Bölüm 11 Görev ödülü

avatar
170 0

Zoraki kahraman - Bölüm 11 Görev ödülü


Güneşin yüzümü aydınlatmasıyla uykumdan ayıldım. Gözlerimi açamıyordum ama uykumu çoktan almıştım. Gerinmek için kollarımı kaldırdım ama sağ kolum hareket etmiyordu. Üstünde ağırlık vardı resmen. Gözümü açıp bakınca Fionayı yanımda gördüm. Ne yapıyor bu kadın böyle?

“Fiona..”

“hey fiona uyan..”

Ne güzel bir kadın ama. İnsanın yanından ayrılası gelmiyor. Kendimi zorlamayı bıraktım ve Fiona uyanana kadar onu izledim. Uyanacak gibi olunca hemen uyuyormuş gibi yaptım.

“Ağhhhk birazcık duracaktım ama yanında uyumuşum!”

“Nolur uyanma nolur uyanma nolur uyanma.”

Fiona yavaş yavaş yataktan kalktı ve elinden geldiğince beni rahatsız etmemeye çalıştı. Kapıyı kapatıp gittikten sonra gözlerimi açtım. Gülümsememi engelleyemiyordum. O kadar zahmete değdi gibi haha. Tanrım ne düşünüyorum böyle.. 

İyice ayıldıktan sonra duş alıp aşağıya indim.

“afedersiniz.. Fionanın odasını sorabilir miyim?”

“Ne için soruyorsunuz?”

“Fiona benim arkadaşım bugün beraber avlanmaya gidecektik uyanıp uyanmadığını sormak için öğrenmek istedim.”

“Fionanın arkadaşı yok ki. Eğer gerçekten arkadaşıysan genel koltukta otur ve bekle. Uyanınca kendisi gelir.”

“Anladım.. pekala teşekkürler.”

Ne kadar beklemem gerekecekti acaba. Ayrıca bu kadın fionanın arkadaşı değil miydi. Dün beni onunla beraber gördü neden şimdi böyle davranıyor. 

Yaklaşık yarım saat sonra fiona geldi 

“Günaydın Kestal"

“Günaydın Fiona"

Bana niye selam vermedi ki fark ettiğine yüzde yüz eminim.

“Günaydın Fiona"

“Gü-günaydın Falezur”

“Ne oldu niçin yüzün kızardı. Hasta mısın yoksa?” elimi anlına koydum

“GHAAAAA! NAPIYORSUN FALEZUR!”

“Çek ellerini pis domuz!

“Kestal sakin ol o benim arkadaşım”

Tanrım bu kadın korkutucu

“Pa-pardon ben bi anda endişelendim”

“Ah haha hahaha önemli değil hahaha gidelim hadi hahaha"

Gelip yanımda uyuduğunu söylemeyeceksin anlaşılan haha 

“Loncaya mı gidiyoruz Fiona?”

“Önce kahvaltı edelim Falezur. Aç mideyle hiç çekilmiyor o cadı"

“Ah anladım" 

Beraber akşam yemeği yediğimiz bara gittik.

“Bu arada o kız Astel değil miydi Fiona? Neden farklı davranıyordu?”

“Onlar ikiz kardeş Falezur. Sabah Kastel, gece de Astel ilgileniyor han ile. İlgileniyor dediğim de orada durup para alıyorlar büyük bir şey yapmıyorlar. Anneleri ayarlar her şeyi. Her gün odalara girip düzenler. Bayan Yuner çok nazik biridir. Lütfen onu yorma ve odanı topla olur mu.”

“Ah tabiki aklımda bulundururum. Bu arada sabah uyandığımda yatağımın sağ tarafı çok dağılmıştı ve sağ kolum çok ağrıyordu bir şey biliyor musun?”

“Haaaaağkk b-be-ben bilmiyorum n-nerden bileyim!”

“Ne oldu fiona yine kızardın hasta mısın yoksa?”

“Ahk dokunma yemek boğazımda kalacak!”

“Haha fiona kolumun neden ağrıdığını biliyor musun yoksa?”

“NEREDEN BİLEYİM BEN ÇOK KILIÇ SALLAMIŞSINDIR BELKİ!”

“Ah evet olabilir. Her zamanki gibi haklısın fiona.”

“..”(Kesin biliyor kesin biliyor ben bittim ben bittim ben bittim kesin biliyor kesin biliyor.)

Gülümseyerek gözlerinin içine baktım

“YETER BU KADAR YEDİĞİMIZ HESABI ÖDE DE GİDELIM!”

“Sen ödemelisin fiona daha ucuza gelir.”

“Fiyatlara alışman lazım aşağıda bekliyorum hesabı öde dedim!”

Tanrım duygularını hiç gizleyemez mi bu kız. 

Bu arada dün üstünde olan zırhla taytı giymişti.

Her neyse dün hana haftalık ücretimi ödedikten sonra para kesemde 10 zenit kalmıştı. Mevcut bakiyem de 365 idi. Ne olur ne olmaz diye para transferi ile 45 zeniti para keseme aktardım. Daha dün 700 zenitim vardı bir anda yokluğa karıştı. Ah şu kadınlar. Hesabı ödedikten sonra kesede 30 zenit kalmıştı.

[Mevcut bakiye: 320 zenit]

Aşağı indikten sonra fiona dik yürüyüp omuzlarını kabartıyordu. Loncaya girene kadar bu şekilde yürüdü ve girer girmez tüm kuvvetiyle bağırdı

“CADI RESEPSİYONİST MENARIS DÜNYANIN EN BÜYÜK OROSPUSUDUR!”

Aman tanrım ne çıktı bu kızın içinden böyle

Fazla geçmeden bütün lonca fionanın söylediklerini bütün kuvvetleriyle tekrar etmeye başladılar. Resmen bir şenlik havası görünüyordu. 

Sonra bir anda etrafı buz kapladı

“SÖZDE ŞÖVALYE FIONA HER GÜN GOBLİNLERE VERİYOR!”

Herkes bir anda sessiz kaldı

“BENİ NİYE TEKRAR ETMIYORSUNUZ ŞEREFSİZLER! HİÇBİRİNİZİN GÖREVİNİ KABUL ETMEYECEĞİM!”

Birden kahkahalar yükselmeye başladı ben de kendimi tutamadım alçak sesle gülmeye başladım. 

Anlaşılan bu bir tür günlük ritualdi.

“Tamam beyler bu kadar yeter!” bir anda herkes sustu. Konuşan dünkü koca barbar leztierdi.

“Fiona da geldiğine göre herkes görevlerini onaylatmaya başlayabilir.”

Bir anda resepsiyonistin önünde bir kuyruk uzamaya başladı ve bütün salonu kapladı.

Fionanın gözlerinin ışıldadığını görebiliyordum. Hiçbir şey söylemiyordum. Burası gerçekten huzurlu bir şehirdi. 

Yaklaşık yarım saat sonra salon bomboş kalmıştı. Son olarak da Leztier görevini onaylatıp fionanın yanına geldi.

“Bugün de mi tavşan kral için çıkacaksın.”

“Evet yanımdakiyle beraber gideceğim.”

“Kimin nesi bu adam dün de yanındaydı?”

“Falezur. Dün maceracılık için kayıt oldu. Uzun zamandır maceracı olabilmek için zenit biriktirdiğini söyledi. Dün kurt sürüsüne karşı yaptığı savunmayı gördükten sonra parasını karşılayıp ekibime almaya karar verdim. Kendisi büyük bir potansiyele sahip gibi görünüyor.”

“Anlıyorum.. Aramıza hoşgeldin Falezur.”

Dev adam dev kolunu uzattı. Güneşi engelliyordu resmen. Uzattığı kolunu sıktım ama o benim kolumu sıktığımda kolumdan kırılan kemik seslerini duydum.

“Işte şimdi gerçekten aramıza hoş geldin Falezur Ahahaha"

“Ah kemiklerim kırıldı sanırım haha"

“Komik çocukmuş Fiona sevdim bunu hahaha"

Dedi ve gözden uzaklaştı. Düne göre keyfi yerindeydi. Fiona hemen koluma baktı

“İyi misin Falezur? Kolunu kırıldığını buradan duydum. Şu barbar herkese aynı şeyi yapıyor.”

“Endişelenme Fiona becerim sayesinde hemen iyileşti zaten.” 

“Becerin ne ki senin?”

“Ölümsüz beden.”

“..”(İlk defa duyuyorum)

“Ne oldu?”

“Yani sen şimdi ölümsüz müsün?”

“Öyle görünüyor.”

“Yani daha önce öldün öyle mi?”

“Evet yaklaşık 3 kere.”

“Üç kere mi?”

“Evet dün tavşan kralla savaşırken de ölmüştüm. Kıyafetteki kan da benim kanımdı.”

“Aman Tanrım. Ciddi misin Falezur?”

“Evet. Birkaç kere de kolum koptu ama hemen yeniden çıktı.”

“Falezur sen bir canavar mısın yoksa?”

“Stat gös.. yani stat şeyinde ırkımın insan olduğu yazıyor. Muhtemelen doğuştan gelen bir yeteneğim. İlk defa öldükten sonra keşfettim.” 

“An..anladım. biraz korktum doğrusu.”

“Korkulacak bir şey değil yanımda tekrar uyuyabilirsin"

“GHAAAAAAA SEN BİLİYOR MUYDUN!”(bittim ben bittim ben bittim ben bittim ben..........)

“Sakin ol Fiona uyuyakaldığını anladım zaten. Endişelenme bilerek yapmadığına eminim. Ama sayende dün gece hiç kabus görmedim.”

Yüzü kırmızıdan mora döndü 

(bittim ben bittim ben bittim ben...........)

Elimi kafasına koydum

“Sakinleş Fiona.” Gözlerinin içine baktım ama hemen kaçırdı. Ryujin ahahaha. Gerçekten neşelendim. Neredeyse sana teşekkür etmek üzereyim. 

“Ba-bana bakma Falezur! Ben çok utanıyorum!”

“Tamam tamam sakin ol içeri geçelim bir su iç. Keşke söylemeseydim. Böyle olacağını bilmiyordum.”

(Ben gerçekten bittim. Kariyerim ünvanlarım Mertebem gururum onurum namusum. Hepsi bu adam tarafından alındı.. insanların yüzüne nasıl bakacağım! Artık otoritem de kalmadı.)

Fionayı koltuğa oturttum ve gidip resepsiyonistten bir bardak su istedim. 

“HA? SANA NİYE SU VEREYİM LAN FAKİR PIÇ MACERACI OLMAYA PARAN YETİNCE GELIRSIN!”

Hiç değişmemiş

“buraya maceracı kimliğimi almaya geldim.”

“Hahahahahaha güldürme beni sende para ne gezer.”

“Dün kimliği çıkarttım kraliyetten onay bekliyordu Bay Peter sabaha onay kesin gelir demişti.”

Bir anda yüzü düştü.

“S-s-siz bay Falezur musunuz efendim.”

“Evet benim neden ki”

“B-b-ben b-b-bilmiyordum ne olur c-canımı bağışlayın!”

“Ha? Peki canını bağışlıyorum. Bir bardak su verebilir misiniz?”

“Hemen efendim!”

Peter ağzını tutamamış anlaşılan.

“Buyurun efendim.” Bir sürahi su getirdi? Bu şehirdeki herkes delirmiş.

“Teşekkürler..”

Suyu götürüp fionaya verdim ve içmesine yardım ettim. Yavaş yavaş kendisine geliyordu ama gözlerime bakarak konuşmaktan hala çekiniyordu.

“Falezur.”

“Efendim Fiona?”

“Menaris niye kediye dönmüş gibi ve sana bakıp duruyor”

“Bilmem ki belki bana aşık olmuştur haha"

“Bu imkansız o cadı resepsiyonist aşık olamaz.”

“Hepimiz insanız sonuçta. En sert şövalye bile aşkın karşısında kırılmaya hazır bir cama döner"

(ş-ş-şövalye dedi bittim ben bittim ben beni kastediyor bittim ben anlamış!)

“Şövalyeler aşık olmazlar Falezur!”

“Belki de şövalye oldukları için hislerini göstermemeye çalışıyorlardır.”

(Beni tamamen çözmüş! Bittim ben! Bittim ben!)

“Kendine geldiysen görevi onaylatıp tavşan kralı avlamaya gidelim.”

“İyi de tavşan  kralı zaten avladın?”

“Ee napalım yanı oturacak mıyız bütün gün”

“Şehirde gezebiliriz bence. Sen de istersen yani.” 

Başka bir görev almayı tercih ederim.

“Güçlenmem gerekiyor Fiona"

“E-evet.” (çok erkeksi)

Panoya gittim ve tavşan kral yakalanmasını aramaya başladım. Fiona yanıma geldi ve hemen işaret etti.

“Ben 2 haftadır bunun peşindeydim haha.”

“Ahaha sanırım avını çaldım Fiona üzgünüm.”

“Haha hayır önemli değil senin karşına çıktı sonuçta. Senin avın demektir.”

“Olsun iyiliğinin karşılığı olarak bu ödülü paylaşmaya karar verdim.”

“Kabul edemem bunu Falezur.”

“Evet evet her neyse.”

“Hey bu benim lafım!”

Suratına baktım beni azarlarken gülümsemesi çok hoşuma gidiyordu. 

Her neyse tavşan kral yakalaması biletini alıp resepsiyoniste götürdüm.

Marines beni görür görmez heyecandan titremeye başladı. Korkudan da olabilir bilmiyorum. Utançtan da olabilir. Her neyse. 

“Merhaba tavşan kral yakalanmasını onaylatmak istiyoruz.

“O-on ze-zenit.” Gözlerini benden kaçırıyordu. 

“Para transferi 10 zenit" bununla beraber kesede kaldı 20

“E-efendi Falezur i-işte kimlik ka-kartınız.”

“Neyin var senin orospu cadı niye kekeleyip duruyorsun dilini mi dondurdun yoksa?”

“Aptal mısın Fiona Efendi Falezurun önünde böyle davranma.”

“Efendi Falezur mu?”

Omuzlarını silkip ellerimi havaya kaldırdım. 

“Manires lütfen eski haline geri dön böyle davranmana gerek yok.”

“B-ben çok utanıyorum böy-böyle davrandığım için.”

“Bence dalga geçmenin tam sırası Fiona haha"

“Bu halini hayatta unutmam manires hahahaha"

“Siktir git goblin sikici!”

“Orospu cadı!”

“Kerhane kapıcısı!”

“Fuhuş bekçisi!”

“Bacak ayırıcı!”

“Duvar posteri!”

İşler nereye gidecek merak ediyordum ama kahkaha atamadan duramadım. İkisinin de suratının kızardığını görünce kendimi tuttum.

“Lütfen devam edin haha"

“K-kes sesini Falezur. Gidip yakalayalım şu tavşanı.”

“Fiona efendi Falezur zaten yakalamış tavşanı..”

“Sen nereden biliyorsun?”

“Peter söyledi.”

“Peter nereden biliyor?”

“Ben söyledim?”

“SALAK MISIN SEN FALEZUR?”

“Geçmişimi sordu. Kartı vermeyeceğini söyledi ben de her şeyi anlattım.”

“Salak! Sana Leztiere anlattığım hikayeyi anlatmanı söyledim.”

“Annemi babamı sordu lan kurtlarla boğuşuyordum mu deseydim?”

“Anneni mi sordu?”

“Evet.”

“Senin annen kim ki Falezur?”

“Bilmiyorum.”

“Baban kim?”

“Bilmiyorum.”

“Ha?”

“Anladın mı şimdi?”

“Niye yalan söylüyorsun ki?”

“Yalan söylemiyorum ki.”

“İnsan annesini babasını bilmez mi?”

“Uyandığımda bu şehrin dışındaydım. Daha öncesini hatırlamıyorum.”

Tabiki yalan çok net aklımda.

“Bu cahiliyetini açıklar.”

“Çok kabasın.”

“Biliyorum.”

“Her neyse. Envanter.”

“Tavşanı çıkarıcam deme bana.”

“tavşanı çekicem?”

“Aynı şey salak” kafama vurdu.

“Kafana vurdum tepki versene.”

“Ah?”

“Çok yapmacık bu!”

“Aaaaah?”

“uf neyse çıkar hadi şunu.”

Bu sırada marines ikimizin atışmalarını izliyor ve benim envanter yeteneğimi kullanmamı görmek için can atıyordu.

Elimi soktum ve tavşan kralın kafasını kavradım. Diğer elimle de kavradığımdan emin oldum ve sertçe çektim. Kafasıyla beraber gövdesi de çıktı. Gücümü arttırdığım için azıcık zorlasa da çekip çıkardım. Fiona da bana destek verdi ve 2 buçuk metrelik dev pofuduk tavşanı envanterde  çıkardık. Sanki daha az önce öldürülmüş gibiydi. Dışarıda olsa çürümeye başlardı. Envanterimde zaman duruyordu sanırım. O an kafamdan canlı bir şeyi içine koyarsam ne olacağını düşünmek geçti. Sonra durup bu düşünceden vazgeçtim. İnsan hayatı bu dalgaya gelmez. Benim hayatım değil sonuçta. 

“Gerçekten avlamışsınız.”

“Evet şaşıracak ne var ki bunda?”

“Tek bir temiz vuruş gözüküyor.”

“Evet beynine kılıç girince öldü direk.

“Tavşan kralın normal tavşanlardan farklı olarak beyni kalbinin yanında bulunur.”

“Ha?”

“..”

“Kafasında ne var o zaman?”

“Taş?”

“Ne taşı?”

“Anlattığım taşı hatırlasana Falezur. Takı yapılmak için olan hani.” 

“ha evet anladım.”

“taşı kırdığın için mi ölmüş yani.”

“Öyle gözüküyor.”

“taş artık kullanılamaz herhalde?”

“Hayır taşı zaten kıracaktık. Bu oymacı Klausun verdiği bir görevdi.”

“Wohaaa acayip şanslıyım o zaman"

“Evet görev ödülünü teslim ediyorum bir saniye bekleyin.”

“Bu görevin ödülü ney Fiona?”

“3 puan"

“..”

“Ne oldu?”

“Bu Çok fazla değil mi?”

“Kafasındaki taş çok değerli sanırım. Hem etini lonca satın alıyor. Kürkünü de lonca satın alıyor. 2 buçuk metrelik tavşan eti satıyoruz anlayacağın. Taş bahane.”

“Cesetlerin bu kadar değerli olduğunu bilmiyordum.”

“Normalde değerli değildir. Ama sen bunu sanki az önce ölmüş gibi teslim ettin.”

“Ne demek bu?”

“Bu yakalama görevi. Öldürme değil”

“Bu şeyi nasıl canlı yakalayabilirsin ki?”

“ensesine sert vurunca bayılıyor.”

“Kaç kere yakaladın bunlardan sen"

“Daha önce hiç yakalayamadım"

“Nerden biliyorsun bunları?”

“Bileti aldığın yerde yazıyor.”

“Fiona.”

“Efendim Falezur?”

“Lütfen yanımdan hiç ayrılma.”

(Şaşkınlıktan hiçbir şey söyleyemedim.)

Biraz sonra Manires geldi ve elinde 3 kağıt para vardı. Anlaşılan puanlar. 

“Puanlarınızı kullanarak rütbe atlamak ister misiniz?”

“Bu işlemi daha sonra yapabiliyor muyum?”

“Evet istediğiniz zaman yapabilirsiniz.” 

“Anladım o zaman nakit olsun.”

“..”

“Yani puanı teslim alayım.”

“Peki buyurun.” 

Maniresin kulağına yanaştım

“Bu arada bu oymacı nerede tam olarak?”

“Size daha sonra bir harita teslim etmemi ister misiniz?” gözleriyle Fionaya bakıyordu.

“Evet harika olur Marines teşekkürler!” gülümsedim.

Yavaş yavaş loncanın dışına doğru yürümeye başladım.

“Hadi fiona gidelim daha ziyafet çekeceğiz.”

“Böyle yemeye devam edersen Leztier gibi olursun.”

“O zaman acilen tavşan avlamaya gitmeliyiz.”

“Önce yemek yemen gerek salak"

“Ah evet o zaman hadi güzel bir ziyafet çekelim haha"

“.." ( Ne garip bir adam. Umarım böyle düşündüğüm için tanrıça Ryujin beni cezalandırmaz.”

Bu arada kıyafetlerim inanılmayacak derecede temizdi.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18416 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37643 Bölüm Sayısı


creator
manga tr