Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Tales of Demons & Gods - Bölüm 210: Tanrıça Abla


 

Çeviri: AllenWalker Düzenleme: bebebiskuvisi

 

 

"Tamam." Nie Li sadece başını onaylama anlamında sallayabildi. Yaşlı adam Ye Mo konuştuktan sonra ona sadece onaylamak düşerdi.

Ye Mo salondan çıktı ve Nie Li ile Ye Zong'u baş başa bıraktı.

Ye Zong yüzü asık bir şekilde, "Oldukça etkileyicisin. Şimdi kendine arka çıkacak birini de bulduğuna göre daha fazla seni azarlayamayacağım değil mi?" dedi.

"Kayınbabam bana her zaman öğüt verebilir." dedi Nie Li gülerek. Ye Zong herhangi birini korkutmayı başarabilirdi fakat Nie Li'de bu işe yaramıyordu.

Nie Li'nin sözlerini duyduktan sonra Ye Zong daha da depresif bir hale büründü. Gerçekten de Nie Li'ye herhangi bir şey yapamazdı. Çok ciddi bir ses tonuyla dedi ki: "Bu mesele, İlahi İşaret Ailen'in gönderdiği nişan hediyesi elime geçtiği zaman bitecek. O zaman nişanlanacaksınız fakat ikinizde on altı yaşına basana kadar evlenmeyeceksiniz. Eğer ahlaksız davranışlar sergilemeye cesaret edersen seninle şahsen ilgilenirim."

Babası bile bu evliliği kabul ettiğinden dolayı, Ye Zong bu konu hakkında pek bir şey yapamayacaktı. Fakat yine de Nie Li'yi kısıtlamak için farklı metotlar kullanabilirdi.

"Kesinlikle." Ye Zong on altı yaş meselesini söylemese bile Nie Li de on altı yaşını beklemeyi düşünüyordu.

Ye Zong biraz çaresiz hissediyordu. Ye Zong bu tür davranışların Nie Li üzerinde hiç bir etki bırakmadığını anlamıştı, sözleri her ne kadar Nie Li üzerinde etki bırakmasa da söylemekten başka çaresi de yoktu.

"Kayınbaba bu konu hakkında rahat olun." dedi Nie Li gülerek. "Hee, bu arada yasaların gücünü kavramak için kısa bir yol buldum. Şu anda kayınbabam efsane seviye bir uzman olduğuna göre sen de yasaların gücünü kavramaya başlayabilirsin." diye devam etti.

Nie Li bir kez daha gümüş kurşununu kullanmıştı.

"En." Ye Zong'un sesinde tereddüt belirtileri vardı. Nie Li her zaman işe yarar şeyler teklif ediyordu ama, ne yazık ki, teklif ettiği şeyleri kabul etmemek imkansız oluyordu. Bu yararlı teklifleri kabul ettikten sonra Ye Zong Nie Li'ye herhangi bir şey yapabilecek bir pozisyona daha fazla sahip olamıyordu.

Allen: "En" evet demek olarak kullanılıyormuş galiba.

Ye Zong'un ifadese daha ılımlı bir hal aldı. "Ye Han birisiyle mektup göndermiş, bir bak istersen."

Nie Li, Ye Zong'dan aldı ve gözlerinde bir ölüm niyeti parlamaya başladı. "Ye Han gerçekten de bir hainmiş. O bizi Wugui Ailesi'ne satmış. Öğrendiklerime göre Wugui Ailesi'nde üç tane Yarı Tanrı Seviye uzman var. Yarı Tanrı Seviye Uzmanlar yasaların gücünü kontrol edebilen Efsane Seviye'nin zirvesine ulaşmayı başarabilmiş uzmanlardır. Bu tür uzmanlarla baş edebilmek çok ama çok zordur. Onlardan herhangi bir tanesi Şanlı Şehir'in felaketi olabilir."

Bir süre düşündükten sonra, Ye Zong konuştu: "Biz sadece elimizden gelenin en iyisini yaparız ve On Bin Şeytan Canavarı Düzeni'ni kullanarak onları savuşturmaya çalışırız."

Yarı Tanrı Seviye'deki uzmanlar Şeytan Lordu'ndan bile daha güçlü uzmanlardı. Kar Rüzgarı Ailesi bile onlarla başa çıkmakta başarısız olabilirlerdi.

Şanlı Şehir'in gücü çok düşüktü. Şu anda Wugui Ailesi'nin dişlerine maruz kaldıklarına göre bu problem gelecekte sonsuz tane sorun çıkarabilirdi.

Nie Li bir süre düşündükten sonra dedi ki: "Cehennem Bölgesi'nden buraya gelmek için en azından onlarca güne ihtiyaç duyacaklar. Eğer bir orduyla buraya gelmeye çalışırlarsa en azından bir ay veya daha fazla süreye ihtiyaç duyarlar. Bu süre boyunca onları oyalamaya çalışacağız. Birkaç ay içerisinde Wugui Ailesi'yle başa çıkmak için bir çözüm yolu bulabiliriz. Wugui Ailesi'nin üyeleri buraya geldiği zaman onları oyalayacağız. Ne kadar uzun sürerse o kadar iyi olur. Kim bilir belki Lord Ye Mo bu süre zarfı içerisinde yasaların gücünü kavrayabilir ve Yarı Tanrı Seviye'sine ulaşabilir. Eğer başarırsa onu gücümüzün merkezi haline getirip Wugui Ailesi'yle savaşmaya çalışırız."

"Bundan başka, biz de gücümüzü artırmak zorundayız. İlk olarak Wugui Ailesi'ni, bizi yenebilecek güçte olduklarına inandıracağız. Aksi halde Wugui Ailesi başka bir aileyle ittifak kurup saldırma kararı alırsa o zaman üzerimizdeki baskı çok fazla artar." dedi Nie Li.

Nie Li bir süre düşündü ve, "Şanlıyız ki, sadece bir düzine Efsane Seviye savaşçı göndermişler, Yarı Tanrı Seviye uzmanlardan hiç biri gelmiyor." dedi.

Ye Zong bir süre düşündükten sonra kaşlarını çattı ve, "Sadece bir  düzine kadar Efsane Seviye göndermişlerse On Bin Şeytan Canavarı Düzeni onlarla başa çıkmak için yeterli olacaktır." dedi.

Efsane Seviye ve Yarı Tanrı Seviye uzmanlar arasında gerçekleşen bir savaşta, güç en önemli unsurdu. Bu tür stratejik taktikler sadece karşı tarafı oyalamaya yönelik taktiklerdi. Wugui Ailesi'nin uzmanları sürekli olarak saldıracaklardı. Nie Li, Ye Zong'a yasaları kavraması için birkaç ipucu verdikten sonra Ye Zong da kapalı kapı eğitimine girdi.

Herkesin kalbine bir ağırlık çökmüştü.  Şu anki tehdit olan Wugui Ailesi'nin dışında Şanlı Şehir her an daha büyük bir tehlikeyle yüzleşebilecek bir konumdaydı.

Wugui Ailesi'nin gönderdiği ilk ordu yaklaşık olarak on gün sonra buraya ulaşmış olacaktı. Ye Mo rakibin gücünü çoktan gözlemlemişti. Yaklaşık olarak bir düzine kadar Efsane Seviye vardı ve bunlardan hiç biri Yarı Tanrı Seviyesi'ne ulaşamamıştı. Bu nedenle Ye Mo mümkün olduğunca hızlı bir şekilde Yarı Tanrı Seviyesi'ne ulaşmaya çalışacaktı. Bu yolu kullanarak Wugui Ailesi'yle başa çıkmayı başarabilirlerdi.

Nie Li rakibin gücünü dikkatli bir şekilde değerlendirdi. Kendi taraflarında toplam beş tane Efsane Seviye uzman vardı. Tanrıça Yu Yan, Duan Jian, Luo Ming ve Yeşim Mühür Ailesi'nden gelen diğer iki uzman. Ye Mo ve Ye Zong'u da dahil ederse toplam yedi taneydi. On Bin Şeytan Canavarı Düzeni'nin de yardımıyla Wugui Ailesi'nin gönderdiği ilk orduyla başa çıkılabilir gibi duruyordu.

Ancak bunların hiç biri yeterli olarak sayılmazdı.

İlahi Tanrı Teknikleri'nin gelişim hızı çok yavaştı. Nie Li'nin gelişimini bir an önce arttırmaktan başka çaresi yoktu. Aniden kafasında bir fikir parladı.

Doğru! Şeytan Ruhu Eriten Teknik!

Nie Li önceki hayatında denk geldiği gizemli tekniği hatırladı. Ye Zong ile vedalaştıktan sonra Ye Ziyun'un avlusuna doğru ilerlemeye başladı.

Ye Mo'nun dönüşü Ye Ziyun'u sevindirmişti, fakat büyükbabasıyla konuştuktan sonra hızlı bir şekilde pratik yapmaya geri başlamıştı. Ye Mo'dan Nie Li'nin döndüğünü öğrenmişti. Uzun bir süre ayrı kaldıktan sonra Nie Li'yi biraz özlemişti. Fakat o kocaman kalbini sakinleştirmeyi denedi ve avlusunda kalıp günlük pratiğine devam etmeye çalıştı.

Fakat görünüşe göre kalbini sakinleştiremiyordu, bundan dolayı soyutlanmış pratik durumuna girmekte bir kaç kez başarısız oldu.

Nie Li avluya girdi ve Ye Ziyun'un Kar Kraliçesi'ni kontrol ettiğini gördü. Kar Kraliçesi'nin ağzında bir tane inci vardı. Bu inci, Nie Li'nin Cehennem Hapsi Bölgesi'nden getirdiği inciydi. Görünüşe göre Kar Fırtınası Ruhsal Mücevheri onun gelişimini oldukça fazla hızlandırıyordu.

Ye Ziyun gözleri kapalı bir şekilde, yanaklarının yeşim gibi parlamasına sebep olan kar renginde ışık demetleri arasında oturuyordu. Bu görünüş onu daha kutsal ve daha asil bir hale dönüştürüyordu. Onun mor saçları omuzlarının üstüne düşmüştü,  ağır kanlı bir aura yaymasına sebep oluyordu. Üstünde beyaz ipekten bir elbise vardı ve bu da, çok çekici bir hale bürünmesine sebep olmuştu.

Dondurucu ışık demetleri tüm avlunun içinde dairesel bir hareket çizerek tüm avlunun güzel bir buz sarayına dönüştürüyordu. Bir anlığına Nie Li, Ziyun'a bakarken kendinden geçti. Ona bu şekilde uzun süre kimsenin rahatsız etmediği bir dünyayı ne kadar çok istiyordu şu an.

Ye Ziyun bir şeyler hissetti ve gözlerini kaldırdı fakat göz kapaklarını açmadı.

Nie Li, Ye Ziyun'a doğru yürüdü. O, Ziyun'un kendisini hissettiğini çoktan tahmin etmişti, gözlerini bilerek açmadığını biliyordu. Bu kızın bu tür güzellikteki düşünceleri Nie Li'yi gülümsetiyordu.

Uzun bir süre geçmesine rağmen Nie Li herhangi bir harekette bulunmadı, Ziyun gözlerini açtı ve Nie Li'nin kendisine baktığını gördü. Anında yüzü bir şeyler hatırladığından dolayı kızardı. Hemen ardından öfkeli bir yüz ifadesiyle, "Uzun zamandır yoktun, dış dünya çok güzel olmalı." dedi.

"Evet, oldukça ilgi çekici." dedi Nie Li gülümseyerek.

"Nie Li, bir daha ayrıldığın sefer, beni de yanında götürmezsen seninle bir daha konuşmayacağım." dedi. Nie Li bu kadar uzun zaman ortalıkta olmadığı için Ziyun'un kalbi farkında olmadan onun özlemiyle dolmuştu. Ziyun neden bu halde olduğunu anlamıyordu. İstediği zaman Nie Li'yi görmeyince kalbinde tanımlayamadığı bir his oluşmuştu.

Ziyun, Nie Li'nin bir anda ortadan kaybolmasından dolayı onun daha fazla kendini sevmeyeceğini düşünmüştü. Kalbinin huzursuzlukla dolmasını engelleyememişti.

"Bu seferki eğitim çok tehlikeliydi. Bir dahaki sefere kesinlikle seninle birlikte gideceğim." dedi gülerek. Ye Ziyun'u ayağa kaldırdı ve, "Zamanımız kısıtlı, yapmamız gerek çok şey var. Bizim Du Ze, Lu Piao, Ning'er ve diğerleriyle buluşmamız lazım." dedi.

"Sen...." Elleri Nie Li tarafından tutulduğu zaman kalbi heyecandan deliler gibi atmaya başladı. Fakat bu sefer karşı çıkmadı ve ellerini tutmasına izin verdi.

Herkes avluya toplandı.

Luo Ming ve diğer iki uzmana, bulundukları avludan baya uzakta olan başka bir avlu ayarlanmıştı. Burada bulunan her bir kişi Nie Li'nin en çok güvendiği kişilerdi. Ye Ziyun, Du Ze, Lu Piao, Xiao Ning'er, Duan Jian, Wei Nan, Zhu Xiangjun, Zahn Ming ve Xiao Xue.

Kendisiyle birlikte toplamda on kişi.

"Nie Li sonunda geri dönebildin. Bu kadar uzun süre gittikten sonra bizi çok endişelendirdin."

Xiao Ning'er'in güzel gözlerinin içinde, Nie Li'yi gördüğü zaman binlerce söylemek istediği kelime parlıyordu. Fakat herhangi bir şey söylemedi. Nie Li'nin gittiği zaman zarfı içerisinde onun kalbi özlem duygusuyla dolup taşmıştı.

Nie Li gülümsedi. "Bu zaman zarfı içinde çok fazla şey yaşadım. Size daha sonra yavaş yavaş anlatacağım. İlk olarak sizinle birisini tanıştıracağım." dedi. Sağ elini kaldırdı ve Tanrıça Abla Yu Yan kolunun ordan çıkıp havada süzülmeye başladı.

Yu Yan ateşli bir kırmızı ipekten elbise giyiyordu. Onun güzel görünüşü herkesin etkilenmesine sebep oldu. Sıradan bir kişinin iki yumruğunun büyüklüğünde olmasına rağmen güzelliği hala göz kamaştırıyordu, kutsal ve asil bir görünüşü vardı. Ona bakan sıradan insanlar kendilerini aşağılık kompleksine kaptırabilirlerdi.

Küçük Tanrıça'yı gören herkesin yüzüne şaşkınlık ifadeleri yerleşmişti.

"Bu kim?"

"Neden bu kadar küçük?"

Ona bakan herkesin gözleri meraktan fal taşı gibi açılmıştı. Lu Piao elini kaldırdı ve Yu Yan'ın yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için ona dokunmak istedi. Fakat  ifadesi, Yu Yan'dan yayılan soğuk ve güçlü bir aura nedeniyle aniden değişti ve birkaç adım geri gitti.

Lu Piao şok olmuştu. Onun bu kadar güçlü olabileceğini tahmin etmemişti.

"Onun adı Yu Yan." dedi Nie Li, Lu Piao'nun omzundan tutarak. "O bizim insan klanımıza ait olan bir Ruhani Tanrı'dır. On binlerce yıl boyunca yaşamıştır kendisi. Bu, onun son zamanlarda yeniden sahip olduğu ilahi bedenidir. Bundan dolayı bu kadar kısa boyludur."

Ruhani Tanrı, Efsane Seviye'nin ilerisindeki bir seviye olan mı? Nie Li'nin söylediklerini duyan Lu Piao'nun yüzü korkudan dolayı kül grisine dönüştü. O az kalsın bir Tanrıça'yı mı rahatsız edecekti? Şanlıydı ki Tanrıça onunla uğraşmak istememişti, yoksa nasıl öldüğünü bile anlamadan ölmüş olacaktı.

Ye Ziyun, Xiao Ning'er ve diğerlerinin yüzünde huşu içinde kalmışlar gibi bir ifade vardı. On binlerce yıldır yaşıyordu ve Efsane Seviye'nin ilerisine geçmeyi başarmıştı. İlahi Kıvılcımları kırılmış olsa bile yine de burada bulunan insanların ulaşmayı başaramayacakları bir seviyedeydi.

Nie Li, Tanrıça Yu Yan ile nasıl tanışmış ve onu Şanlı Şehir'e getirmeyi nasıl başarmıştı? Bu konuyu merak etmelerine engel olamıyorlardı.

"Tanıştığımıza memnun oldum. Nie Li gibi beni bundan sonra Yu Yan Abla diye çağırabilirsiniz." dedi Yu Yan çok nazik bir şekilde ve daha sonra Nie Li'nin omzuna kondu. Nie Li ile uzun süre takıldıktan sonra ona çok alışmıştı. Ona sanki erkek kardeşiymiş gibi davranıyordu.

On binlerce yıl boyunca yaşamış olan bir Tanrıça'ya Abla diye mi hitap edeceklerdi? Herkes bakışlarını Nie Li'ye çevirdi ve ona sinirlenmiş gibi baktılar.

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1485

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17301 Üye Sayısı
    • 778 Seri Sayısı
    • 35926 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr