Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Tales of Demons & Gods - Bölüm 195: Ateş Ruhani Tanrı


 


     Çeviren: EqundiL Düzenleme: Dunklesplatz

 


Nie Li uğraşmaya başlamadan önce içinden ‘Üç mühürleme yazıt deseni, Aydınlatma özelliği ve altı Kutsal Alev saldırgan yazıt desenleriyle birlikte. Eğer bunlar kırılırsa felaket olur. Mühürleme yazıt desenini açmadan önce saldırgan yazıt desenlerini kırmalıyım.’ Diye geçirdi.


Nie Li’nin kırmaya başlamasıyla birlikte yazıt desenlerinin karmaşık seviyesi sorun yaratmaya başladı.


Nie Li içinden ‘Böyle bir şeyi kim bıraktı merak ediyorum, bunu yapan Efsane seviyenin üstünde bir yetişime sahip olmalı. Böyle karmaşık bir yazıt deseni bırakarak bir şeyleri gizlemiş olmalı!’ Eğer bu seviyedeki bir uzman bir şeyi gizlemeye çalışıyorsa, içindeki şeyi aldığında Nie Li’ye büyük yararlar sağlardı.


Ç.N: sanki paşam o uzmandan güçlüde aldığında yararlar sağlayacakmış…


Nie Li yavaş yavaş yazıt desenleri kırmaya devam etti. Her hareketinde çok dikkatliydi, çünkü bu yazıt desenleri çok tehlikeliydi. Hatta Efsane seviye bir uzman bile dikkatsizce hareket ederse ölebilirdi.


Bu yazıt desenlerini hesaplama çok karmaşık bir işlemdi. Bir Efsane seviye Yazıt Deseni Ustası, bir Efsane seviye uzmandan bile daha nadirdi. Karanlık Çağ öncesi, bir Yazıt Deseni Ustası olmak çok saygın bir işti. Ve bu yazıt desenlerini bırakmış kişi Efsane seviyenin bile üstündeydi.


Nie Li biraz beklenti sahibi olmadan duramadı. Bu uçurumun duvarının içinde ne var?


Yazıt desenleri Nie Li tarafından birer birer çözüldü. Önce altı saldırgan yazıt desenini daha sonra üç mühür yazıt desenini kırdı.


Üç mühür yazıt deseni, saldırgan yazıt desenlerinden daha karmaşıktı.


Nie Li içinden ‘İnsan kabilesinden birinin asla dünyadaki Göksel Kader Âlemine ulaşabileceğine düşünmezdim.’ diye geçirdi. Başlangıçta, sadece şeytan canavarların Göksel Kader âlemine ulaşacağını düşünmüştü. İnsan kabilesinden birinin bu âleme ulaşacağını düşünmemişti.


Üç saat sonra Nie Li üç mühür yazıt desenini de kırdı.


Yazıt desenlerin kırılmasıyla uçurumun duvarı titremeye başladı.


Duvar giderek açıldı. Açılmış yere baktığında, Nie Li bir mağara olduğunu gördü. Mağara nemliydi, su damlaları yere düşüyor, bir araya gelip bir akıntı oluşturuyordu.


Bu derin mağaranın nereye gittiğine dair herhangi bir fikri yoktu.


Nie Li içinden ‘Düşündüğüm gibi burada bir şeyler gizleniyor. Bu hazineleri sakladıkları yer olmalı.’ diye düşündü. Yetenekli insan daima cesurdur. Çevresini araştırıp bir tehlike olmadığını doğruladıktan sonra içeri girdi.


Her adımda Nie Li oldukça dikkatliydi. Çevresindeki duvarlar rahatsız edici yazıt desenleriyle doluydu, eğer her hangi birini yaksa, ölü bir adam olurdu. Ye Zong gibi bir uzman bile burada olsa bu yazıt desenlerinin ne olduğunu gerçekten bulamazsa ölürdü.


‘Bu yazıt desenleri için oldukça çaba harcanmış. Tam olarak bu mağarada ne saklanıyor?’ Nie Li beklentiye girmeden edemedi.


Dn: Bence çok tehlikeli bir canavarın hapishanesi. Ama cidden bilmiyorum


Mağaranın köşesinde göz kamaştırıcı ışık saçan bir şey vardı. Nie Li ışığın olduğu yöne doğru birkaç adım attı. Gözleri de beklenti içindeydi.

Bu büyük mağara, değirmentaşının yarısı büyüklüğünde mor kristallerle doluydu. Bunların ne olduğu, bu mağarayı aydınlatan en ufak bir ışık olmadığı halde niye zayıf mor ışık yaydığı hakkında en ufak bir fikri yoktu.


Ç.N: Ben bile meraklandım lan ne çıkacak mağaradan : )


Bu mağaranın ortasında büyük bir gölet vardı. Üstünden siyah renkli kaynak suyu çıkıyordu. Ancak gölet taşmıyordu. Kim bilir nere akıyordu.


Nie li çevreyi inceledi. Çevrede her hangi bir tuzak olmadığı teyit ettikten sonra rahatladı.


