Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Sovereign of the Three Realms - Bölüm 278: Dört Büyük Ata


Kızıl Alev Krallığının arazileri çok genişti. Dört yüz bine kişilik katılımcı burada toplanmıştı.

 

Katılımcıların yüzünde heyecan vardı, toplulukların en üst kişilerinin, yani Ataların gelip kuralları açıklamak üzere olduklarını duymuşlardı.

 

Hem kıdemli yöneticiler hem de Atalar geliyordu!

 

Dört büyük Ata her daim on altı krallığın efsanevi kişileri olmuştu.

 

Buradaki sıradan uygulayıcıları bırak, topluluk müritlerinin bile çoğu Ata kişileri bir kez bile görememişti.

 

Toplulukların kıdemli kişileri bile Ata kişileri istedikleri zaman göremiyorlardı.

 

Atalar on altı krallıktaki en güçlü kişilerdi. Onlar yenilmez kişilerdi, hayatı ve ölümü avuçlarının içinde barındırıyorlardı.

 

Ata kişilerin gelip kuralları açıklayacağını duyunca nasıl olur da heyecanlanmazlardı?

 

Ortamdaki uygulayıcıların çoğunluğu bu Ata kişilerden özel eğitim almanın hayali ile büyümüşlerdi.

 

Böylesine fantastik hayalleri bu uygulayıcıların neredeyse hepsi kurmuştu.

 

Özellikle de genç uygulayıcılar, hangi genç bu hayalleri kurmazdı ki?

 

Zaten ortamdaki uygulayıcıların çoğu bırakın Ata kişileri, henüz kıdemli kişileri bile görememişlerdi hayatları boyunca.

 

Fakat elbette bu esnada Jiang Chen’in kalbi durgundu, buraya kıdemli yöneticilerle veya Ata kişilerle tanışmak için gelmemişti.

 

Buraya savaşmaya gelmişti!

 

Bu kademedeki seçmelerin sıradan uygulayıcılar arasında olduğunu bilmesine rağmen Jiang Chen yine de tedbiri elden bırakmayacaktı.

 

Jiang Chen elbette orijin âlemindeki birini görünce heyecanlanmayacaktı, kendisi zaten reankarne olmuş birisiydi.

 

Geçmiş hayatında, orijin âleminden yüzlerce, hatta binlerce kat daha güçlü olan kişiler bile Jiang Chen’in önünde saygılı davranıyorlardı.

 

Jiang Chen etrafındaki heyecanlı kişileri görmezden gelerek Boulder’in Kalbi yeteneğini aktif etti, meditasyona başlamıştı.

 

Ortamda dört yüz bin kişi vardı, herkes sadece fısıldayarak konuşsa bile gürültü kopuyordu.

 

“Ho!”

 

Gökleri aniden bir kükremeye benzer ses kapladı.

 

Bu ses göklerde öyle bir yankılanmıştı ki ortamdaki bütün uygulayıcıların kulak zarlarını titremişti, bu ses duyulduktan kısa süre sonra ortama sessizlik hakim oldu.

 

Dört yüz bin uygulayıcı anında sesini kesmişti.

 

“Haha! Güneş Avcısı, seni gidi yaşlı canavar! Daha başlangıçta hava atmaya mı kalkışıyorsun?” Bir başka vahşi ve ürpertici ses daha yankılanmıştı.

 

Bulutların arasından dört adet ışık huzmesi göründü. Kutsal bir aura ile kaplanmış, sanki dünyaya ait olmayan bir tarihe sahip gibi görünen dört ışık huzmesi. Bütün renkleri içinde barındıran, kaynağını güneşten alıyor gibi parlayan ışık huzmesi!

 

Güçlü bir aura varlığını hissettirmeye başlamıştı, bin li mesafedeki alanı kapsamaktaydı.

 

Jiang Chen meditasyondayken bu olay onun kalbini hızlandırmıştı, İlah’ın Gözünü aktif ederek yukarı baktı.

 

Dört adet ışık huzmesi gökyüzünün dört tarafından yaklaşıyordu.

 

Üç erkek, bir kadın, toplamda dört adet orijin âlemi uygulayıcısı!

 

“Toplulukların dört büyük Ata’sı” Jiang Chen dikkatini bu kişilerin figürlerine odaklamıştı. Bu kişiler sanki bir tanrıymış gibi gökyüzünden aşağı doğru iniyorlardı.

 

Böyle bir aurayı Ye Chonglou’dan bile hissetmemişti Jiang Chen, bu kişiler kesinlikle on altı krallıktaki çekirdek kaynakları mutlak gücü kontrol eden kişilerdi.

 

Mor Güneş Topluluğu, Kıymetli Ağaç Topluluğu, Akan Rüzgar Topluluğu ve Devasa Ruh Topluluğu.

 

Jiang Chen önce solda ikinci tarafta duran yaşlı kişiye baktı, yeşil bir cübbe giyinmiş, başında şapkaya benzer bir taç taşıyan ve göğsüne kadar uzanan bıyıkları olan bir erkekti bu. Kaşlarının arasından huzur yükseliyordu, sanki dünyanın bütün karmaşasından uzakta gibiydi.

 

“Bu kişi Kıymetli Ağaç Topluluğunun saygın Ata’sı olan Bin Akbaşlı isimli kişi olmalı.” Jiang Chen içinden düşünüyordu.

 

Jiang Chen’in bakışları bu sefer soldan ikinci kişiye döndü, bu yaşlı kişi uzun boylu ve yapılı birisiydi, gözlerindeki bakışlar delici ve vahşiydi. Ateş renkli kızıl cübbesi bu adamı sanki bir ateş topunun gökyüzünden inmesi gibi gösteriyordu.

 

Jiang Chen bu kişinin Mor Güneş Topluluğundan, Güneş Avcısı isimli Ata kişi olduğunu düşündü.

 

Soldan üçüncü kişi bir kadındı, buz kadar temiz ve yeşim taşı kadar pürüzsün bir cildi vardı. Beyaz kıyafetler giyinmişti, bulutlardan aşağı süzülen bir peri edasıyla yaklaşıyordu. Orta yaşlı ve harika güzelliğe sahip bir kadındı.

 

Bu kişi Akan Rüzgar Topluluğundan, Buz Buharı isimli Ata kişi olmalıydı.

 

En sağdaki kişi ise oldukça kaslı birisiydi. Bu dörtlü içerisindeki en keskin hatlara sahip kıyafetleri bu kişi giyinmişti, kıyafetleri büyük bir dağ bıldırcınının kuyruğu gibiydi, oldukça dağınık mevzilenmiş ve sert hatlara sahipti. Vahşi bir aslanın yelesine benzeyen saçları vardı, omuzlarından aşağı rastgele şekilde süzülüyordu. Bu kişinin bindiği ruh hayvanı da ilginçti, dokuz adet başı olan ve sahibinin vahşi kişiliği ile ahenk içinde havada süzülen bir ruh hayvanıydı bu. Bu hayvan ve sahibi birlikteyken daha vahşi görünüyorlardı, ikisinin uyum içerisinde olması ürpertici ve saygı duyulacak bir durum sergiliyordu.

 

Bu kişi Devasa Ruh Topluluğundan, Dokuz Aslan isimli Ata kişi olmalıydı.

 

Jiang Chen daha önce Ye Chonglou’dan bu kişiler hakkında bazı şeyler duymuştu, kesin bilgilere sahip olmamasına rağmen hangisinin hangisi olduğunu anlayabiliyordu.

 

Bu kişiler elbette orijin âlemi uygulayıcılarıydı, onların ağzından çıkan tek bir kelime bile dört yüz bin kişiyi susturmaya yetmişti. Ruh Kralı seviyesindeki birisi bile bu kişilerin aurasına karşı koyamazdı.

 

“Bunlar… Bunlar Ata kişiler!”

 

“Saygın orijin âlemi uygulayıcıları!”

 

“Aman tanrım! Ben hayal mi görüyorum?”

 

Kısa bir süre boyunca herkes sessizlikten taş gibi davranmıştı, dört yüz bin kişilik uygulayıcı kitlesinde herkes bu gelen kişilere gıpta ile bakıyordu.

 

Dört büyük Ata on altı krallığın idol kişileriydi, nasıl olur da onlara hayran kalmazlardı?

 

Gökyüzünden birkaç tane daha siluet inmeye başladı fakat bu gelenler hadlerini biliyorlar ve Ata kişilerin önüne geçmiyorlardı.

 

Bu sonradan gelenler ise kesinlikle toplulukların kıdemli yöneticileri, yani ilk kademedeki seçmelerin jürisi olacak kişiler olmalıydı.

 

“Güneş Avcısı, sen mademki etkili girişleri seviyorsun, neden konuşmayı sen başlatmıyorsun?” Vahşi ve iri yapılı olan Dokuz Aslan gülümseyerek konuşmuştu.

 

Mor Güneş Topluluğunun Güneş Avcısı gülümsedi ve teklifi reddetmedi, altındaki ruh hayvanına komut verdi ve kısa bir mesafe ileri çıktı.

