Bölüm-2 Ölümsüz beden

avatar
188 0

Zoraki kahraman - Bölüm-2 Ölümsüz beden


Ahh yoruldum. Göründüğünden daha uzakmış. Yol da bir türlü bitmek bilmedi. Keşke yanımda bisikletim olsaydı. Resmen eski yaşamımı özledim. Kendimi öldürsem kurtulur muyum acaba bu işkenceden. Nasıl öldürücem ki hiçbir şey yok burda. Nefesimi tutsam ölür müyüm acaba?

Saçmalık. Mümkünatı yok böyle bir şeyin. Ayrıca iblis lordu yenmek de ne. 28 yaşında bir yetişkinim ben. Rüya falan mı görüyorum acaba. Her neyse çok yoruldum. Sanırım biraz dinlenicem. Beynim patlayacakmış gibi hissediyorum zaten. Uyusam da çok güzel olur. Hava da harika zaten. Evet evet uyuyayım ben. Şuradaki ağacın gölgesi çok güzel gözüküyor. Uzun süre dinlenirim burada. İblis lordunu da başka zaman yenerim zaten. 

Gözlerimi kapattım. Hava çok serindi. Toprak yumuşaktı. Tekrar yaşadığım için sinirli olsam da biraz rahatlamıştım. Şehirdeyken böyle bir hava bulmak imkansızdı. Üstelik izin almak için siktiğimin müdürüne yaranmak zorundaydım. Hayattan soğuttu beni orospu çocuğu. Keşke çatıdan atlamadan önce not falan yazsaydım. Hayatı kararsaydı benim gibi. Nefret ediyorum her şeyden. Lanet olsun ya. Ne diye geldim ki buraya. Ne güzel ölmüştüm zaten. 

“Hey..”

Bu da kim şimdi? Huzurumu bozup duruyorlar.

“Ne var ne istiyorsun"

“İyi misiniz acaba?”

“Evet iyiyim git başımdan uyumaya çalışıyorum görmüyor musun?

“Şey..”

“Ne var ne dilenci misin param yok benim git hadi.”

“Siz yaralısınız da?”

1Ne yarası? Gözümü açtım. Çok güzel bi kadının bana baktığını görebiliyordum. Yuvarlak gözleri vardı. 

“Sen kimsin?”

“Ah şey ben Kalin"

“Kalin mi?”

“Evet Kalin”

“Her neyse. Niye başımda dikiliyorsun? Görev falan mı vereceksin. Görev falan yapmak istemiyorum NPC hanım.”

“Ah şey.. Siz yaralandınız da.. Ben öldünüz sanmıştım. Endişelendim o yüzden.. şey.. iyi misiniz?”

“Ha evet iyiyim"

Çok tatlı duruyor. Ne kadar da iyi bir kız.

“Şey yaranız çok derin duruyordu . Bir şifacıya görünseniz iyi olur.”

Sabahtan beri ne yarasından bahsediyor bu?

O sırada gözlerimin önünden bir ağaç kütüğü geçti. Uçan ağaçlar da vardı demek. Ne garip bir dünya.

“Kalin niye oyalanıyorsun orada. Ölmüşse bırak, şunu hallettikten sonra şehre taşıyıp gömeriz.”

“Ah şey.. Ölmemiş.. Yaşıyor.”

Daha sonra bana döndü.

“Bayım lütfen bekleyin daha sonra sizinle ilgileneceğiz.”

“T-tamam, peki.”

Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı. Altında uyuduğum ağaçla savaşan adamı gördüğümde şaşkınlığımı gizleyemedim. Yattığım yerde de kan vardı. Gömleğim de kanla kaplanmıştı. Galiba o yüzden yaralandığımı sanıyorlar. Ben olsam ben de öyle sanardım.

Ağaçla savaşan adam ve Kalin'i izlemeye başladım. Kalin büyü ile saldırıyordu. Adamın kocaman kılıcı vardı. Dans eder gibi hareket ediyordu. Kalin avucundan ateş çıkardı ve ağaca fırlattı. Beyzbol topu büyüklüğündeki alev ağaca isabet eder etmez büyüdü. Ağaçtan çığlık sesleri yükseliyordu. 

Adamın kılıcının parladığını gördüm. Daha sonra havaya zıpladı ve kılıcından ışığa benzer bir şey fırlattı ağaç ortadan ikiye ayrıldı. Kalin yanıma koştu.

“Ah şey.. bayım iyisiniz değil mi?”

“Evet iyiyim bir şeyim yok"

“O kadar emin olma. Ağacın seni deldiğini gördüm. Nasıl bir salak canavar ağacın gölgesinde uyur ki?”

“Canavar ağaç mı?”

“Dünyadan haberin yok senin. Ayrıca gömleğini kaldır da yaralarına bakalım. O kadar kan kaybettikten sonra nasıl nefes alıyorsun anlamış değilim zaten.”

“Ah merak etmeyin bu kan benim kanım değil. Zaten canım da acımıyor.”

“Delirdin mi sen karnını deldi o canavar.  Nasıl hiçbir şey hissetmezsin. Ayrıca bu garip zırh da ne böyle. Hiçbir işe yaramadı. Niye böyle bir şeyi giyiyorsun ki?”