Kara Kaynağın çevresindeki alan da gizemli yazıt desenlerine sahip olup, büyük bir bariyeri destekliyordu.


Nie Li içinden ‘Acaba hazine Kara Kaynağın içinde olabilir mi?’ düşündü. Nie Li bariyeri kırmadan su da herhangi bir zehir olup olmadığını anlayamazdı. Bu yüzden bir karara vardı.


Çevresine tekrar baktı, görünürde bir çıkış yolu yoktu.


Birdenbire Nie Li Kara Kaynağın yanında bir şey fark etti, kaya duvarın altında bir şey vardı. Heyecanlanarak, Kara Kaynağın yanındaki taşları inceledi. Nie Li yavaşça tırmandı ve düz bir kayanın üzerine çıktı. Kısa bir süre inceleyip her hangi bir tehlike olmadığını doğruladıktan sonra, Nie Li’nin gözleri bir yığın kemik üzerinde durdu.


Altı ceset parçası vardı. Vücutları çoktan çürümüş geride birkaç kemik parçası kalmıştı. Bu kemiklerde oldukça aşınmış durumdaydı.


Öyle olsa bile, Nie Li hala bir enerji kalıntısı hissediyordu.


Bu enerji ruh gücüyle benzer görünüyordu, ama aynı zamanda ruh gücü üzerinden bir düzey gibi görünüyordu.


Kalan kemikleri inceledi. Burada çeşitli zırhlar ve silahlar gibi birçok öğe vardı. Fakat tabi ki hepsi bir toz tabaksıyla kaplıydı. Bu zırhlar ve silahlardaki yazıt desenlerine baktıktan sonra, bunların hepsinin efsane seviye öğeler olduğunu anladı. Bu insanlar tarafından geride bırakılmış çokça öğe vardı.


Bu zırhlar ve silahlar çok hasar görmüştü, ama birazcık dokunuşla tekrar kullanılabilir hale gelirdi.


Nie Li “Efsane seviye zırhlar ve silahlar.” dedi ve bu cesetlerin üzerinde göz gezdirdi. Kim olduklarını hakkında hiçbir fikri yoktu. Ölmüş bir kişinin eşyalarının alınması biraz şansızlık olarak görülebilir; ancak bu malzemeler boşa harcanmazdı. Tüm eşyaları kendi uzamsal yüzüğüne yerleştirdi.


Ç.N: Zengin oldu yine bizimki :)


Cesetleri biraz daha araştırdıktan sonra, Nie Li bu insanların parmaklarında uzamsal yüzükler olduğunu fark etti. Uzamsal yüzükleri aldı ve içlerini araştırdı. Uzamsal yüzüklerin her birinin içinde birkaç yüz metre alan vardı. Tabi ki onlar Efsane seviye uzmanlardı. Uzamsal yüzükleri bile iyi eşyalardı. Nie Li parmağındaki yüzükleri bu yüzüklerle değiştirdi.


Her ne kadar uzamsal yüzüğün içinde zaman yavaş akıyor olsa da, yüzüğün içindeki yiyecekler ve iksirler bozulmuştu.


Yiyecekler içecekler bir yana, Nie Li tükenmiş bir iblis kristali olduğunu fark etti.


İblis kristalleri gibi ürünler birkaç yüzyıldan sonra bu derece tükenirdi.  Eğer uzamsal bir yüzüğün içindeyse, on bin yıl gerekirdi. Bu adamlar on bin yıl önce yaşamış olabilir mi?


Nie Li’nin kalbi heyecanlandı. Tükenmiş iblis kristali bir yana, Nie Li içerde güzel bir şeyler bulmuştu. Uzamsal yüzükte kendine uygun Rüzgâr Ruhu Zırhı vardı. Bu zırh seti, cicada* kanadı kadar inceydi, son derece yumuşaktı ve boyutu ayarlanabilirdi. Giydikten sonra, bir Efsane seviye uzman bile bu zırhın savunmasını kolaylıkla aşamazdı.


Ç.N: *Bu bir sinek türü.


Bir Zirve Efsane seviye uzmanın saldırılarını en az yüzde doksan oranında azaltırdı. Dahası bu eşya içine giyilebilir ve kimse tarafından fark edilmezdi.


Bu iyi bir eşyaydı!


Sadece bu Rüzgâr Ruhu Zırhı bile yolculuğa çıkmaya değerdi.


Uzun bir zaman geçmesine rağmen, uzamsal yüzükteki Rüzgâr Ruhu Zırhında her hangi bir yıpranma olmamıştı. Hemen giyilebilirdi. Nie Li hemen kıyafetlerini çıkarıp zırhı giydi ve elbiselerini geri üstüne geçirdi. Bunu giyerken bile en ufak bir rahatsızlık hissetmedi.


Nie Li hafifçe gülümsedi. Bu Rüzgâr Ruhu Zırhıyla canını koruyan daha fazla mala sahip olmuştu.


