Eğer hakim olsaydım, yapacağım ilk şey kölelik ve aristokratik sistemi değiştirmek olurdu. Eğer kanunun karşısında eşitsek, o zaman herkes her şeyde eşit olmalı ve sınıf farklılıkları olmamalı! #The Dark King

Sovereign of the Three Realms - Bölüm 242: Göz Alıcı Bir Evlilik Kafilesi


Bu damat seçimi halka açık bir seçim olduğundan birçok dünür kafilesinin gelmesi normaldi.

 

Fakat yine de yaşlı kadın Ning biliyordu ki az önce gelen rapordaki ‘başka bir dünür kafilesi’ kesinlikle Qiao Baishi olmalıydı.

 

Yaşlı kadının bu halka açık damat seçimini istemesi, Kuzey ve Güney Saraylarının ittifak oluşturmasının reklamını yapmaktı elbette.

 

Ayrıca Kuzey Gök Kubbe Sarayının ismini kullanarak Qiao Baishi’yi amacından vaz geçirmeye çalışıyordu. Baishi’nin zorluklarla karşılaşarak kızından uzak durmasını sağlamaya çalışıyordu.

 

Dışarıda başka bir evlilik kafilesinin olduğunu duyan Ning Qingyan’ın cazibeli vücudu bir anda sarsıldı: “Gelen Baishi mi yoksa? Acele et ve onları içeri al!”

 

Saray başkişisi bu sözün üzerine sinirli şekilde ve sesini yükselterek konuştu: “Qingyan! Otur dedim sana! Ne Baishi’ymiş bu be! Bugün sadece Efendi Xiao Yu var, Efendi Xiao Yu Kuzey Gök Kubbe Sarayı adına burada ve evlilik teklifi için geldi, ben sadece onu değerlendireceğim, başka bir kafileyi değil!”

 

Ning Qingyan kederlenmişti: “Anne, evlenecek olan sen misin yoksa ben miyim? Senin değerlendirmelerin nasıl benimkinden daha önemli olabilir?”

 

“Evlilik gibi konularda son sözü ebeveynler söylemelidir!” Sarayın başkişisi oldukça baskındı.

 

Başkişi kaşlarını çatarak kapı görevlisine döndü: “Git ve o kapıdaki çocuğa söyle, Güney Gök Kubbe Sarayına onu kabul etmiyoruz! Artık pes etmesi gerektiğini söyle!”

 

Kapı görevlisi biraz garip bir ifade takındı, ne yapacağını bilemez haldeydi.

 

Başkişinin kaşları iyice çatıldı: “Ne bekliyorsun be? Duymadın mı söylediklerimi? Kapıya git ve o çocuğu kov buradan!”

 

“Sayın başkişi, dediğinizi yapmak kolay değil efendim.”

 

“Neden kolay değilmiş?”

 

“Gelen kafile çok kalabalık ve önemli kişiler barındırıyor.”

 

“Önemli kişiler mi? Kimmiş onlar?”

 

“Qingyang Vadisinden Kadim Fei, Devasa Hazine Sarayının Başkan Yardımcısı Shi, Ejder Dişi Muhafızlarının Yardımcı Müdürü Zhou ve… Bir de veliaht prens Ye Rong var efendim. Ayrıca bu saydıklarımdan başka birkaç soylu kişi ve önemli devlet kademesindeki memurlar da var, oldukça güçlü karakterler.”

 

“Ne?” Saray başkişisinin ağzı şaşkınlıktan açık kalmıştı: “Onlar ne yapıyor burada? Acaba kızımı evlendirdiğimi duyup buraya kutlamaya katılmak için mi geldiler?”

 

“Efendim, hal ve hareketlerine bakılırsa buraya Qiao Baishi’nin dünür kafilesi olarak gelmişler.”

 

“İmkânsız!” Yaşlı kadın Ning kafasını iki yana sallayarak onaylamaz bir hareket yaptı: “Qiao Baishi krallık dışından bir yabancı ve sadece bir çocuk! Tamam, birkaç süslü sözle kızımın aklını çelmiş olabilir ama nasıl bu kadar önemli karakterleri yanında getirebilmiş? Sadece beni tebrik etmeye gelmiş olan bu önemli kişilerle yolda karşılaşmış olabilir! Kendisine ait olmayan arkadaşlarla hava atmaya çalışıyordur kesin! Sadece onlarla beraber buraya gelmiş gibi taklit yapıyordur!”

 

Başkişi bunları söyledikten sonra yönünü Kuzey Sarayının kıdemli yöneticilerine çevirdi: “Lütfen oturun onurlu misafirlerim. Ben maalesef yeni misafirlerimiz geldiği için oturamayacağım.”

 

Kuzey Sarayının başkanı Liu Chengfeng kaşlarını çok belli etmeden çattı. İçinde kötü bir his oluşmuştu, bu gelen kişiler buraya sadece kutlama yapmak için bile gelmiş olsalar, hepsinin de aynı anda burada olmaları tesadüf olabilecek kadar basit bir şey değildi.

 

Her ne kadar içine düşen bu kötü hisle kafası karışmış olsa da, centilmenlikten taviz vermedi. Liu Chengfeng gülerek cevapladı: “Lütfen, istediğiniz gibi misafirlerinizi ağırlayın sayın başkişi Ning.”

 

Ning Qingyan da annesi ile beraber misafirleri karşılamak için ayaklanmıştı.

 

“Qingyan, benimle gelemezsin, burada durup misafirlerimizle ilgilen!”

 

“Sevgili anneciğim, ben içeride çok sıkıldım.”

 

Saray başkişisi homurdandı: “Lanet kız! Seni uyarmadığımı düşünme! Eğer bu Baishi denen çocuk bugün bir yaygara çıkarmaya kalkışırsa onun cezasını çekmesini sağlayacağım!”

 

“Sevgili anneciğim, o halde sen de benim seni uyarmadığımı düşünme, eğer Qiao Baishi ile evlenmezsem hiç evlenmeyeceğim!”

 

“Lanet kız! Sen gerçekten de beni kederimden öldürmeye çalışıyorsun!”

 

Anne kız ikilisi bunları konuşurken dış kapıya yaklaşmışlardı.

 

Kapıdaki birkaç tanıdık yüzü gördüğüne şaşırmıştı başkişi Ning.

 

“Vadi ustası Fei, Başkan Yardımcısı Shi, Yardımcı Müdür Zhou ve majesteleri… ve… ve bu genç yakışıklı da kim acaba?” Saray başkişisi Ning Jiang Chen’i daha önce görmemişti.

 

“Ben Jiang Chen, Saray başkişisini selamlarım!” Jiang Chen hafif bir gülümseme ile konuşmuştu.

 

Bu sırada yaşlı Fei metal bir çan gibi rahatsız edici sesiyle ve her zamanki yaygaracı tavrıyla konuştu: “Saray başkişisi Ning, bir misafire diğer bir misafirden daha fazla önem vermeyin! Duyduğuma göre içerideki Kuzey Gök Kubbe Sarayının adamları uzun zamandır şarap ve çay içiyorlarmış. Fakat biz burada soğuktan ve açlıktan titreyerek bekliyoruz. Bu adil değil… adil değil…”

 

Bu yaşlı adam başkalarını rahatsız edecek şakalar yapmakta ustaydı. Şu anda başkişi Ning’in misafirperverliği hakkında şaka yapıyor gibi görünse de aslında buraya evlilik kafilesi olarak geldiklerini ima etmeye de çalışmıştı.

 

Elbette saray başkişisi şaşırmıştı: “Yaşlı Fei, ne diyorsunuz siz?”

 

Yaşlı Fei güldü: “Saray başkişisi Ning, ben gerçekten bu durumdan rahatsız oldum. Kuzey Sarayı buraya evlilik teklifi için gelmiş fakat benim arkadaşım da aynı sebepten burada. Fakat duyduğuma göre benim arkadaşımı kapı dışarı etmeye çalışırken içerideki Kuzey Sarayının adamlarını çok güzel ağırlamışsınız. Öğrenmek istiyorum, acaba neden Kuzey Sarayının damat adayı benim arkadaşımdan daha iyi muamele görüyor?”

 

Shi Xiaoyao da şakalarıyla insanları zor durumda bırakmayı seven birisiydi, gülerek konuştu: “Saray başkişisi Ning, bir misafire iyi davranıp diğerine kötü davranmakla hata ediyorsunuz. Qiao Baishi benim de yakın arkadaşım olur. Neden böylesine yakışıklı birini boş verip Kuzey Sarayının alakasız bir müridiyle böylesine ilgileniyorsunuz?”

 

Zhou Kai de gülümseyerek konuştu: “Büyük kız kardeş Ning, Qiao Baishi çok iyi birisidir. Benim tahminlerime göre Baishi’nin geleceği en az Kuzey Sarayı müridininki kadar parlak.”

 

Bu sırada veliaht prens de gülümseyerek sohbete katıldı: “Hadi, burada ayakta dikilmek yerine içeri girelim. Buradaki kafileler evlilik teklifi için buradalar, neden adil bir şekilde rekabet etmeyelim ki?”

 

Jiang Chen’in daveti üzerine gelmiş olan herkes konuşmuştu, Dan Fei de sessiz kalmak istemedi. Sonuçta Labirent Âleminde Jiang Chen’in kendisine çok faydası dokunmuştu.

 

Dan Fei samimi şekilde gülümseyerek konuştu: “Bayan Ning, kardeş Qingyan ve ben her daim yakın arkadaş olduk, tıpkı kız kardeşler gibiydik. Qingyan’ın Baishi’yi sevdiğini biliyorum. Bayan, küçük Dan sizin kararınızın esas olacağını elbette biliyor ve buna müdahale etmekten çekiniyor. Fakat Onurlu Baş Usta bile Baishi’nin evliliğini onaylıyor.”

 

Başkişi Ning şu anda resmen kalp krizi geçiriyor gibiydi.

 

Bu gelen kişilerin kızının evliliğini kutlamaya, kendisini tebrik etmeye geldiğini düşünmüştü. Gerçekten de Baishi’nin dünür kafilesinden olduklarını kim düşünebilirdi ki?

 

Başkişi Ning’in başına ağrı girmişti.

 

Baishi gibi yabancı bir çocuğun bu kadar önemli karakterleri kendi tarafında bir dünür kafilesi oluşturmak için ikna edebileceğini düşünmemişti.

 

Neler oluyordu böyle?

 

Bunları düşünürken kızına bir göz attı, Ning Qingyan’ın yüzündeki mutlu ifadeyi görmüştü.

 

Fakat Ning Qingyan bile Baishi’nin bu kadar önemli karakterleri nasıl ikna ettiğini anlayamamıştı.

 

Herkes biliyordu ki buradaki her şahsiyet kendi başına bile olsa yine de Gök Ağacı Krallığı’nın en güçlü kafilesini oluşturabilirdi.

 

Kapılarına gelen bu kafilenin toplam nüfuzu koca Kuzey Gök Kubbe Sarayının toplamından bile fazlaydı.

 

“İşte aşık olduğum adam! Beni yüzüstü bırakıp gitmeyeceğini biliyordum Baishi! Sen bir tanesin!” Ning Qingyan’ın yüzündeki mutluluk her hareketinden okunuyordu.

 

Bu esnada Qiao Baishi ne kibirli ne de mütevazıydı.

 

Ortalama bir profil sergiliyordu.

 

“Saray başkişisi Ning, ben her ne kadar Kuzey Sarayının müridi gibi şanslı doğmuş olmasam da, biliyorum ki benim Qingyan’a karşı hissettiklerim karşısında hiçbir rakip karşımda duramaz. Ben uzun zamandır bunu düşünüyordum, ve size garanti veriyorum, eğer sıkı çalışırsam ve azimle yükselirsem, bu Kuzey Sarayı müridinden çok daha parlak bir geleceğim olacaktır.”

 

Yaşlı kadın Ning şu anda Baishi’yi tekrardan değerlendirmesi gerektiğinin farkındaydı. Anlıyordu ki Baishi daha önceden hep düşük bir profil sergilemişti, bu yüzden yaşlı kadın onu küçümsemişti.

 

Kafilesinde bu kadar önemli şahsiyetlerin bulunması demek elbette onun hiç basit birisi olmadığı anlamına geliyordu. Bu kafilenin toplanmasının arkasındaki sebep ne olursa olsun fark etmez, Kuzey Sarayı müridi Xiao Yu’nun böyle bir kafileyi hiçbir sebeple bir araya getiremeyeceğini düşünmüştü.

 

Dan Fei’nin söylediklerini duyunca zaten ürpermişti, içinden düşündü: “Onurlu Eğitmen bile Baishi’yi tanıyor ve onu onaylıyor muymuş? Ben bu adamı ne kadar da küçümsemişim böyle!”

 

Saray başkişisi Ning biliyordu ki Eğitmen Ye’nin onayını almak çok zordu. Hatta ondan iltifat almak bile Gök Ağacı Krallığındaki en zor işlerden birisi olmalıydı.

 

Dan Fei’nin sözlerinin doğru ya da yanlış olması fark etmezdi, sonuçta Dan Fei, Eğitmen Ye’yi temsil ediyordu. Saray başkişisi Ning kapısına gelen bu kafileyi kesinlikle ciddiyetle karşılamak zorundaydı.

 

Eğer Qiao Baishi’yi reddederse, karşısındaki bu kafileyi reddetmiş olacaktı.

 

Bu kafiledeki hiç kimseyi gücendirmeyi göze alamazdı.

 

Eğer bu kafileden herhangi birini gücendirirse, ileride Güney Sarayı ittifakları çok zor duruma düşecekti.

 

“Görünüşe göre önyargılarımı bir kenara bırakıp bu meseleyi ciddiyetle halletmeliyim. Qiao Baishi’ye adil bir rekabet için şans vermeliyim. Kuzey Gök Kubbe Sarayı ile olan ittifak ile bu kafile ile olan ittifak kıyaslanamaz bile! Kuzey Sarayı bunların yanında sönük kalır!”

 

Saray Başkişisi bunları düşündükten sonra konuştu: “Sizler Gök Ağacı Krallığının aydın kişilerisiniz. Sizin buraya gelişinizle onurlandım. Kuzey Sarayının kafilesi çoktan buraya geldiler ve içerideler. İki grup arasında kalmayı kimse istemez, bu yüzden neden iki damat adayı arasında adil bir rekabet sunmuyoruz? Lütfen içeri gelin.”

 

Sonuçta başkişi Ning dört büyük bölgeden birinin başındaki kişiydi, kibarlıktan nasibini almış, hoşgörülü bir kadındı. Misafirlerini hoş şekilde karşılayıp buyur etmişti.

 

İki kafile ayrı taraflarda yerini aldı, aralarında şimdilik bir sürtüşme görünmüyordu.

 

Fakat Kuzey Sarayı başkanı Chengfeng içeriye çok sayıda kişinin girdiğini görünce istemsiz şekilde gardını almıştı. Her ne kadar gelen kişileri samimi şekilde selamlamış olsa da, içten içe öfke ile dolup taşıyordu.

 

Bu evlilik teklifine dair umutları çok yüksekti, bu evliliğe kesin gözüyle bakıyorlardı ve kimsenin bunu mahvetmesini istemiyordu.

 

İçeri girenlerin arasından yaşlı Fei konuştu: “Hey Liu Chengfeng, boş selamlaşmalarla bizi kandırmaya kalkışma. Bak sana şimdiden söylüyorum, benim erkek kardeşim Baishi bugün evlilik teklifini yapıp kazanacak kişi olacak.”

 

“Erkek kardeşin Baishi mi?” Liu Chengfeng ve başkişi Ning şaşırmıştı.

 

Her ne kadar yaşlı Fei’nin şaka dolu sözlerini karşısındaki kişileri rahatsız etmek için söylediğini bilseler de Baishi’yi erkek kardeş olarak nitelendirmesi şaşırtıcıydı.

 

“Elbette, Qiao Baishi benim uzun yıllardır en yakın arkadaşlarımdan birisi. Biz kan kardeşi sayılırız. Senin müridin her ne kadar güçlü olsa da, benim erkek kardeşimle rekabet edemez bile! Liu Chengfeng, sana şimdi hemen evine dönmeni ve buradaki rekabette rezil olmaktan kaçınmanı öneriyorum!” Yaşlı Fei sivri dilini konuşturuyordu yine.

 

Liu Chengfeng’in tadı kaçmıştı: “Yaşlı Fei, senin baban bile gelse bizim Kuzey Sarayımız sizin Qingyang Vadinize yüz vermez!”

 

Liu Chengfeng de dilini sivriltmişti.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1338

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1132

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 944

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 867

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 753

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 707

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 685

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 577

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 547

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 464

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 213

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 199

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 150

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 125

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 119

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 101

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 77

Site İstatistikleri

  • 17756 Üye Sayısı
  • 483 Seri Sayısı
  • 24038 Bölüm Sayısı


creator
manga tr