Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Tales of Demons & Gods - Bölüm 143: Dış Dünya


 

Çeviri: AllenWalker Düzenleme: Accoladia

 

Kafasını onaylama anlamında salladı ve “Teşekkür ederim, amca.” dedi Nie Li. Hafifçe gülümsemişti. Bu yaşlı tilki Nie Li’yi kandırdığını düşünüyordu. tianfang otunun zehir barındırmadığı doğruydu ancak bu otu kullandıktan sonra kullanan kişi git gide bu ota bağımlı hale gelecekti. Bu da Sikong Yi elindeki tüm Tianfang otunu bitirdiği zaman umutsuzca tianfang otunu aramaya koyulacaktı ve hiçbir şeyi umursamaz hale gelecekti.

 

Ç.N: Bu duruma yazabilecek bir yorum bulamadım.

 

Nie Li, SikongYi’nin hastalığının tedavi yöntemini gerçekten de biliyordu. Fakat Sikong Yi gibi bir acımasız insanı tamamen iyileştirdiği zaman Sikong Yi Nie Li’den tamamen kurtulmak isteyecekti. Eğer Nie Li, Sikong Yi’yi tedavi ederse elindeki kozu kaybetmiş olacaktı.

 

Sikong Yi yüksek sesle “Beyler, hemen bir ziyafet düzenleyin. Yeğenim Lei Zhuo’ya hoş geldin partisi düzenleyeceğiz.” dedi.

 

Nie Li’nin aklına aniden bir düşünce yerleşti. Acaba Du Ze, Lu Piao ve diğerleriyle nasıl iletişime geçebilirdi. Eğer Nie Li, diğerleriyle uzun süre iletişime geçmezse onu merak edip aramaya başlayacaklar ve dağların içine girdikleri zaman onları bir felaket bekliyor olacaktı. Nie Li yanına çağıracağı adam miktarı fazla olursa sıkıntı yaşayacağının farkındaydı fakat ne olursa olsun onların hepsini buraya getirmek zorundaydı. En etkili yöntemin Sikong Yi ile başa çıkmak için başka bir yöntem daha bulması gerektiğini düşündü.

 

Nie Li direkt olarak Sikong Yi’ye “Lord amca arkadaşlarım beni dağın altında bekliyorlar. Onların yanına gitmek istiyorum.” dedi.

 

“Haa? Arkadaşların mı?” dedi Sikong Yi kaşlarını çatıp bir şeyler düşünmeye başladı. “Yeğenimin arkadaşları benim da arkadaşlarımdır. Onları getirmesi için kabilemden birkaç kişi görevlendireceğim.” dedi.

 

“Benim bizzat gitmem gerekiyor. Eğer arkadaşlarım amcamın adamlarıyla kavgaya tutuşursa durumlar kötü bir hal alabilir.” dedi Nie Li.

 

“Elbette. Honyue’nin de seninle gelmesine izin ver.” dedi Sikong Yi. Sikong Hongyue’nin şu anki gücüyle Nie Li gibi Beş Yıldız Gümüş Seviye güce sahip birisinin gücü kolaylıkla bastırılabilirdi.

 

Hongyue’yle birlikte Nie Li, dağdan aşağı indi ve Xiao Ning’er ve diğerleriyle buluştu.

 

Lu Piao rahatlamış bir ses tonuyla “Nie Li, sonunda döndün. Sen gideli uzun zaman oldu. Biz seni çok merak ettik ve biraz daha geç kalsaydın seni bulmak için yola çıkacaktık.” dedi.

 

Nie Li, Xiao Ning’er ile göz teması kurdu ve “Dağa çıktıktan sonra bir amcayla karşılaştım. Ve o amca Karanlık Çağ başlamadan önce Silverlit Ailemizle yakın bağlantıları olan Gümüş Kanat Ailesine mensup.” dedi.

 

Nie Li ne zamandan beridir Silverlit Ailesinin bir üyesiydi? Du Ze, Nie Li’nin arkasında duran kıza baktı ve neler olduğuna dair bir fikir yürüttü.

 

Xiao Ning’er ve diğerleri Nie Li’nin sözlerini ne anlama geldiğini kısa sürede anlamayı başarmışlardı. Sonuçta gruptaki insanlar akıllı insanlardı ve Nie Li’nin sözlerinin imalı olduğunu anlamayı başarabilmişlerdi.

 

Gruptakilerin hepsi şu anda Lu Piao olan biteni anladı mı diye merak içindeydi.

 

Sikong Honyue’nin zayıf bakan gözleri Du Ze ve diğerlerinin tepkisini süzüyordu. Lu Piao’nun tepkisinde biraz gariplik olduğunu hissetti ve gözleri Lu Piao’nun üstünde kitlendi.

 

Lu Piao’nun Sikong Hongyue’ye bakışları açıkça hayrete düşmüş gibiydi. Xiao Xue, hemen Lu Piao’yu çimdikledi ve Lu Piao kolundaki acıyı hissettikten sonra sanki bir rüyadan uyanmış gibi bir tepki verdi. Gözleri parlayarak “Nie Li, Kim bu kız? Onun yaydığı aura açıkça çok güçlü!”

Onun sabit bakışları altıda kalan Hongyue kaşlarını çatmak zorunda kalmıştı.

 

“Lu Piao, hemen o çeneni kapat. O benim kız kardeşim.” dedi Nie Li rahatlamış bir şekilde.

 

“Hehe, az önceki bakışlarımdan dolayı özür dilerim. Kız kardeş senin adın ne acaba?” Lu Piao sapık bakışlarıyla Sikong Hongyue’ye bakmaya devam ediyordu. Onun sapık gibi davrandığını gören diğerleri onun orijinal karakterine geri döndüğünü hissettiler.

 

“Sikong Honyue.” dedi soğuk bir ifadeyle. Her şey ailesi için olmasaydı Hongyue bu çocukla arkadaş olacağına ölmeyi yeğlerdi.

 

“Lu Piao!! Benim önümde bir kızla mı flörtleşmeye çalışıyorsun!! Sen eceline susadın galiba?”

 

Banngg!

 

Xiao Xue, Lu Piao’nun kafasına vurmuştu. Lu Piao hissettiği acıdan dolayı hemen kafasını tuttu ama Xiao Xue onun kafasına vurmaya devam ediyordu. Lu Piao hemen elleri kafasını koruyarak yere çömeldi ve ağlamaya başladı.

 

Ç.N: Olum ne yapıyon sen ya tek buruşta Shen Ming’i yere yatırmış adamsın! Kendine gel. İpleri eline al :P

 

Sikong Hongyue, karşısında kavga eden ikiliyi görmezden geldi ve arkasını döndü elini havaya kaldırarak ileri doğru salladı ve “Hadi gidelim.” dedi.

 

Grup, Sikong Honyue’yi arkasından takip etmeye başladı. Nie Li adımlarını küçülterek gruba yaklaşmaya çalışıyordu. Bakışlarıyla gruba bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Sesini ne kadar kısarsa kıssın Sikong Honyue gibi Beş Yıldız Altın Seviyeye ulaşmış birisi bu mesafeden onun sesini net bir şekilde duymayı başarabilirdi.

 

Gümüş Kanat Kabilesi, Ağaçların tepesinde,

 

Ziyafet salonunda birkaç yüz kişi bulunuyordu. Şarap kadehlerinin birbiriyle çarpışma sesi tüm salonda yankılanıyordu.

 

“Yeğenim buraya gel. Seninle kadehlerimizi tokuşturalım.” Sikong Yi eline şarap kadehini aldı ve havaya kaldırarak “Bu değerli konuğumuz adı Lei Zhuo bundan sonra benim yeğenim olur kendisi. Silverlit Ailesinin soyundan geliyor. Gelecekte benim Gümüş Kanat Kabilemin topraklarında nereye gitmek isterse oraya gidebilecektir. Ve onu kimse engellemeye çalışmayacak! Eğer herhangi bir istekte bulunursa hemen onun isteğini yerine getirin!” dedi yüksek sesle.

 

Sikong Yi’nin sözlerini duyduktan sonra Gümüş Kanat Kabilesinin üyeleri şaşkınlık içinde birbirlerine bakmaya başladılar. Sikong Yi’yi kendisine bu kadar bağlamayı nasıl başardığını merak etmişlerdi.

 

Sikong Yi’nin bakışları Du Ze ve diğerlerine kaydı. Grup buraya geldikten sonra durum hakkında Nie Li’den bazı bilgiler almışlardı. Efsane Seviyeye ulaşmış Sikong Yi’nin kendilerine baktığını gördükten sonra gruptakiler biraz korkmuşlardı.

 

“Sizleri benim yeğenim olan Nie Li’nin yakın arkadaşlarısınız bundan dolayısıyla benim Gümüş Kanat Kabilemin onur konukları oluyorsunuz. Benim topraklarım içindeyken herhangi bir korku hissetmenize gerek yok!” dedi ve gülmeye başladı Sikong Yi.

 

“Teşekkürler Lord Patrik.” dedi Du Ze beklemeden ve elindeki kadehi havaya kaldırdı.

 

Sikong Yi’nin bakışları altında grup içinde tek sakin kalmayı başarabilen kişi Nie Li idi. Xiao Ning’er’in bile yüzünde bile gerilmiş gibi bir ifade vardı.

 

Nie Li, Xiao Ning’er’in elini tuttu ve biraz sıktı. Ona rahatlaması gerektiğini söylemeye çalışıyordu.

 

Ç.N: Kesin öyledir.

 

Aniden, salonun köşesinden bir dizi kırbaç sesi duyuldu ve salondaki herkes sesin geldiği yöne bakmaya başladı. Köşede bir sütuna bağlanmış genç ziyafet başladığından beri işkence görüyordu. Salondakiler sesin ordan geldiğini duyunca hafifçe gülümsediler ve sohbetlerine kaldıkları yerden devam etmeye başladılar.

 

Xiao Ning’er kendisine daha fazla hakim olamadı ve “Kim O çocuk?” diye Nie Li’ye sordu.

 

“Gümüş Kanat Kabilesinin bir üyesi.”

 

Nie Li çocuk hakkında bildiği bütün bilgileri Xiao Ning’er’e anlatmaya başladı.

 

Xiao Ning’er başını öne doğru eğdi ve yumuşak bir sesle “Her iki ebeveyni de öldürüldü mü? Ve onlar öldüğünden beridir işkence mi görüyor? Çok Yazık ☹”

 

Nie Li uzakta bulunan gence baktı. Genç olanın gözlerinde hala nefret ve itaat etmez bir bakış vardı. Sırtında duran siyah altın rengindeki kanatlar zincirlerle bağlıydı. Onun yeteneği çok iyi olmalıydı. Eğer Nie Li bu genci bu durumdan kurtarmaya çalışsaydı büyük bir risk almış olacaktı. Sonuçta bu genç Sikong Yi’nin gözüne batan diken parçasıydı.

 

Aniden NieLi’nin kafasında bir şimşek çaktı.

 

Birkaç bardak şarap içtikten sonra Nie Li sarhoş olmuş gibi davranarak “Amca senden bir isteğim olacak? İsteyebilir miyim?” dedi.

 

“İsteğin nedir yeğenim. Konuşabilirsin.” dedi Sikong Yi.

 

Nie Li zincirlerle bağlanmış genci göstererek “Onu istiyorum!” dedi.

 

“O çocuğu istemendeki sebep nedir?” dedi Sikong Yi gözleri bir anda ciddileşti ve “O çocuk benim Gümüş Kanat Kabileme ihanet etti!” dedi.

 

Nie Li, Sikong Yi’nin bakışları altındayken herhangi bir korku belirtisi göstermedi. Hafifçe gülümsedi ve “Bu kişinin amcamın Gümüş Kanat Kabilesine ihanet ettiğini biliyorum. Fakat o uzun zamandır zincirlerle bağlanmış vaziyette işkence görmüş. Bu görüntünün kabilenin diğer insanlarına karşı bir uyarı olduğunun da farkındayım. Ancak onun için daha iyi bir fikrim var!” dedi.

 

“Bu fikir nasıl bir fikir acaba?” dedi Sikong Yi.

 

“İlaçları test etmek için onu kullanmak istiyorum. Ben amcamın hastalığının tedavisinin nasıl yapılacağını biliyorum ama elimdeki otların bazılarının miktari ilacı hazırlamaya yetmeyecek gibi duruyor. Otların birkaç tanesini dışarda aramam gerekiyor. Otlardan bir veya iki tanesi eksik olursa ilacın etkisi farklı olabilir. Üzülerek söylemeliyim ki ilacı kendi üstümde deneme sorumluluğunu almayacağım. Eğer izin verirsen ilacı o çocuk üstünde denemek istiyorum. Bırakın da çocuk ölürken bile Gümüş Kanat Kabilesine hizmet etsin.” dedi.

 

Sikong Yi şüpheli gözlerle Nie Li’ye bakmaya başladı. Onun şaraptan dolayı sarhoş taklidi yapıp yapmadığından emin olmak istiyordu.

 

“Tamam. Yeğenimin ilacı onun üstünde kullanmasına izin veriyorum.” diye nazikçe konuştu. Sonuçta Nie Li onun kabilesinin sınırları içerisindeydi ve onun bu bölgeden kolayca kaçamayacağını düşünüyordu.

 

“Bunun dışında bir başka konuyu daha konuşmak istiyorum. Bu mesele benim menfaatim için olan bir konu. Ben amcamın kabilesinin sınırları içerisine ilk girdiğim zaman bir Kan Kristali madeni gördüm. Acaba amcam Kan Kristallerinden biraz bana verebilir mi?”

 

“Sadece Kan Kristalleri mi? Bende ondan çok fazla var. İstediğin kadar alabilirsin.” dedi Sikong Yi sağ elini masaya hızlı bir şekilde vurdu ve “Eğer yeğenim ilacı birkaç ay içinde hazırlamazsa …”

 

“Bir ve ya iki ay içinde ilacı hazırlamam mümkün değil. Ama buna ek olarak hastalığın bazı belirtilerini ortadan kaldırabilirim. Amcamın acısını kesebilirim hatta gelişimini bile düzeltebilirim.” dedi Nie Li.

 

Nie Li’nin sözlerini duyduktan sonra Sikong Yi biraz sinirlenmişti fakat elinden gelen bir şeyin olmadığını da iyi biliyordu. Nie Li’nin bu kadar kısa sürede ilacı hazırlamasını düşünmüyordu zaten. Ancak ağrıyı azaltabiliyorsa Sikong Yi’ye bu da yeterdi. Sonuçta Sikong Yi Gümüş Kanat Kabilesi içerisinde en güçlü kişiydi ve son zamanlarda hastalığından dolayı baya zayıflamıştı. Bunu fırsat bilen düşmanları hemen harekete geçmişti.

 

Sikong Yi kafasını onaylama anlamında sallayarak “Tamam o zaman. Bu konu hakkında yeğenime güvenim tam.” dedi.

 

Nie Li’nin ağzının köşesi hafiften kıvrılmıştı. Sikong Yi'nin ilaç bittikten sonra kendisini sağ bırakması imkansız gibi gözüküyordu. Fakat Nie Li’nin Sikong Yi’yi avucunda tutması için bazı yöntemleri vardı ve bundan dolayı fazla endişelenmiyordu. Nie Li “Amca ben ilacı bitirmek için dış dünyaya gitmek gerekiyor.” dedi.

 

“Dışarı dünyaya mı?” diye tekrarladı Sikong Yi. Gözünde tereddüt vardı.

 

“Evet. İlacı bitirmek için bazı otları toplamam gerekiyor. Tüm aileyi görevlendirmeye gerek yok. Yanımda birkaç kişi versen yeter.” dedi Nie Li.

 

Sikong Yi dalgın gözlerle “Ama biz bu dünyayı nasıl terk edeceğimizi bilmiyoruz. Atalarımız buraya taşındıktan sonra bir daha hiç dışarı çıkmayı başaramadık.” dedi.

 

“Vahşi doğanın içinde bir tane taşıma düzeni mevcut. Bu düzeni etkinleştirebilmek için yirmi üç tane Işık Taşı toplamamız lazım. Işık Taşlarını bulduktan sonra dışarı çıkabiliriz.” dedi Nie Li. Sikong Yi’nin buna karşı çıkacağını düşünmüyordu sonuçta hastalığını iyileştirebilecek tek kişi Nie Li idi.

 

Nie Li’nin sözlerini duyduktan sonra Sikong Yi bir anda bir şeyler düşünmeye başladı. Nie Li taşıma düzenini aktifleştirebiliyorsa kapatmayı da biliyor demekti. Taşıma düzenini bir anda kapatırsa o zaman elinden kaçmış olacaktı. “Tamam. Bu meseleyi bana bırak.” dedi Sikong Yi.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1210

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1050

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 809

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 686

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 640

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 624

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 339

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 95

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14691 Üye Sayısı
  • 447 Seri Sayısı
  • 19323 Bölüm Sayısı


creator
manga tr