“Bu benim iş kıyafetimdi ölmeden önce bunu giyiyordum üstümde kalmış”

Adam Kalin'e “Ne diyor bu” der gibi baktı 

“Ah şey.. sanırım acıdan dolayı saçmalıyor Redis"

Adam gömleğimin düğmelerini çözmeye başladı.

“N-N-Ne yapıyorsun sen. Ben erkeklerden hoşlanmıyorum. Ellerini çek bi canavar yendin diye sana verecek falan değilim delirdin mi?”

Yüzünün kızardığını gördüm. Kalin’in suratında da gizlemeye çalıştığı bi gülümseme vardı.

“Ben bir şovalyeyim aptal herif. Kadınlara bile elimi sürmemişken senin gibi bir adamla ne tür bir ilişkim olabilir. Yarana bakmak için gömleğini açıyorum. Saçma sapan fikirlere kapılma!”

“Kaç kere söyleyeceğim iyiyim ben.” Gömleğimin düğmelerini çözmeye başladım. “Gördün mü işte yok bir şeyim, bu kan benim kanım değil ayrıca.” 

“Seni sırtından deldi karnında bir şey olmaması normal. Arkanı dön.”

“...”

“...”

“Dönsene arkanı ne duruyorsun.”

“Sapık mısın sen erkeklere ilgim yok dedim”

“Sırtına bakıcam sinirimi bozup duruyorsun. Kes sesini de arkanı dön bir şey yapacak olsam çoktan yapardım zaten.”

Arkamı döndüm ama içimde çok kötü bir his vardı. 

“Bu da ne böyle!”

“Ne oluyor?”

Radis kılıcını çekti ve Kalin'in avucunda alev topu göründü

“Nesin sen?”

“Ha?”

“Nesin sen dedim! Daha önce konuşabilen bir canavar görmemiştim.”

“Canavar değilim ki ben"

Radis’in kılıcı parlamaya başladı. Bu hiç hayra alamet değildi. O ağaç gibi ortadan ikiye ayrılmak istemiyordum. 

“B-Bi dakka sakin ol bana da söyle ne olduğunu”

“Ah şey.. Bayım sırtınız delinmiş kanlar akıyor ve iyileşiyor.. siz hiçbir şey hissetmiyor musunuz?”

“Ah hayır bir sey hissetmiyorum”

Radis kılıcını savurdu ve ışığın gözümde parladığını hissettim. Etraf kararmıştı. Ne kadar süre geçti bilmiyorum gözlerimi açtığımda Radisin kılıcı parlamaya devam ediyordu.

“Bu nasıl bir canavar böyle. Kafası ortadan ikiye ayrıldı ama hala iyileşmeye devam ediyor”

Bana ateş etmemiş mi? Ben de korktum şimdi nasıl bir canavar bu?

“Nerede bu canavar?”

“Ah şey.. Bayım canavar sizsiniz.”

“Nasıl bi şaka bu böyle?”

“Şey şu an kafanız birleşiyor. Radisin parlamasından kurtulan birini ilk defa görüyorum.”

Birleşiyor muyum? Ne diyor bu be..

Radis kılıcını yine parlattı. Kılıcını savurdu ve parlaması kolumu koparttı. Kopan kolumun havada uçuşunu görürken şaşkına dönmüştüm. 

“AAAAAĞĞĞHHHHHH NAPIYORSUN SEN AAAAAĞHHHHH KOLUUUUMMMMM" şokun etkisiyle bağırıyordum ama canımın yanmadığının farkında değildim. Üstüne üstlük kolum geri gelmişti. Ama ben hala bağırmaya devam ediyordum.

“Ah şey.. bayım kolunuz geri geldi.”

“Huh..”

Kalinin sesiyle bağrışlarım durdu ve koluma baktım. Yerindeydi havada uçan kolum geri gelmişti. 

“N-Ne oluyor böyle? S-Siz bana ne yapıyorsunuz? İlizyon falan mı bu ve Kalin nasıl bu kadar sakin kalabiliyor.”

Radisin öfkeli suratını görebiliyordum

“Biz de aynı şeyi merak ediyoruz seni şerefsiz. Ne tür bir canavarsın sen?”

“Ben canavar değilim! Ryujin şerefsizi yolladı bu dünyaya beni.”

“Ah şey.. Tanrıça Ryujinden mi bahsediyorsunuz?”

“Tanrıça mı? O şerefsizin öyle bir şey olmasının imkanı yok. İblis lordu yenmem için öldükten sonra diriltti beni huzur içinde ölmeme bile izin vermedi. Nasıl bir tanrıca yapar ki böyle bir şeyi! Bildiğin mezar kazıcı bu. Lanet olsun ona. Umarım çarpılır da geberir. Ryujinmiş. Siktiğimin Ryujini.”

“Tanrının adını ağzına alıp üstüne hakaret ediyorsun! Seni ateşlerde yakıp kazığa oturtmak lazım! Şunu bağlamama yardım et Kalin.”

“Ah şey.. bayım lütfen zorluk çıkarmayın.”

Ne oluyor böyle. Bu da ne. Bırakın da huzur içinde öleyim. 

ŞEREFSİZ RYUJİN HEPSİ SENIN YÜZÜNDEN

Bu sırada suratım kanla kaplanmıştı







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18416 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37643 Bölüm Sayısı


creator
manga tr