"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Sonsuzluk Tanrısı - Varis - 4. Bölüm - Yıldırımın Hiddeti


Evriminin son kısımlarına gelen Monarch, yutkunarak bilincini iki parçaya ayırdı. Bir kısmını dış dünyaya verirken, bir kısmını dantianda bıraktı.

Bilmediği şeylere kalkışmayı doğduğundan beri sevmezdi. Kendisi bilginin güç olduğunu düşündüğü için öğrenebildiği her şeyi öğrenmeye çalışmıştı. Kendisinden yaşlarca büyük olan kişiler bile onun yanında cahil kalabilirlerdi.

Bilincinin bir kısmıyla fırtınalı adayı izlerken, derin düşüncelere kapılmıştı bile...

"Bunun bir element olduğu aşikar... Her ada bir elementi simgeliyor. Şu ana kadar aldığım her elementi biliyorum. Evrenin 6 temel elementi... Fakat bu fırtına ve kanatlarım da ki yıldırım mührü... Yoksa ? "

Monarch'in aklına isyandan önce okuduğu bir efsane gelmişti.

"Okuduğum efsaneye göre Tanrılar arasında bile sadece yüksek rütbeli kişilerin kullanabildiği bir ilahi element olduğu söyleniyordu. Bu elementin doğanın yıkıcı gücünü barındırdığı söylenir. Olabilir mi ?" dediğinde fırtına Monarch'ın düşüncelerini hissetmiş gibi adayı yıldırımlar boğmuş ve enerjiyi kendisine çekip evrimi başlatmıştı.

Monarch'in vücudu senkronize olarak yıldırım arkları ile sarmalanırken, kanatlarda ki yıldırım mührü de parlamaya başlamıştı.

"B-Bu arkadaşın iradesi ve farkındalığı diğer elementlere göre daha yüksek..."

Yıldırım elementi, tüm vücuda etki ediyorken, her bir hücreyi, her bir kası ve her bir eti geliştirmeye başlamıştı. Zira bu elementi kullanabilmek için güçlü bir vücut gerekiyordu.

Evrim son hızıyla devam ederken, Monarch'ı şaşırtacak şekilde mağaranın dışarısında şiddetli gök gürültüsü sesleri gelmeye başlamıştı.

"Bunun o efsanelerde anlatılan ilahi element olup olmadığını bilmiyorum. Fakat oldukça güçlü bir element olduğu aşikar... Daha gücüm bile yetişim alemlerinin başında olmasına rağmen dışarıda bir etkinlik gösterebiliyor." derken mağaranın girişine düşen yıldırımlara bakıyordu.

Dantianda ki yıldırım adası, gelişime devam ederken yıldırımlar çoğalmaya ve renk değiştirmeye başlamıştı.

Bilincini iki ayrı parçaya ayıran Monarch hem vücudunu hemde Dantian'ı kontrol edebiliyordu. En ufak bir ters gitme de duruma müdahale etmeye çalışacaktı.

Dışarı da ki fırtınayı ve kendisi ile ilgisini merak eden Monarch, hızlıca mağaranın girişine adım attı.

Hala daha vücudunda yıldırım arkları dolanıyordu. Fırtınayı ve kendisinin gelişimini bir süre izleyen Monarch, yeni bir şey keşfetmiş edasıyla kaşlarını kaldırmıştı.

"Yıldırımların ve fırtınanın yıldırımları rastgele bir gelişimi yok. Fırtınada çakan her bir yıldırım ile birlikte benim gelişimim de bir döngü atlıyor. Tabi ki her döngüde beni fiziksel ve büyüsel olarak güçlendiriyor. Fakat fırtınanın gözünde ki rengarenk parlayan şeyi anlayamadım."

Monarch şimdiden güçlendiği hissedebiliyordu. Yenilenen Dantian'ı ile enerjiye olan bağıntısı daha da güçlenmişti. Bu sayede aurasının ne kadar güçlü olduğunu kavrayabiliyordu.