Bir süre daha aradıktan sonra Nie Li Kara Kaynağa geri döndü. Kara Kaynaktaki bariyerin kırılması kolay olmayacaktı; bununla birlikte en azından Nie Li’ye göre imkânsız değildi.


Bariyer boyunca, Nie Li içeride biriken görkemli enerjiyi hissediyordu.

Bu tarz bir enerji, eğer onu emer ve eğitirse, belki Siyah Altın Seviyeyi kırabilirdi. Heyecanlanarak, Nie Li aceleyle Kara Kaynak etrafındaki bariyeri kırmak için yöntemler araştırmaya başladı.


Nie Li kırma metotlarını düşünürken içinden ‘Bu yazıt deseni o ölü insanlar tarafından oluşturulmuş olmalı. Bu bariyer dağılmış enerji miktarına sınırlayarak içinden koruyabilirdi.’ Diye düşündü.


Ne gizlemeye çalışıyor olsalar da onu bu yazıt deseniyle durdurmak imkânsızdı.


Nie Li oturup yazıt desenini kırmaya hazırlanıyorken, göletin üzerinde yavaşça bir figür ortaya çıktı. Benzersiz bir görünüme sahip güzel bir kadındı. Yaklaşık yirmi beş ya da yirmi altı yaşlarında gibi görünüyordu. Siyah muslin* giyiyordu, ince uzun kaşları vardı ve berrak gözleriyle inanılmaz derecede kutsal ve saf görünüyordu. Muslinin altında inanılmaz eğrileri belli oluyordu.


Ç.N: Bir kumaş türüymüş.

Dn: Ahanda canavar ortaya çıktı :D

Bununla birlikte Nie Li’nin sapıkça bir düşüncesi yoktu, onu yalnızca sessizce ve hayranlıkla izliyordu. Bu güzelliğin kim olduğunu merak ediyor, ruhunda bir ipucu arıyordu. Bu güzelliğin gerçek vücudu muhtemelen Efsane seviyeyi aşan bir gücü vardı.


İlahi Kıta’da böyle bir uzman olabileceğini hiç düşünmemişti.

Bu kadın Nie Li’nin merakını uyandırmıştı. Önceki hayatında İlahi Kıta’dan ayrıldığında, sadece şeytan canavarların Göksel Kader Âlemine ulaştığını düşünmüştü.


Bu kadının parçalanmış bir ruhla kalması için karşılaştığı şey hakkında herhangi bir fikri yoktu. Ancak parçalanmış bir ruh olsa bile, bu tarz bir uzman kendi bilincine sahip olurdu.


Nie Li yukarıdaki güzelliğe bakarken düşüncelere dalmıştı; güzellik aniden gözlerini açtı. Kara Kaynak üzerindeki atmosfer aniden değişti, sonsuz yıldız denizine dönüştü.


Gözleri derin ve hareketli, her şeyi görebilirmiş gibi hafif bir ışık yayıyordu. Vücudunun yüzeyi üzerinde zayıf bir alev yanıyordu, kırmızı bir bulut tabakası yanaklarını örtmüştü. Eğer başka bir insan olsa bu çekici güzellik tarafından dikkati dağılırdı. Bununla birlikte Nie Li’nin gözleri hala sakindi. Ye Ziyun bir yana, uzun bir süre yaşadıktan sonra kalbinin çarpmasını sağlayacak az miktarda insan vardı.


Nie Li, güzelliğin vücudunu saran çarpıcı enerjiyi fark etti. Enerji, ruh gücünden daha yüksek bir seviyede gibi görünüyordu.


“On binlerce yıl bekledim. Sonunda buraya insanlar geleceğini hiç düşünmemiştim. Genç adam adın ne?” güzelliğin sesi çok soluk ve düzensizce değişiyordu.


Nie Li sakince yanıtladı; “Benim adım Nie Li. Senin kim olduğunu sorabilir miyim?” dedi.


“Benim adım Yu Yan, Ateş Ruhani Tanrı” hafifçe söyledi.

  

Ç.N: İşte beklenen insan geldi. bakalım neler neler olacak? :)


Ç.N2: Dunklespaz kardeşim istedi. Hemen hazır ettik bölümü. Yine biraz aceleye getirdik ama canı sağolsun :)


Dn: EqundiL gardaşım ellerine sağlık burdan çok çok teşekkür ediyorum kendisine evet arkadaşlar bu haftalık bölümlerin sonuna geldik. Ufak duyuru tadında şunu diyem haftaya bölüm gelemeye bilir eğer gelmezse sonraki hafta 8 bölüm gelir yine kimseyi mağdur etmeyiz :D. Birde şunu sorayım sponsor bölüm isteyen varmı. Eğer böyle düşünceleri olanlar varsa yoruma bi doluşsun hele :D

 


İyi okumalar. Lütfen yorum yapıp bizi mutlu etmeyi unutmayın.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1216

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1052

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 871

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 642

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 598

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 545

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 517

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 342

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 191

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 178

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 96

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14758 Üye Sayısı
  • 449 Seri Sayısı
  • 19428 Bölüm Sayısı


creator
manga tr