Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Tales of Demons & Gods - Bölüm 136: Netherlamp Behemoth


 

Çeviri: Allenwalker Düzenleme: Dunklesplatz

 

Xiao Xue hızlıca Xiao Ning’er ile daha fazla muhabbet edebilmek için ortak bir konu buldu.

 

Şu anda Nie Li, Antik Düzeni anlayabilmek için tüm odağını buna yöneltmişti.

 

Bu antik düzenin yanında toplamda on altı tane olmak üzere kubbe benzeri sütun vardı. Her sütuna çok karışık yazıt desenler işlenmişti. Bu yazıt desenleri arasında benzersiz bir ilişki var gibi duruyordu.

 

Antik çağlarda nesilden nesile aktarılan on binlerce antik yazıt deseni vardı. Bu antik desenlerin her birinin eşsiz bir güç barındırdığı herkes tarafından bilinirdi. Bazı yazıt desenleri bir araya getirdiğin zaman hayal edilemeyecek derecede bir güç ortaya çıkardı.

 

Nie Li’nin yazıt desenlere karşı bilgi seviyesi iyi denilecek bir düzeydeydi bununla birlikte bu antik düzenin sıralamasından bazı bilgilerde edinebilirdi. Sonuçta Ye Mo bu antik düzeni önceki hayatında kırmayı başarabilmişti. Nie Li’de bu antik düzenin nasıl kırılacağını az çok bulmuştu. Nie Li önceki hayatında edindiği bilgiler olmasaydı bu antik düzeni sittin sene çözemezdi.

 

Nie Li sütunlara doğru yürümeye başladı. Her yazıt desenine sağ eliyle dikkatli bir şekilde dokundu ve hafif çıkıntılı bir yazıt desenin önünde durdu ve içine ruh gücü enjekte etti.

 

Aniden dokunduğu yazıt desen parlamaya başladı.

 

İşte bu!

 

Nie Li biraz heyecanlanmıştı. Bariyeri kırmak için çözmesi gerek on altı desenden ilkini çözmeyi başarmıştı.

 

Yazıtın yaydığı ışık bir noktada toplandı ve bariyere doğru yayılmaya başladı.

 

*Ohmmmm* (bariyerin titreme efektiymiş. Türkçesi ne olarak kullanılır bilemedim yorumlara önerilerinizi yazarsanız uygun bir tanesiyle değiştiririz. )

 

Bariyer birazcık titremişti.

 

“Ne oldu?”

 

Yazıt desenin yaydığı ışığı fark edenler Nie Li’den tarafa bakmışlardı ve görüntü karşısında şok olmuşlardı.

 

Grup bariyerin içinde ne olduğunu iyice merak etmişti. Nie Li bariyeri kırmak için gerekli yöntemi bulmayı başarmıştı sonunda. Grubun hepsi Şanlı Şehirde doğu büyümüştü ve hepsi de bu bariyer hakkında bilgi sahibiydi. Dahası şimdiye kadar hiç kimse bu bariyeri kırmayı başaramamıştı. İlk olarak onlar içine girmeyi başaracaktı ve içerisinde bulunanları ilk defa onlar görecekti.

 

*Ohhhmmmm*

 

Kilit olan İkinci Yazıt desende Nie Li tarafından bulunmuştu.

 

Daha sonra bir biri ardına üçüncü, dördüncü, beşinci.

 

Tüm yazıt desenler bir biri ardına parlamaya başladı bariyerin üzerine ışıt demeti halinde yayılmaya başladılar. Nihai ışık bariyere yerleştiği zaman gizemli bir parlaklık yayıldı ve sonsuz bir bulutu andıran parlak renkli noktalara dönüştü.

 

“Gelin. İçeri giriyoruz!” dedi Nie Li elini gelin anlamında sallamıştı.

 

O konuşurken bariyer yavaş yavaş kaybolmaya başlamıştı ve sonunda ortadan tamamen kalmıştı.

 

Nie Li bariyere ilk giren oldu ve arkasından Xiao Ning’er, Du Ze ve diğerleri girdi. Bariyere toplamdan sekiz kişi girmişti.

 

Bir dakika geçtikten sonra bariyer tekrar ortaya çıktı ve parıldamaya kaldığı yerden devam etti.

 

Sanki sonu olmayan bir alana girmiş gibilerdi.

 

Woossshhh!! Wooooshhhh!! Wooossshhhh!

 

Her tarafta ışık demetleri vardı biraz zaman geçtikten sonra ışık demetlerinin bir Antik Düzenin ortasından yayıldığını fark ettiler. Bu Antik Düzen bir taşıma düzenine benziyordu. Çevresi taş sütunlarla kaplıydı ve her sütunun üstüne yazıt desenler oyulmuştu.

 

Soğuk yağmur damlaları yere düşüyordu. Onların önünde kapkaranlık vahşi bir alan vardı. Uzakta şekli tam olarak görülemeyen dağlar sıralıydı. Onların üstünde de sonsuz bir gökyüzü.

 

Roar! Roaaarrr! Rooooaaarrrr!!

 

Canavarların sesi hafif çok uzaktan geliyormuş gibiydi.

 

“Neredeyiz biz?” diye Lu Piao ve diğerleri şok olmuş bir vaziyette sordular. Bir dakika önce onların hepsi Şanlı Şehirdeydiler. Bir anda nasıl oldu da böyle bir yere gelmişlerdi?

 

Bariyerin içinde böyle gizemli bir dünya olacağını hiç düşünmemişlerdi.

 

Nie Li bir an merak edermişçesine durdu ve “Bu Göksel Kutsal Sınırına benziyor.” dedi. Bu alan açıkça çok güçlü bir uzman tarafından oluşturulmuştu.

 

Az önceki Taş Sütuna baktığında onun donuk olduğunu fark etti ondan hiç ışık yayılmıyordu.

 

Başlangıçta içine bir şeylerin yerleştirilmesi için oyulmuş taş bölmeleri vardı fakat şu anda tamamen boş duruyordu.

 

Onlar büyük ihtimal Işık Taşları olmalıydı. Onlar geri dönmek için oradan kaybolan Işık Taşlarını aramak zorundaydılar.

 

Gujiiii! Guuujjiiii!!!

 

Aniden uzaktan maymun benzeri bir yaratık ortaya çıkmıştı. Vücudunda hiç kıl yoktu ve rengi de kırmızıydı. Keskin sivri kulakları, kısa kolları ama kollarının ucundaki pençeler ise uzun ve inceydi, gözleri hafif ışıkla çiçek açan birkaç mavi mücevhere benziyordu.

 

Bu yaratık Nie Li’den tarafa bakarak kükremeye başladı. “Gujiii!! Gujiiii!!”

 

Birkaç dakika sonra bir biri ardına ormandan bu yaratığa benzeyen çok sayıda yaratık çıktı ve hepsi

Nie Li’den tarafa bakıyordu.

 

Bu sahneyi gördükten sonra Nie Li kan dolaşımının hızlandığı fark etti. Xiao Ning’er ve Lu Piao ve diğerlerine dönerek “Buna Kırmızı Hayalet derler. Hızlıca buradan sıvışalım.” dedi.

 

“Kırmızı Hayalette nedir?”

 

Ç.N: Bu tür sorular beni geriyor ☹ Önünde duruyor işte nedir diye sormak ne demek.

 

Herkes bu sahne karşısında birkaç dakikalığına donup kalmıştı fakat Nie Li’nin ciddi ifadesini gördüklerinde hemencecik durumun ne kadar tehlikeli olduğunu anladılar.

 

Wooshhh Woshhh Wossh 

 

Grubun hepsi Nie Li’yi takip etmeye başladı.

 

Kırmızı Hayaletler kışkırtılmış gibi duruyorlardı. Çıldırmış gibi çığlık atıyorlardı aynı zamanda Nie Li ve grubu takip etmeye başlamışlardı.

 

Kırmızı Hayaletler sadece Gümüş Seviye şeytan canavarlarıydı. İsimlerini bu çirkin görünüşlerinden almışlardı. Kırmızı hayaletler sadece Bir Yıldız Gümüş Seviye canavarlar olmasına rağmen sürü halinde takılmayı seviyorlardı. Saldırıya geçmeden önce arkadaşlarını çağırıyorlardı. Nie Li ve grup biraz daha oldukları yerde bekleselerdi onlarca, yüzlerce hatta binlerce Kırmızı Hayalet tarafından kuşatılmış olabilirlerdi ve bu durum çok tehlikeli bir hal alabilirdi.

 

Çimlerin arkasından birbiri ardına Kırmızı Hayalet geliyordu ve Nie Li ve grubu takip ediyordu.

 

Nie Li kısık sesle homurdandı ve hemen Gölge İblisi ile birleşti. Her iki elinde de keskin bir pençe şekli meydana geldi.

 

Psshhh!! Pssshh!!

 

Taze kanlar etrafa yayıldı.

 

İki tane Kırmızı Hayalet anında Nie Li tarafından öldürülmüştü.

 

Geri kalanlarda tam şeytan ruhlarıyla birleşmek üzereydi ki Nie Li “Siz şeytan ruhlarınızla birleşmeyin. Sadece ileri doğru koşun. Bunları bana bırakın!” dedi.

 

Eğer diğerleri şeytan ruhlarıyla birleşselerdi bu karanlık havada çok dikkat çekerlerdi ve daha çok Kırmızı Hayaleti kendilerine çekerlerdi. Gölge İblisinin suikast tipi şeytan ruhu olmasından dolayı Nie Li fazla dikkat çekmiyordu.

 

Gruptakiler Nie Li’ye güvenip şeytan ruhlarıyla birleşmediler ve sadece koşmaya devam ettiler.

 

Creaaak! Creaak! (Ölürken atılan çığlıkmış!)

 

Bir başka Kırmızı Hayalet öldürülmüştü ve Kırmızı hayaletler ölürken çığlık atıyorlardı. Nie Li’nin orak şeklindeki keskin pençesi bir et kıyıcısına benziyordu. Kırmızı Hayaletleri öldürürken onun hareketleri çok pürüzsüzdü ve her bir öldürüşü ani ölüm şeklinde oluyordu. Ayrıca bir Kırmızı Hayaleti öldürürken ikinci bir saldırıya gerek duymadan öldürmeyi başarıyordu.

 

Böyle korkutucu bir öldürme hızını görünce Du Ze, Lu Piao ve diğerleri şok geçirmişlerdi.

 

Bu Kırmızı Hayaletler Bir Yıldız Gümüş Seviye yaratıklardı fakat Nie Li’nin her hareketinde bir tanesi çaresizce katlediliyordu.

 

Her ne kadar gruptakiler Beş Yıldız Gümüş Seviye ve daha üstünde olsalar da grup halinde Nie Li’ye saldırsalar bile onun rakibi olamayabilirlerdi.

 

Grup her ne kadar durmadan koşmaya devam etseler de arkalarından gelen Kırmızı Hayalet sayısı her geçen saniye başı artıyormuş gibi gözüküyordu. Ayrıca zaman zaman saldırıya geçiyorlardı. Fakat Nie Li’nin orak şeklindeki pençeleri sayesinde saldıran her bir Kırmızı Hayalet anında ölümü tadıyordu.

 

Du Ze endişeli bir ses tonunda “Nie Li, neler oluyor? Bu Kırmızı Hayaletlerin sonu yok gibi duruyor.” dedi.

 

Nie Li kaşlarını çatmış vaziyette etrafa bakınıyordu. Eğer böyle devam ederlerse sonu olmayan bir grup savaşına girebilirlerdi. Her ne kadar güçleri Kırmızı Hayaletlerden yüksek olsa da bu kadar çok Kırmızı Hayaletin saldırısını savuşturamayabilirlerdi.

 

“Nie Li, bak orada bir ışık var.” Dedi Lu Piao ışığı görünce neşelenmişti.

 

İlerde bulunan ovada rüzgar tarafından sallanan bir fener görmüşlerdi. Yağmurun çiselemesi ve hafif rüzgar altında olmasına rağmen ışığı görebilmişlerdi.

 

“Burada yaşayan birisi mi var?” dedi Xiao Ning’er kafası karışmış bir şekilde kaşlarını çatmıştı.

 

Nie Li’nin de kafası biraz karışmıştı. Gerçekten de burada yaşayan birisi mi vardı? Birisi yaşamıyorsa eğer bu ışık neydi?

 

Aniden Nie Li’ni kafasında bir şimşek çaktı ve o ışığın ne olduğunu anladı. Şok olmuş bir şekilde “ Bu Netherlamp Behemoth!”

 

Ç.N: Netherlamp Behemoth’u çevirmedim tam olarak nasıl çevireceğime kadar veremedim.

 

“Netherlamp Behemoth’da nedir?”

 

Ç.N: Yine aynı soru!!

 

“Netherlamp Behemoth sonra derece korkutucu bir yaratıktır. Alınlarının altına bir lamba vardır ve avlarının dikkatini çekmesine yardım eder. Avları ışığa yaklaştığı zaman aniden ağzını açarak avlarını yutar.” dedi Nie Li. “Keskin dişleri kolayca bir kayayı parçalayabilir. Bu şeytan canavarı en azından Altın Seviye Şeytan Canavarıdır.”

 

Nie Li’nin açıklamasına dinledikten sonra diğerlerinin kalbinde ufaktan bir titreme başladı. Bu ışığın böyle tehlikeli bir şeytan canavarının yayacağını hiç düşünmezlerdi. Dikkat etmeden ışığa yaklaşsalardı sonu felaket olabilirdi. Burası nasıl boktan bir yerdi. Her adımlarında bir sıkıntıyla karşılaşıyorlardı.

 

Nie Li ve diğerleri çılgınca koşmaya devam ediyorlardı. Onları kovalayan Kırmızı Hayalet sayısı çoktan binleri aşmıştı ve zaman geçtikçe de artmaya devam ediyordu.

 

Böyle devam ederse durum oldukça tehlikeli bir hal alacaktı. Eğer koşmayı bir an bile keserlerse savaşmaya başlayacaklardı ve bir kere savaşa başladılar mı da yenilgileri garanti olacaktı.

Nie Li ciddi bir ses tonuyla “Bir fikrim var. Doğruca Netherlamp Behomth’un üstüne doğru koşun.” dedi.

 

“Sen az önce onun ne kadar korkutucu bir canavar olduğunu söylemedin mi?”

 

“Her ne kadar korkunç bir canavar olsa da onun hareket hızı çok yavaş. Eğer bu şekilde kaçmaya devam edersek sonumuzun ne olacağı belli. Bu dünyada birbirini yiyen canavarlar var. Burada çok fazla Kırmızı Hayalet olmasına rağmen ilerideki Netherlamp Behemoth tek başına duruyor gibi gözüküyor. Ayrıca Netherlamp Behemoth, Kırmızı Hayaletin muhtemel düşmanları arasında.”

 

Ç.N: Sanki başka şansı var gibi bir de karşı çıkıyor. Bunu diyenin kim olduğu yazmıyor ama büyük ihtimal Lu Piao’dur.

 

Du Ze kafasını onaylama anlamında sallayarak “Tamam. Zaten başka seçeneğimiz yok gibi duruyor. Eğer bu şekilde koşmaya devam edersek illa ki Kırmızı Hayaletler tarafından yakalanacağız.” Dedi.

 

Ç.N: Bak işte akıllı çocuğun hali başka.

 

Grup çılgınca Netherlamp Behamoth’tan tarafa koşmaya başladı.

 

Işıktan tarafa doğru koşmaya devam ediyorlardı ve aralarındaki mesafe yaklaşık yüz metre civarıydı. Lambanın boşlukta yüzdüğünü git gide fark etmeye başladılar.

 

“Dikkat edin! Netherlamp Behamoth karanlıkta saklanıyor. Nefesinizi tutun.”

 

Gruptakiler hızlıca nefesleri tuttu aynı zamanda hızlarını da düşürdüler.

 

Gujiii!! Gujiii!!

 

Kırmızı Hayaletler, Nie Li’nin grubuna yaklaştıkça garip çığlıklar atmaya başladılar.

 

Aniden Karanlığın içinden kırmızı bir dil çıktı ve Kırmızı Hayaletlerin etrafında dolanmaya başladı. Kırmızı hayaletler sefil bir şekilde çığlık atmaya başladılar ve karanlıktan çıkan diller tarafından karanlığa çekilmeye başladılar.

 

Gujiii!!! Gujiiii!!!

 

Geride kalan Kırmızı Hayaletler bu olay karşısında dehşete düştü ve dağılarak her yöne koşmaya başladılar. Çığlık sesleri gökyüzünde yankılanmaya başladı.

 

//D.N: Kalan 2 bölümde bu gün içinde gelecek arkadaşlar inşaALLAH çevirmen arkadaş çevirdi ama ben anca düzenleyebildim.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 424

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16649 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22399 Bölüm Sayısı


creator
manga tr