Sovereign of the Three Realms - Bölüm 314: Çılgın Bir Savaş


Alevli Kertenkele aklını kaybetmiş gibiydi.

 

Kuyruğu yere defalarca vuruyordu, vücudu bir geriliyor bir gevşiyordu.

 

Sanki kertenkeleye saldıran şey Kuzgun Kral değil de yeryüzüymüş gibi sürekli yeryüzüne kuyruğuyla vuruyordu.

 

Bu darbelerin oluşturduğu sesler gökleri sarsacak kadar keskindi, etrafa toz bulutu yayılıyordu.

 

Jiang Chen uzakta olmasına rağmen kulak zarları titremişti. Boulder’in Kalbi yeteneği sayesinde çok acı çekmemişti.

 

“Garip, bu çok garip. Gözlerine darbe almış olsa da böylesine güçlü bir yaratık, aziz dereceli bir yaratık bu kadar acı çekmiyor olmalıydı.”

 

Jiang Chen durumun garipleştiğini hissetmişti. Alevli Kertenkele her ne kadar vahşi bir yaratık olsa da böylesine düzensiz ve sıradan saldırılar yapmaması gerekiyordu, sonuçta o aziz dereceli bir yaratıktı.

 

Enerjisini böyle şeyler yaparak harcaması mantıksızdı.

 

Bum! Bum! Bum!

 

Kertenkele yere vurdukça yerdeki yarık daha da genişliyor ve derinleşiyordu. Etrafı bir sis bulutu gibi duran toz zerrecikleri kaplamıştı. Bu durum Kuzgun Kralın kertenkeleye yaklaşmasını zorlaştırıyordu.

 

Bunu gören Jiang Chen’in aklına bir düşünce geldi, Alevli Kertenkele kaçmaya çalışıyordu!

 

Kesinlikle, Alevli Kertenkele birkaç metre derinliğindeki bu yarığı kazıyordu, çünkü kaçmak istiyordu. Vücudunun yarısı çoktan yerin altına girmişti bile, sadece kuyruğu dışarıda kalmıştı. Bu kuyruk etrafa toz ve duman yayarak görüş engellemeye çalışıyordu.

 

Bu işi yapan hayvan kör olduğundan, dışarıda kalanlar onun ne iş yaptığını görebiliyordu.

 

Jiang Chen Alevli Kertenkelenin niyetini görebilmişti, fakat Kuzgun Kral henüz bunun farkında değildi.

 

Kuzgun Kral ancak rakibinin vücudu tamamen ortadan kaybolduğunda durumu anlayabilmişti.

 

Kafasını geri alarak keskin bir sesle gakladı, öfkesine yenik düşerek bütün ordusuna yere saldırmasını emretti.

 

Bu kuzgunların en iyi yaptığı şey alev püskürtmekti.

 

Fakat bu teknik Alevli Kertenkelenin kabuğundan dolayı etkisiz kalıyordu, bundan dolayı Alevli Kuzgunlar bu saldırıyı gerçekleştirmemişlerdi bu zamana kadar.

 

Alevli Kuzgunlar emri duyduklarında tüylerini sertleştirip yeryüzüne doğrulttular.

 

Alevli Kertenkele yerin altına girmiş olabilirdi, fakat koşullar sebebiyle çok uzağa gidemezdi.

 

Alevli Kuzgunlar büyük bir acele ile yeryüzüne doğru hareketlendiler, yerdeki yarığın içine doğru hamleler yapıyorlardı.

 

Kertenkelenin kuyruğu görünmüştü.

 

Kertenkelenin gücü oldukça azalmıştı, hızı düşmüştü. Normalde yerin altında sanki yüzüyormuş gibi hareket eden bu yaratık kuzgunların saldırısından kaçamıyordu.

 

Kuzgun Kral kanatlarını birer bıçak haline dönüştürmüştü, vahşi şekilde Alevli Kertenkelenin kuyruğuna saldırdı.

 

Büyük bir çarpışma sesi yükseldi, sanki iki metal kılıç birbirine çarpmış gibiydi.

 

Kuzgun Kral daha çok sinirlendi ve hızını artırdı, durmaksızın aynı noktaya saldırdı.

 

Kertenkelenin kabuğu sertti, fakat saldırı da oldukça güçlüydü. Kertenkelenin artık normal gücünün sadece yüzde onu kalmıştı.

 

Kertenkelenin vücudunda kalan enerji görmezden gelinecek kadar azalmıştı, sadece kabuğunun doğal dayanıklılığını kullanabiliyordu.

 

Birkaç saldırıdan sonra kuyrukta izler oluşmaya başlamıştı.

 

Bu saldırıların sayısı otuz civarına ulaştığında artık kuyrukta derin yaralar meydana gelmişti.

 

Kuyruktaki yara derindi, etrafa kan fışkırıyordu.

 

Alevli Kuzgunların doğası vahşiydi, kanı gördüklerinde Kuzgun Kral da dahil olmak üzere bütün kuzgunlar heyecanlanmıştı. Kuzgun Kral gaklama sesleriyle etrafındaki ordusuna sürekli saldırmaları için emir veriyordu.

 

Kuyruktan fışkıran kanı gören Kuzgun Kralın hevesi iyice artmıştı.

 

Çıkan kanı içmek için uğraşıyordu, sonuçta bu kan kadim ejder soyundan gelen bir kandı.

 

Kuzgun Kral bu kanı içmeye başladığında kendisiyle çok gurur duyuyordu. Gaklamaya ve etrafa değişik sesler çıkarmaya başladı.

 

Hazır rakibi yaralanmışken onun canını alabilirdi.

 

Bu esnada kertenkelenin vücudundan çıkan kanları gören diğer Alevli Kuzgunlar da daha hevesli şekilde saldırmaya başladılar.

 

Saldırılar yoğunlaştıkça kertenkelenin altına saklandığı toprak da havaya uçuyor, vücudunun daha büyük bir kısmı ortaya çıkıyordu.

 

Görünüşe göre kuzgunlar tek bir noktadan açılan yara ile tatmin olmamışlardı, başka noktalardan da saldırmaya başladılar.

 

Kertenkele artık ne yapacağını bilemez haldeydi, saldırılara karşılık veremiyordu.

 

Meşhur sözde olduğu gibi, sayıca üstün karıncalar bir fili devirebilirdi.

 

Kertenkelenin saldırılara karşılık veremediğini gören kuzgunlar daha da hevesli saldırmaya başladılar.

 

Kertenkelenin vücudunda birkaç yerde daha yara oluşmuştu. Her tarafa kan fışkırmaya başlamıştı.

 

“Vay be! Kızıl Kabuklu Alevli Kertenkele böyle ölecek mi yani?” Jiang Chen karşısındaki işkence benzeri manzaraya hayranlıkla bakıyordu.

 

Bu esnada yeryüzünde ufak bir hareketlenme oluştu.

 

Bum!

 

Bir anda etraftaki topraklar havaya uçtu, sanki bir tür patlama olmuş gibiydi.

 

Yeryüzünde girdaba benzer bir şey oluşmuştu ve gittikçe büyüyordu, etrafındaki toprağı beraberine alarak yükseliyordu. Müthiş güçlü bir auranın yardımıyla, bu yükselen toprak bir anda sayısız ok parçasına dönüşmüştü.

 

Bum! Bum! Bum!

 

Toprak parçaları sanki metalden yapılmış gibi sertti.

 

Kuzgunlar heveslerine yenik düşüp toprağa çok fazla yaklaşmışlardı ve savunmasız kalmışlardı. Ne kadar hızlı olurlarsa olsunlar, bu saldırıya karşılık verecek vakti bulamamışlardı.

 

Saldırıdan kaçamamış olan kuzgunların acı çığlıkları yankılandı, üzerlerine gelen kaya ve toprağın etkisiyle yaralanmış ve birer birer yere düşmeye başlamışlardı.

 

Bu esnada kertenkelenin vücudu sanki bir ejderin okyanustan çıkması gibi toprağın altından yükseldi.

 

Vücudunun yükselişi tıpkı bir dağın oluşması gibiydi.

 

Aynı zamanda kertenkele ağzını açmış ve Kuzgun Krala doğru hamle yapmıştı, onu ısırmak istiyordu.

 

Kuzgun Kral aniden kanatlarını çırpmaya başladı, bu saldırıdan kaçmaya çalışıyordu.

 

Fakat ne yazık ki Alevli Kertenkele her şeyi hesaplamıştı, Kuzgun Kralın kaçmasına izin vermeyecekti.

 

Kuzgun Kral geri kaçmaya çalışırken üzerine basan müthiş aurayı hissetti.

 

Bu esnada Alevli Kertenkele yaralı kuyruğunu da savurmuş ve Kuzgun Kralın kaçış rotasını kesmişti.

 

“Kokuşmuş tüylü yaratıklar! Ölün!” Alevli Kertenkele uzun zamandır saldırmak için bekliyordu ve saldırısını en ölümcül hale gelene kadar bekletmişti.

 

Bu zamana kadar hamle yapmamasının sebebi kuzgunların gardını indirmesini beklemesindendi.

 

Amacı ise Kuzgun Kralı yutmaktı!

 

Kuzgun Kral üzerindeki auranın etkisiyle kendisini kontrol edemez haldeydi.

 

Alevli Kertenkele ağzını açmış ve dilini dışarı çıkarmıştı. Görünüşe göre Kuzgun Kralı canlı canlı yutmak istiyordu.

 

Kuzgun Kral bu zamana kadar gururluydu, fakat şu anda yüz ifadesi değişmişti. Bu hamleden kaçamazsa kertenkelenin yemeği olacağının farkındaydı.

 

Alevli Kertenkele çiçeği özümsemekten daha çok Kuzgun Kralı yutarak ruh enerjisi kazanabilirdi.