Cczzzzzzh..! BooM.!!!!

Bir an sonra fırtınanın gözünde ki rengarenk parlayan yerden, rengarenk ışıldayan bir yıldırım kopmuş ve doğruca Monarch'ın vücuduna çarpmıştı.

Yıldırım etkisi ile Monarch'ın bilinci birden üçe ayrıldı ve yeni gelen farkındalık ruha odaklandı. Ruhta olan değişiklik Monarch'ı dehşete düşürecek türdendi.

"Lan! Birinizde düzgün bir şekilde evrimi başlatın." Diyerek hızlıca bedenini kontrol etti. Herhangi bir hasar görmediği gibi çevresinde de herhangi bir hasar yoktu.

"Bana rengarenk yıldırım çarptığında vücudumda herhangi bir etki hissetmedim. Tek hissettiğim bir ürperti idi. Adeta ruhum titredi gibi hissettim. Şimdi ruhuma bakınca nedenini anlayabiliyorum.". diyerek ruhuna odaklanmaya başladı.

Çarpan rengarenk yıldırım Monarch'ın vücuduna değil, ruhuna çarpmış ve ruhsal gelişimi başlatmıştı. Aynı zamanda Monarch'ın zihni de gelişiyordu.

Monarch'in gördüğü ise ruhun çeşitli bölgelerinde renkli yıldırım mühürleri görmekti. Toplamda 7 tane mühür göze çarpıyordu. Tek fark üzerlerinde kilite benzer semboller vardı.

Czzzzh... Czzzhh... Fiiuuvv..!!! BooMM.

Aradan geçen kısa bir süreden sonra yıldırımlar kesilmeye ve fırtına dinmeye başlamıştı.

"Uh.. Sanırım gelişim bitmek üzere. Yıldırım adası, yıldırım enerjisi diye tahmin ettiğim bir tür enerji üretmeye başladı bile. Nereden bakarsam bakayım, 7 element enerjisi üreten bir dantiana sahibim şu anda..! Amcam bunları görse kan kusardı herhalde."  dedikten sonra rahatça nefes vererek gülmeye başladı.

Her ne kadar daha bir kaç saat öncesine kadar bir imparatorluk taht girişimini kaybetse de, tüm üzüntüsü gitmişti. Zira Atem Eternal sayesinde bir tahttan çok daha önemli bir şey kazanmıştı. Şimdi ki güçleri... Eğer amcası onu sürgün etmese burayı bulamazdı.

"Belki de bazı şeyler kaderdir. Bazen yükselmek için düşmek gerekmektedir. Bu sefer kendi kaderimi kendim yazacağım. Elde ettiğim bu güç ile hem benim hemde Atem abimin intikamını alacağım." Diyerek kollarını vücudunun iki yanına getirdi ve şiddetli bir nara atarak farkında olmadan aura salınımı yaptı.

FiiiiiuuVVVV...!!!

Merkezi olarak Monach'tan yayılan aura, tüm evren ile birlikte Cennet ve Cehennem'e de yayılmıştı.

Cennette ki melekler bu tanıdık aurayı hissettiklerinde üzüntü ile diz çöktüler ve ellerini kalplerine koydular.

O sırada Cennet tahtında oturan sarı saçlı, mavi gözlü yapılı adam soru işareti ile bakan gözleri ile auranin merkezine doğru baktı. Bir an sonra ise olduğu yerden kaybolmuştu.

Aynı durum Cehennemde de yaşanıyordu. Tüm iblisler yayılan bu tanıdık aura yüzünden diz çökmüşler ve ellerini kalplerine koymuşlardı. Esasında içlerinde kötülük bulunuyordu. Fakat iyi bildikleri bir şey varsa saygıyı hak eden kişilere bu saygıyı verdikleri idi.

Cehennem tahtında oturan siyah saçlı, kahverengi gözlü orta halli adam ise sinsice gülümseyerek tahtından kalktı ve yerinden kayboldu.

Başka bir değişiklik ise sıradan bir gezegende yaşanıyordu. Bu gezegenin derin ormanlarında güzeller güzeli bir kız meditasyon yapmak ile meşguldü.

Bu kızın parlak gümüş renginde saçları, okyanusları bile kıskandırabilecek kadar mavi gözleri ve evrende ki her erkeğin arzulayacağı kadar çekici bir fiziği vardı.

Auranin ona ulaşması ile meditasyon dan yavaşça kalktı ve gökyüzüne doğru baktı. Aklından bin bir düşünce geçtiği belli oluyordu.

Bir an sonra oda olduğu yerden kayboldu. O sırada ona av gözüyle bakan bir yırtıcı hayvan bile şaşırarak etrafını kontrol etmişti.

[Evrenin bilinmeyen bir köşesi, Evren Tahtı]

Evrenin bilinmeyen bir köşesinde, büyük bir taht bulunuyordu. Bu taht öylesine güzeldi ki, adeta evrenin kumaşından yapılmışa benziyordu. İçerisinde evrende bulunabilecek her türlü şey vardı. Hatta ara ara patlamalar göze çarpıyordu.

İlk gelen kişi sarı saçlı olan adamdı. Hayranlıkla tahtı izlerken arkasından gelen sesle irkildi.

"Bakıyorum yine hayranlıkla tahta bakıyorsun Michael..."

Sarı saçlı olan kişi Cennetin tahtında oturan Micheal Demiurgos'dan başkası değildi. Kendisi yaratılan ilk 4 melekten birisiydi. Ayrıca Atem'in kardeşiydi.

Arkasına dönerek kendisine konuşan siyah saçlı kişiye cevap vermeye hazırlandı.

"Sende hissettin değil mi Lucifer ? Abimin aurasının bir kez daha böyle canlı bir şekilde evrende hissetmemizin tek bir nedeni olabilir."

Verilen cevap üzerine siyah saçlı kişi düşüncelere gömüldü. Tabi ki kendisi Cehennem tahtının sahibi ve Şeytan olarak bilinen Lucifer Morningstar dan başkası değildi.

Ayrıca oda yaratılan ilk 4 melekten birisiydi. Atem'in küçük kardeşlerinden birisiydi. Tam cevap vermeye hazırlanırken, arkasında duyduğu tanıdık bir kız sesi ile duraksadı.

"Abilerim... Yine aile toplantısı düzenlemişsiniz." Diyerek tahta baktı. Daha sonra hüzünle konuşmasına devam etti.

"Keşke tahtın sahibi burada iken de gelebilseydiniz."

Bu cümleler her birinin kulaklarında yankılanırken, her biri o karanlık günü hatırlamışlardı. Abilerinin tahttan indirildiği ve sürgün edildiği o günü...

"Abimi kurtarmaya gücümüz yetmediğini biliyorsun. O şey... Çok güçlüydü." Diyerek kendini savundu Michael.

"Bütün Cennet ve Cehennem o gün oradaydı Lucy... Hepimiz ona destek olmak için ordaydık. Yinede sonuç değişmedi. Abimin gücü bile o şeyi yenemedi."

Lucy ise cevap vermeyerek somurttu ve konuyu değiştirdi.

"Aurayi hissettiniz mi ? Ben yerini saptayamıyorum."

Michael ve Lucifer ise birbirlerine bakarak kafalarını olumsuz anlamında salladılar.

"Hayır... Emin olduğumuz tek şey abim ruhunun kalan son parçası ile gücünü ve unvanını yeni birisine verdiği. Yerini ise anca ilahi alemlere geçtiğinde saptayabiliriz." diyen Michael'dan sonra Lucifer devam etti.

Her biri sıkıntılı bir şekilde tahta bakarken, Lucy devam etti.

"Peki abim gerçekleri yeni Evren Tanrısına anlatmış mıdır ?"

Gelen soruya Lucifer cevap vermişti.

"Zannetmiyorum kardeşim. Atem abimi biraz tanıyorsam, ilk önce çocuğa bizimle alakalı efsaneleri sormuştur. Eğer bilgisi efsaneler ile kısıtlı ise bu efsanelerin doğru olduğunu söylemiştir. Zira gerçeği öğrenirse gelişime başlayamadan yetişim dönemi biter. Bu kısaca çok büyük bir sorumluluk."

Kardeşler arasında en zekisi Lucifer olduğundan ve gayet mantıklı bir çıkarım yaptığından kimsenin şüphesi yoktu.

Michael ise sıkıntılı bir ses tonu ile konuştu.

"Bu biraz sıkıntı olmayacak mı ? Yeni Evren Tanrısı meleklere ve biz üç kardeşe düşman olarak büyüyecek. Efsanelerde abimi tahtan indiren meleklerdi. Bizde yardım etmeyen bencil baş meleklerdik. Sanki bu gerçek olabilirmiş gibi. Bunlar Evren Tanrısının gücünü ne sanıyorlar. Yaratıcı Babamın yüce varisi olan bir Tanrıydı o. Gücü açıkça bizim çok üstümüzde idi."

Yaratıcının yokluğunda evrenin yönetimini ellerinde bulunduran kardeşler, ikinci defa çaresiz hissediyorlardı.

"İlahi alemlere geçene kadar yapabileceğimiz hiç bir şey yok. İlahi alemlere geçtiği anda sadece biz değil, o şey tarafından fark edilir hale gelecek. Bu yüzden ilahi alemlere geçmeden hemen önce onu bulmalıyız. Şimdilik bırakalım hayatını yaşasın. Bizim herhangi bir olaya dahil olmamız bile yeni Evren Tanrısına yarardan çok zarar verecektir. Bize inanması konusunda ise büyük rol Lucy'e düşüyor. Gerçi senin gibi bir bakire bunu başarabilir mi bilmiyorum."

Lucifer alaylı bir şekilde konuşurken, Lucy ters ters bakmaya başlamıştı. Bir an sonra Denge ve Kaos aurasını salmaya başlayan Lucy, tehditkar bir ses tonu ile konuşmaya başladı.

"Cehenneminin kaosa sürüklenmesini istemiyorsan susmalısın abi."  dedikten sonra yüz ifadesi değişmiş ve sevecen bir ifade alarak tekrar konuşmuştu.

"Ben bakireliği mi özel birisine saklıyordum ki, sanırım o özel kişiyi de bugün keşfettik. Yani haksız sayılmazsın." Diyerek göz kırptı.

Michael ise ortamın ciddiyetini tekrar kazandıracak son cümleleri söylemeye başladı.

"Bu sefer bizlerde iyi hazırlanmalıyız. Kader bize bir şans daha verdi kardeşlerim. Bu kez kaybetmeyeceğiz. Bu Evrenin bir Evren Tanrısı daha kaybetme lüksü yok." Diyerek gözlerini beyaz renginde patlattı ve kaybolarak Cennet tahtına geri döndü.

Luciferde de kardeşine dönerek

"Madem öyle... Biz kardeşlerin gazabını bu kez ona tattıralım."  dedikten sonra gözlerini kıpkırmızı parlattı ve Cehennem Tahtına döndü.

Lucy ise sona kalarak kafasına vurdu.

"Gösterişli laflar söylemeyi çok seviyorlar... İcraata gelince tık yok. Yinede..." Diyerek salınan auraya baktı.

"Yinede seni bekliyor olacağım Monarch... Abilerimin seni bilmemesi, şu anlık senin için daha iyi."  diyerek meditasyon yaptığı ormana döndü.

Bu sırada olup biten her şeyden habersiz aura salınımı yapan Monarch, mağaradan gelen mavi enerji ile kendisine geldi ve aurayi kesti.

Bir an sonra alnına vurarak Atem'in dediklerini hatırladı.

"Doğru ya... Kılıç ve yüzük..!"





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1206

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 805

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 605

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 605

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16166 Üye Sayısı
    • 730 Seri Sayısı
    • 34285 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr