Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Sovereign of the Three Realms - SOTR 50: Usta Chen’e Sadakat Yemini


 

Çevirmen: Club Metropolitan  Düzenleyen: Asile

 

Qiao Baishi donakalmıştı, ayağa kalktı. “Genç Dük, Şifa Salonu’nda sana saygısızlık mı yapıldı yoksa? O densiz kimse hemen onu bulup anında kapının önüne koyacağım!!!”

 

Jiang Chen ellerini önüne sarkıttı ve gülümsedi, “Tedirgin olmayın, bugün buraya geldin çünkü size tüm samimiyetimle birkaç söz söylemek istiyorum.”

 

“Baishi genç dükün söyleyeceği en ufak bir cümleyi bile saygı ve dikkatle dinleyecektir.” Qiao Baishi hürmetle genç dükün karşısında eğilirken bu cümleleri sarf etmişti. Biliyordu, herkesten daha iyi biliyordu ki bugün üzerinde hissettiği Şifa Salonu’nun onuru ve ihtişamının tüm kaynağı Jiang Chen’di.

 

Jiang Chen “Bana bugün Şifa Salonu’nu nasıl teslim edersen sana yarın on misliyle iade ederim.” cümlesiyle tamamen haklı çıkmıştı.

 

Jiang Chen başını salladı. “Açık konuşacağım. Önümüzdeki iki üç ay boyunca bir daha Şifa Salonu’nu ziyaret etme imkanı bulamayacağım. Benim arkamda sağlam bir şekilde duracak bir takipçiye ihtiyacım var. Daha düzgün ifade etmem gerekirse söylediğim her şeyi harfiyen yerine getirecek disiplinde birisine ihtiyacım var.”

 

Qiao Baishi’in zihninde düşünceler hızla dolaşıyordu. Şifa Salonu’nun varisi olarak nasıl bu kadar aptal olabilmişti? Doğal olarak Jiang Chen’in sözlerinin altında yatan manayı hemen kavramıştı.

 

Qiao Baishi için sadakatini ve bağlılığını göstermek bir tutkuydu.

 

“Üçüncü Varis, sen zeki bir adamsın. Sadece şunu diyeceğim: Eğer senden yüz kat daha iyi bir insan karşıma çıkıp eğilse ve takipçim olmak için ayaklarımı yalasa bile öğrencim olarak onu kabul etmeyeceğim. Sana vereceğim şey senin hayallerinin on hatta yüz kat daha ötesi bir büyüklükte!”

 

Qiao Baishi’nin nefes alışverişi hızlandı. Ona inanmaması için ortada hiçbir sebep yoktu. Jiang Chen Doğu Krallığı topraklarındaki ruh ilacı piyasasını rastgele yaptığı üç ilaçla tamamen ele geçirmesini sağlamıştı.

 

Eğer yeterli zaman tanınırsa Şifa Salonu’nun ruh ilaçları, krallığın sınırlarını aşarak komşu on altı ülkenin piyasasına yayılır ve tahmin edilemeyecek kazanç elde edilmesini sağlardı.

 

Tüm bunlar ancak Jiang Chen’in lütfuyla olabilirdi.

 

Kafasındakiler bu raddeye geldikten sonra Qiao Baishi için tereddüt edecek bir neden kalmadı. Dizlerinin üzerine çöktü. “Ustam, Baishi sizi secde ederek selamlıyor. Baishi tüm hayatını size adamaya ve sınırsız simya daosunu öğrenmeye hazırdır.”

 

Bu sözleri söylerken alnını yere mümkün olduğunca yapıştırmıştı, tüm disiplin ve aidiyetiyle Chen’e bağlılık yemini ediyordu.

 

Jiang Chen seremoniyi uzatmadı ve Baishi’nin sadakat yeminini kabul etti.

 

“Baishi, öyle bir gün gelecek ki bugün verdiğin bu kararın ne kadar yerinde ve zekice olduğunu göreceksin. Eğer bir saniye daha tereddüt etseydin sana olan güvenim tamamen kaybolacaktı. Sana yaptığım yardımı geri çekecektim ve seni dımdızlak ortada bırakacaktım.”

 

Qiao Baishi’nin tüyleri diken diken olmuştu.

 

“Beni ustan olarak kabul ettiğin andan itibaren sana üç hapın tarifindeki en kritik noktaların bilgisini verecektim. Neyse artık bu yemininden sonra her ay Şifa Salonu’nu ziyaret etmeme gerek kalmayacak.”

 

Ne?

 

Qiao Baishi’nin şaşkınlıktan dili tutulmuştu. Ona sadakat yemini etmenin kendisine bu kadar çabuk fayda sağlayacağını düşünmemişti. Anında üç ruh ilacının tarifinin en kritik bilgilerini almıştı.

 

Hayallerinde bile bu kadar ileri gidemezdi çünkü.

 

“Bu kadar şaşırma. Bu üç tane ilaç senin için servetler değerinde olabilir. Benim gözümde ise birkaç değersiz çöpten ibaret.”

 

Jiang Chen ses tonunu bile değiştirmemişti. Geçmiş hayatının simya daosundaki hünerleri için bu tarifler, sokakta sıradan insanların bile sahip olabileceği türden şeylerdi.

 

Bu cümleler boş lakırdı değildi ve Qiao Baishi’nin tarifleri aldıktan sonra üstüne sinen aşırı özgüvenden kurtulmasına sağladı.

 

Qiao Baishi daha da ürpermişti. “Efendim, takipçiniz sadece, bu üç ilacı Şifa Salonunda yapmayı beceremeyeceğinden korkuyor…”

 

“Onları sana ben öğrettiğim için benim böyle bir endişem yok. Unutma sende geçmişine göre çok farklısın, artık arkanda ben dağ gibi duruyorum. Eğer ruh simyası dünyasında bir kişi bile kaşını kaldırıp sana sesini yükseltmeye kalkarsa onu yerin dibine sokmana izin veriyorum. Eğer bunu beceremeyeceksen benim takipçim olmanın hiçbir anlamı kalmıyor.”

 

“Şunu çok açık fark etmen gerekiyor, eğer isteseydim benim takipçim olmak için can atanlar sıraya girerdi ve buradan başkente kadar yol olurdu.”

ÇN: Çüş çüş oha oha…….

 

Qiao Baishi konuşmak için acele etti. “Takipçinizin inancı tamdır. Ustam harika bilgileri bana aktarıyor ve kesinlikle antik bir ruh simyageriyken reankarne olarak bu dünyaya gelmiş. Takpçiniz neden inanmasın ki? Ustamın gözünde bir kıymetimin olması için yüzlerce yıl boyunca ruh simyasına çalışmam gerek.”

 

Jiang Chen hafifçe gülümsedi. “Antik, mükemmel bir ruh simyagerinin reankarne olmuş hali mi?” Qiao Baishi oldukça cesur bir tahmin yapmıştı. Ama bu cesur tahmininde bile oldukça tutucu davranmıştı

 

Tabii ki de Jiang Chen sırlarını ifşa etmeyecekti ve sadece gizemlice gülümsedi. “Mükemmel ve antik bir ruh simyageri ha? Baishi eğer talih yüzüne gülerse uzun süre boyunca takipçim olacaksın, cennetin ne kadar yüksekte dünyanın ne kadar büyük olduğunu anlayacaksın.”

 

Qiao Baishi uykusuz bir geceye mahkûm olmuştu.

 

Bu akşam tüm hayatını değiştirecek önemli bir karar almıştı.

 

Jiang Chen ardında hiç şüphe bırakmadan üç ilacın tüm sırlarını Qiao Baishi’ye bırakmıştı. Böylelikle Qiao Baishi’i Jiang Chen’e daha da bağlanmıştı.

 

Qiao Baishi’yi geri yolladıktan sonra gizli eğitim salonuna girdi ve idmanına devam etti.

 

Bu defa Jiang Chen oldukça yoğun olmasına rağmen akşamki idmanını aksatmadı.

 

Son birkaç günkü benzer pratiklerden sonra “Gülen Dokuz Okyanusun Sırrı” seviyesine tamamen ulaşmıştı. Bu kadar güçlü bir metodun yardımıyla gerçek qisinin engin dalgaları harika bir hızda güçleniyordu.

 

Altıncı meridyen gerçek qisi altı aç kaplan gücündeydi -bir sonraki akapunktur noktasına saldırmak için son derece açtı. Harekete geçmek için kımıldandılar ve yedinci meridyen gerçek qiye saldırmak istediler.

