“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

Sovereign of the Three Realms - Bölüm 201: Dan Fei’nin Cezası


Ruh ilacı Dan Fei’nin kalçasında yayıldıkça sıcak ve rahatlatıcı bir etki gösterdi. Aynı zamanda vücudunu rahatlattığı için tatlı bir kaşınma hissi ve güç kaybı da yaşamıştı. Bütün vücudunu zayıf ve güçsüz hissediyordu. Derisinin yüzeyinden kalbine kadar kaşınma hissi vardı. Sanki kalbini birisi kaşıyormuş gibi bir histi.

 

Bu esnada Dan Fei Jiang Chen’in acele edip bir an önce ilaç uygulamasını bitirmesini istiyordu, fakat sonrasında şu anki hislerinin çok da kötü olmadığını ve aslında bitmesini istemediğini fark etti.

 

Fakat nihayetinde utanç duygusu ağır bastı ve hafifçe öksürerek boğazını temizledikten sonra konuşmaya yeltendi.

 

Fakat Jiang Chen ilaç uygulamasını bitirmişti bile, Dan Fei’nin deri şortunu yukarı çekti: “Bitirdim.”

 

Her ne kadar küçük bir miktar ilaç kullanmış olsa da, Jiang Chen için bu iyi bir deneyimdi. Önceki hayatında sayısız güzel kadın görmüş olsa da şu anki vücudu fani bir erkek vücudu olduğundan bu işi yapmasının iyi olduğunu düşündü.

 

Dan Fei’nin vücudu elbette gururlanmaya değer bir vücuttu. Jiang Chen panzehri uygularken oldukça diri ve canlı görünümlü kalçaları fark etmeden duramadı. Eğer Dan Fei’nin böyle kucağında olmasından rahatsız olduğunu söylese yalan söylemiş olurdu.

 

Dan Fei’nin bu özel bölgesinde sadece bir adet yaranın olması iyi bir şeydi, Jiang Chen bu garip durumu kısa süre içinde halledebilmişti.

 

Dan Fei oldukça utanmıştı, ayağa kalktığında Jiang Chen ile göz göze gelmeye cesaret edemedi. Sadece hafif bir ses tonuyla konuşabildi: “Teşekkür ederim.”

 

Jiang Chen cesur şekilde gülümsedi ve yirmi-otuz metre kadar uzaklaştı, bir ağaca yaslanarak bağdaş pozisyonu aldı.

 

“Güneşin doğmasına hala biraz zaman var, git biraz dinlen.”

 

Dan Fei gece boyunca uyumamıştı. Gece boyunca aklını kemiren bir sürü düşünce ile boğuşmuştu. İnatçılığı tutmuş ve yavru ruh hayvanlarını kaçırmak için planlar yapmıştı. Daha sonrasında zehirden dolayı panik dolu zamanlar geçirmiş ve en sonunda hayatta kalabildiği için sevinmişti.

 

Fakat en dikkat çekici olay Jiang Chen’in kalçasına panzehir uygularken, Dan Fei için zaman durmuş gibiydi. Bu olay Dan Fei’nin bilinçaltında yer edinmişti. Her ne kadar bu olay j-hakkında düşünmemeye çalışsa da bir türlü aklından çıkartamıyordu.

 

Daha önce Dan Fei bir erkek gördüğünde hiçbir şekilde etkilenmiyordu. Bırakın böylesine özel bir vücut bölgesine dokunmayı, daha önce hiçbir erkek Dan Fei’nin koluna dahi dokunamamıştı.

 

Fakat bugün, Jiang Chen onun hassas bölgelerine dokunmuştu.

 

Dan Fei geçmişte kendisini bu gibi durumlardan hep korumuştu, ilk defa böyle bir olay yaşıyordu ve olay esnasında kalbinin deli gibi atmaması için büyük uğraş vermişti. Şimdi ise bu olayı düşünmemeye çalışıyor olsa da, ara sıra aklına geliyordu ve o hissi aklından bir türlü çıkartamıyordu.

 

Gecenin karanlığından faydalanarak Jiang Chen’e kaçamak bir bakış attı, suçluluk duygusuyla dolu bir bakıştı bu. Jiang Chen’in bağdaş kurmuş vaziyette ve hiç sarsılmayacak bir dağ edasıyla oturduğunu görünce Dan Fei’nin düşünceleri daha da düzensiz hale gelmişti.

 

“Problem bende mi? Bu Jiang Chen denen adam bana bir şey yapmadı. Jiang Chen bu kadar sakin kalabiliyorken neden benim aklıma çılgın ve düzensiz düşünceler geliyor?” Dan Fei Jiang Chen’in dağ görünümlü vücuduna bakınca bir yandan ona hayranlık duymuş, bir yandan da streslenmişti.

 

Dan Fei’nin düşüncesine göre, Jiang Chen de bu durumdan rahatsız olmalıydı, sabaha kadar gözüne uyku girmemesi gerekiyordu.

 

Dan Fei’nin düşünceleri dizginsiz bir hayvan gibi çılgınca fikirler sunarken gecenin karanlığını ortadan kaldıran şafak sökmüştü. Dan Fei gece boyunca çılgın şeyler düşünmüştü ve aklını ancak güneş doğduğunda toparlayabilmişti.

 

Vücudunu tekrar kontrol ettiğinde yaralarının çoktan iyileştiğini gördü. En şaşırtıcı şey ise yaralardan geriye neredeyse hiç iz kalmamış olmasıydı.

 

“Acaba Jiang Chen nasıl bir mucizevi ilaç kullandı? Derinin içindeki yaraları anında iyileştirdi ve deri yüzeyinde de neredeyse hiç denecek kadar az iz var, sanki hiç yara almamışım gibi!”

 

Dan Fei o anda fark etti ki, Jiang Chen ile ne kadar çok vakit geçirirse, bu adamın o kadar çok gizeme, bilgiye ve tecrübeye sahip olduğunu anlıyordu.

 

Baş Usta Jiang Chen’i seçmekle iyi bir şey yapmıştı elbette.

 

Dan Fei daha önce Jiang Chen ile takılma fırsatını pek yakalayamamıştı, fakat şimdi onunla vakit geçirdikçe görüyordu ki aslında zararsız, işe yarar birisiydi.

 

Eğitmenin doğum günü etkinliğinde şarap şişesini hediye olarak verip kendini fakir göstermişti, sonrasında ise ortamdaki hiç kimsenin kabul edemeyeceği şekilde birinciliği kapmıştı.

 

Aynı şekilde Anka-Ejder yarı ölü yarı canlı vaziyetteyken bir sürü uzman kişi deneme yapmıştı fakat başarısız olmuştu. Jiang Chen ise sanki çok basit bir şeymiş gibi birkaç umarsız sözle bu meseleyi de çözmüştü.

 

Kadim Ning kırk yaşının üzerindeydi, fakat Dört Mevsimli Sonsuz Bahar İlacı onu bir anda yirmi yaş gençleştirmişti. Dan Fei Kadim Ning’in durumu hakkında birkaç şey sorduğunda öğrenmişti, bu ilaç da bir şekilde Jiang Chen ile bağlantılıydı.

 

Dan Fei aynı zamanda Jiang Chen’in başkente gelmesinden bu yana aslında çok da yüksek bir profil sergilememeye çalıştığını gözlemlemişti. Fakat bilgisi, tecrübesi ve dünya görüşü sayesinde başkentin en kurnaz ve sakin insanı sayılabilecek birinci prens Ye Dai’yi bile defalarca alt ederek çileden çıkartabilmeyi başarmıştı.

 

Düşük profil sergilemesi ile bilinen dördüncü prens Ye Rong bir anda şöhretini yükseltmiş, nüfuzunu güçlendirmişti. Neredeyse veliaht prens olma yarışında birinci prensle aynı rekabet seviyesinde olmuştu.

 

Gök Ağacı Krallığı Madalyonu otuz yıldır hiç kimseye layık görülmemişti, fakat Baş Usta Jiang Chen’e birdenbire bu madalyonu teslim etmişti.

 

Aynı şekilde Labirent Âlemine girdiklerinden bu yana da bazı garip olaylar yaşanmıştı.

 

Fani seviyeli hayvanlar Jiang Chen’in varlığını fark ettiklerinde etraflarından dolaşıyor ve bu ikisini hiç rahatsız etmiyorlardı.

 

Aynı zamanda Jiang Chen’in dev maymunla savaşırkenki hamleleri de Dan Fei’yi oldukça şaşırtmıştı. Dan Fei gibi birisi için bile, Baş Usta’yı pratik yaparken sürekli izleyen birisi için bile, Jiang Chen’in hançer fırlatma teknikleri oldukça şaşırtıcıydı.

 

Daha sonra ise Jiang Chen Dan Fei’nin yaralarını iyileştirmişti. Jiang Chen’in ruh bitkilerini ve ilaçlarını kontrol etme yeteneği ve onlar hakkındaki bilgisi kesinlikle bu yaştaki bir gencin sahip olamayacağı yeteneklerdi.

 

Jiang Chen Dan Fei’nin yaralarına panzehir uygulayacakken Dan Fei’nin aklında hazırlıklı olmak vardı, Jiang Chen’in kendisinin bu yaralı durumundan avantaj sağlayabileceği ihtimalini düşünmüştü. Fakat Jiang Chen hiçbir şekilde terbiyesiz bir hareket yapmamış ve işi olabildiğince çabuk halletmişti.

 

Bazen tembel bir serseri gibi, bazen vahşi bir canavar gibi, bazen ise kibar bir centilmen gibi davranıyordu.

 

Jiang Chen’in bu birbirinden farklı davranış biçimleri kendisine özgüydü. Dan Fei itiraf etmeliydi ki gerçekten de Jiang Chen’i anlayamıyordu.

 

Dan Fei sabah kalktığında yine kahvaltı hazırlamıştı. Daha sonra bir su kaynağı buldu ve bir parça kıyafeti hafifçe ıslattı.

 

Jiang Chen’in yanına yürüdü: “Uyuyormuş numarası yapmayı bırak da yüzünü temizle haydi.”

 

Jiang Chen’in yüzünde hala çizdiği harflerin durduğunu görünce biraz neşelenmiş, biraz da suçluluk hissetmişti.

 

Jiang Chen birden gözlerini açtı: “Söylediklerinin sebebini anlayamıyorum, kesin bir şeyler yapmışsındır. Bana ikinci kez yüzümü yıkamamı ve temizlememi söylüyorsun, yüzümde ters bir şey mi var?”

 

Jiang Chen ayağa kalktı ve bir su birikintisi bulup yüzünün yansımasına bakmak istedi.

 

Dan Fei bir anda endişe ile doldu ve cesaretini toplayarak Jiang Chen’in kolundan tutup yüzünü sildi.

 

O esnada Jiang Chen Dan Fei’nin ellerini tutup elindeki ıslak kıyafet parçasına baktı ve toz halindeki kömürün izlerini kıyafette gördü.

 

“Kız kardeş Dan Fei, yüzüme böyle şeyler çizerek şaka yapıyor olman çocukça. Görünüşe göre burada ceza çekmesi gereken kişi sensin ve ceza vermesi gereken kişi de benim.”

 

Bunu söyledikten sonra sol eliyle Dan Fei’nin ince vücudunu kavradı ve sağ eliyle poposuna tek seferde yedi-sekiz tane tokat attı.

 

Olay aniden gerçekleşmişti, Dan Fei Jiang Chen’in kendisini cezalandırmak için böyle bir şey yapacağını kesinlikle düşünmemişti.

 

Birkaç defa tokatlandıktan sonra kalçasındaki acı ayrı dursun, sanki bütün vücudu elektriğe kapılmış gibi acımıştı.

 

“Bu… Bu adam benim kalçamı mı tokatladı?” Dan Fei’nin aklı karışmıştı. Jiang Chen’in daha önce kimsenin geçmeye cesaret edemediği bir sınırı geçtiğini düşünüyordu. Bunları düşününce bir anda yere düşüp ağlamaya başladı, utanç ve keder içindeydi.

 

Jiang Chen içinde bulunduğu sinirle Dan Fei’nin kim olduğunu unutmuş gibiydi.

 

Yedi-sekiz defa tokat attıktan sonra bir anda kendine geldi.

 

Çok mu ileri gitmişti? Eğer bu ceza uygulaması Doğulu Zhiruo’ya yapılsaydı kız bundan hoşlanır ve cezanın devam etmesi için daha da yaramaz davranırdı.

 

Eğer Gouyu Jiang Chen’in takipçisi olmadan önce ona bu cezayı uygulasa Gouyu muhtemelen buna karşı çıkar ve belki de Jiang Chen ile ölümüne kavga ederdi. Fakat şimdi Jiang Chen’in takipçisi olduğu için bu cezaya sessizce katlanırdı.

 

Fakat şimdi, Dan Fei gibi açık görüşlü ve özgür bir kadın bu cezanın karşısında ağlıyordu.

 

Cazibeli omuzları hafifçe titriyordu. Her ne kadar bağıra çağıra ağlıyor olmasa da, burnunu çekme sesi duyulabiliyor ve omuzlarının titrediği görülebiliyordu.

 

Jiang Chen önceki hayatında çok fazla sorun halletmişti, fakat ağlayan bir kadın karşısında nasıl davranacağını bilmiyordu.

 

Tam da bir şey söylemeye hazırlanıyordu ki, bilinci bir anda uyarıya geçti, vücudu bir anda uyarılmıştı, tehlike seziyordu.

 

“Kimsin? Saklanarak yanımızda ne yapmaya çalışıyorsun? Göster kendini!”

 

Dan Fei’nin vücudu Jiang Chen’in sözlerini duyunca sarsılmıştı, yavaşça ayağa kalktı. Kızarmış ve sulanmış gözlerini saklamaya çalışmıştı.

 

Labirent Âleminin her tarafında Gök Ağacı Krallığı’nın müritleri olabilirdi. Dan Fei şu anki durumunun diğer insanlar tarafından görülmesini istemezdi.

 

“Liu Can sen misin?” Jiang Chen’in ses tonu yumuşamıştı.

 

Batı taraftaki çalılıların arasından karanlık bir siluet belirdi. Bu gelen kişi Kuzey Gök Kubbe Sarayı müridi Liu Can’dı.

 

“Liu Can, burada ne yapıyorsun?”

 

Liu Can önce Jiang Chen’e daha sonra Dan Fei’ye baktı, hafifçe gülümseyerek: “Ben sadece buradan geçiyorum, bundan size ne?”

 

“Yolumuzdan çekil.”

 

Liu Can’ın yüz ifadesinden öldürme arzusu okunuyordu: “Jiang Chen, burası Labirent Âlemi. Ağzını kapalı tutup bana seni öldürmem için bir sebep vermesen iyi edersin.”

 

“Beni öldürmek mi? Senin gibi bir hadım mı beni öldürecek?”

 

Liu Can bu aşağılayıcı sözleri duyunca yüzünde zehirli bir engerek ifadesi belirdi: “Jiang Chen! Seni aptal hayvan! Senin yaşamana bir süre daha izin vereceğim.”

 

Beklenenin aksine, Liu Can gibi Jiang Chen’e büyük öfke ve nefret besleyen birisi bela çıkarmamayı seçmişti. Liu Can’ın silueti karanlıkta tekrar kayboldu.

 

Jiang Chen Liu Can’ın gözden kaybolduğu yöne doğru bakarken aklında bir şeyler tasarlıyordu.

 

Dan Fei bu sırada yürüyerek Jiang Chen’in yanına gelmişti. Yüzündeki ifade sanki hiçbir şey olmamış gibi durgundu. Sanki kalça tokatlama olayı hiç yaşanmamış gibiydi.

 

Bir kadının kalbine ve duygularına elbette akıl sır ermezdi. Jiang Chen Dan Fei’yi böyle görmesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi davranamayacaktı.

 

“Bu Labirent Âlemi oldukça geniş bir yer, gerçekten de onun buradan tesadüfen geçtiğine inanıyor musun?” Jiang Chen Dan Fei’yi konuşturmak için sormuştu.

 

“Fark etmez.” Dan Fei’nin tavrı kendine özgüydü: “On kişilik cesareti olsa bile Labirent Âlemindeyken sorun çıkartmaya cesaret edemez.”

 

“Durum böyle olmasına rağmen ben bu durumdan oldukça rahatsız oldum. Karanlığın içinden bir çift gözün beni izliyor olması hissi…” Jiang Chen huylanmış gibiydi.

 

“Eğer seni rahatsız ediyorsa öldür gitsin.” Dan Fei oldukça kayıtsız konuşuyordu.

 

“Ne?” Jiang Chen şaşırmıştı. “İyi de, kişisel meselelerin Labirent Âleminde görülemeyeceği bize söylenmemiş miydi?”




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1317

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1117

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 930

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 851

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 737

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 690

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 667

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 619

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 573

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 540

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 436

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 209

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 146

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 146

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 121

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 115

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 83

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 71

Site İstatistikleri

  • 17096 Üye Sayısı
  • 473 Seri Sayısı
  • 22965 Bölüm Sayısı


creator
manga tr