Bölüm 10 Gökyüzü Hanı

avatar
176 1

Zoraki kahraman - Bölüm 10 Gökyüzü Hanı


Loncadan çıktıktan sonra Fiona koluma girdi. Önce içgiyim mağazasına gittik her taraf sütyen ve külot doluydu fiona beklememi söyledi ve gidip benim için don alıp geldi. Bu fazlasıyla utanç vericiydi. Normalde böyle bir şeyin yapılmasını bırak birinin koluma girmesine bile izin vermezdim. Parasını ödemeyi teklif ettiğimde yemek ısmarlayınca ödeşeceğimizi söyledi. Fionayla daha birkaç saat önce tanışmamıza rağmen sanki aylardır berabermişiz gibi hissediyordum. Gözleri ve gülüşü içimi ısıtıyordu. 

“Kıyafetlerini de benim seçmemi ister misin Falezur.”

“Olur ama çok gösterişli ya da beni komik gösterecek bir şeyler seçme lütfen.”

“Alacak olsam şu an giydiklerine benzer şeyler alırdım. Kansız olanlarından tabi ki.” 

“Alacak olsam mı? Sen seçmeyecek misin yoksa?”

“Hayır seçmeyeceğim git kendin al. Aldıklarımı beğenmiyorsun galiba?” (donlarını ben seçtim senin yaptığına bak şimdi)

Donlarımı sen seçmedin mi niye trip atıyorsun ki şimdi?

“Peki peki her neyse ben seçerim.”

“Evet git zaten hemen şurada istediğini alabilirsin" parmağıyla mağazayı işaret ediyordu.

Söylene söylene mağazaya girdim şu an giydiklerime benzer şeyler satın aldım. 70 zenite aynı gömlekten 3 tane aynı pantolondan 3 tane ve aynı ceketten 3 tane aldım. Fiyat hesaplamasından anlamam ama 70 zenit tuttu. Kesede kaldı 40 mevcut 419 zenit var yani bir şey düşünmeden harcayabilirim. 

Mağazadan çıkar çıkmaz elbiseleri envanterime koydum. Fionanın gözleri kocaman açılmıştı. 

“BANA NİYE GÖSTERMEDİN!”

“Niye bağırıyorsun merak etmediğini söylesen sen değil miydin?”

“Evet evet her neyse -ayrıca ben merak etmediğimi söylemedim.-""

Son kısmı mırıldanarak söylemişti ama dediklerini duymuştum. 

Hana vardık tabela çok dikkat çekiciydi. Hava kararmıştı ama bu karanlıkta bile parıldayan bir mürekkeple

[GÖKYÜZÜ HANI] 

Yazılmıştı. Ve yazının üstünde ayni mürekkep gibi karanlıkta parlayan bulutlu bir gökyüzü resmi bulunuyordu. 

Fiona ite kaka hana soktu beni. Uzun uzun tabelaya baktığımı görünce sinirlenmişti.

“Artel boş bi oda söyle bana hemen.”

“37 numara boş. Fiona"

“pislik"

“Ha?”

“Pis kokuyorsun git yıkan.”

“Daha odayı tutmadım ki?”

“Ben ayarlarım git yıkan.”

“Anahtarlarımı bile alma..” cümlemi bitirmeden anahtarı suratıma fırlattı. Ne vahşi ama

“3. Kat 7. Oda. 30 dakikaya hazır ol beni bekletme.”

“Evet evet her neyse.”

“Düzgün kıyafetler git!” arkamdan bağırıyordu.

“Bütün kıyafetlerimi kanla kaplayacağım!” 

“Tekrar yıkanırsın o zaman!”

“...” her neyse

Odaya girdim ve kıyafetlerimi çıkarıp envanterime koydum ve direkt banyoya girdim. Kapıdan girdiğimde küveti gördüm. Isının ayarlanabildiğini fark kedince mutlu oldum. Küvette uzanıp rahatlarken uyuyakalmıştım.


“Fiona kim bu barbar? Sana kaç defa dedim birini getireceksen bu kişi bir beyefendi olsun diye. Ayrıca niçin onun hesabını sen ödüyorsun?.”

“Düşündüğün gibi birisi değil Astel. Kraliyet yolunda tavşan öldürdüğü için kanla kaplı sadece. Ayrıca nazik ve tam bir centilmen. Ayrıca ben ödemeyeceğim 1 haftalık ayarla o ödeyecek.”

“Aşık mı oldun yoksa Fiona? Senden bu kelimeleri duyacağımı hayatta düşünmezdim.”

“Da-daha neler! Saçmalama Astel! B-ben sadece uf neyse ne!”

“Tamam tamam sakin ol.”

“Sadece beraber ata binip geldik o kadar. Ayrıca çok zayıf birisi seviyesini daha bugün yükseltmiş.”

“Aynı ata mı bindiniz Fiona! Aman tanrım ne romantik! Kaslı mıydı peki? Arkadan sarıldın mı ona? Ne hissettin? Yakışıklı bir şey benziyor hem.”

“A-Ark-arkasından sarılmadım! Ayrıca bir şey de hissetmedim! Seni tembel domuz aylak aylak oturup konuşacağına biraz çalışsana!”

“Aman Tanrım Fiona yüzün kızardı haha!”

“Gidiyorum ben!”

Tanrım Astel! Aklına ne gelirse söylüyor. Hiç düşüncesi yok bu kızın. Of! 

Her neyse duşa girip biraz rahatlayacağım. Sonra gidip Falezuru rahatsız rahatsız edeceğim! Pislik! Beni çok sinirlendirdi!

Her neyse..

Duş aldıktan sonra Falezurun odasına gittim ve ona seslendim 

“Falezur?”

“Falezur haydi artık bekletme beni!”

“Falezur! Tanrım uyudun mu yoksa?”

Ben de mağaradan çıktından sonra rahat bir yatak bulsam direk uyurdum.

“Astel. 37 numaralı odanın yedek anahtarını verir misin?”

“Fiona! Bunu yapamam yönetmeliğe aykırı.”

“Falezur uyumuş. Uyandırıp anahtarı getireceğim söz veriyorum.”

“Hemen geri getir ama lütfen.”

“Tamaaaam.”

Anahtarı aldım. Kapıyı açmadan önce tekrar kapıyı çaldım ve seslendim. Ses  çıkmayınca uyuduğundan emin oldum ve kapıyı araladım. Yatak boştu ve banyonun ışığı yanıyordu.

“Falezur! Uyanıksan beni kandırmayı bırak hadi artık beklemekten yoruldum.”

“Falezur?”

“Tanrı aşkına öldün mü Falezur?”

Of! Banyo kapısını hafifçe araladım ve küvette uyurkenki suratını görünce gülümsemeden edemedim. Bu uyuz adam bu muydu gerçekten. Tekrar seslendim ve cevap vermeyince yavaşça yaklaştım. Neyse ki küvet köpük doluydu da bir şey görünmüyordu.

“Falezur uyan artık.”

“Heeeeey!”

“oyun mu oynuyorsun benimle? Bu nasıl bir uyku böyle?”

“Beni sinirlendirdin uyan artık.” Elimi kafasına doğru uzattım.



Burası neresi böyle? Çok karanlık. Tekrar mı öldüm yoksa. Bu acı da ne böyle? Kolum yanıyor. Hey! Hey! Kolumu çekiştirmeyi bırak sikik piç! AGGGGGGHHHHHH KOLUMH KOPARTTI! ACIYOR ÇOK ACIYOR! Hah hah.. acı geçti.. hah.. hah.. bu neydi böyle. Tekrar geliyor. Git burdan! Hey! Sana diyorum! Bırak kolumu! AĞHHHH TIRNAĞIM! AĞHHHHHHĞ! 

Bu işkence bu şekilde saatlerce aylarca haftalarca ve yıllarca sürdü. Her seferinde canım yanıyordu. Bacaklarımı defalarca koparttılar. Kafamı defalarca kestiler. Tırnaklarımı teker teker söktüler. Gözlerimi oydular sırtımı kamçıladır. Her seferinde acıyı iliklerime kadar hissettim. En sonunda ilk başta gelen küçük piçi tekrar gördüm. Yine kolumu çekiştiriyordu. Bu sefer kolumu tutup ondan aldım.

“BIRAK!”

“hah..hah..hah..hah..hah..” bu nasıl rüyaydı böyle! Resmen işkence ettiler. Lanet olsun! Sikeyim bu neydi. Kafamı kaldırdığımda Fiona bana şaşkın bir şekilde bakıyordu. Kolunu çok sıkı kavradığımı farkettiğimde elimi çektim.

“Ö-özür dilerim fiona ben öyle tutmak istememiştim.”

“Kabus mu görüyordun Falezur? Ne gördün? Çok  korkmuştun. İyi misin?”

Kafamı okşamaya başlamıştı. Büyüleyici siyah gözleriyle gözlerimin içine bakıyordu. Sevgiyi hissettim. Gözyaşlarımı tutamadım.

“Falezur? Neden ağlıyorsun? Ne gördün? Beni de ağlatacaksın. Ağlama artık.”

Fionanın gözyaşlarını da görebiliyordum. Elimle gözyaşlarını sildim.

“Ağlama Fiona"

“Ama sen ağlayınca..ben kendimi tutamadım.. ve ben...”

Fiona bir anda bana sarılmıştı. Bir anda gelişti her şey ve o güzel saçlarıyla beraber dirseklerine kadar ıslanıyordu.

“Fiona ıslanıyorsun”

“Umurumda değil”

“Ayrıca çıplağım.”

“(Gerçekten salaksın..) ağlama lütfen.”

“Artık ağlamıyorum. Sen de ağlama.”

“Tamam ağlamıyorum. Ben şimdi gidiyorum. Üstünü giyinip gel tamam mı? Bu sefer bekletme beni.”

Ne oldu birden bu kıza? Ayrıca bu his de ne böyle? Daha önceden tanıyormuşum gibi hissediyorum.

“Tamam”

Fiona çıktı ve ben de hemen arkasından küvetten çıktım. Kurulandım ve üstümü giyindim. 

Aşağı indiğimde Fiona tekrar kıyafetlerini değiştirmişti. Siyah çizgili bir etek giyiyordu ve omuzlarına kadar inmiş olan kırmızı tişörtü siyah saçlarıyla beyaz teninin zıtlığından oluşan güzelliği ortaya çıkarıyordu. Gece karanlığı gibiydi. Herkes beni  terk ettiğinde bana kucak açan o karanlık gibiydi.

Handan çıkıp birkaç dakika yürüdükten sonra yemek yiyeceğimiz yere geldik. Yemeği yiyip bitirdikten sonra hesabı istedik.

“Fiona para kesemi almayı unuttum"

“Ben de sen alacaksın diye yanımda getirmedim.”

“Para transferi 50 zen..”

“Dur ne yapıyorsun. Paralar havaya uçuşsa ne yapacaksın.”

“aklına başka bir şey geliyor mu?”

“hayır ama 50 zenit çok fazla 5 zenit ile dene.”

“Para transferi 5 zenit"

Paralar envanterden çıkıp masanın üzerinde dizilmişti. Hesabı isteyip çıktık 24 zenit tutmuştu bununla birlikte hesapta 395 zenit kaldı kesede de 40 zenit var eder 445. Yol boyunca ve yemek yerken Fiona genel harcamalar ve indirimler hakkında konuştu. Hanın 1 günlük ücreti 10 zenitmiş haftalık 60 zenit oluyormuş aylık ise 200 zenite patlıyormuş. Fiona rütbesi sayesinde aylık 120 zenit ödüyormuş.  Ayrıca hesabı fiona ödeseymiş 16-17 zenite patlayacakmış. Paraya ben verirdim keşke sen ödeseydin dediğimde. Fiyat farkına alışman gerekiyor ama eminim yakın zamanda benim rütbeme erişirsin. Dedi. Bu şekilde hana vardık ve 60 zenit haftalık kalım ücretini odama çıkıp para kesemi aldıktan sonra envanterden 30 zenit daha para transferi yapıp ödedim. Aynı rüyayı görmeme umuduyla tüy kadar hafif yatağa uzandım ve uyudum. 

[Mevcut bakiye 365 zenit]

Bu sırada gariptir ki tertemizdim.







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18416 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37643 Bölüm Sayısı


creator
manga tr