Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Stellar Transformations - Bölüm 4.17: Qin Yu’nun Dönüşü


Çeviri: Pervane

 

Qin Yu ve Xiao Hei kalplerinde bir rahatlık hissettiler. Şu ana kadar devam eden umutsuzca kaçma faslı sona ermişti. İki kardeş, bir adam ve bir kartal, bulutlara yükselip, Yan şehrindeki prens sarayına doğru uçtular. Lakin şu anda Xiyang kasabası iki korkunç kişi tarafından ziyaret ediliyordu.

Rüzgarda dalgalanan cübbesiyle Xiang Yang yukarıdan Xiyang kasabasını seyrederken bakışları havayı deler gibiydi. Mavi cübbeli Wu De ise onun yanında duruyordu.

Xiang Yang gücünü hiç saklamıyordu. Aurası her yana yayılıp kasabayı sarmalıyordu ve uyguladığı baskı bütün kasaba halkı tarafından hissediliyordu.

 

Xiyang kasabasında Qin De’nin kaldığı malikanede,

Qin De odanın kapısını açıp avluya çıktı. Başını kaldırıp gökyüzüne baktı. İlginç şekilde yüzünde soluk, sakin bir gülümseme vardı.

Xiang Yang sonunda geldi.” Qin De mırıldandı. Bu sırada Xu Yuan da baskıyı hissedip odasından çıkmıştı. Gökyüzüne baktığında havada asılı duran iki kişi gözüne çarptı.

Majesteleri, onlar…” Xu Yuan şaşırmıştı.

Qin De, Xu Yuan’a baktı. “Xu Yuan, sana verdiğim sırmalı keseyi hatırlıyor musun? Biraz bekle, sonra geri dön ve keseyi aç. İleriki zamanlarda kesede tarif ettiğim adımları takip edeceksin.

Qin veledi, yüzleş benimle!

Gök gürültüsü gibi bir ses bütün kasabayı titretti. Sesin barındırdığı korkunç güç sonucu askerlerin renkleri soldu. Güçsüz insanlar ise hemencecik bayıldılar.

Unutma. Geri dön ve o keseyi aç!” Qin De’nin oldukça ciddi bir ifadesi vardı. Xu Yuan zeki biri olduğundan, Qin De’nin ifadesine bakarak yaşanacakları tahmin edebiliyordu. “Merak etmeyin Majesteleri. Xu Yuan sizi hayal kırıklığına uğratmayacak!

Qin De yüzünde bir gülümsemeyle uçan kılıcına atlayıp gökyüzüne yükseldi.

Kısa süre içinde, kılıcının üzerindeyken Xiang Yang ile karşı karşıya geldi. Siyah saçları rüzgarda savruluyor, siyah cübbesi de saçlarıyla ahenk içinde dalgalanıyordu. En korkunç olanıysa karşıdakinin kalbini görüyormuş hissi uyandıran, buz gibi bakışları olan gözleriydi.

Xiang Yang, Xiang klanının en önemli bireyi ünvanını hak ediyor.

Qin De bile Xiang Yang’a hayranlık besliyordu. Batı Chu Fatihi çok zorbaydı. Toprakların hakimiyeti için savaşırken birçok etkin kişiliği gücendirmişti. Ölümünden sonra ise Xiang klanı herkesin hedefi haline gelmişti. Ancak genç Xiang Yang, uzak bölgelerle iyi ilişkiler kurup yakındakilerle savaşarak etkileyici bir iş başarmıştı. Sonuç olarak o ve diğer iki büyük güç, toprakları 3 bölgeye ayırmışlardı.

Sonraları Xiang Yang yıllarca Chu Krallığını yönetmiş ve 3 ülkenin en güçlüsü haline getirmişti. Yalnızca ülke yönetmede başarılı değildi. Rivayetlere göre dövüş sanatlarında da babası Xiang Yu’dan aşağı kalır yanı yoktu. Ülke işleriyle uğraşıyor olmasına rağmen Jindan aşamasına ulaşmayı başarmıştı.

Xiang Yu gaddar ve zorbaydı; iyilikten de yoksundu. Ancak Xiang Yang mükemmeldi. Duruma göre iyiliksever, gaddar, adil veya düzenbaz olabiliyordu. Bütün numaraları üstünlükle kullanabilen, resmen imparator olmak için doğmuş bir kişilikti.

Merhaba Kıdemli Xiang Yang.” Qin De yavaşça ellerini birleştirip gülümsedi. Ne kibirli ne de mütevazı idi.

Xiang Yang Qin De’ye baktı. Kendisini gördükten sonra hiç gergin olmamasından yola çıkarak kendi soyundan gelen Xiang Guang ile karşısındaki Qin De arasında dağlar kadar fark olduğunu anlayabiliyordu. Fakat ne olursa olsun Xiang Guang Xiang klanının bir bireyiydi. Yüzünde soluk bir gülümseme belirdi.

Qin De!” Xiang Yang dikkatle Qin De’yi süzdükten sonra gülerek konuştu. “Basit bir adam değilsin. Chu Krallığının yarısını kısa sürede ele geçirmene şaşmamak gerek. Sana gerçekten saygı duyuyorum ama ben Xiang klanındanım. Zeki biri olduğunu düşünürsek neden burada olduğumu anlamış olman gerek. Değil mi?

Qin De, Xiang Yang ve Wu De’ye baktı. Wu De’yi görür görmez gözleri gaddarca parladı.

Wu De.” O anda aklına oğlunun Wu Xing ile birlikte ölmesi geldi. Wu De de Qin De’ye bakarken öldürme niyeti gözlerinden okunuyordu. Küçük kardeşinin nasıl öldüğünü unutmamıştı.

Xiang Yang ciddileşti. “Qin De, sorumu duymadın mı?

Qin De Xiang Yang’a baktı. “Kıdemli Xiang Yang. Neden böyle görkemli bir şekilde buraya geldiğinizi bilmiyorum. Cidden neden gelmiştiniz buraya?” Qin De bir şey bilmiyormuş gibi davranıyordu.

Xiang Yang kaşlarını çattı ve gözlerindeki soğukluk şiddetlendi. “Senin gibi zeki bir insan anlayamıyor mu? O zaman ben söyleyeyim. Qin klanının ordularının geri çekilmesini istiyorum. Bu şekilde 3 Doğu eyaleti elinizde kalır ve Qin klanı yine Xiang klanının tebaası olmaya devam eder. Xiang klanı 3 Doğu eyaletinin işlerine karışmayacak. Yani ülke içindeki ülke gibi olacaksınız. Ne diyorsun?

Geri çekilmek? Ülke içinde ülke?

Kahkahası iğneleyiciydi. Qin De’nin kahkahasına rağmen Xiang Yang kendini tutuyordu. Sakince Qin De’nin cevabını bekledi. Qin De bir anda sertleşen ifadesiyle yanıtladı. “Kıdemli Xiang Yang, Chu hanedanlığının bilge bir imparatoru olduğunuz için size saygı duyuyorum. Ama hülyalara dalmışsınız. Şu anda Chu krallığındaki 12 eyaletin 10 tanesi Qin klanının hakimiyetindeyken geri çekileceğimi mi düşündünüz? Bu sizce mümkün mü?

Xiang Yang’ın etrafındaki soğukluk daha da şiddetlendi. “Qin De, içerisinde bulunduğun durumu anlamıyor musun yoksa?

Durum? Ne durumu?” Qin De sarsılmaz ifadesiyle Xiang Yang’a baktı. İkisi de birbirine bakıyordu. Ancak Qin De hiç de korkmuş gibi görünmüyordu. “Artı, sen yalnızca 1 Xiuzhenistsin. 2 milyon askerle başa çıkabilir misin?

Qin De’nin aurası kabardı.

Xiang Yang ansızın kahkahayı patlattı. “Güzel, cidden basit biri değilsin Qin De. Söylemem gerekir ki ben çoktan Yuanying aşamasına ulaştım. Erken evrede olsam da yine de Yuanying’in ne olduğunu biliyorsun değil mi? Yeniden düşünmek ister misin?

Neyi düşünecekmişim?” dedi Qin De tereddüt etmeden.

Xiang Yang’ın yüzü renk değiştirdi. Mükemmel kişisel hakimiyetine rağmen sinirlenmişti. Qin De salağa yatıyordu.

Jindanın evre evresine ulaştın ama seni tek darbede öldürebilirim. Feng Yuzi mi nedir, onu da kolaylıkla öldürebilirim. Hatta Qin klanının bütün mareşal ve generallerini de öldürebilirim. Şimdi ne demeye çalıştığımı anlıyor musun?

İlginç şekilde Qin De hala gülümsüyordu.

Kıdemli Xiang Yang, Feng Yuzi de ben de Jindan aşamasındaki Xiuzhenistleriz. Kutsal sezginizle bizi anında bulabilirsiniz. Peki Qin klanının diğer generallerini biliyor musunuz? Karşınızda olsalar bile Qin klanının generalleri olup olmadıklarını anlayamazsınız.

Xiuzhenistler birisini ararken en azından o kişinin aurasını bilmelidirler. Aksi takdirde kesin saptama yapamazlar.

Orduda mareşallerin ve generallerin çadırları asker çadırlarından farksız. Yani kimin general olduğunu bulamayacaksınız. Öyleyse onları nasıl öldüreceksiniz?” Qin De, Xiang Yang’ın başarısız olacağını vurgulayarak konuştu.

Ayrıca, 600bin kişilik kuvvet 2 Kuzey eyaletinden saldırarak Zhen Yang Eyaletinde taş üstünde taş koymadılar. Eyaletteki 200bin Xiang klanı askerinin 100bini teslim oldu. Kalan 100bin ise son demlerini yaşıyor. Kara Su Ordusu ve Mu klanı ordusundan oluşan toplamda 600bin kişilik ordu da Shang Que eyaletini almak üzere.” Qin De az önce aldığı istihbaratı paylaştı.

Xiang Yang’ın yüzü renk değiştirdi.

Zhen Yang Eyaletinin 200bin kişilik ordusunun 600bin kişiyi durduramayacağını biliyordu ama 100bininin teslim olacağını düşünmemişti. Yine de bu garipsenecek bir şey değildi. Aklı başında herkes Xiang klanının sonunun geldiğini görebilirdi. Yani para veya benzeri hediyelerle Xiang askerlerinin aklını çelmek hiç de zor değildi.

Qin klanımın güneyde Shang Que eyaletinde ve kuzeyde Zhen Yang eyaletinde 600er bin kişilik kuvveti var. Bu eyaletlerdeki Xiang askerlerinin bir kısmı da teslim olmuş durumda. Lei Xue eyaletinde de 400bin kadar asker var. Elinde yalnızca Ba Chu eyaleti bulunan Xiang klanına 3 taraftan saldırmaya hazırlar. Olur da Qin klanı sadece Ba Chu eyaletine odaklanacak olursa düşmesi 1 gün sürer.” Qin De özgüvenle konuştu.

Eğer bu tek eyalet 3 tandan saldırıya uğrarsa Xiang klanı 3 yandan savunma yapmak zorunda kalacaktı. Ancak Zhen Yang, Shang Que ve Lei Xue eyaletlerindeki savaşlardan sonra Xiang klanının yalnızca 500-600bin askeri kalmıştı. Bu az sayıda kuvvet nasıl 3 taraftan gelen muazzam orduları durdurabilirdi ki?

Qin De daha fazla konuşmadı çünkü Xiang Yang durumu net bir şekilde anlamıştı.

Xiang Yang güçlü bir Xiuzhenist olsa da 2milyon asker aynı anda saldırsa onları durduramazdı. Uçan kılıcının tek hamlesi onlarca kişiyi öldürebilirdi ama bu şekilde 100bin kişi öldürmesi bile çok uzun sürerdi.

Xiang Yang, “Qin De, hala ne demek istediğimi anlamıyorsun.” derken gülüyordu.

O zaman açıkça söyle.” Qin De istifini bozmadan gülümsedi.

Xiang Yang devam etti. “Sen Doğu Fatihi Prens ve Qin klanının başısın. Seni öldürürsem Qin klanı kaosa sürüklenecektir değil mi?

Qin De kahkaha attı. “Açıklayayım. Çoktan hazırlıklarımı yaptım. Ben ölünce klanın başına başkası geçecek. O sırada Qin ordusu 3 taraftan saldırıp Xiang klanını yerin dibine gömecek!

Xiang Yang’ın gözleri soğukça parladı.

2 milyon asker saldırıya geçecek olsaydı gücüne rağmen bu kadar kalabalık bir orduyu durduramazdı. Her ne kadar 2 milyon asker bile kendisini öldüremeyecek olsa da kendisi de bu 2 milyona karşı etkisizdi.

Ne de olsa 2 milyon hafife alınacak bir sayı değildi.

Xiang Yang’ın görmek istemediği tek şey Xiang klanının yok oluşuydu.

Lakin… mümkünse ben de yaşamak isterim. Böylece bu askerlere Ba Chu Eyaletine saldırmama emri verebilirim. Tabii siz de Qin klanına zarar vermeyeceksiniz. Ne diyorsunuz? Eğer burada saldırırsanız Ba Chu eyaletine anında saldırı başlatılacak.” Qin De gülümsedi.

Xiang Yang uzunca bir süre Qin De’ye baktıktan sonra başıyla onayladı. “Pekala, dediklerini unutma. Ba Chu eyaletine saldırmamalısın. Aksi takdirde Xiang klanından tek sağ kalan ben olsam da Qin klanının kökünü kazırım!

Rüzgarda dalgalanan siyah cübbesiyle Xiang Yang bölgeden uzaklaştı. Wu De de Qin De’ye bir bakış attıktan sonra uçan kılıcının üzerinde ayrıldı.

Xiang Yang’ın ızaklaştığı yöne bakan Qin De yüzünü buruşturdu. “Durum biraz karıştı. Xiang Yang’ın Yuanying aşamasına ulaşmasını beklemiyordum. Xiang klanının bu dâhisinin en kötü ileri Jindan aşamasında olmasını bekliyordum. Bu durumda bir şekilde onunla ilgilenebilirdim. Fakat o erken Yuanying aşamasında. Qin klanı krallığı ele geçirse bile Xiang Yang Qin klanını yok edebilir, edecektir de.

Qin De havadayken bir süreliğine düşüncelere dalmıştı ama bir çözüm bulamadı. Xiang Yang’ın Yuanying aşamasına ulaşması bütün planlarını alt üst etmişti.

 

Qin Yu ve Xiao Hei bulutların üstünde uçuyorlardı. Qin Yu nedense heyecanlıydı.

Belki babam ve abilerim hala öldüğümü düşünüyorlardır.” Bu düşünceyle babasıyla buluşma isteği daha da arttı. Birden aşağıda Yan şehrinin siluetini gördü. “Xiao Hei, prens sarayına ulaşmak üzereyiz. Biraz daha hızlanalım.

Abi, baban seni görünce nasıl bir tepki verecek acaba?” dedi Xiao Hei. Bunu duyan Qin Yu ister istemez hafifçe gülümsedi. Şu anki hızıyla kısa zamanda saraya varmış olacaktı.

Kutsal sezgisiyle sarayı taradı.

Abimlerim ve babam sarayda değiller.” Qin Yu sarayın bulunduğu yere doğru yöneldi.

Yönetici Li aheste aheste yürüyordu. Cepheden güzel haberler aldığı için çok rahattı. Ge Min’in ölümünden sonra Yardımcı Yönetici Li terfi alıp yönetici almış ve çok fazla güce kavuşmuştu.

Birdenbire Yönetici Li’nin önünde bir karaltı belirdi. Karaltı netleşince bir adamın vücudu ortaya çıktı.

Ah?

Yönetici Li yaşadığı şokun etkisiyle çığlık atmıştı. Sarayın yöneticisi olduğundan herhangi bir mesele şimdi olduğu gibi şok geçirmesine sebebiyet veremezdi. Gel gör ki bu da normal bir mesele değildi. Ölmüş olması gereken Üçüncü Prens Qin Yu karşısındaydı.

Üçüncü Prens?” Yönetici Li gördüklerine inanmakta hala güçlük çekiyordu.

Üçüncü Prensin ölümünden ötürü uzun süre yas tutmuştu. Şimdi ise Üçüncü Prens kanlı canlı karşısındaydı. Qin Yu’nun gülümsemesini görünce karşısındakinin prens sarayındaki üçüncü prens olduğuna ikna olmuştu.

Li Amca, yönetici olmuşsun. Babam nerede?” Qin Yu gülümseyerek sordu.

Yönetici Li’nin yüzü renk değiştirdi. Qin Yu’ya bakıp bağırdı. “Konuş çabuk. Kimsin sen? Xiantian uzmanlarının kolaylıkla görünümlerini değiştirebildiklerini bilmiyorum sanma. Majesteleri Üçüncü Prensin öldüğünü bizzat görmüş. Beni kandırabileceğini mi sandın?

Li Amca beni tanımadın mı? Bana 8 dış uzman getirip ustamı seçtirdiğin zamanı hatırlıyor musun? O zaman Usta Zhao Yunxing’i seçmiştim.” Qin Yu’nun bunları söylemekten başka seçeneği kalmamıştı.

Yönetici Li’ye göre karşısındaki Qin Yu idi ama Lordu üçüncü prensin ölümüne bizzat şahit olmuştu. Ölmüş olan tekrar dirilemezdi. Bu doğanın kanunuydu.

Birçok insan 8 dış uzmanı üçüncü prensin ustasını seçmesi için ona götürdüğümü biliyor. Bu senin kimliğini doğrulamaz.” Katı yüz ifadesiyle Qin Yu’nun sırlarını dökmesini beklerken muhafız bile çağırmamıştı.

Qin Yu gülümseyerek başını salladı. “Tamam. 5 yaşında Büyükbaba Lian’ın yanındayken bir keresinde yüzüne ve hatta ağzına işemiştim. Hala hatırlıyor musun?

Yönetici Li’nin nutku tutuldu.

Bu utandırıcı olayı yalnızca kendisi ve Lian Yan biliyordu. Bu konuda daha önce hiç konuşmamıştı. Üçüncü prens de Sisli Köşk’e taşındığından beri hiç konuşmamıştı ve Lian Yan da başkasına anlatacak kadar aptal değildi. Yine de Qin Yu’nun ağzından bu sözler çıkmıştı.

Bir de, Sisli Köşk’e gitmek için sarayı terk ettiğimde bizzat oyduğun tahta bir at vermiştin bana. Artı 10 yaşımdayken saraya gelmiştim ve sen…” Qin Yu gülümseyerek konuşurken Yönetici Li’nin gözleri dolmuştu.

Üçüncü Prens!

Qin Yu’yu sıkıca kucakladı. Gözyaşları sel gibi akıyordu. Qin Yu’nun büyüyüp gelişmesine şahit olmuştu Yönetici Li. Yardımcı yöneticiyken Qin Yu’yu çok severdi. Şimdi Qin Yu yalnızca ikisinin bildiği olaylardan bahsediyordu. Ayrıca karşısındaki Qin Yu’nun tavırları ve gülümsemesi, anılarındaki üçüncü prens ile aynıydı.

Li Amca.” Qin Yu da Li Amcanın heyecanını hissediyordu. “Li Amca, babam nerede? Abilerim neden sarayda değiller?

Qin Yu’yu bıraktıktan sonra Li Amca gülümseyerek konuştu. “Majesteleri birkaç ay önce Xiang klanıyla savaşmaya gitti!

Savaş çoktan başladı mı?” Qin Yu şaşkındı.

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 953

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 898

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 740

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 705

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 583

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 517

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 491

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 478

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 433

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 423

Popüler Orjinal Seriler

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 191

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 187

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 156

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 152

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 135

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 129

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 81

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 69

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 53

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 52

Site İstatistikleri

  • 8331 Üye Sayısı
  • 197 Seri Sayısı
  • 12939 Bölüm Sayısı


creator
manga tr