 

Bu durumda ölüm hızını da oldukça yavaşlatabilirdi.

 

Fakat Kuzgun Kral şu anda ne yapacağını bilemez haldeydi. Vücudu kertenkelenin aurası ile baskı altına alınmıştı.

 

Şu anda Kuzgun Kral yaşam mücadelesi veriyordu.

 

Kuzgun Kralın vahşi içgüdüleri kendini göstermeye başlıyordu. Kendi aklında bir strateji oluşturarak kaçmaya değil, kaçmasını önleyen auranın etkisini kullanarak kendisini ileri atılmaya hazırlamıştı. Tüylerini birer kılıç olarak kullanacak ve kertenkelenin ağzına var gücü ile hücum edecekti.

 

Vücudunu hızlandırdı.

 

Bu final saldırısında varını yoğunu ortaya koyacaktı.

 

Eğer bu momentumu kullanarak rakibinin ağzına dalabilirse, oradan da iç organlarına kadar ilerleyebilirse, işte o zaman ölümcül bir darbe indirme şansı yakalayabilirdi.

 

Alevli Kertenkelenin dış tarafı kalın bir kabukla kaplıydı ve kırılması neredeyse imkânsızdı.

 

Fakat iç organları onun zayıf noktasıydı. Kuzgun Kral biliyordu ki bu kertenkelenin sivri dişlerinden kaçınıp içeri dalabilirse yüzde yetmiş-seksen oranında başarılı olabilirdi.

 

Sonuçta Alevli Kertenkele gücünün çoğunu harcamış ve yorulmuştu.

 

Belli ki bu saldırının sonunda kimin yaşayıp kimin öleceği belli olacaktı.

 

Kuzgun Kral ya kertenkelenin dişleri ile ikiye bölünecekti, ya da iç organlarına ulaşmayı başarıp kertenkeleyi öldürecekti.

 

Bu savaş ölüm garantili bir savaştı, bu savaş sona erdiğinde taraflardan biri mutlaka ölü olacaktı!

 

Jiang Chen Kuzgun Kralın bu hamleye hazırlandığını görebilmişti, Kuzgun Kralın vahşi içgüdülerini takdir etti.

 

Kırmızı bir ışık huzmesi haline bürünen Kuzgun Kral hızlı bir şekilde ileri atıldı ve kertenkelenin kanlı ağzına doğru ilerledi.

 

Alevli Kertenkele bu esnada zoraki şekilde gülümsüyor gibiydi, sanki Kuzgun Kralın bu hamlesini öngörebilmişti, ağzını kapatmıştı!

 

Çınnn!

 

Kuzgun Kral pençelerini kullanarak dümdüz şekilde ilerlemek istemişti.

 

Alevli Kertenkelenin ağzı devasa bir kıskaç gibiydi, Kuzgun Kralın ayaklarını yakalamıştı!

 

Kuzgun Kral bu saldırısını istediği gibi yapamamıştı.

 

Fakat kertenkelenin kendisini yakalamasına çok önem göstermiyor gibiydi, pençelerini ve tüylerini kullanarak kertenkelenin ağzına zarar vermeye odaklanmıştı.

 

Çınnn! Çınnn!

 

Kuzgun Kral iki defa daha hamle yapmıştı, kertenkelenin diline vurarak onu kesmeye çalışıyordu, kertenkelenin iki sivri dişinin arasından kan fışkırıyordu. Manzara oldukça vahşiydi.

 

Alevli Kertenkele ise ağzından kan fışkırmasına rağmen oldukça kayıtsız görünüyordu. Zalim şekilde çenesini sıkarak Kuzgun Kralın hareketlerini kısıtlamak, iç organlarına ulaşmasını engellemek için uğraşıyordu.

 

Bu durum iki hayvanın da son hamlesi gibiydi.

 

Eğer Alevli Kertenkele ağzını gevşetirse Kuzgun Kral elbette iç organlara ulaşacaktı. Bu durumda ölümsüz sayılan bir yaratık bile onu durduramazdı.

 

Eğer Kuzgun Kral iç organlara ulaşamayıp kertenkelenin ağzında mahsur kalırsa yaraları gittikçe daha da kötü bir hal alacaktı. Zaten bu savaş için oldukça fazla güç harcamıştı, bu mahsur kalma durumuna daha ne kadar katlanabilirdi bilinemezdi.

 

İki ruh hayvanı da enerjilerini tüketmek üzereydiler fakat iki taraf da vaz geçmiyordu. Kim daha zalim ve inatçıysa o kazanacaktı.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1489

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1220

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 1011

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 913

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 811

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 794

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 723

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 641

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 638

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 621

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 621

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 216

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 200

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 159

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 150

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 137

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 131

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 130

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 125

Site İstatistikleri

  • 17703 Üye Sayısı
  • 788 Seri Sayısı
  • 36460 Bölüm Sayısı


creator
manga tr