Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Sonsuzluk Tanrısı - Varis - 1. Bölüm - Veliaht Prens


Primordial Gezegeni, her türlü sihirli ve süper güçlerin bulunduğu, şiddetli savaşların yaşandığı bir gezegen idi. Bu dünyada yaşayan canlılar, doğa enerjisi adı verilen enerjiyi kullanarak gelişebilir ve güç sahibi olabilirlerdi. Bu güçler aşırı fiziksel kuvvetlerden, elementlerin kontrolüne kadar oldukça çeşitliydi. 

Bunun sonucu olarak da gezegen bir çok savaşa ve kavgalara gebe kalmıştı. Öyle ki zeka sahibi olan her tür kendi arasında imparatorluklarını kurarak bölgelere hükmetmeye başlamışlardı. Nihai amaçları ise baskın tür olabilmek ve tüm gezegene hükmetmek idi.

Tabi ki bu savaşlar sadece dış kuvvetler ile yapılmıyordu. Türlerin kendi arasında kurduğu imparatorluklarda bile kendi içlerinde taht savaşları yaşandığı bilinen bir gerçekti.

Oldukça sık yaşanan bu gerçeklerden birisi bugün insan türünün bir imparatorluğunda yaşanmak üzereydi. Fakat kimsenin bilmediği şey ise bugün önemsiz bir imparatorlukta yaşanacak olan isyanın tüm evrenin kaderini değiştirmek üzere olduğuydu.

[Anka İmparatorluğu, Anka Başkenti]

Güneş tüm ihtişamı ile imparatorluk başkentinin üzerine doğarken, tüm şehir halkı sıcak yataklarından kalkmış ve yeni bir güne hazırlanmaya başlamışlardı.

Halkın bir kısmı doğa enerjisi ile gelişim yaparak güçlenebiliyor iken, bir kısmı bu enerjiyi hissedemiyordu bile. Çünkü bu enerjiyi hissedebilmek ve kullanabilmek için vücutta özel bir organ kullanıyordu.

Eskiler bu özelleşmiş organa iki isim vermişlerdi. Halkın bir kısmı Dantian derken, bir kısmı Gelişim Merkezi adını vermişlerdi. Bu organ mide ile bağırsaklar arasında bir konumda yer alıyordu.

Bu özelleşmiş organa sahip olan kişiler gelişim yaparak güçlenebilirdi. Kalanlar ise hayatları boyunca ölümlü olarak kalırlardı. Çünkü bu merkez enerjiyi hissedebilmenin ve bu enerjiyi kullanarak güçlenmenin anahtarı sayılırdı.

[Anka İmparatorluk Sarayı, Veliaht Odası]

Anka İmparatorluk Sarayı, başkentin tam merkezinde yer alan bir konuma inşa edilmiş, oldukça büyük ve kudretli gözüken bir yapıydı. Esasında şehre göre büyük sayılsa da dünya geneline göre normal bir büyüklüğü vardı.

Veliaht odasında ise 1.90 boylarında, siyah saçlı ve mavi gözlü birisi bulunuyordu. Üzerinde ki veliaht cübbesi, kalıplı ve dengeli vücuduna tam oturmuştu. Vücudundan yayılan enerji aurasının dengesizliği onun tedirgin olduğunu ele verir gibiydi. Bu durum yüz ifadesine de yansımıştı. Yüz ifadesinde bir konu hakkında tedirgin olduğunu gösteren ibareler vardı.

Onun için asırlar gibi geçen bir sürenin ardından nihayet Veliaht Odasının kapısı çalındı. İçerideki genç ise kapıya bakarak hızlıca ayağa kalktı ve seslendi.

"Gel..!"

Emir ile birlikte içeriye iki asker girmişti. Kaslı vücutları ve vahşi auraları sayesinde bir çok savaşa girdikleri belli oluyordu. Göğüslerinde duran madalyalar, onların ordu da rütbeli askerler olduğunu gösteriyordu.

"Konuşun! Ordu hazır mı ? Bugün bu isyan gerçekleşmeli..." Sesinden tedirgin olduğu ve uzun bir süredir bu anı beklediği anlaşılıyordu.

İki asker ise birbirine bakarak kafalarını salladılar ve biri öne çıkarak konuşmayı devraldı.

"Beklediğimiz gün için ordumuz hazır Prens Monarch Ekselansları. Şu anda saray avlusunun bilinmeyen bir bölgesinde işaretimizi bekliyorlar. Tek bir emrimiz ile Taht Odasına gireceğiz ve resmi olarak İmparator'u tahttan indireceğiz. Sizde sonunda hakkınız olan tahta geçebileceksiniz."  diyerek derin bir nefes aldı.

Fakat diğer asker biraz endişeli gibiydi.

"Ekselansları... Bundan emin misiniz ? Şu anda Veliaht Prenssiniz. Her ne kadar babanız tahttan indirilmiş ve yerine kurul kararı ile amcanız çıkmış olsa da, kurul 18 yaşınızda yani 1 yıl sonra tahta çıkabileceğinizi belirtti."

Tüm bunların farkında olan Monarch, kendisi hakkında endişelenen askerlere duygusal bir şekilde bakmadan edememişti. Küçüklüğünden beri onun yanında olan sadık kişilerdi. Ayrıca onun yetişmesinde emeği olan kimselerdi.

"Başka çarem yok Ned... Babamı zor kullanarak tahttan indirdiler. Akılları sıra bir isyan tertip ettiler. Kurul ise yaşımın küçük olması nedeniyle veliaht olmama rağmen beni tahta çıkarmadı. Bunun yerine amcam tahta çıktı. Sözde babam ve ailem sarayda güven içerisinde yaşayacak. Ben ise 18 yaşıma geldiğimde tahta geçecektim."  dedikten sonra ayaklarında güç kalmayarak yatağa oturdu.

Üstünde ki duygusal ve zihinsel yük 17 yaşında birisi için çok fazlaydı.

"Babam tahttan zorla indirildiğinde 16 yaşındaydım. Amcam 1 yıldır tahtta oturuyor ve imparatorluğu yönetiyor. İlk başta bende inanmıştım. 2 yıl içerisinde tahta çıkacağıma... Fakat amcamın ve ailesinin gözlerini iktidar ateşi kaplamış. Son 1 aydır herkes amcamın başka bir isyan çıkmaması için beni ve ailemi idam ettirmeyi düşündüğünü konuşuyor."

"İlk başta inanmasam da, kurulun hiç bir ses çıkarmaması beni korkutmaya yetti. Kısacası ya tahta çıkacağım yada ailem ile birlikte öleceğim. Bizim ailemiz ise tarihin altın sayfalarına Anka İmparatorluğunun yüce imparatorunun iktidarı için katledilen hanedan üyeleri diye geçecek. Ben buna izin vermeyeceğim. Bu yüzden tahta geçmem şart."

Konuşması bittiğinde gözünden bir damla yaş gelmişti. Yaşanan olayların böyle gitmesini kendisi de istemiyordu. Fakat başka çaresi de yoktu.

Monarch'ın anlattığı her şeyi önünde duran askerler de biliyordu. En başta prensi kardeşleri gibi sevdiklerinden ona bir zarar gelmesini istemiyorlardı. Fakat özünde başka çareleri olmadığını da biliyorlardı.

Aradan geçen duygusal konuşmadan sonra kendine gelen Monarch ayağa kalkarak askerlerinin yanına geldi.

"Pekala bu kadar duygusallık yeter. Ölüme gitmiyoruz. Tahta çıkacağım ve sizlerde en yakınımda olacaksınız. Artık harekete geçme vakti. Taht odasını temizlediğiniz de bana haber verin."  diyerek iki askere gitmesini emretti.

Askerler hiç bir söylemeden saygıyla eğilerek odadan ayrıldılar ve isyanı gerçekleştirmek için ordunun başına geçtiler.

Monarch ise odasının camından sarayı ve ihtişamlı başkenti izliyordu.

"Kısa bir süre sonra tüm bu mülk tekrardan benim aileme geçecek."

Aradan geçen kısa bir süreden sonra Sarayın avlusundan savaş sesleri gelmeye başlamış ve çığlıklar ile devam etmişti. Monach bazı nara atan askerlerin seslerini  duyabiliyordu.

"İmparator Joffrey, hakkı olmayan bir tahta oturmakta... Onu indireceğiz ve tahtı hak eden prense, Veliaht Monarch'a teslim edeceğiz..!"

"Çok yaşa İmparator Monarch..!"

Monarch sabırla direnişin bitmesini bekledi ve ters giden bir şey olmaması için tanrılara dua etti. Zira kendisinin ve ailesinin hayatı en ufak ters giden bir şeyde tehlikeye girerdi.

Çığlıklar ve naralar ile süren savaşın sonunda beklenen çağrı gelmiş ve Monarch'ın kapısı çalınmıştı.

İçeriye giren asker diz çökerek konuşmaya başladı.

"İmparator Monarch hazretleri... Emriniz üzere isyan başarılı oldu. İmparator Joffrey tahttan zorla indirildi. Hakkınız olan taht için kurul tarafından taht odasına beklenmektesiniz. Anka Hanedanı ve tüm İmparatorluk mülkü sizi bekler!"

Askerin tahta çıktığını ve kendisine imparator olarak seslenmesini duyan Monarch, derin bir şekilde gülümseyerek

"Güzel... Hadi gidelim o halde."

Diyerek askerler eşliğinde Veliaht odasından çıktı. Çıkmadan önce son bir kez odasına baktı.

"Artık yerim Taht Odası olacağından buraya ihtiyacım olmayacak."

Kısa bir süre her tarafı kan içerisinde olan saray avlusundan geçerek Taht Odasına vardılar.

Tüm bu vahşeti gören Monarch, içten içe bazılarının kendi askerleri olduğunu biliyordu. Fakat ödenecek bir bedel olmadan ödül olmayacağını da iyi biliyordu.

Taht odasının kapıları gürültülü bir şekilde açıldıktan sonra Monarch içeriye girdi.

Fakat gördüğü şeyler ile birlikte şok içinde kalmış ve hareket dahi edememişti.

Zira tüm askerleri öldürülmüş, en iyi iki askeri Ned ve Zodiac tahtın önünde diz çöktürülmüştü. Başlarında ise bir cellat bulunuyordu. Tahtta ise amcası sırıtarak oturuyordu. Yanı başında ise kuruldan üyeler bulunuyordu.

O anda Monarch oyuna geldiğini anlamıştı. Fakat kapıların arkasında sıkı bir şekilde kapatılmasından sonra pek bir umudun kalmadığını anladığı için öfkeyle imparator olan amcasına bakmaya başlamıştı.

Monarch'in olayı anladığını gören amcası ise ikiletmeden lafa girdi.

"Gerçekten de isyan ettin demek yeğenim. Bunu bekliyordum fakat bu kadar hızlı olacağını ben bile tahmin edemedim. Fakat seni tebrik ediyorum. İsyan etmesen bile seni ve aileni idam ettirecektim. En azından biraz zeki davranman hoşuma gitmedi değil. Ancak tek sıkıntı..." Diyerek tahttan ayağa kalktı ve Asker Ned'in kafasına ayağını koyarak ezmeye başladı.

"Bir imparatorluğa isyan yapıyorsan daha fazla hazırlık ve nitelikli adam gerekiyor." dedikten sonra kafası ile emir vererek cellatlara emir verdi. 

Cellatlar elinde ki kılıçlar ile emri hızlıca yerine getirerek Ned ve Zodiac'ın hayatına son verdiler. Monarch daha "Durun!" diyemeden iki askerinde kafaları bedenlerinden ayrılmıştı.

En yakın gördüğü ve ailesi yerine koyduğu askerlerin amcası tarafından idam edilmesine sinirlenen Monarch, Enerji Ustası Zirve Seviye gücünü salarak konuşmaya başladı.

"Amca..! Hakkım olan tahta oturman yetmediği gibi gözümün içine baka baka seni ve aileni idam edeceğim diyorsun. O iki askeri idam ettiğin gibi gün gelecek aynı akıbeti yaşayacaksın.İstediğini yapabilirsin amca... Beni idam edemeyeceğini biliyorum. Hakkım olanı alacağım. Sen bana engel olamayacaksın. Hanedanımızın yüz karası!"

Monarch'in konuşması üzerine dikkatli bir şekilde yeğenine bakan Joffrey konuşmasına kaldığı yerden devam etmişti.

"17 yaşında Enerji Ustası Zirve aşaması demek. Gerçekten sadece imparatorluk dahilerin de olabilecek bir potansiyele sahipsin evlat. Dediklerine gelince haklısın. Gerçekten de seni idam edemem. Fakat kurul ile anlaştım. Biraz pahalı da olsa istediğim anlaşmayı aldım."

Monarch ise arkasından iş çeviren kurula dönerek hayal kırıklığı ile onları süzmüştü.

"Babam tahttan indirilirken sesiniz çıkmadı. Beni hakkım olan tahta çıkarmadınız. Şimdi de arkamdan rüşvet alarak iş yapıyorsunuz. Bu imparatorluğun içi çürümüş. Sizler bunu bana nasıl layık gördünüz söyleyin bana..!"

Bu siteme karşılık kuruldan hiç bir cevap gelmiyorken, amcasından sesli bir kahkaha gelmişti.

"Öyle deme evlat. Kurul senin ve ailenin hayatını bağışladı. Zira abim imparator iken gayet başarılı işler yaptı. Fakat devir artık benim devrim. Abim ve ailesi güven içerisinde yaşayacaklar tabi ki taht sevdaları dan vazgeçerler ise."  kurula bakarak bunları söyleyen Joffrey, bir an sonra kafasını Monarch'a çevirdi.

"Sana gelirsek... Sen beni tahttan indirmeye çalıştın. Bu yüzden hanedan lideri olarak seni hanedandan atıyorum ve Anka soy adını senden alıyorum. Niyetim seni öldürmek olsa da kurul buna izin vermedi. Bu yüzden seni yeni bir büyü ile sürgün edeceğiz."

"Uzay-zaman büyücüleri, sürgünlerde kullanılacak yeni bir formasyon icat ettiler. Formasyon gezegen içerisinde rastgele ışınlanma yapılmasına olanak veriyor. Bu sayede sürgün edilenlere bir nebze de olsa hayatta kalma imkanı veriliyor. Tabi ki gezegenin bile her bir yeri keşfedilmediği ve seninde sakat olduğun düşünülürse, hayatta kalman küçük bir ihtimal." dedikten sonra Enerji Kralı Orta aşama gücünü salarak Monarch'in Dantianına saldırdı ve o bölgeyi tek hamlede yok etti.

O kadar hızlı ve ince bir saldırıydı ki sadece Dantianı yok etmiş ve Monarch'ı sakat bırakmıştı. Geriye kalan hiç bir organa hasar vermemişti.

Monarch bile neler olduğunu anlayamamıştı. Fakat midesinin altında ki yanmayı ve Dantianı hissedememesi ile birlikte diz çökmüş ve neler yaşandığını anlamıştı.

Kurulda aynı şekilde şaşkındı. Fakat şaşkınlıklarının öfkeye dönüşmesi çok sürmemişti.

"İmparator, bu şekilde anlaşmamıştık. Sadece sürgün edeceğiz dedik. Bu da ne demek oluyor!"

İmparator ise sinsi bir şekilde gülümseyerek konuşmaya başladı.

"Anlaşmamız onun öldürülmemesi ve sürgün edilmesi ile alakalıydı. Sürgünün ne şartlarda yapılacağını söylememek sizin hatanız. Ayrıca olan oldu." diyerek büyücülere döndü.

"Büyücüler! Eski veliahtı sürgün edin. Bundan böyle veliaht prens en büyük oğlum Daniel Anka olacak." dedikten sonra yeğenine son bir kez baktı ve tahtına oturdu.

Monarch ise diz çökmüş bir vaziyette kendisine yaklaşan büyücüleri bakıyordu. Ellerinde parlayan şiddetli büyü ışıkları, büyünün ne kadar büyük olduğunu gösteriyordu.

Büyücülerin etkisi ile etrafında ki Uzay-Zaman bozulmaya başlamışken Monarch ayağa zorla kalktı ve amcasına keskin gözleri ile bakarak son kez konuştu.

"İsmim lanetin olsun amca... Elbet bu saraya geri geleceğim. Ben geri geldiğimde bu sarayda taş üstünde taş omuz üstüne baş kalmayacak. En sonunda taht ve imparatorluk hak edene geçecek. BUNU UNUTMA..!"

Bir an sonra Monarch'in son sözleri taht odasında yankılanırken, kendisi büyü sonucunda ortadan kaybolmuştu.

Artık sakat olduğunu bilmelerine rağmen Monarch'in son sözleri tüm taht odasında tedirginlik yaratmaya yetmişti.

"M-Merak etmeyin. O artık bir sakat. Gelişim yapamaz. Bunun anlamı gelişemeyecek ve güçlenemeyecek olması. Herkesin bildiği üzere sakat olan birisi tedavi edilemez. Bu mümkün değil."

Bu sözler üzerine hafif bir rahatlama geçiren Kurul ve İmparator gelecek hakkında planlar yapmaya başlamışlardı. Kendilerince güzel bir gelecek onları bekliyordu.

Bilmediği şey ise Monarch'in güçlenmesine kendilerinin vesile olduklarıydı.

O sırada ise keskin bir şelale sesinin yankılandığı, derin bir mağarada uzay-zaman bozulmaya başlamış ve bir genç bu bozulmanın ortasında belirmişti.

 

*Bildiğiniz üzere Ruh Hükümdarı adlı bir seri yazıyorum. O seri belirli bir seviyeye geldiği için Sonsuzluk Tanrısını düzenlemeye başladım. Ana hatların bir çoğu yerinde kalacak olmasına rağmen bir kısım yerler rework yiyerek düzenlenecek ve atılacak. Tahmini olarak 70 bölüme yakın bölüm taslak olarak duruyor. Düzenlendikten sonra bu seri altında atacağım. Şimdiden Keyifli Okumalar.

*Yetişim Seviyeleri bölüm sonunda verilecektir.

 

 





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1466

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1205

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 804

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 603

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 603

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15935 Üye Sayısı
    • 728 Seri Sayısı
    • 34146 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr