"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Sonsuzluk Tanrısı - Varis - 2. Bölüm - Efsane Gerçek Olur


Monarch bir süre baygın kaldıktan sonra bilincini tekrardan kazanmış ve kendini boylu boyuna mağarada sırt üstü yatar halde bulmuştu.

İlk başta yaşadıklarının bir rüya olduğunu düşünse de Dantianın bulunması gereken yerde rüzgarlar esmesi, gerçekliğin bir tokat gibi yüzüne vurmasını sağlamıştı.

"Nasıl bu hale gelebildim... Planım kusursuzdu. Kurduğum orduyu sadece saray askerleri durduramaması gerekiyordu. Yeterince düşünemedim mi ?"  derken aklına ölen askerleri geliyordu.

Tüm ordunun katledilmesi haricinde ailesi gibi gördüğü Ned ve Zodiac da amcası tarafından öldürülmüştü.

"Tüm bunlar benim tahta çıkmam için feda edildi. İşin sonunda ise ne tahta çıkabildim nede feda edilen şeylerin intikamını alabildim. En kötüsü de bu intikamı mı asla alamayacak olmam..."  dediğinde ellerini havaya kaldırdı ve hüzünle ellerine baktı.

Her Anka Hanedanı üyesi gibi oda Ateş Elementine sahipti. Hemde Ateş Elementinin özel bir türü olan Anka Ateşlerine sahipti. Şimdi ise ne bu güce ne de umuda sahipti.

"Sanırım bu mağarada ölmek benim kaderimde var.." diyerek boş boş önüne bakmaya başladı. Etrafını kolaçan etmeyi düşünmemişti bile.

Zira işin ucunda artık bir ölümlüydü. Ta ki kısa bir süre sonra mağaranın biraz daha derinliklerinden bir insan seni duyana kadar.

"Evlat, yakınman ve üzülmen bittiyse yanıma doğru gel. Aç olmalısın değil mi ?"

Monarch, duyduğu ses ile birlikte şaşkınlığını gizleyemeden kaşlarını kaldırmış ve mağaranın derinliklerine doğru bakmıştı. Bu ses ona umudun sesi gibi gelmişti. Çünkü esasında o salak icadın kendini tehlikeli bir yere getirdiğini ve burada öleceğini düşünüyordu.

Mağaranın derinliklerinden gelen insan sesini duyduğunda içinde biraz umut belirse de, bu umut kıvılcımının sönmesi de uzun sürmemişti. Zira bilinene göre sakat kalan birisinin düzeltilmesi imkansız bir olaydı.

Fakat seslenen kişinin, ses tonu çok antik ve rahatlatıcı geliyordu.

"Denemekten zarar gelmez. Daha ne kadar düşebilirim ki.."

Kısa düşüncesinden sonra yavaşça yerinden kalkan Monarch, Dantianın bulunduğu yeri tutarak temkinli bir şekilde sesin geldiği yöne gitmeye başladı.

Dantianın yok edilmesi daha yeni bir olaydı. Bu yüzden hem zihinsel hemde fiziksel olarak acı çekiyordu. Buna umutsuzluk da eklenince baş edilmesi zor bir acıya dönüşmüştü.

Bir müddet sonra Monarch'in görüş alanına bir kamp ateşi ve bu ateşte tavşan pişiren birisi girmişti. Tavşanı gören Monarch, yaşanan onca olaydan sonra acıktığını bile yeni yeni fark etmiş ve sulanan ağzıyla leziz tavşana bakmaya başlamıştı.

Ateşin başında ki adam ise oldukça sakin bir şekilde Monarch'in geldiği yöne bakarken her ikisi de birbirlerini inceliyordu. Bu adamın da 1.90 gibi bir boya , parlak mavi gözlere ve açık kahverengi tonlarında saçlara sahipti.

Yüz hatlarının keskinliği ona ayrı bir çekicilik veriyorken, vücudunun orantılı ve kaslı olması, onu tehditkar göstermişti. Esasında her ikisi de birbirine fiziksel olarak benziyordu. Her ikisinin de bakışlarında hafif bir üzüntü ve hayal kıırıklığı vardı.

Monarch, adamın yanına gittiğinde hafif bir şekilde eğilerek selam verdi.

"Kıdemlim..."

Ateşin başında ki kişi Monarch'in hareketlerinden hoşlanmış gibi bir elini Monarch'ın omzuna koydu ve bir tür enerji aktarımı yapmaya başladı.

Dantianı olmadığından enerjiyi eskisi gibi hissedemeyen Monarch, bir tür enerji akımı olduğunu hissetmiş ama enerjinin uyguladığı işlemi anlayamamıştı.

Enerji aktarımı devam ederken Monarch'ın acıları dinmeye ve iç yaraları iyileşmeye başlamıştı. Tek fark Monarch'ta gerçekleşmiyordu. Aynı zamanda adamın da yüz ifadesi biraz değişmişe benziyordu.

Aradan geçen kısa bir süreden sonra adam elini Monarch'ın omzundan çekmiş ve anlamlı gözler ile ona bakmaya başlamıştı.

"Demek aileni ve kendini korumak için tahta çıkmak istedin... Fakat isyan başarısız olduğu gibi bir çok hainlik ile de karşılaştın. Adeta benim hayatımın küçük bir versiyonunu yaşamışsın."

Adam anlamlı bir şekilde Monarch'a bakmaya devam ederken, Monarch, hayretler içerisinde kalmıştı. Zihin okuyan güçlerin olduğunu biliyordu. Fakat bunun için bile düşüncesi okunan kişi büyük rahatsızlık hissederdi. Tuhaf kısmı burada başlamıştı. Kendisi bırak rahatsızlığı, en ufak bir huzursuzluk bile hissetmemişti.

Karşısında ki adam ise tek bir el hareketi ile acılarını dindirmiş ve yaşanan olayları özetlenmişti.

"Merak etme kardeşim.. Benim adım Atem Eternal. Senin adın nedir ?"

Monarch adamın isminin baya havalı olduğunu düşünürken titreyen ses tonu ile konuşmaya başladı.

"B-benim adım Monarch An.. Sadece Monarch kıdemlim."

Monarch'ın hareketini takdir eden Atem ise gülümseyerek cevap vermişti.

"Merak etme Monarch. Bundan böyle o soy ismine ihtiyacın olmayacak. Fakat bir konuda anlaşalım. Bana kıdemli veya efendim diye seslenme. O kadar yaşlı miyim ben.. İçinden gelirse bana Atem diyebilirsin. Şimdilik konumuza dönersek.. Vücudun zayıf düşmüş. Gel, yemek yerken konuşuruz."

Diyerek Monarch'ı ateşin yanına oturttu ve önüne mis kokulu pişmiş tavşandan parçalar koymaya başladı.

Monarch utanarak tavşana bakarak konuşmaya başladı.

"A-Atem bu tavşan büyülü bir canavar mı ? Eğer öyleyse ben bunu yiyemem. Zira Dantianim s-sakat."

Bir kişiye sakat olduğunu söylemek herkes için zor gelirdi.

Milyarlarca yıllık hayatında kendisine bir kez daha içten bir şekilde seslenildiğini duyan Atem duygulanmadan edememişti.

"Merak etme, senin için ayarlamasını yaptım. Gönül rahatlığı ile yiyebilirsin." Dedikten sonra her ikisi de tavşandan birer parça kopararak yemeye başlamışlardı.

Monarch yemeye devam ederken Atem bir süre onu izlemiş ve lafa girmişti.

"Senin hikayeni az çok biliyorum. Kendi hikayemi anlatmadan önce bir kaç soru sorayım sana. Bu evrenin ve güçlerin yada daha da önemlisi enerjinin nasıl yaratıldığını biliyor musun ?"

Monach kendisine sorulan soru ile ağzında ki yemeği de yutmuş ve soruyu cevaplamaya başlamıştı.

"Bilinen kesin bir kanıt olmaması ile birlikte efsanelerde anlatılan hikayeler var."

"Efsanelere göre yaratıcımız üstün güçleri ile tüm evreni yarattıktan sonra içini yaşam ve madde ile doldurmaları için 4 Baş Melek yaratmıştır. Bu 4 Baş Meleğin ilki maddeleri yoktan var etmiştir. İkincisi ise bu maddelere şekil vermiştir. 3. Evrende hayat yaratan ve yok eden baş melektir. 4. İse aralarında en güçlü olan ve yaratıcının varisi olarak gördüğü kişidir. Bu melek yaratıcının tüm güçlerini taşımaktadır. Ayrıca yine efsanelere göre Evrenin tahtında o oturur ve evreni yönetirdi."

"Yaratıcı kısa bir süre sonra baş melekler dışında normal melekler yaratmış ve her birine özel bir güç verdikten sonra evrenden elini ayağını çekmiştir. Yaratıcının yokluğunda melekler kendilerini özel oldukları güçlerin tanrıları ilan etmişlerdir."

Atem, Monarch'ın anlattıkları ile biraz duygusal hissetse de bozmadan başka bir soru sormuştu.

"Pekala, hikaye hafif eksik olsa da doğru. Peki bu 4 Baş Melekten bahsettin. İsimlerini ve ne tanrısı olduklarını biliyor musun ?"

Monarch başını sallayarak cevap verdi.

"Tabi ki biliyorum. Hiç kimse onları görmese de onlar birer efsane. İlk olarak tek dişi baş melek olan Denge ve Kaos Tanrısı Lucy Universe, İkincisi, Cehennem Tanrısı Lucifer Morningstar, Üçüncüsü, Cennet Tanrısı Michael Demiurgos, Dördüncüsü ve bize bu güçleri bahşeden Tanrı ise Evren Tanrısı... İsmi bilinmiyor."

Dedikten sonra Monarch biraz duraklamıştı. Atem'in hikayenin eksik olduğunu söylemesi ve anlattıkça hüzünlenip düşünceli hale geçmesi onda bir şeyler uyandırıyordu.

Monarch aniden yerinden kalkarak biraz uzaklaştı ve korkuyla karışık heyecanla konuşmaya başladı.

"Y-yoksa bu mümkün mü ?"

Monarch'ın bir şeyleri anladığını fark eden Atem de artık saklamanın gereği kalmadığını düşünerek ayağa kalktı ve omuzlarını geriye doğru kaldırarak muhteşem kanatlarını meydana çıkardı.

Kanatlar adete yıldızlı bir gecenin resmi gibiydi. Geneli siyahtı ve içerisinde yıldızları andıran küçüklü büyüklü beyaz noktalar vardı. Kanatların merkezinde ise evrenin 6 ana elementinin simgeleri, bir sonsuzluk işaretinin etrafında birleşmişti.

Monarch karşısında sadece efsaneler de duyduğu bir varlıkla karşı karşıya kaldığını görünce hayretler içerisinde kalmış ve konuşamamıştı.

Bu işin daha fazla uzamasını istemeyen Atem sakin bir ses tonu ile konuşmaya başladı.

"Korkacak bir şey yok Monarch. Hikayesini anlatma sırası bende."

Monarch merakla karışık korkuyla tekrardan oturdu ve dinlemeye hazır olduğunu belli etti. Atem de kanatlarını kapatarak anlatıcı rolüne bürünmüştü.

"Şimdi beni iyi dinlemelisin. Efsane dediğin şeyler aslında benim gerçek hayatım. Bundan böyle seninde gerçekliğin olacak şeyler."

"Seninde anlattığın gibi yaratıcı babam evreni yarattıktan sonra 3 kardeşim ile ben evreni şekillendirdik ve yaşam ile doldurduk. Hemen ardından ise babam diğer melekleri yarattı ve bize itaat ettirdi."

"Sırada evrende bölgesel hakimiyet için yer seçilme sırası gelmişti. Michael, babama aşırı derece de sadık olduğu için Cennetin yönetimi ona bırakılmıştı."

"Lucifer yerli yersiz isyan ettiği için Cehenneme sürgüne yollanarak hakimiyeti ona bırakıldı."

"En küçük kardeşiniz Lucy ise herhangi bir yönetim istemedi. Sadece farklı farklı gezegenlerde yaşamak ve hayatı anlamlandırmak istedi."

"En son ben kaldığımda ise tüm kardeşlerimi şok edecek bir karar çıkmıştı. Babam beni varisi olarak seçmiş, tüm güçlerini kullanma kabiliyetini bana bahşetmişti. Ayrıca Sonsuzluk Tanrısı unvanını bana vererek Evren tahtına geçmeme izin verdi."

"Bunun yanında diğer meleklere de tanrı unvanlarına bizzat babam verdi. Kendileri almadılar."

"O zamana kadar her şey iyi gitmişti. Ben evreni adalet ile yönetiyor ve güçlerimi anlamaya çalışıyordum. Fakat evreni gözlemledikçe yaratılan canlıların fazla güçsüz olduğunu ve meleklerin oyuncakları olduğunu fark ettim."

"Bu duruma dur demek için sizin Doğa Enerjisi dediğiniz gelişim enerjisini tüm evrene saldım. Kısa bir müddet sonra canlılar bu enerjiye uyum sağladılar ve güç sahibi olmaya başladılar."

"Tabi ki bu kararım kardeşlerim arasında hoş karşılanmadı. Sadece benimle beraber yaratılan üç kardeşim karışmadılar."

"Tüm melekler birlik olup isyan ettiler ve beni tahttan indirmeye çalıştılar. Her ne kadar güçlü olsam da, tüm güçlerime daha uyum sağlayamamıştım. Kardeşlerim de yardım etmediği için tahttan indirildim ve yok edildim. Evren tahtı ise özelliği nedeni ile boş kaldı. Evren tahtına sadece yaratıcının güçlerini kullanabilen birisi geçebilir."

Monarch hafif bir şekilde aydınlanmış hissederken kafasını karıştıran bir kısım vardı.

"Madem yok edildin. Şu anda karşımda konuştuğum kişi kim ?"

Atem ise gülümseyerek soruyu cevapladı.

"Güzel nokta Monarch. Şu anda konuştuğun kişi benim bir bilinç parçamdan başka bir şey değil. Ruhum ve zihnim çok güçlü olduğundan fiziksel bir form aldım. Bu beden ise kısa bir süre sonra hiçliğe karışacak."

Daha sonra yukarıya bakarak iç geçirdi.

"Yaptığım hiç bir şeyden pişmanlık yaşamadım. 13 milyar yıl boyunca Evreni adaletli bir şekilde yönettiğime inanıyorum. Baş Melekler öldüğünde cennete veya cehenneme gitmezler. Direk ruhları kaybolur ve hiçliğe karışırlar. Adete hiç var olmamış gibi. Tabi ki güçleri de öyle... Bu söylediğim şeyler bilinene göre tabi ki. Evrenin sınırsızlığı içerisinde her şey mümkündür. Belki de ruhların gittiği bir yer vardır. Her neyse biz konumuza dönelim."

Hemen ardından Monach'a doğru farklı gözler ile bakmaya başladı.

Bir an sonra Monarch'in yanina geldi ve elini omzuna koydu.

"Uzun bir hayat yaşadım Monarch.. O kadar güçlü olmama rağmen yanımda hiç kimse yoktu. Bu yüzden tahttan ve hayatımdan oldum. Madem bizi kader birleştirdi, seninde aynı akıbeti yaşamana izin vermeyeceğim. Şimdi yapacağım şeyler biraz acıtacak. Fakat kısa bir süre. Ben kaybolduktan sonra kılıcımı ve depolama yüzüğünü al. Senden tek isteğim beni unutma ve bu evrene gerçek bir tanrının gazabını göster.!"

Dedikten sonra tüm vücudu parlak mavi şeklinde parlamaya başlamış ve bu enerji Monarch'ın omzundan vücuduna nüfus etmeye başlamıştı. Daha Monarch neler oluyor diyemeden şiddetli acıyla diz çökmüştü.

Bağırmamak için kendini zor tutan Monarch, yumruklarını sıktı ve direnmeye başladı.

"Bundan böyle pişmanlık yok..! Kendimi ve Atem'i hayal kırıklığına uğratmayacağım. Fedakarlığının..."  derken Atem'in yavaş yavaş yok olan vücuduna bakıyordu.

Monarch'ın her bir kelimesini duyan Atem yok olmadan önce gülümsemişti.

"Benim başaramadığımı başaracaksın. Güçler gerçek sahibinin eline geçti. Tarih bir kez daha tekrar etmeyecek." diyerek yukarıya baktı.

"Bundan sonrasını evren düşünsün. Artık huzura erme vaktim geldi."  diyerek hiçliğe karıştı.

Parlak mavi enerji ise Monarch'ın vücudu tarafından özümsenmeye devam ediyordu.





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1206

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 805

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 605

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 605

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16166 Üye Sayısı
    • 730 Seri Sayısı
    • 34285 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr