"Ben Li Qiye'yim ve bu tek başına yeterli." #Emperor's Domination

Tales of Demons & Gods - Bölüm 157: Dönüş


 

Çeviri: AllenWalker Düzenleme: Accoladia

 

Xiao Ning’er arkasını döndü ve Cehennem Hapsi Bölgesine son bir bakış attı. Cehennem Hapsi Bölgesi tehlikelerle dolu olsa da burada Nie Li ile birlikte seyahat etmişti. Neredeyse ölmek üzereyken, Nie Li kendisini düşünmeden onu şeytan canavarın dilinden çekip kurtarmıştı.

 

O burada yaşanan olayların hiç birini asla unutmayacaktı, Bu anılar onun kalbinde en değerli anılar olarak sonsuza kadar kalacaktı.

 

Bazen, Nie Li ile birlikte bu tehlikeli bölgede sonsuza kadar kalmanın ne kadar iyi olacağını düşünüyordu. Cehennem Hapsi bölgesi dondurucu soğuk olmasına rağmen Nie Li ile birlikteyken kendisini sıcaktaymış gibi hissediyordu aynı zamanda güvende de hissediyordu. O derin bir iç çekti, çünkü bunların hepsi onun hayal gücünden kaynaklanan düşünceler olarak kalacaktı.

 

Ç.N: Sad Story.

 

Nie Li arkasını dönerek kafası karışmış bir ifadeyle “Ning’er sorun nedir?” dedi.

 

“Hiçbir şey.” dedi Xiao Ning’er, kafasını salladı yanakları kızarmıştı. O kafasını aşağı doğru indirdi ve Taşıyıcı Düzene adım attı.

 

Arkasından NieLi’de Taşıyıcı Düzene girdi.

 

 

Şanlı Şehir

 

Ç.N: Özledik mi?

 

Onlar gittikten sonra On Bin Şeytan Canavarı Düzeni tamamlanmıştı. Ye Xiu ve Ye Zong düzen tamamlandıktan sonra baya bir heyecanlanmışlardı. On Bin Şeytan Canavarı Düzeni tamamlandıktan sonra Şanlı Şehrin bir tane daha koruyucu bariyeri olmuştu.

 

“Şu velet, NieLi, Şanlı Şehre büyük bir katkıda bulundu. Geçmişteki borçlarının hepsini sildim. (Ç.N: Whatthefuck? Ne borcu?) Onun Şanlı Şehre daha fazla katkı yapmaya devam ettiği sürece benim ondan özür dilememi istese bile hiç sorun etmeyeceğim!” dedi Ye Zong büyüleyici On Bin Şeytan Ruhu Düzenine bakarak.

 

O çoktan Tai Yi Öldürme Düzenini ve Kutsal Yıldırım Öldürme Düzeninin gücüne şahit olmuştu. Bunlar gibi sekiz öldürme düzeninin oluşturduğu On Bin Şeytan Canavarı Düzeninin gücü basitçe söylemek gerekirse hayal dahi edilemezdi.

 

Uçurum Şeytanı, Şehir Lordu Konağına saldırdığı zaman kritik anda Nie Li, bu iki düzenin kontrolünü Ye Zong’dan almıştı. Tam bu anda Ye Zong’un, Nie Li’ye beslediği kötü duyguların hepsi ortadan kalkmış ve bu çocuktan biraz hoşlanmaya başlamıştı.

 

Nie Li’nin biraz gevşek bir insan olmasına rağmen, içinde oldukça kibar bir insandı. Aynı zamanda da dürüst bir insandı. Hem iksirlerin katkısı hem de bu On Bin Şeytan Canavarının Şanlı Şehre katkısı çok büyüktü.

 

Ye Zong’un görüşüne göre Şanlı Şehri korumak en önemli meseleydi. Bunun yanında diğer konuların hiç önemi yoktu. Elbette kızıyla ilgili hiçbir gelişmeyi göz ardı da etmiyordu.

 

“Şu velet Nie Li nereye gitti? Bu kadar süre geçtikten sonra neden onu bulamadık?” Ye Zong kaşlarını çatmıştı. Nie Li ve arkadaşları bayadır ortalıkta gözükmüyorlardı.

 

Ye Xiu’da bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyordu. O çok sayıda uzmanı Nie Li ve gurubunu her yerde aramaları için görevlendirmişti fakat hiçbir şey bulamamışlardı. Belli belirsiz bir tedirginlik hissediyordu. Acaba Nie Li, Kara Loncanın eline mi düşmüştü? Şu anda bu teoriyi kanıtlayacak hiçbir delilleri yoktu.

 

Tam o anda bu iki adam Nie Li’nin Şanlı Şehir için ne kadar önemli bir kişi olduğunu anlamıştı. Eğer bu durumu daha önceden fark etselerdi Nie Li’yi koruması için birkaç adam görevlendirirlerdi.

 

Birkaç dakika sonra bir muhafız hızlıca içeri girdi.

 

“Şehir Lorduna ve Ye Xiu’ya rapor veriyorum. Nie Li geri döndü. O şu anda Şehir Lordu Konağının salonunda.”

 

Raporu duyduktan sonra Ye Zong ve Ye Xiu’nun gözleri neşeli bir şekilde parlamaya başladı.

 

Şe velet sonunda geri döndü. Nihayet kalplerinde ki şüpheler ortadan kalmıştı.

 

 

Şehir Lord'un Konağı'nın Salonu;

 

Nie Li ve grubu burada beklemekten biraz sıkılmışlardı. Ye Ziyun, hızlıca içeri girdi ve Nie Li’yi gördüğü an gözlerinin derinlerindeki endişe parıltısı bir anda kayboldu. Nie Li’nin ortadan kayboluşundan bu yana onun için sürekli endişe duymuştu.

 

O kabul etmese bile Nie Li, onun hayatında ki önemli insanlardan birisi haline çoktan gelmişti.

 

Bazen kafasında bir soru beliriyordu. Eğer NieLi, onun hayatından bir anda çıksaydı bu konu hakkında nasıl düşünürdü? Bu düşünce aklına her düştüğünde bir anda paniklemeye başlıyordu. Nie Li çoğu zaman çok fazla can sıkıcı ve kendinden nefret ettiren bir insan olsa da onun soluk beyaz hayatına biraz renk katmıştı. Ona korunma hissini tattırmıştı.

 

O, Nie Li’yi gördüğü zaman baya bir rahatlamıştı.

 

“Ziyun!” diye bağırdı Nie Li gülümseyerek. Ye Ziyun’un buraya hızlı bir şekilde girmesinin sebebi kendisi için endişelendiğinden dolayı olamazdı değil mi?

 

Xiao Ning’er'i Nie Li’nin yanında görünce Ye Ziyun'un kalbine bir anda üzüntü çöktü ve arkasını dönüp yürümeye başladı. Nie Li çok uzun bir zaman boyunca ortalıktan kaybolmuştu, geri döndüğünde ise yanında Xiao Ning’er vardı.

 

Bu sahneyi gören Nie Li olduğu yerde donup kalmıştı. O hızlıca Ye Ziyun’un önünü kapattı ve gülümseyerek “Neden tek bir kelime bile etmeden buradan ayrılıyorsun?” dedi.

 

“Ben yanlış yere gelmişim.” dedi Ye Ziyun. O, buraya Nie Li için endişelendiği için hızlıca girdiğini itiraf etmek istemedi.

 

Fakat Nie Li, Ye Ziyun’a gülümseyerek bakıyordu. Onu bir kere daha görmek çok güzel bir duyguydu.

 

Ye Ziyun bir anda kendine geldi. Neden kendisini üzgün hissediyordu? Nie Li’nin tek kelime bile söylemeden ortadan kaybolduğu için mi? Yoksa geri döndüğü zaman yanında Xiao Ning’er’in olmasından dolayı mı? Neden bu şekilde hissediyordu? Tüm bu duygular onun kafasını karıştırmıştı.

 

“Yanlış yer mi? Beni aramak için buraya gelmediğine emin misin?” dedi Nie Li. Aniden elini uzattı ve Ye Ziyun elini tuttu. Onun eline bir mücevher benzeri bir şey koydu. Efsanevi Kar Tipi Ruhani Mücevherini Ye Ziyun’un eline koymuştu. “Bu mücevher senin için. Benim tüm arkadaşlarım burada. Onları seninle tanıştırmak istiyorum.” dedi.

 

O, Du Ze ve diğerlerinin bulunduğu yere doğru yürümeye başladı.

 

Ye Ziyun’un yüzü kızarmıştı, hızlıca elini Nie Li’nin elinden kurtarmıştı. Bu kadar insanın bakışları altında bu hareketi yapmak onu utandırmıştı.

 

Bu sahneyi izleyen Xiao Ning’er gözlerinde üzüntü ifadesi oluştu. Nie Li’nin ona uzun zaman önce Ye Ziyun’un hayatındaki en önemli insan olduğunu söylemesine rağmen, üstüne hayatını feda etmek zorunda kalsa bile, onu her zaman koruyacağını söylemesine rağmen, Xiao Ning’er tüm bunlara rağmen hala onun yanında durmayı tercih etmişti. Fakat O, Nie Li ve Ye Ziyun’u bir arada gördüğü zaman kalbinde büyük bir acı hissetmişti.

 

Xiao Ning’er ve Ye Ziyun bir anlığına göz göze geldiler, İki tarafta biraz garip hissetmişti ve aynı anda bakışlarını başka tarafa yönlendirdiler.

 

Lu Piao, içinden Nie Li’ye aferin diyordu. Nie Li gerçektende o neslin idolü konumundaydı. Ye Ziyun ve Xiao Ning’er'e iki güzel tanrıça demelerine rağmen Nie Li bu ikisine kolayca sahip olabilmişti.

 

Tam bu anda Lu Piao’nun yüzündeki ifadeyi gören Xiao Xue hemen onun belini çimdikledi.

 

Lu Piao canı yanınca kendine gelmişti. Xiao Xue; Xiao Ning’er ve Ye Ziyun kadar nazik olmayı becerebilirse işte o gün Lu Piao kendini iyi hissedebilirdi. Lu Piao derin bir iç çekti.

 

“Hepimiz zaten aynı sınıftaydık. Birbirimizi az çok tanıyoruz.” dedi Du Ze. “Bu Xiao Xue. Lu Piao’nun nişanlısı.”

Onların hepsi aynı sınıfta olmalarına rağmen birkaç ay öncesine kadar birbirlerini hiç tanımıyorlardı. Nie Li’den dolayı son birkaç ayda birbirleriyle kaynaşmaya başlamışlardı.

 

Du Ze, Lu Piao ve diğerleri kendi arasında sohbet ediyorlardı. Onlar, Cehennem Hapsi Bölgesinde yaşadıkları olayları Ye Ziyun’a anlatıyorlardı. O, Nie Li ve arkadaşlarının ortadan kaybolduktan sonra böyle bir bölgeye gittiklerini hiç tahmin etmemişti. O küçüklüğünden beri, Antik Orkide Şehri Kalıntılarına gitmesinden başka Şanlı Şehirden hiç ayrılmamıştı.

 

Sohbet ettikleri sırada Ye Zong ve Ye Xiu salon kapısından içeri girdiler.

 

Ye Zong içeri girdiği zaman Ye Ziyun'un yüz ifadesi değişmişti. Eğer babası kendisinin Nie Li ile zaman geçirdiğini görürse mutsuz olacağını düşünüyordu.

 

Ye Zong’un bakışları Nie Li ve Ye Ziyun’un üzerine gidip gidip geliyordu. Aslında Nie Li’ye karşı nazik davranmak istiyordu fakat Ye Ziyun’u Nie Li’nin yakınlarında gördüğü zaman biraz mutsuz olmuştu. Daha önce kendisi bile Nie Li tarafından kandırılmıştı nasıl olur da küçük kızı Yun’er onun yalanlarına kanmayabilirdi.

 

Ye Zong iki kere öksürdü.

 

“Şehir Lordu!”

 

“Şehir Lorduna saygılarımızı sunarız.” Du Ze, Lu Piao ve diğerleri hemen ellerini birleştirerek selam verdiler. Onlar daha önce Ye Zong’u görmemişlerdi. Onları ilk defa büyüleyici Şehir Lordunu gördükleri için biraz paniklemişlerdi.

 

Nie Li yavaşça arkasını döndü ufak bir selam verdi ve gülümseyerek “İyi günler. Baba.” dedi.

 

K.N: Hiç boş geçmiyor :D

 

Nie Li’nin sözlerini duyduğu zaman Ye Zong kendisini boğuluyormuş gibi hissetti. Nie Li ona hiç geri çekilme izni vermedi ve bu gerçeği sanki onun beynine yerleştirmeye çabalıyor gibi konuşuyordu. Nie Li ona çok sayıda insanın önünde “Baba” demişti eğer bu haber Şanlı Şehirde yayılırsa Kar Rüzgarı Ailesinin bu durumu inkar etmesi oldukça zor olurdu.

 

Eğer bu kelimeleri söyleyen başka birisi olsaydı YeZong çok kötü bir şekilde o çocuğa sopa atardı. Fakat Nie Li ile karşı karşıya geldiği zamanlarda kendini güçsüz hissediyordu. Onun hala Nie Li’nin halletmesi gerek çok şeye ihtiyacı vardı. Öksürdü ve bakışlarını değiştirdi.

 

Nie Li, Ye Zong’a bu şekilde hitap etmesinden dolayı, Ye Ziyun’un yüzü kıpkırmızı oldu ve Nie Li’nin kıyafetini çekti. O aslında babasının Nie Li’ye sağlam bir ders vereceğini düşünmüştü. O asla babasının bu sözleri duyduğu zaman öksürüp bakışlarını başka yöne çevireceğini düşünmemişti. Bu sefer Ye Ziyun bu durum karşısında olduğu yerde donup kaldı.

 

K.N: Kızın güvendiği dağlara karlar yağdı :D

 

Bu durum karşısında tek şaşıran Ye Ziyun değildi, diğerleride çok fazla şaşırmıştı. Nie Li, Ye Zong’a baba diye seslendi ve Ye Zong’da bu hitap şeklini terslememişti. Bu kesinlikle büyük bir haber olurdu. Şehir Lordu, gerçekten de Nie Li’yi damadı olarak mı görüyordu?

 

Ye Zong’un içeri girdiği an Duan Jian ondan yayılan büyüleyici bir aura hissetmişti. Yani bu uzman ustamın kayınbabası mı oluyor? Duan Jian bunu aklına kazıdı.

 

Xiao Ning’er burnunun biraz garipleştiğini hissetti aynı zamanda gözleri de dolmuştu. Nie Li ve Ye Ziyun’un ilişkilerinde bu derece ilerleme kaydettiklerini hiç düşünmemişti, Şehir Lordu bile kabul etmişti. Nie Li’nin sırtına bakan Xiao Ning’er kalbinin acıdan dolayı atmayı durduracağını hissediyordu. O açıkça imkansız olduğunu biliyordu fakat yine de elinden gelenin en iyisini yapmaya karar vermişti. Belki de kendisinin kaderinde Nie Li ile olmak yazmıyordu. Nie Li ile evlenmese bile sonsuza kadar onun yanında kalacağına yemin etmişti. Ölüm anı gelene kadar onun yanında sessizce duracaktı.

 

Ye Zong’un tepkisi gören Nie Li gülümsemişti. Görünüşe göre Ye Zong biraz yumuşamıştı.

 

Nie Li, Ye Zong’un yanına doğru yürüdü ve “Kayınbaba, ben buraya geldiğim zaman On Bin Şeytan Canavarı Düzeninin tamamlandığını fark ettim. Onun kontrol eden deseni sana geçireceğim.” Dedi.

 

Nie Li’nin az önce söylediklerini duyan Ye Zong’un yüzü iyice ısınmaya başlamıştı. On Bin Şeytan Canavarı Düzeni için kızını takas etmesi onun kalbinde büyük bir yara açılmasına sebep oluyordu.

 

Ç.N: Emanetin bizde reis rahat ol.

 

“Kayınbaba, son zamanlarda, Biz Şehir Lordu Konağının yanındaki Antik Düzen Bariyerini kırmayı başardık. Antik Düzeni kırdığımız zaman Cehennem Hapsi bölgesi diye bir yere girdik. Oradan çok sayıda iyi eşya bulup yanımızda getirdik. Bunlar saflaştırılmış Kan Kristalleri, sizi onurlandırmak için size hediye ediyorum!” dedi NieLi, Uzaysal Yüzüğünden bir demet kan kristali çıkarttı ve Ye Zong’un eline koydu.

 

Kan Kristalleri!

 

Ye Zong ve Ye Xiu şok olmuştu. Kan Kristalleri kesinlikle iyi eşyalardı. Kan Kristalleriyle birlikte onların gelişimleri yeni bir seviyeye geçebilirdi. Belki bir Kara Altın Seviye uzman Efsane Seviye duvarını bile kırabilirdi bu Kan Kristallerinin sayesinde.

 

“Lord Ye Xiu bunlarda sizin için.” NieLi başka bir demet Kan Kristalini Ye Xiu’nun eline koydu.

 

Bir seferde bu kadar fazla Kan Kristali hediye etmek çok fazlaydı.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1213

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1051

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 810

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 687

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 641

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 624

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 341

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14713 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19366 Bölüm Sayısı


creator
manga tr