“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Tales of Demons & Gods - Bölüm 229: Xiao Yu


Çevirmen: AllenWalker

 

Zombi Jiao Ejder kendi başına bu kadar güçlü bir şeytan canavarı değildi. Onu bu kadar güçlü hale getiren şey alnında bulunan inciydi.

Zaman geçtikçe Zombi Jiao Ejder büyümeye devam etti.

Sürekli olarak kırmızı parıltılar yaymaya devam etti.

"Sınırına ulaştı artık geri çekilmeye çalışıyor. Durdurun onu, kaçmasına izin vermeyin!" diye bağırdı Cang Ming.

Mu Ye ve arkadaşları Zombi Jiao Ejderine çılgınca saldırmaya devam ediyorlardı ve geri kalanlar gölün yüzeyinde beklemeye başlamışlardı.

Gölün yüzeyinde her an savaşa katılacaklarmış gibi hazır kıta bekliyorlardı.

Saldırılar bedenine çaptıkça Zombi Jiao Ejderi sinirlenmeye devam etti ve en sonunda kafasını gökyüzüne kaldırdı ve delirmiş bir şekilde kükremeye başladı.

 

Woosh! Woosh! Woosh!

 

Çok sayıda Zombi Jiao Ejder bir anda gölün içinden dışarı çıktılar ve çevrelerinde gördükleri uzmanlara saldırmaya başladılar.

Savaşa yeni katılan Zombi Jiao Ejderlerin hepsi Kara Altın Seviyede ve bu seviyenin üstünde güçlere sahiplerdi.

Gölün yüzeyinde bekleyen uzmanlardan bazıları ejderler tarafından yakalandı ve acı çığlıklar eşliğinde gölün içine çekildiler.

Zombi Jiao Ejderlerinden birkaçı da uzmanlar tarafından öldürülmüştü.

"Hmph! Gölün altında bu ejderlerin yuvası olduğunu düşünmemiştim." diye soğuk bir tonda söylendi Cang Ming.

 

Daha sonra avucunun ortasında mor renkte bir yıldırım sütununa benzer bir saldırı oluşturdu ve gölün yüzeyine doğru salladı.

Kendisine doğru gelmekte olan Zombi Jiao Ejderleri bu yıldırımla temas ettikleri zaman her yöne dağılan yıldırım seli oluştu.

Cang Ming ve diğerleri gölün içinden yeni çıkan ejderlerle savaşmaya devam ederken alnında inci bulunan ejder daha yoğun bir şekilde kırmızı parlaklıklar yaymaya başladı.

Gölün içinde yüzeye bir su duvarı çıktı ve bazı uzmanlar anında bu duvarın içinde sıkıştı.

Bunlar yaşanırken Zombi Jiao Ejder gölün içine doğru atıldı.

Tam bu sırada Cang Ming avucunda duran yıldırımı ejdere doğru salladı fakat bu saldırı su duvarını aşmayı başaramadı.

"Bu canavarın hala bu kadar güç açığa çıkaracağını hiç düşünmemiştim." dedi Cang Ming kaşlarını çatmış bir şekilde.

 

Daha sonra elinde gizemli bir yıldırım mızrağı oluşturdu. Mızrağı ileri doğru salladı. Bu yıldırım mızrağı havada bir kurşun gibi ilerlemeye başladı.

İlerlerken etrafa yıldırım topları oluştu ve benzersiz bir enerjinin etrafa yayılmasına sebep oldu.

 

Boom!!

 

Bu sefer yıldırım mızrağı su duvarını geçmeyi başarmıştı ve direkt olarak Zombi Jiao Ejderine doğru ilerlemeye devam etti.

 

Nie Li bu yıldırım mızrağı görünce ufak bir titreme geçirdi. Bu yıldırım mızrağının gücü en az Göksel Kader Seviyesindeydi.

Her ne kadar Cang Ming bu yıldırım mızrağının gücünü tamamen ortaya çıkarmayı başaramasa da yine de şaşırtıcı bir güç açığa çıkartmayı başarmıştı.

 

'Sahip olduğum şu anki gücümle Cang Ming ile karşı karşıya gelmemem lazım.' diye düşündü Nie Li.

 

Kırmızı inciye bir daha baktı ve onun için savaşmamaya karar verdi. Ye Ziyun’u aldı ve önceden sisin içinde kaybolan arkadaşlarını aramaya başladı.

Bu yıldırım mızrağı Zombi Jiao Ejderinin bedenini deldi ve bu saldırıdan dolayı ejder acı dolu çığlıklar atarken ejderin kanı gölün yüzeyinde yayılmaya başladı.

 

Cang Ming'in saldırısı olan yıldırım mızrağı Zombi Jiao Ejderini ağır bir şekilde yaralamıştı fakat Zombi Jiao Ejder yaralarına hiç önem vermeyen bir ifade takınarak gölün içine doğru atıldı.

 

Tüm bunlar olurken Mu Ye gölün yüzeyinde durmuş devam eden savaşı izliyordu.

 

Kırmızı Zombi Jiao Ejder ağır yaralı durumdayken Mu Ye sahip olduğu güçle birlikte onu kolayca durdurmayı başarabilirdi.

 

Fakat Mu Ye harekete geçmedi ve Zombi Jiao Ejderinin suya dalarken attığı öfkeli kükremeyi izledi.

 

Cang Ming yıldırım mızrağını kullanarak gölün yüzeyine indi.

 

Kırmızı Zombi Jiao Ejder çoktan suyun derinliklerinde gözden kaybolmuştu. Gölün ne kadar derin olduğunu bilmiyordu ve aynı zamanda gölün altında karılaşacağı tehlikeleri de bilmeyince Cang Ming gölün içine girmekten vazgeçti.

 

Soğuk bir şekilde Mu Ye'ye baktı ve "Neden onu durdurmadın?" diye sordu.

 

Mu Ye'nin yakışıklı yüzünde bir gülümseme oluştu ve "Zombi Jiao Ejder öfke krizi geçiriyordu bundan dolayı yanına gitmek tehlikeliydi. Bu riski göze alamadım ve bu kısa anlık tereddütten sonra ejder çoktan kaçmıştı." dedi.

 

Cang Ming bir süreliğine kaşlarını çattı. Mu Ye'nin bu saçmalıklarına bir an bile olsa inanmamıştı.

Fakat böyle de olsa Cang Ming, Mu Ye ile şu anda savaşmak istemiyordu. Mu Ye güçlü bir rakipti.

Aralarında bir kavga çıktığı zaman Cang Ming kazanabileceğinden emin değildi.

 

"Hmph!" Cang Ming soğuk bir şekilde homurdandıktan sonra ejderin suya daldığı noktaya doğru bakmaya başladı.

 

Gölün yüzeyini bakışlarıyla taramaya başladı. Ejderin nerede olduğunu hisleriyle bulmaya çalıştı.

Cang Ming arkasını döndüğü sırada Mu Ye'nin yüzüne soğuk bir ifade yerleşti.

Az önce Zombi Jiao Ejderini kolaylıkla durdurabilirdi. Fakat Cang Ming'in sahip olduğu mızrağın gücünü gördüğü zaman vazgeçti.

 

Hazine için savaşırlarsa onun rakibi olmayı başaramayacağını düşünmüştü.

Bundan dolayı hazinenin Cang Ming'in eline geçmesini istemedi.

Mu Ye bu riski göze alamadı ve kırmızı inciyi Cang Ming'e kaptırmaktansa kaybolmasına izin verdi.

Sonuçta Cang Ming, Cehennem Efendisinin öğrencisi pozisyonu için rakibiydi.

 

Nie Li, Mu Ye'nin Zombi Jiao Ejderinin kaçmasına izin verdiğini görünce gülümsedi.

 

Bu uzmanlar kesinlikle dost değillerdi. Nie Li, Mu Ye'nin ne düşündüğünü aşağı yukarı tahmin edebilmişti ve onunla aynı kanıya varmıştı.

 

Zombi Jiao Ejderinin alnındaki incinin onların eline geçmemesi iyi bir şeydi.

Eğer bu kırmızı inciyi birileri ele geçirmeyi başarırsa gerçekten baş ağrıtıcı bir sonuç doğurabilirdi.

Cehennem Bölgesindeki aileler arasındaki rekabet gerçekten de çok şiddetliydi.

Nie Li aniden ruh bölgesinde bir dalgalanma hissetti ve hafifçe gülümseyerek "Ning'er yakınlarımızda." dedi.

 

Ye Ziyun, Nie Li'nin gülümsediğini görünce dudak büktü fakat hiçbir şey söylemedi.

Kalbindeki tuhaf hislere rağmen dar kafalı bir insan değildi. Sonuçta Ning'er, Nie Li'yi ondan daha önce tanıyordu.

Nie Li dar bir yol boyunca ilerledi. Biraz uzak mesafede güzel ve çekici bir kız yavaş bir şekilde yürüyordu.

 

Bu kişi Ning'er'den başka kim olabilirdi ki?

 

Fakat Ning'er'le birlikte gizemli bir kişi daha yürüyordu.

 

Yüzü narin ve yakışıklı bir görünüşe sahipti, teni yeşimden bir heykeli andırıyordu. Yüzünde sakin bir ifade vardı.

 

Bu kişinin görünüşü on beş on altı yaşlarında gibiydi.

Bu kişi zayıftı, kaşları uzundu, nazik gözleri ve uzun bir burnu vardı. Onun cildi beyaz yeşim renginde su kadar yumuşak duruyordu.

Gözleri zarif ve neşe doluydu ve herhangi bir kirlilik barındırmıyordu.

Dudakları gülümsüyormuş gibiydi ama aynı zamanda gülümsemiyordu.

Bu tür bir zarafet sayısız kadının kalbini kesinlikle sarsmaya yeterdi.

Onun sahip olduğu bu görünüşü çoğu kadın bile kıskanabilirdi.

Bu genç adam Ning'er ile konuşurken gülümsüyordu.

 

Bu çift patika boyunca yürümeye devam ederken ortaya çıkan sahne bir tabloya benziyordu.

 

Bu sahne Nie Li'nin kalbinde hafif, ancak tarif edilemeyen bir huzursuzluğa sebep olmuştu.

 

Uzun bir iç çekti.

 

Kendisine ne olmuştu acaba?

Ning'er ile yaşadığı bütün anılar gözünde canlandı.

Ning'er gerçekten de sevimli bir kızdı.

Eğer geçmiş hayatında olanlar yaşanmasaydı Nie Li, Ning'er'e anında âşık olabilirdi.

 

"Nie Li, Ning'er'i kıskanıyor olamazsın değil mi?" dedi şakacı bir tonda Ye Ziyun.

Allen: Haydiiiii. Bu neydi şimdi?

 

"Hayır." dedi Nie Li kafasını iki yana sallayarak.

 

Nie Li, Ye Ziyun'un kendisiyle alay ettiğini anlamıştı.

 

"Ning'er, buraya!" diye bağırdı Nie Li.

 

Nie Li'yi gördüğü zaman Ning'er'in gözleri neşeli bir şekilde parlamaya başladı.

Adımlarını hızlandırarak Nie Li ve Ye Ziyun'un bulunduğu tarafa doğru ilerlemeye başladı.

 

"Nie Li, Ye Ziyun, sonunda sizi bulabildim." dedi Ning'er.

 

Sisin içinde kaybolduğunda Nie Li'nin endişeli sesini duyduğu zaman biraz mutlu olmuştu.

 

En azından Nie Li kalbinde her ne kadar Ye Ziyun'dan az olsa da Ning'er'e önem veriyordu.

Yakışıklı çocuk yürüdü ve Nie Li'nin tam karşısında durdu.

Hafif bir şekilde Nie Li bu çocuğun derin ölçülemeyen bir gücü olduğunu hissetti.

Onun karşısında duran bu çocuğun düşman mı yoksa dost mu olduğuna dair herhangi bir fikri yoktu.

 

Eğer düşmansa uğraşılması zor olan bir düşmandı.

 

En azından bu çocuğun sahip olduğu güç Mu Ye ve Cang Ming'den daha fazlaydı.

Cehennem Bölgesinde gerçekten de gizli ejderhalar ve kaplanlar vardı.

 

"Ning'er bu arkadaş...." dedi Nie Li, Ning'er'e bakarak.

 

Ning'er çocuğu tanıttı. "Onun adı Xiao Yu. Az önce onun tarafında birkaç kişiyle uğraşmaktan kurtuldum." dedi.

 

Nie Li ellerini önünde birleştirdi ve "Ning'er'i koruduğun için çok teşekkürler kardeş Xiao Yu." dedi.

 

"Kardeş Nie Li, çok nazik birisi." dedi Xiao Yu gülümseyerek.

 

Onun gülümsemesi bir ilkbahar esintisi gibiydi.

 

"Benim adımı biliyor musun?" diye sordu Nie Li kaşlarını hafiften çatmıştı.

 

"Yol boyunca Ning'er senden birçok kere bahsetti. Senin ismini elbette biliyorum." diye güldü Xiao Yu.

 

Onun sesi yumuşak ve pürüzsüzdü sanki bir yeşim taşı gibiydi, ayrıca sesinde kaygısız bir kişiliğin ipuçları da vardı.

 

Ondan hoşlanmayan bir kişinin olması zor bir ihtimaldi. Ning'er'in ona karşı savunmasını indirmesine şaşmamak gerekirdi.

Fakat Nie Li kalbinde bu çocuğa karşı temkinliydi. Sonuçta bu çocuk Ning'er'in yolda karşılaştığı yabancı birisiydi.

 

Üstüne bu çocuğun sahip olduğu güç derindi. Karşı tarafın ne düşündüğü kim bilebilirdi ki?

 

Önceki hayatında Nie Li çok fazla kişiyle tanışmıştı.

Xiao Yu'nun sözlerinden sonra Xiao Ning'er'in yüzü kızarmıştı ve gizlice Ye Ziyun'a bir bakış attı.

Sonuçta Ye Ziyun, Nie Li'nin nişanlısıydı.

 

Ye Ziyun, Xiao Ning'er'in Nie Li'ye olan aşkının her zaman farkındaydı.

 

Önceden Ye Ziyun ve Ning'er en yakın iki arkadaşlardı. Fakat daha sonra araları açılmıştı.

 

Nie Li onların hayatına girdikten sonra bu ikili arasında olan ilişki daha karmaşık bir hal almıştı.

 

Her ne kadar onun hissettikleri biraz karmaşık olsa da Ye Ziyun sahip olduğu kişilikten dolayı herhangi bir harekette bulunmadı.

 

Bunun yerine kaderinin kendisine neler yaşatacağını beklerdi.

Xiao Yu eğleniyormuş gibi bir ifadeyle karşısında duran üçlüye baktı.

 

Hafif bir şekilde gülümsedi ve "Yol boyunca, ben ve kız kardeş Ning'er oldukça iyi anlaştık. Yalnız seyahat etmekten sıkıldım, neden birlikte seyahat etmiyoruz?" dedi.

 

Bu adamın düşüncesi aslında birlikte hareket etmekti.

 

Nie Li geçmişini bilmediği bir kişiyle birlikte seyahat etmekten dolayı biraz tedirgin olmuştu.

 

Dokuz Katmanlı Ölüm Bölgesine girdiğinden dolayı bu adamın asıl amacı arkadaş edinmek olamaz değil mi?

 

Daha da garip olan şey ise bu kadar güçlü olmasına rağmen onun ilk katmana gelmiş olmasıydı.

 

Bunlardan dolayı Nie Li, Xiao Yu'nun kötü niyetli birisi olduğunu düşünmeye başlamıştı.

 

Xiao Ning'er Nie Li'ye bakarak "Nie Li, Xiao Yu kötü birisi değil." dedi.

 

Xiao Ning'er'in söylediklerinden sonra Nie Li, Xiao Yu'dan daha fazla kıl kapmaya başladı.

 

Böyle yakışıklı ve zarif birisine karşı bu kadar aceleci davranmak iyi bir şey değildi. O çok mükemmeldi.

 

Onun çok mükemmel olması onu tam olarak görmemek demekti. Sesi çok naifti ve insanlarla ilgilenirken çok nazik ve düşünceli davranıyordu.

 

Fakat bunların tam aksine onun varlığı Nie Li'yi çok tedirgin etmişti.

 

Nie Li bir süre düşündükten sonra "Ning'er bizim halletmemiz gerek önemli işler var. Yanımıza başka birisini alamayız." dedi.

 

"Görünüşe göre kardeş Nie Li, bana karşı ön yargılı davranıyor." dedi Xiao Yu ve gülümsedi.

 

Nie Li'nin kendisine yönelttiği hoşnutsuzluğu fark etmişti.

 

Ön yargı mı? Elbette! Sen bizimle uzun bir süre takılmadın ve yine de bizim grubumuza dahil olmak istiyorsun öyle mi?

Fakat tüm bunlara rağmen Nie Li oldukça nazik bir şekilde gülümseyerek "Kardeş Xiao Yu yanlış anladı. Bizim daha yeni tanışmış olmamıza rağmen sen Ning'er'i korumuş birisin. Sana karşı nasıl ön yargılı olabilirim ki?" dedi.








Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1322

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 450

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 89

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17425 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23472 Bölüm Sayısı


creator
manga tr