 

“Kim ‘Gülen Dokuz Okyanusun Sırrı’nın gücünün hayal ettiğimden bile ileri bir seviyeye geleceğini düşünebilirdi ki? Yedinci seviye gerçek qiye yükselmenin bu kadar kolay olacağını düşünmemiştim.” ‘Dokuz Gülen Okyanusun Sırrı’ engin qi dalgalarımın kalitesini bu denli yükseltirken yedinci seviye gerçek qiye ulaşmak için ekstra bir efor sarf etmeme gerek kalmayacak.

 

Jiang Chen Dokuz Gülen Okyanusun Sırrı’na çalışırken bu metodu hafife aldığını fark etti, engin qi dalgaları bu metot sayesinde oldukça gelişmişti.

 

“Pekâlâ, engin gerçek qi dalgalarım bu kadar aç olduğu müddetçe gerçek qinin orta seviyelerinde oyalanmamın anlamı yok. Hadi gelişmeye start vereyim.”

 

Jiang Chen bir aksiyon adamıydı hiç vakit geçmeden altı meridyen gerçek qilerini dalgalandırmaya başladı. Açığa çıkardığı altı dalga aynı denize dökülen altı nehrin birleşmesi gibi yoğunlaşmaya başlamıştı.

 

Jiang Chen’in düşündüğünden daha kolay oldu. Engin gerçek dalgalarının altı kurdu yedinci akupunktur noktasına hücum ettiğinde ılık bir akupunktur çemberi açığa çıkmıştı.

 

Bir yıldırım gibi şiddetli gerçek qi dalgaları en ufak bir tereddüt göstermeden acımasızca yedinci meridyene saldırmış ve arkasında en ufak bir kırıntı bırakmayacak şekilde onu paramparça etmişti.

 

“Hoo!”

 

Jiang Chen yavaşça buğulanarak havaya dağılan nefesini verdi. Kim düşündüğünden hatta hayal ettiğinden bile kolay şekilde yedinci meridyen gerçek qiye ulaşacağını düşünebilirdi ki.

 

“Görünüşe göre bunun sıradan uygulayıcıları çok aşağı seviyede oldukları için değil sadece yanlış metodu kullandıkları için potansiyellerini açığa çıkaramıyorlardı. Doğru tekniği kullansalardı Jiang Chen’de olduğu gibi az tekrarla çalışsalar bile en az altıncı gerçek qi seviyesine ulaşmış olurlardı. Yedinci seviye gerçek qiye ulaşmayı hedeflemek bile zorlama bir hedef olmazdı.”

 

Jiang Chen çok kolay seviye atladığını ve ileri gerçek qi diyarının bir kısmına ulaştığını biliyordu ve eğer kendi tekniğinde bu kadar ustalaşmamış olsaydı bunu başaramazdı.

 

Doğu Krallığı’nda arasanız bile Dokuz Gülen Okyanusun Sırrı kadar ileri bir teknik bulmanız imkansızdı.

 

Tüm metodu ortaya çıkaran Doğu Amethyst Qi bile Dokuz Gülen Okyanusun Sırrı karşısında sönük kalırdı.

 

Gerçek qi bölgesine ulaşmak Jiang Chen’in özgüvenini baya artırmıştı. Gerçek engin qi dalgaları sayesinde Jiang Chen savaş sanatları tekniğini kendi bulduğu gerçek qi bileşenleriyle birleştirmeye başlamıştı ve bunu yaparken çok derin teknikleri seçmemişti.

 

Engin Okyanus Dalgaları, Parçalayıcı Dalga Kıran versiyonuna dönüşmüştü.

 

İlahi Sonsuzluk Yumruğu Deniz Tanrısı Yumruğu’na dönüşmüştü.

 

Jiang Chen’in vücudunun eski sahibi son zamanlarda Dalga Kıran ve Deniz Tanrısı Yumruğu çalışmıştı. Ama yaptıkları Şifa Salonu’na girip de önemli hiçbir şey satın almadan boş şeylere para harcayan birisi gibiydi.

 

Jiang Chen temel olarak en baştan başlamıştı, şu an bu iki savaş tekniğinin ileri versiyonlarını uyguluyordu.

 

Engin Okyanus Dalga Parçalayıcısı’nın yedi formu vardı. Yedi formun tamamı başarılı şekilde tatbik edildikten sonra kılıç, engin okyanus dalgalarının formunu alıyor renkleri gerçek bir kahraman görünümünde oluyordu.

 

Yedi formun tamamı başarılı şekilde uygulandığında ve konu üzerinde kapsamlı bir şekilde çalışılıp ustalaşınca gerçek qi bölgesindeki birisinin sıradan bir ruh daosu uygulayıcısıyla savaşma şansı olduğu söylenir.

 

Gerçek qi diyarı efsanevi ruh daosuna karşı koyabilir. Söylentilere bakıldığında Engin Okyanus Dalga Parçalayıcısı’nın ne kadar baskın bir teknik olduğunu anlardınız.

 

Jiang Hanedanlığı Malikanesinin idman sahasında, Jiang Chen ay ışığına karşı ellerini bir bıçak gibi kullandı. Adımları sanki dalgaların sırtında yürüyor gibiydi. Her hareketi kükreyen dalgaların izlerini barındırıyordu.

 

Söylemek gerekirse, geçmiş hayatındaki anılarıyla donatıldığında Jiang Chen savaş sanatları tekniğini anlama konusunda oldukça büyük bir gücü elinde tutuyordu.

 

Şu anda, avuçları birer kılıç olmuştu ve attığı her adımda sanki ellerinde bir kılıç varmış gibi yürüyordu. Düşünceler birbirleri üzerine katmanlanıyordu ve tüm vücudu baskın aydınlık bir ışığın altında titremeye başlamıştı.

 

“Engin Okyanus Dalga Parçalayıcısı’nın ilk formu -Dalga Kıran!”

 

Jiang Chen ileri adım attı ve kollarını yere savurdu. Abartı süsleme ve şaşaadan uzak temiz bir hareketle kesmişti. Basit ve hızlı, tamamen amaca yönelmişti.,

 

Gerçek qi, ışık kesen bir buzun dondurucu soğukluğu gibiydi.

 

Gerçek qi ellerinin işaret ettiği yönde duran kayaya doğru akıp üzerine konarken güçlü metalik bir his kendisine eşlik ediyordu.

 

Kayanın çatlarken çıkardığı çıtırdama seslerinin arasında, kaya ortadan yarılarak iki yana düştü. Kayanın iki yanı da bir bıçağın kestiği peynirin iki dilimi kadar pürüzsüzdü.

 

Gerçek bir bıçak gelip de sert bir hareketle kayayı ortadan ikiye yarmış gibi duruyordu.

 

Jiang Chen ayaklarını tekrar tekrar yerdeki dalgaları dövüyor gibi hareket ettirirken ilgisi büyük ölçüde kaybolmuştu.

 

Klang, klang…

 

Jiang Chen bir vuruşta dokuz yırtık açmıştı.

 

Kendisinden fışkıran dokuz sıkı gerçek qi dalgası kayanın tam ortasını yararken dokuz sıkı çizgi oluşturmuştu. Yarılan kayanın her iki yüzü de bir ayna kadar pürüzsüzdü.

 

“‘Engin Okyanus Dalga Parçalayıcısı gerçekten mükemmel.” Jiang Chen geri adım atmış ve gözlerini yarılan kayaların pürüzsüzlüğüne dikmişti. Bunu seyretmen onu oldukça memnun etmişti.

 

“İlk formda bile bu kadar güç... hem de birinci adımda. Eğer bir vuruşta yedi yara açabiliyorsam, ileri gerçek qi diyarına girdiğimde birinin benimle boy ölçüşmesi imkansız.”

 

Jiang Chen Engin Okyanus Dalga Parçalayıcısı’nın ilk formunun yarattığı yıkımı seyrederken tam anlamıyla tatmin olmuştu.

 

“İleri savaş tekniğine eşlik eden ileri bir teknik.” Bu kadar küçük krallıktaki emsalleriyle karşılaştırıldığında herkesi küçümsemesi çok içtendi.

 

“Gizli Ejderha Denemelerinin son sınavı gelmek üzere. Başkentin rahat ve kolay günleri ardında en ufak bir iz bile bırakmadan gidecek gibi.” Jiang Chen Gizli Ejderha Denemeleri’nin son sınavı başlarken başkentte çıkacak karışıklıkların alevlenmeye başladığını hissediyordu.

 

Ortalığı kasıp kavuracak fırtınalar şekillenmeye başlamıştı. Ve Jiang Chen’in rakiplerini darmaduman etmeden bu fırtınaları durultmaya niyeti yoktu.

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16635 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22390 Bölüm Sayısı


creator
manga tr