 

“On altı krallıkta her daim enerji dolu askeri Dao etkinlikleri olmuştur. Dört büyük topluluğun işbirliği ile bu atmosfer elbette daha çok enerji ile doldu! Bugün burada toplanmamızın sebebi topluluklar için dâhi kişilerin seçilme zamanının gelmesidir! Danışmanlarımızla ve Dao konusundaki uzman kişilerle görüştükten sonra siz fani uygulayıcılara da bir şans vermeyi düşündük. Bu durum sizin kendinizi ispatlayabilmeniz için büyük bir fırsat. Ben sizlerin bu fırsatı değerlendirmek için elinizden geleni yapacağınızdan eminim. Bu fırsatı kullanarak gözümüze girmeyi ve değerinizi yükseltmeyi hedeflemelisiniz.”

 

Saygın Ata Güneş Avcısı katı ve sert kişiliği ile ün salmış birisiydi, her daim karşısındaki kişilere üstünlük ve baskı kurmaya çalışan birisiydi.

 

“Belki de topluluk müritleri ile direkt olarak seçmelere giremediğiniz için haksızlığa uğradığınızı düşünüyorsunuz, size söylemeliyim ki bunda adaletsiz hiçbir şey yok. Zaten adalet dediğimiz şey askeri Dao dünyasında hiçbir zaman var olmamış bir şeydir. Sizler fani dünyada doğdunuz ve topluluklarda doğan uygulayıcılardan farklısınız. Başlangıç noktalarınız farklı. Bu her ne kadar zalim bir tespit gibi görünse de, askeri Dao dünyasında düşük profilli bölgelerde doğmak talihsiz bir durumdur. Şimdi ise, dört büyük bölge sizin bu talihsizliğinizi yok sayıyor ve size topluluklara katılmanız için bir fırsat veriyor. Sizlere, kendinizi bir ejdere dönüştürebilmeniz için bir fırsat veriliyor! Eğer bu fırsatı iyi şekilde kullanabilirseniz, emin olun ki topluluğun müritleri ile aynı koşullara erişeceksiniz. Seçmelerin ikinci kademesinde hiçbir topluluk müridi özel muamele görmeyecek, kurallar onlar için değiştirilmeyecek. İkinci kademe seçmelere geçtiğinizde asıl adaleti göreceksiniz!”

 

Kalabalık heyecanlanmıştı, adil bir rekabetin gerçekleşeceğini öğrenmişlerdi.

 

Ortamdaki dört yüz bin uygulayıcının yüzde doksanı zaten bundan endişe ediyordu, toplulukların kendi müritlerini kayıracaklarından endişeleniyorlardı.

 

Fakat Güneş Avcısının sözleri kalplerine su serpmişti.

 

Eğer ilk kademeyi başarılı şekilde geçerlerse adil bir rekabette olacaklardı.

 

Üstelik son on altı kişiye kalmasalar bile, belki de yüksek potansiyelli olduklarını kanıtlarlarsa yine de topluluğa girme hakkı kazanabilirlerdi.

 

Bir kere topluluğa girince zaten gerisi kolaydı, fani dünyadan ayrılıp tamamen eğitimle uğraşacaklardı.

 

“Elbette, çok iyimser de düşünmemeye çalışın. Bu etkinlik bir seçme etkinliği olduğundan kesinlikle zalim olacaktır. Rekabet vahşi olacaktır. Kendinizi mental olarak da hazırlamanız gerekir.”

 

Saygın Ata Güneş Avcısının sesi ortamdakileri uyarır tonda çıkmıştı.

 

“Yaklaşık olarak dört yüz bin kişisiniz, fakat benim tahminlerime göre on binden daha az kişi ikinci kademe seçmelere geçmeye hak kazanacak. Ondan sonra ise yüzde otuzun altında bir kısım topluluklar tarafından seçilecek. Bu demek oluyor ki en baştaki dört yüz bin kişiden sadece üç bin kişi topluluğa girmiş olacak.”

 

Bu oran yaklaşık olarak yüzde bire denk geliyordu.

 

Üç bin kişi aslında az bir oran olsa da, herkesin içinde heyecan oluşmuştu.

 

Sonuçta sıradan uygulayıcıların hepsi topluluklara girmek için sabırsızlanıyordu.

 

Üç bin kişinin arasına girmek için can atıyorlardı.

 

Jiang Chen bu sayıları duyunca iç çekti: “Görünüşe göre topluluklar acele içerisinde. Toplamda üç bin kişi almak demek her topluluğun yaklaşık olarak sekiz yüz kişi alması demek, düz düşünülecek olursa her topluluk yaklaşık bin kişi alacak.”

 

Bu gerçekten de toplulukların ne kadar alarmda olduğunun göstergesiydi.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1357

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1136

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 951

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 876

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 767

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 716

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 687

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 622

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 585

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 549

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 490

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 212

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 153

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 147

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 127

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 120

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 111

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 78

Site İstatistikleri

  • 18448 Üye Sayısı
  • 530 Seri Sayısı
  • 25329 Bölüm Sayısı


creator
manga tr