Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Sonsuzluk Tanrısı - Varis - 22. Bölüm - Lord Eternal...!


İşlerin ciddileştiğini ve bu fırtınanın nereden geldiğini hafiften anlamaya başlayan Robert'in ifadesi ciddileşirken, Chloe gülümseyerek kendisi ile alakalı düşüncelere cevap vermeye başlamıştı.

"Sen gerçekten bana layık olduğunu mu düşünüyorsun ? Şu anda burada durabilmenin tek açıklaması neredeyse 30 yaşında olman ve en yüksek gelişime sahip olman. Karşında ki ise 17 yaşında birisi ve seviyesinden çok daha yukarılarda güç çıkarabilen bir dahi... Senin gibi bir köpek değil bana, burada ki hiç bir kıza layık değil. Esasında bu arenada bana layık olan sadece birisi var. Fakat sen bunu bile göremeyeceksin. Zira geleceğini pek parlak göremiyorum..!"

Fiuvvvv.....

KA--BOOOMMM...!

ZzZzzhhhhtTTT..!

Fırtınanın içerisinden kopan şiddetli yıldırımlar, bir bir Robert'in kalkanlarına düşerken, Monarch'ın elinde masmavi enerji salınımı yapan bir kılıç ortaya çıkmıştı. Arenada ki herkes kılıcın güzelliği ve güçlü aurası ile etkilenmişken, bir yandan da şaşırmışlardı. Zira Monarch daha önce bu kılıcı hiç bir karşılaşmasında kullanmamıştı.

Monarch'ın gözleri turuncu bir şekilde parlamaya başlarken, şiddetli yıldırımlar Robert'in kalkanına düşmeye devam ediyordu. Chloe'nin sözleri ve sonrasında gelişen olaylardan sonra işin kendisi için iyiye gitmediğini anlayan Robert, kalkanı kaldırarak saldırıya geçti ve hızlıca karşılaşmayı bitirmeye hedefledi.

"Haaa....!"

Şiddetli bir Üstat enerjisi arenada yankılanırken, Robert'in elinde bir kılıç belirmiş ve son hızla Monarch'ın üzerine atılmıştı.

Monarch ise parlayan turuncu gözleri ile sakince üzerine doğru gelen Robert'e bakıyordu. O anda aklına gelen bir imge ile karşılaşmayı bitirecek olan sözleri söyledi.

"SONSUZ... ATEŞ... YILDIRIMI...!" Diyerek kılıcını havaya kaldırdı.

Bir an sonra kılıcın masmavi parlayan enerjisi, rengini turuncuya döndürerek yıldırıma aura salınımı yaptı.

Robert tam kılıcı ile Monarch'ın kafasını uçuracak iken Fırtınadan kopan ağaç kalınlığında turuncu bir yıldırım Sonsuzluk kılıcına çarptı.

Fiuvvvvv..!!

Czzzhhhtt...!

Crrraccckck....!

Turuncu Yıldırımın Sonsuzluk Kılıcına çarpması ile birlikte derin bir aura patlaması yaşanmış ve şiddetli bir şok dalgası ortaya çıkarak Robert'i sahanın öteki tarafına uçurmuştu.

Yaşanan şok dalgası ile birlikte bile derin yaralar alan Robert, düştüğü yerde bile yıldırımların saldırısı altındaydı.

Ardı ardına yıldırımların düştüğü arenada Monarch üzerinde turuncu yıldırım arkları dolanır halde yavaş adımlar ile Robert'e yaklaşıyordu. Şu anda hiç kimse Monarch'ın aurasının bir Enerji Ustasına ait olduğunu söyleyemezdi. Turuncu yıldırımlar bile ardı ardına kılıca sekiyor ve arenanın zemini düşüyorlardı.

"Az önce ki kibirli halin nerede dostum... Benim grubumun prensesi ile hatta daha da önemlisi masum bir kız ile ilgili atıp tutuyordun ? Söylesene bana ne gibi fanteziler geçiyordu aklından ! Söyle! Söyle ki bir mezarın olsun !"

Tüm arena sessiz bir şekilde pür dikkat karşılaşmayı izliyorken, olayların nasıl birden tersine döndüğünü düşünüyorlardı.

Bir an sonra Monarch, Robert'in yanında bitmişti. Robert ise panikleyerek "B-Ben... Şey..."

"Yanlış cevap dostum..." diyerek turuncu yıldırımlar ile kaplı kılıcını Robert'in sağ koluna savurdu ve tek bir hamlede temiz bir kesik attı.

Gulp...

Tüm arena bir kez daha ayağa kalkarak inançsız bir şekilde olayları izliyordu.

"Yuh..! Ne zamandan beri Usta seviyesinde bir büyücü, Üstat aleminde bir savaşçının kolunu bu kadar rahat kesip alabiliyor."

"Sen harbiden geri zekalısın. Kılıcın ve yıldırımların önceden hiç kullanmadığı şeyler olduğunu göremiyor musun ? Belli ki son kozu bunlar... Fakat aşırı güçlü olduğu gerçeğini değiştirmiyor."

"Lanet olsun.. Usta ve Üstat arasında neredeyse 2 alem var. Nasıl..?"

Bu konuşmaları duymayan ikilinin savaşı ise devam ediyordu.

Swooosh..!

Swooossh..!

Swoossh...!

Sonsuzluk Kılıcı ile atılan 3 derin kesikten sonra kalan 1 kol ve 2 bacakta gitmişti.

"Son iki yer kaldı dostum..." diyerek dantianın olduğu bölgeye yıldırımlı kılıcı soktu. Dantianın delinmesi ile birlikte Robert'in yaptığı tüm gelişim birden yok edilmiş ve ölümlü haline geri döndürülmüştü.

Robert ise enerjisinin gidişi ile tek bir cümle söyleyebilmişti.

"Merhamet..!"

"Söylesene bana... Senin öldürdüğün kişilerde sana aynı şeyleri söylediler mi ?  Dua et bir arena içerisindeydik. Yoksa senin cinsel organını zevkle sana yedirmesini bilirdim ben!" diyerek Kara Anka Ateşini parmaklarına yönlendirdi ve zorla Robert'in ağzını açarak dilini ateşlere boğdu. Bu işlemi o kadar temiz yapmıştı ki ağız ve kafa içerisinde bir tek dil yok edilmişti.

Artık bir ölümlü olduğu için acıyı daha fazla hisseden Robert, bağıramadığı için acı içinde kıvranmaya ve yerde debelenmeye başladı.

Pes edemediği için karşılaşma hala devam ediyordu. Arenada ki hiç kimsenin ise sesi çıkmıyordu. Zira hepsi Monarch'ın gücünden korkmuşlardı.

"Bu işi sonlandırmanın vakti geldi..." dedikten sonra yıldırımlar ile kaplı kılıcı Robert'in boynuna dayadı ve kulağına eğilerek şu sözleri sözleri söyledi.

"Sen benim olarak gördüğüm bir kişiye dilini uzattın. Ben Sonsuzluk Tanrısının yegane varisiyim. Hiç kimse benim olana göz dikemez! Özelikle de senin gibi bir çöp parçası..!" dedikten sonra kılıcını savurdu ve Robert'in başı, omzundan trajedik bir şekilde düşmeye başladı. Bu gün tarihe bir Usta'nın, Üstadı nasıl trajedik bir şekilde öldürdüğü gün olarak geçecekti.

Esasında Monarch'ın yaptığı işlemlerin sadece yarısı bilinçli bir şekilde yapılmıştı. Diğer tarafı ise Sonsuzluk Tanrısı olan iç güdülerinin kontrolündeydi.

Son sözlerini arena da ki hiç kimse duymamıştı. Bunu tek duyan, ona en yakın olan Chloe'den başkası değildi.

"Sonsuzluk Tanrısının yegane varisi mi ? İç güdüleri hızlı bir şekilde geri gelmeye başlamış. İşte bu ilginç..." Derken ilgili gözler ile Monarch'a bakıyordu.

Robert'in ölümü üzerine etrafına bakan Monarch, kılıcını kaldırarak tüm arenaya seslenmeye başladı.

"Dünya Akademisinin birinci sınıflarının yegane Lordu BENİM!!! Eğer ki, bundan şüphesi dahi olan var ise, ALSIN KILICINI ÇIKSIN KARŞIMA..!"

Monarch'ın sesi arenada yankılanırken, tüm prensler ile birlikte herkes kafalarını eğmiş ve yeni krallarını kabul etmişlerdi.

Bu sırada kıdemli araya girerek [Kazanan Monarch Eternal... Yeni Lord ve Yöneticilerimiz hayırlı olsun. Akademi bundan 1 ay sonra başlayacaktır. Monarch... Monarch!?] dedikten sonra herkesin tüm dikkati Monarch'a gitmişti.

Zira Monarch'ın enerjisi tekrardan zayıflamış ve Sonsuzluk Yıldırımını aşırı kullanmasından dolayı bayılmıştı.

Kıdemli hızlıca Monarch'ın yanına giderek durumunu kontrol etti.

"Merak etmeyin... Durumu stabil. Sadece fazla enerji kullanımından dolayı bayılmış... Şimdilik herkes dağılabilir. Monarch'ın ailesi ve arkadaşları onu revirde ziyaret edebilirler." diyerek Monarch'ı alarak ortadan kayboldu.

________________________________________________________________________________

[4 Hafta Sonra]

Monarch yavaşça gözlerini araladıktan sonra yüzüne vuran ışık ile birlikte gözlerini kapatmak zorunda kalmıştı. Bir süre sonra gözleri uyum sağladıktan sonra etrafını incelemeye başlamıştı.

"Hmm... Etrafta ki kokuya ve eşyalara bakacak olursak, bir tür revir veya hastane gibi bir yerde olmalıyım. Fakat... Bana ne oldu ? Sanki uzun zamandır yatıyormuşum gibi her yerim tutulmuş. Ayrıca..." dedikten sonra Robert'i öldürmesi ve arenada yaptığı hareket aklına gelmişti.

"Neden bu olaylar üstünde mutlak kontrolüm yok gibi hissettim. Adeta içimde ki bir güç bana bunları yaptırdı gibi hissediyorum. Fakat hala daha içimden gelen hisler bunun hakkım olduğunu haykırıyor... Yinede." derken ayağa kalktı ve kanatlarını açarak Işık Elementini aktif etti.

"Bir an önce bu yorgunluktan ve uyuşukluktan kurtulmam lazım. Güçlerimin ve bilincimin durumundan hiç hoşnut değilim. Bir an evvel eğitim almam şart.!"

O sırada ayağının altında uzanan Dünya Şehrine bakıyordu. Herkesin kendine göre bir telaşı vardı. Herkes kendi çapında işlerini yapmaya ve sorumluluklarını kendine getirmeye çalışıyordu.

Gıcırt...

Bir an sonra Monarch'ın odasının kapısı açılmış ve içeriye üç kişi girmişti. Bunlar Luna, Ned ve Chloe'den başkası değildi. İçeriye girmeleri ile birlikte Monarch gözlerini büyüleyici şehirden çekerek onlara çevirdi.

"Abi uyanmışsın!" diyerek hızlıca Monarch'a sarılan Luna'dan göz yaşları akıyordu. Monarch'ta sarılmaya karşılık vererek kardeşinin saçlarını okşamaya başlamıştı.

"Şhht.. Sakin olun. Buradayım işte..."

Bu sırada Ned de abisinin yanına gelerek elini abisinin sırtına koydu.

"1 aydır baygınsın abi... Son kullandığın güç gösterisi, Robert'in ölümü ile sonuçlandı ve Birinci sınıfların Lordluk tahtını elde ettin. Yarın akademi açılıyor. Sınıflar belli olacak ve ilk dersler yapılacak."

O sırada Monarch'ın yüzü hayretle aydınlandı.

"B-Bir ay mı dedin ? Bu nasıl olabilir ?" derken vücudunu ve dantianını kontrol ediyordu. Esasında böyle bir geri tepme beklemiyordu. O anda Chloe konuşmaya başlamıştı.

"Kendini nasıl hissediyorsun Lord Eternal?"

Sorulan soru üzerine kardeşlerinin kuşatmasından kurtulan Monarch, tekrardan Chloe'ye odaklanmıştı. Okyanus mavisi gözlerinde kaybolma hissini bu kez daha yakından tecrübe ediyordu. Arenada kinin aksine bu sefer zırh değil bir prenses elbisesi giyiyordu. Bu görüntü mükemmel fiziğini daha da ön plana koyarken, Monarch'ın da şehvetini uyandırmaya yetmişti.

Gulp...

"İyi niyetiniz için teşekkür ederim Prenses Chloe... Son savaş sırasında tahmin ettiğimden daha fazla enerji harcamış olmalıyım. Bu yüzden baygın kaldığımı düşünüyorum."

Chloe ise verilen cevap üzerine Monarch'ın hemen önüne geldi ve saçlarını arkaya atarak kulağına doğru eğildi. Chloe'nin nefesi, Monarch'ın kulağına değdikçe içinde bir şeylerin ısınmaya başladığını hisseden Monarch yutkunmadan edememişti.

"Söylesene Monarch... Merak ediyordum da Sonsuzluk Tanrısının yegane varisi... Nasıl olur da güçlerini fazla kullanmasıyla baygın düşebilir..?"

Cilveli ve meraklı bir ses tonuyla sorulan bu soru üzerine birden geri çekilen Monarch, derin derin nefes alıp vermeye başlamıştı.

"N-Nasıl..?"





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1482

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1010

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 811

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 794

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 158

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17266 Üye Sayısı
    • 773 Seri Sayısı
    • 35904 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr