Korku dağları bekler. #Atasözü

Sovereign of the Three Realms - Bölüm 226: Ölümle Mücadele


Henüz kısa bir süre önce Lu Wuji gururlu şekilde hava atan tavırlar sergiliyordu, planlarının üzerinden tekrar tekrar geçerek gururlanıyordu. Jiang Chen’i ve Ye Rong’u nasıl öldüreceğini, prens Ye Hao’yu nasıl yükselteceğini düşünüyordu. Tabii ki hakkında en çok düşündüğü şey ise Ejder Dişi Muhafızlarının Genel Müdürü olma hayaliydi.

 

Fakat bugün yaşananlardan sonra, gerçekler yüzüne tokat gibi inmişti.

 

Xue San ve grubunun ortamı terk etmek üzere olduğunu görüyordu. Onlara engel olmak istedi fakat içinden bir ses bunu yapamayacağını söylüyordu.

 

Eğer engel olmaya çalışırsa, Xue San gibi soğuk kalpli bir suikastçı hiç düşünmeden kendisini öldürürdü.

 

“Böyle olmayacak… Böyle olmayacak… Burada böylece oturup ölmeyi bekleyemem ya! Burada kalamam, benim de burayı terk etmem lazım! Xue Tong beni suçlasa bile mahkemede bunu inkâr ederim. İşkenceyi benim yaptığımı ispatlayamazlar! İşkence yapıldığına dair kanıt var fakat işkenceyi benim yaptığıma dair kanıt yok!”

 

Lu Wuji bunları düşündükten sonra acele ile dışarı çıktı.

 

Tam da kapıdan dışarı çıkmıştı ki Xue San ve grubunun yüzleri siyah örtülerle kapalı şekilde orada olduklarını gördü.

 

Xue San Lu Wuji’yi görünce sinirlendi ve bir tokat salladı, bu tokadın etkisiyle Lu Wuji’nin vücudu savruldu ve duvara tosladı.

 

Bu tokat neredeyse Lu Wuji’nin hayatını alacaktı.

 

Lu Wuji misilleme yapacak durumda değildi. Ağzından kan akıyordu.

 

“Lu Wuji! Seni gidi işe yaramaz çöp parçası! Sen takip edilmediğini söylemiştin değil mi? O hâlde etrafımızı üç katman şekilde saran bu adamalar öylece bir anda burada mı belirdiler ha?” Xue San’ın yüzündeki ifade sinirli ve karanlıktı. Gerçekten de Lu Wuji’yi öldürmek istiyordu.

 

Lu Wuji tokadın etkisiyle uçuşa geçip duvara çarptıktan sonra gerçekten de sinirlenmişti fakat Xue San’ın sözlerini duyduktan sonra bu sinir yerini şaşkınlığa bırakmıştı.

 

“Etrafımız mı kuşatıldı? Nasıl olabilir bu?” Lu Wuji ayağa kalkmak için çabalarken mırıldanarak konuşmuştu.

 

Xue San Lu Wuji’ ile daha fazla dikkatini dağıtmak istemiyordu, adamlarına seslendi: “Üç gruba ayrılmamız lazım, ben tek başıma bir grup olurum, siz ikişer kişilik gruplar olun. Unutmayın, savaşarak vakit kaybetmeden buradan çıkmamız lazım. Etrafımızda çok sayıda Ejder Dişi Muhafızı olsa da, onlar sizi sabit tutabilecek kapasitede değiller.”

 

“Usta San, sizin kaçmanız için biz burada kalıp dövüşürüz.” Dört asker de aynı anda bunu söylemişti.

 

Xue San gururlu şekilde cevapladı: “Buna gerek yok, hepimiz buradan kaçabildiğimiz sürece problem yaşamayız. Bir Ejder Dişi Muhafızı beni sabit tutabilecek kadar güçlü mü sanıyorsunuz?”

 

Gök Ağacı Krallığı’nda Xue San’ın gücü ile rekabet edebilecek kişilerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi.

