmayacağı anlamına gelmiyor. O yüzden önlem almak en iyisi.”

“o kadar eşyayı nasıl çıkaracaksın?”

“Peter sorun olmayacağını söyledi. Onun ismini vermemiz yeterli olacakmış.”

“Sır tutabilen birisi sanırım.”

“Muhtemelen..”

Ağır ağır demirciye gittik yolda Fionanın midesi birkaç kere guruldadıktan sonra hızlıca yürümeye başladık. 

Peterin söylediği demirciye vardık. Çok eskipüskü bir yer gibi duruyordu ama petere güveniyordum. Içeri girdim ve içeride cüce kadar boyu olan orta yaşlı biriyle karşılaştım.

“Merhaba.”

“Hoşgeldiniz.”

“Hoşbulduk”

“Ne için gelmiştiniz?”

“Bizi peter yolladı birkaç ekipman satmak istiyoruz. Size güvendiğini ve en doğru fiyatı vereceğinizden emin olduğunu söyledi.”

“Şu şerefsiz beni yine kullanıyor! Her neyse getirin malzemeleri fiyatını ayarlarız.”

“Malzemeler yanımızda.”

“Hani nerede? Dışarıdaysa içeri getirebilirsiniz.”

“Hayır efendim burda. Envanter.”

Elimi içeri hafifçe soktum ve elimin kaybolduğunu gören cüce bağırmaya başladı mızrağı çıkardım ve ucunu görünce sesinin şiddeti iyice arttı mecbur geri bıraktım.

“SEN DE KİMSİN!”

“Ben Maceracı Falezur.”

“O şey de neydi öyle!”

“Benim yeteneğim.”

Sesi duyan kalabalık dükkana dolaşmaya başlamıştı. Bu durumdan rahatsız olduğumu belli edince cüce de katıldı ve bütün nefesiyle herkesin siktir olup gitmesini söyledi. Cüceyi tanıdıklarından mıdır bilmiyorum herkes hemen çıktılar.

“Bana yeteneğini anlat.”

“Havada uçuyor kutucuklar var içinde eşyaları ve parayı depolayabiliyorum.”

“Çizebilir misin?”

“Evet çok basit kare şeklinde ve kutucuklarla dolu.”

“Bu kadar basit mi?”

“Evet bu kadar basit başka bir özelliği yok.”

“İçine ne kadar büyük şeyler koyabiliyorsun?”

“En büyük olarak 2 buçuk metre boyundaki tavşan kralı koymuştum.”

“AMAN TANRIM 2 BUÇUK METRE Mİ!”

“Evet.”

“İçerisi ne kadar geniş böyle?”

“Bilmiyorum kafamı sokmayı denedim ama girmedi.”

“Benim kafamı sokabilir misin?”

“Ölmeyeceğinizi garanti edemem.”

“Umurumda değil kafamı ona sokmak istiyorum.”

“..”

“...”

“Eşyaları hala satmam gerekiyor.”

“Bütün mal varlığım kasanın altındaki tahtadaki kesenin içinde eğer ölürsem hepsini alabilirsin.”

“Ölürseniz kraliyete gidicek.”

Cüce durdu ve hemen sonra tahtayı kaldırıp bütün keseyi bana verdi.

“Şimdi kafamı sokmama izin ver.”

“Son kez uya..”

“Evet evet kes şamatayı kafamı sok içine.”

“Pekala lütfen yanıma gelin.”

Fiona da sabırsızlıkla bu anı bekliyordu. Eğildim ve nazikçe cücenin kafasını tuttum. Sonra envanterin içine soktum. 5 saniye sonra çıkarttım. Çıkarttığımda hiçbir şey olmamış gibi bakıyordu

“Soksana kafamı içine.”

“Soktum?”

“Kafamı ittirdin ve durdun sonra geri çektin beni mi kandırıyorsun?”

“Hayır kafanızı gerçekten soktum. Fiona şahitimdir.”

“Doğru söylüyor ben de gördüm.”

“İnanmıyorum o kızın kafasını da sok.”

Fionayla bakışıyorduk. Ve parlayan gözlerle kafasını salladı. Ayağa kalktım ve nazikçe kafasını tutup envanterin içine soktum. 5 saniye sonra çıkardım  ve aynı şekilde bakmaya devam ediyordu.

“Soktun mu?”

“E-evet soktum?”

“Ben hiçbir şey hissetmedim.”

“Kızın kafasının yok olduğunu gördüm sana inanıyorum çocuk.”

“Bir şey olması için tamamını sokmam gerekebilir.”

“Nasıl yani?”

“Envantere bir şey koyduğumda ismi kutucukta yazıyor ve istediğim zaman çekip çıkarabiliyorum. Daha önce hiçbir canlı üzerinde denemedim ama bilginiz olsun.”

“BENİM ÜZERİMDE DENE!”

“E-emin misiniz?”

“Evet bütün vücudumu o şeyin içine sok.”

“Bu arada tavşan kralı öldürdükten hemen sonra envantere koydum ve çıkardığımda o anki gibi duruyordu.”

“Yoksa zaman mı durmuştu?”

“Öyle olduğunu düşünmüştüm evet.”

“Şuradaki cep saatini uzat! Benim boyum yetmiyor.”

“Haha peki.”

Uzattım ve verdim. Birkaç işlemden sonra saat tekrar çalışmaya başladı.

“Tamam şimdi beni onun içine sok.”

“pekala.”

Cüce sürekli eliyle sıkıca kavradığı saate bakıyordu. Onu kafasından tutup tekrar nazikçe içeri soktum kafası girdikten sonra kaldırıp bütün vücudunu envantere koydum. Envanterde arayıp cüceyi buldum. [Deli cüce Fenny] yazan kutucuğa tıkladım ve bastırıp elimi içine soktum. Ayağını tuttuğumu hissedince tuttum ve yavaşça dışarı çıkardım ve hala saate bakıyordu.

“Fenny? İyi misin?”

“Evet iyiyim soktun mu?”

“Evet soktum ve 5-6 saniye kadar sonra çıkardım.”

“AMAN TANRIM! SEN ZAMANI DURDURUYORSUN ÇOCUK!”

“Nasıl yani?”

“Saatten gözümü hiç ayırmadım. Sen bana seslenmeden önce mi sonra mı bilmiyorum saatin durduğunu bir an için gördüm. Sonra bana seslendin ve zaman tekrar akmaya başladı. İnanılmaz bir yetenek. Olağanüstü!”

“Haha teşekkür ederim. Biz buraya ekipmanları satmak için gelmiştik.”

“Hepsini alıyorum!”

“E-emin misiniz?”

“Evet eminim hepsini alıyorum! Sadece bir şartla! Her şeyi bana satacaksın!”

“Canavar malzemelerini de mi?”

“Hayır! Canavarlar kimin umurunda? Ben senin getirdiğin eşyaları istiyorum! Zamanı durdurabilen birisi! Aman tanrım olağanüstü! Hahahahah!”

Eminim bu adama ölümsüz olduğumu söylememeliyim.

“Ah Falezur ayrıca bir öl..”

Direkt ağzını kapattım.

“Delirdin mi Fiona? Bu adama beni anlatırsan türlü deneylere sokar.” Bu sırada fenny sevinç çığlıkları atıp dans ediyordu. 

“Bayım buyurun para keseniz.”

“Sende kalsın içinde sadece taş var.”

“Ha?”

“Bütün mal varlığım o"

“Verdiğim ekipmanları neyle alacaksın?”

“Zenitle tabiki neyle alacağım başka?”

“Peki bu taşlar ney?”

“Kimin umurunda al gitsin hahahahahah!”

Bu adam delirmiş. Taşları da envantere koydum. Bütün ekipmanları çıkardım ve fenny her ekipmanı görünce çığlık atıyordu. Fiona da şaşırmıştı bu kadar ekipman olmasını beklemiyordu.

“Kimi soydun çabuk söyle! Seni saklamalıyız!”

“Goblinlerden topladım sakin ol fenny.”

“Kahretsin! Heyecanlanmıştım!”

“haha bir sonrakine senin için bir şeyler çalarım fenny.”

“İyi çocuğa benziyorsun. Bunları bırak hepsini tek tek inceleyip değer biçeceğim değerli bir özellik bulursam sana haber veririm yarın sabah gel tekrar konuşalım.”

“Pekala Fenny görüşürüz.”

“Görüşürüz zaman çocuk! Yerinde olsam o kızı durdurup öperdim hahahahahha!”

Fionanın yüzü kızarmıştı. Bu benim niye aklıma gelmedi ki? Dükkandan çıkıp bara doğru yürümeye başladık 

“Bunu sakın yapma Falezur.”

“Aklımdan bile geçmedi.”

“Gözlerinden okuyabildim Falezur. Daha önce niye düşünemediğin için yakınıyordun.”

“Ben de senin gözlerinden niye daha önce bunu düşünmedin ki dediğini görüyor gibiyim.”

“B-ben öyle bir şey demiyorum! Ayrıca öyle olsaydı ne anlamı kalırdı ki!”

“Haklısın hadi yemek yemeye gidelim sen ısmarla.”

“Sana o kadar para verdim falezur! Hala cimrilik mi yapıyorsun!”

“Hayır cimrilik değil tasarruf yapıyorum. Sen ödersen ucuza gelir.”

“Beni sömürüyorsun ama!”

“O zaman bu kese sende dursun. Benden bir şey almamı istediğin zaman bunu kullan.”

“B-bana paranı öylece verme! Sen ne yapacaksın?”

“Bugünkü ekipmanlardan yeterince para toplarım. Hadi yemek yiyelim.”

“Çok düşüncesizsin.”

“Önemi yok hadi yiyelim çok acıktım.”

Aynı bara gittik ve tekrar beraber yemek yedik Fiona hesabı ödedi ve 15 zenite işi kapattık. Gözlerime bakarken sen haklıydın diyor gibiydi. Yanağının yanındaki ekmek kırıntısını görünce kendimi öpmemek için zor tuttum. Dudağını işaret ettim ve yanlış anlayıp kızardı. Ekmek kırıntısını dudağından aldığımda şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Bardan çıktık ve hana geldik. 

“Hoşgeldin Fiona!”

“Hoşbulduk Astel!”

“Merhaba efendim hoşgeldiniz. Dün tanışma fırsatımız olmadı.”

“Hahaha merhaba. Dün için üzgünüm Fiona bir şeyi isteyince zorla alıyor malum.”

“Evet evet iyi biliyorum hahaha.”

“Ben Falezur. Tanıştığıma memnun oldum.” Elimi uzattım

“Ben de Astel. Ben de memnun oldum.” Uzattığım elimi sıktı.

“Bugün neler yaptın Fiona?”

“Tavşan kralı öldürüp goblinleri avladık.”

“Biz mi? Birlikte miydiniz?”

“Evet bundan sonra bir ekibiz" kızların birbirlerine baktıktan sonra Astelin beni süzen bakışları beni aşırı rahatsız ediyordu.

“İzninizle odama çıkıp dinlenmek istiyorum.”

“Tamam ama uyuma beni bekle"

“Pekala. İyi akşamlar Astel.”

Astelin yüzündeki heyecanlanmış gülümsemeyi görebiliyordum.

“İyi geceler Falezur.”

Yavaşca odama çıktım ve duş almak için banyoya girdim.”

“Aman tanrım Fiona adama uyuma beni bekle dedin!”

“D-düşündüğün gibi değil!”

“Burada o işi yaparsanız annem temizlik yaptığında hemen anlar!”

“S-saçma sapan konuşma Astel! Seni öldürmemi mi istiyorsun!”

“Suratın kıpkırmızı oldu Fiona! 2 gündür neyin var senin böyle hahaha.”

“B-benim bir şeyim yok Salak domuz!”

“O işi yapacaksanız başka bir hana gidip geceleyin hahaha"

“Yeter artık! Sadece bugünkü karı bölüşeceğiz! Saçma sapan konuşma! Eğleniyorsun resmen benimle!”

“Tamam fiona kızma haha"

“Koca domuz kendine başka bir eğlence bul!”

“Buradan başka bir yere gidemiyorum. Bana maceralarını anlatmaya devam etmelisin. Bu adam geldiğinden beri günlerini nasıl geçirdiğinden bahsetmiyorsun.”

“Tamam sana hepsini anlatacağım daha sonra.”

“Tamam o zaman unutma ama tamam mı.”

“Tamam tamam iyi geceler.”

“İyi geceler.”(doğru düzgün uyumayacağına eminim ya gerçi haha)

Şu salak kız hep aynı şeyi yapıyor. Ne zaman buraya bir erkekle girsem aklından pis şeyler geçmeye başlıyor. Ayrıca Falezur benim onayım olmadan öyle bir şeyi yapmaz değil mi. Bu düşünceler içinde duşa girdim ve temizlenip kıyafetlerimi değiştirdikten sonra falezurun odasına gittim.

“Falezur uyudun mu"

Duştan çıktım ve bugünkü kıyafetlerimi envantere koyup yenilerini giydim. Yatağın üzerine yatıp zamanı durdurma düşüncesi ile kıvranmaya başladım. Düşmanlarımı bu şekilde yenebilir miyim acaba. Hem bu bir tür mühür değil miydi. İstediğim insanı sonsuza dek yanımda tutabilirim aynı zamanda. Sanırım bu neden benim kafamın girmediğini açıklar. Kendimi durdurursam bir daha kurtulamam sanırım. 

“Falezur uyudun mu?”

“Hayır Fiona. Kapı açık.”

Kapıyı araladı ve pembe pijamalarıyla odama girdi.

“Işığı kapatmalısın.”

“Hemen uyuyacak mıyız?”

“A-aklından ne yapmak geçiyor!”

“Ben biraz daha konuşmak istiyordum.”

“A-ah....ahahah konuşmak ha tabi olur konuşalım?”

“Neyin var Fiona?” tabiki onu rızası dışında sikmemden korkuyor. Ah kadınlar.

“B-bir şeyim yok iyiyim ben.”

“Fiona.”

“Efendim falezur.”

“Lambayı kapat ve yanıma gel. Kapıyı da lütfen.”

“T-tamam Falezur.”

Kapıyı kapattı sonra yakınımdaki lambayı söndürdü ve yatağıma geldi.

“F-falezur.”

“Efendim Fiona.”

“N-ne konuşacağız?”

“Neden bu kadar gerginsin ki? Tanrı aşkına Fiona?”

“B-ben gergin değilim!”

“Bu kadar yakınımdayken bağırma lütfen.”

“Ö-özür dilerim.”

“Fiona.”

“Efendim Falezur.”

“Senin isteğin olmadan sana hiçbir şey yapmam.”

“...” 

“Ne oldu?”

“Hiçbir şey.”

Duruldu ve yorganın altına girip bana sarıldı.

“Sıra bende sanıyordum.”

“Sıra her zaman bende. Ben Fionayım.”

“Ben de Falezurum benim de huzur bulma vaktim olmalı"

“Taşaklarını ezmemi mi istiyorsun Falezur? Sadece sarıl işte.”

“Tamam tamam. Hem zırhını da giymemişsin. İşime gelir.” Sırtımı cimdikledi.

“Ah fiona çok acıttı.”

“Umurumda değil sapıklık yaparsan seni öldürürüm.”

“Öpmeme izin ver bari.”

“Tamam ama sadece 1 kere.”

“1 tane öpücüğü sonsuza kadar uzatıp onu sonsuz parçaya kadar bölersem seni sonsuz kez öpme hakkım olur.”

“Ne saçmalıyorsun falezur. Sadece bir kere dedim.”

Hafif öpüp gözlerinin içine baktım.

“Bu 1di.”

Dedim ve kendimi ana bıraktım ne kadar sürdüğünü bilmiyorum ama uzun süre öpüştük.

“Bu da birdi.” 

“tam bir pisliksin.” Suratını göğsüme gömmüştü ve sıcaklığını çok yakından hissedebiliyordum.

“Çok güzelsin Fiona.”

“Suğvratığmı göğmüyvsun bğile"

“Göremesem bile çok güzel olduğunu biliyorum. Ayrıca öyle uzun süre durursan nefessiz kalabilirsin.”

Puaaaah diye bir ses çıkarıp derin bir nefes aldı.

“Çok güzel kokuyosun.”

“Sen de öyle.”

Sarıldık ve tekrar öpüştük. Daha sonra birbirimizin gözlerinin içine bakarak uzun bir süre durduk. Fionanın uyuduğunu gördükten sonra ona sıkıca sarıldım ve ben de uyudum..

Bu sırada çok mutluydum.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18419 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37643 Bölüm Sayısı


creator
manga tr