 

Bu gücün üzerine bir de doğuştan gelen suikastçı yetenekleri eklenirse, bir ortamdan kaçmak istediği zaman onu kolayca durdurabilecek kişi yok denebilirdi. Xue San bu yüzden Ejder Dişi Muhafızları tarafından kuşatılmış bile olsa kendisini burada tutabilecek bir gücün olduğunu düşünmüyordu.

 

Aynı zamanda yanındaki dört adamı da ruh âlemindeydiler. Hepsi de birinci ve ikinci seviyedeydiler.

 

Karşısındaki Ejder Dişi Muhafızlarının sayısı binlerce olsa bile Xue San bu kuşatma çemberini yarıp geçebilirdi.

 

Fakat ruh âleminin ilk üç seviyesi düşük seviyeler olarak kabul ediliyordu. Açıkça konuşmak gerekirse ilk üç seviyede olan kişiler acemi sayılıyordu. Bundan dolayı Xue San’ın adamları Xue San kadar avantajlı sayılmazdı.

 

“Usta San, biz gerekirse ölürüz! Fakat size bir şey olmasına izin vermeyiz!”

 

“Usta San’ın kaçması için kendimizi feda etmeye hazırız!”

 

“Usta San! Sizin için ölebiliriz!”

 

Adamlarının hepsi de oldukça sadık kişilerdi. Xue San güçlü olduğunun farkındaydı fakat kendisi bile bu kuşatma çemberini yarabileceğinden yüzde yüz emin değildi.

 

Sonuçta insan okyanusu şeklinde bir taktik ile üstlerine gelirlerse, yeryüzü seviyesindeki bir ruh âlemi uygulayıcısının dayanıklılığı bile yeterli olmayabilirdi.

 

Xue San soğuk bir ifadeyle konuştu: “Beni dinleyin! Ye Chonglou bizzat buraya gelmediği sürece beni ele geçirmeleri kolay olmayacak!”

 

Gök Ağacı Krallığı on altı krallık arasındaki en güçlü dört krallıktan birisi olsa da, sıradan krallıkların hepsinden daha güçlü olsa da, bu krallıktaki uygulayıcıların hiçbiri birebir mücadelede Xue San’ı yenemezdi.

 

Sadece Krallığın Koruyucu Ruh Kralı söz konusu olduğunda Xue San korkuyordu. Xue San her ne kadar gururlu ve kibirli birisi olsa da, Ye Chonglou ile boy ölçüşemeyeceğinin farkındaydı.

 

Ye Chonglou ruh âleminin zirvesindeydi! Xue San ise sadece yeryüzü seviyesindeydi. Bir Koruyucu Ruh Kralı ile savaşmaya cesareti bile olamazdı.

 

Ruh âleminde dokuz seviye vardı, ilk üç seviye düşük seviyeler olarak adlandırılıyordu.

 

Dört, beş ve altıncı seviyeler yeryüzü seviyesi olarak adlandırılıyordu.

 

Yedi, sekiz ve dokuzuncu seviyeler ise göksel seviyeler olarak adlandırılıyordu.

 

Ruh Kralı göksel seviyenin de üzerindeydi, yani ruh âleminin zirvesindeydi. Birisi Ruh Kralı unvanına eriştiğinde, onun varlığı eşsiz derecede güçlü olurdu.

 

Lu Wuji görmezden geliniyordu fakat yine de küstahça konuştu: “O hâlde… O hâlde ben ne olacağım? Xue San, beni burada bırakamazsın.”

 

Xue San soğuk bir ifadeyle gülümsedi: “Sen mi? Seni öldürmedim çünkü bir nebze olsun düşmanları oyalayabilirsin! Seni yanıma alacak kadar aptal olduğumu mu düşündün? Gerçekten bu kadar saf mısın?”

 

Lu Wuji’nin yüzü hayal kırıklığı ile doluydu: “Sen başkentten benim yardımım olmadan çıkabileceğini mi sanıyorsun?”

 

“Seni yanıma alırsam başkentten çıkışım garanti mi olacak sanki?” Xue San’ın ses tonu küçümseme ile doluydu: “Seni işe yaramaz herif!”

 

Lu Wuji hayatı boyunca bu kadar aşağılanmamıştı.

 

Fakat şu anda utanma duygusundan çok korku hissediyordu: “Eğer beni yanına alırsan, seni başkentten çıkarmak için nüfuzumu kullanırım. Aksi takdirde, eğer ben ölürsem senin de başkentteki bütün bağlantıların ölmüş olur.”

 

“Lu Wuji! Durum bu hale gelmişken bile bu kadar saf olduğuna inanamıyorum! Eğer sen bahsettiğin gibi başkentte çok büyük bir nüfuza sahip olsaydın zaten şu anda etrafımız kuşatılmış olmazdı. Ben, Xue San, senin gibi işe yaramaz birine güvendiğim için kendimden utanıyorum!”

 

Xue San bunları söyledikten sonra bakışlarını adamlarına çevirdi: “Hazır mısınız?”

 

“Usta San…”

 

“Daha fazla konuşmayın! Emirlerime uyun! Dediğim gibi, üç gruba ayrılın!”

 

“Anlaşıldı!”

 

“Hazırlıklarınızı yapın ve ayrılıp farklı noktalardan kaçmaya çalışın! Unutmayın, savaşarak vakit israf etmeyin!”

 

Xue San konuşmasını bitirdikten sonra koşmaya hazırlandı. Kendisi bir yeryüzü seviyeli ruh âlemi uygulayıcısıydı, Ejder Dişi Muhafızlarının eğitim seviyeleri ise sadece gerçek qi’ydi. Bütün gücünü kullanırsa eline bir fırsat geçirebilirdi.

 

Tam bu esnada terk ettikleri mekânın içindeki gizli odadan kalın sesli ve sinsi bir kahkaha yükseldi.

 

“Demek senin ismin Xue San! Demek Gizli El için çalışıyorsun! Madem buraya kadar geldiniz, neden ayrılmak için bu kadar acele ediyorsunuz?”

 

Bu gelen seste bir dalga geçme izi vardı.

 

“Kim var orada?” Xue San’ın yüz ifadesi değişmişti.

 

“Xue San, sen beni öldürmek için komplo kurup oyunlar oynamadın mı? Sen beni öldürmek için gizlice hamleler yapma peşinde olduğun halde bana kim olduğumu mu soruyorsun? Bu durumun komik ve acınası olduğunu düşünmüyor musun?”

 

Bu sözler duyulduktan sonra gizli oda titremeye başlamıştı sanki gizli oda baş aşağı olacak, tamamen ters dönecek gibiydi.

 

Bum!

 

Gizli odadan büyük bir gürültü geldi.

 

Xue San neler olduğunu anlayamıyordu, yüzündeki şaşkınlık ifadesi oldukça belirginleşmişti.

 

Lu Wuji bu esnada sanki bir hayalet görmüş gibi çığlık attı: “Jiang Chen!”

 

Lu Wuji ve Xue San bu koşullar altındayken Jiang Chen ile karşılaşacaklarını hiç düşünmemişlerdi. Lu Wuji Jiang Chen’i gördüğünde içten içe ona doğru atılıp parçalarına ayırmak istedi.

 

Xue San da Jiang Chen’i gördüğüne oldukça şaşırmıştı. Bu Jiang Chen denen adam bu çukurdan çıkıp kendisiyle birebir yüzleşme niyetinde olduğuna göre oldukça cesur birisi olmalıydı.

 

“Jiang Chen! Demek Jiang Chen sensin!” Xue San Jiang Chen ile konuşurken bile gardını düşürmüyordu. Xue San aptal birisi değildi, arkasında destek kuvvet getirmiş olabileceği ihtimalini de hesaba katıyordu.

 

Fakat Xue San etrafı gözlemlediğinde, Jiang Chen’in destek getirmediğini gördü.

 

Jiang Chen ruh âleminde olmasına rağmen onun eğitim seviyesi düşük seviyedeydi. Xue San’dan tamamen farklı bir seviyedeydi.

 

“Haklısın, Gizli El’in öldürmek istediği Jiang Chen benim! Xue San, söylemem gerekiyor ki, sizin Gizli El örgütünüz beni bu sefer gerçekten de sinirlendirmeyi başardı.”

 

“Ne olmuş yani?” Xue San homurdanarak konuşuyordu.

 

“Ne mi olmuş? Benim buraya neden geldiğimi anlayamadın mı hala?”

 

Xue San soğuk bir ifadeyle gülümsedi: “Sen tek başına bizi yakalayabileceğini mi sanıyorsun?”

 

Jiang Chen’in alaycı yüz ifadesi birden ciddileşti: “Yanılıyorsun, seni yakalamak için burada değilim. Seni toprağın altına göndermek için buradayım.”

 

Lu Wuji bağırarak konuştu: “Xue San! İşte sana fırsat! Dezavantajlı olduğumuz bu durumu tersine çevirebiliriz, Jiang Chen’i öldürebiliriz!”

 

Söylemek gerekirdi ki, mesele kurnazlık ve sinsilik olunca Lu Wuji oldukça zeki çıkarımlar yapabiliyordu.

 

Xue San’ın yüzündeki ifade değişti, ne düşündüğü tam olarak belli olmuyordu. Dört adamı sessizce kendi aralarında anlaşmışlar ve Jiang Chen’in etrafını pervane şeklinde bir formasyonla gizlice sarmışlardı.

 

“Xue San, sen ne gibi bir hata yaptığının farkında mısın?” Jiang Chen etrafını saran kişileri fark etmişti, fakat pozisyonunu hiç değiştirmiyordu.

 

“Jiang Chen! Ben cennet yerine cehennemi tercih etsem bile yaptığım hatalar seni ilgilendirmez. Fakat sen buraya gelmekle büyük bir hata yaptığını bilmelisin.”

 

Xue San’ın adamları Jiang Chen’i tamamen kuşatmıştı.

 

Jiang Chen’in aklında nasıl bir gizli hamle olursa olsun, mutlak güç karşısında ayakta duramayacağını düşünüyorlardı. Xue San Jiang Chen’in gizli oda gibi dar bir bölgede hamle yapma kabiliyetinin oldukça azaldığının farkındaydı.

 

Jiang Chen isterse o çukurdan bir ordu çıkarsın, alan dar olduğu için sayılar önemini yitirecekti.

 

“Haha! Xue San, görünüşe göre seni gözümde biraz abartmışım. Lu Wuji’nin bir aptal olduğunun farkındasın fakat hala onun laflarını dinliyorsun, sence ben buraya nasıl geldim? Sence ordu burayı neden kuşatmaya başladı?”

 

“Neden kuşatmaya başladılar?” Xue San soğuk bir ifadeyle güldü: “Bunların hiçbiri artık önemli değil. Önemli olan şu anda senin benim elime düşmüş olman! Yapacağın hiçbir hamle işe yaramaz!”

 

Jiang Chen iç çekti: “Karşındaki düşman tanrılar kadar güçlü olsa bile korkma! Ama yanındaki müttefikin bir aptalsa korkmalısın! Lu Wuji senin müttefikin ve tam bir aptal! Xue San, sonraki hayatında daha akıllı kişilerle işbirliği yapman gerektiğini hatırlamalısın!”

 

Jiang Chen bu sözleri söyledikten sonra Xue San’ın alt tarafındaki toprak şiddetli şekilde titredi ve altın renkli bir ışık huzmesi görüldü. Bu ışık huzmesi Xue San’ın boynuna doğru yükseliyordu ve ısırmaya çalışıyordu!




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 94

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17479 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr