“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

Siyah Kalp - BÖLÜM:1


Bölüm01: Kücük Kulübedeki Cocuk

Hava bulutuydu, şafağı ötrüyordu. Gökyüzündeki bulutların söylediği tek şey "Kaçması" gerektiğiydi.

Eski püskü bir kulübenin içinden bir çocuk dışarıya çıktı. Bu çocuğun daha yüzündeki bebeksilik kaybolmamıştı. Elinde tuttuğu kargıdan oltayla, nehire doğru koşuyordu.

Arkasından 35'li yaşlarında bir adam kapıdan dışarı çıkarak "Oğlum bu saate balık tutamayız.. Yarın sabah sana söz veriyorum sana daha iyi bir olta yapacağım onunla tutarsın.." adam gökyüzüne baktı ve devam etti. "Bak hem hava kapalı yağmur yağacak dışarısı tehlikeli."diyerek.  Çocuğu ikna etmeye çalıştı.

Çocuk babasına baktı biraz somurtsada itiraz etmedi. Kulübeye geri dönmüştü. Kulübenin içindeki  yemek kokusu doğrudan iştah açıcıydı.. karnının guruldaması acıktığını farket ettirdi.

Kahverengi gözlerindeki bir kadının görüntüsü onun en büyük sevinci gibiydi.
Bir insanın annesinin olması hem de böyle bir dönemde şans olarak görülüyordu. Çoğu çocuk terk ediliyor, Güzel kadınlar, kızlar, ve hatta çocuklar toplanıyordu.

Kendisi ne olduğunu bilmesede dağın öbür tarafındaki köyde bir kızın bir kaç adam tarafından götürüldüğünü görmüştü. Kızın güzel gözleri pürüssüz bir yüzü olması, kim bilebilirdi ki ona kötü bir şans getirebileceğini, büyük ihtimal köyün Ağası tarafından büyük bir Lord'a "Hizmetçi" olarak gönderilmişti.

Annesinin de güzel bir yüzü vardı, bu nedenle babası dağın arkasındaki nehirin kenarına bir kulübe inşa etmişti. Eşini ve küçük oğlunu korumak için başka bir sebebi olabilir miydi ki?

Hem babasının anlattığına göre kendisi, Önceki Kral'ın ordusunda bir Subay olduğu zamanlar bir köyü kötü canavarlardan korumuştu.. O sıralar gördüğü bir kadına aşık olmuş, onun kalbini kazanmak için ordudan bile ayrılmıştı.

Bu adamın hikayesi ise bir oğlunun olması ile daha da güzeleşmişti. Artık tek kaygısı oğlunu düzgün bir şekilde büyütmekti... tıpkı her babanın istediği gibi;kötülük, keder, ve üzüntüden uzak mutlu bir şekilde..

O sırada kapının önünde bir grup siyah giyinimli adam evin içini gözetliyordu...

Çocuk tam kaseyi annesinin elinden alacağı zaman

Booommmm!

Kulübenin kapısı kırıldı.Şok ve korku çocuğun yüzünde ortaya çıkmıştı.

Babası hemen annesini iterek, Duvarda asılı duran kılıca doğru yöneldi.. İçeri giren adamları görünce yüzünde hafif bir endişe görüntüsü ortaya çıkmıştı.. O da biliyordu ki...
Hançerin tahtaya değmesiyle çıkan kulak tırmalayıcı ses...

Çatırt çatırt!!!

"Hahahha... Eski Kral'ın subayı sonunda seni 8 sene sonra bulabildik.. Cidden "Siyahlardaki Adam" lakabını hak ediyorsun.." dedi.

"Sen!!.." Babanın yüzü daha da endişe ile doldu.. Ordunun "Suikastci" birliği gerçekten buradaydı..

"Söyle ne istiyorsun!!." Diyerek kılıcını daha da sıkı tuttu.

"Hahaha... Eski Kral'ın köpeklerini temizleme görevine nail olduk... Eski grubunun çoğunu öldürmeyi başardık... Sonra ise seni bulabildik.. başka ne isteyebilirim ki?.."

Çocuğun babasının yüzü daha da soluklaştı. Eski silah arkadaşlarının çoğu ölmüştü.. O, oğlunu ve karısını koruyabilecek miydi?

"Sirus'un köpekleri! Daha kaçınızı katletmek gerekecek.." diyerek duman'a dönüştü ve ortadan kayboldu.. Hemen en yakınındaki siyah giyinimli adam'ın arkasında belirdi, sırtına eski kılıcı sapladı. Adam daha ne olduğunu anlamadan orada can vermişti..

Kadın, çocuğun elini tuttu onu korumaya çalıştı.. Bunu fark eden siyah giyinimli adamlar,direkt olarak kadın ve çocuğa kitlendiler..

"Heheh... bu kadın hoşmuza gidecek.." diyerek pis pis güldü içlerinden biri...

Çocuk kanı gördükten sonra gözlerindeki korku daha da belirginleşti. Kendilerine doğru koşan iki adam daha da titremesine neden oldu...

Kadın bir iç güdüyle çocuğun önüne geçti..
Boommm!
Siyah renkli hançer kadının karnına girince..

"Tch, tch, tch ne büyük bir kayıp, eğer önüne geçmeseydin biraz daha geç ölebilirdin.."

Babası, annesinin yere düştüğünü görünce siyah gözleri kan çanağına döndü..

"Ne cürettle... Akanay'a!!!!." Diyerek sis perdesine döndü ve adamları birer birer katletmeye başladı...

"D-dur.. H-hayır gelme gelme!." Diye bağıran bir kaç siyah kıyafetli adamın sonu hiç iyi bitmemişti..

"Bir nefes olmadan, Yeryüzü karanlığa Boğulur!"

Ortadan kaybolan baba bir anda Çocuğu tutan adamların arkasında belirdi..

"Elyel Kaç!." Diye bağırdı.. çocuk annesinin kanlı vücuduna baktı gözleri parlaklığını yitirmiş,yüzünde hafif korkuyla karışık bir gülümse vardı..

YN" Elyel: Karanlık gece demek..

Elyel'in nefes alışverişi çok hızlıydı.. Babası aynı anda üç siyahlı adamla savaşıyordu..
İçerden gelen savaş sesleri kan dondurucuydu..

Boom! Çınnnn! Foşhhhh!

Patlama,metalin metale değme sesi ve insanın kanını donduran kan...

Babası artık zar zor kılıcını sallıyordu... kapıdan dışarı çıktı.. Eylel'in yanına doğru sendeleyerek geldi..

Vücudunda birsürü kesik vardı..kritik yarası yoktu ama o da biliyordu ki kılıçlar zehirliydi..

Oğlunun yanına geldi, ellerini karanlık gecedeki bulutların arkasına, Ay'a çevirdi..

"Faydası yok... yenilenemiyor... artık çok geç..!!" Diyerek umutsuzca çocuğa sarıldı...

"Eylel kulübeyi sabah doğru yakmalısın bu onların görevlerinde başarılı olduğunu... öhö.. öhhöhö.. gösterecektir.."

Ellini ağzına götürdüğü vakit kanının sıcaklığının arttığını hissedebiliyordu..

"Daha sonra kaç.. olabildiğince kaç.. evin altındaki geçitte birkaç parça yedek kıyafet ve para var onları da al.. öhö.. öhhöhö.. Oğlum.. Eylel'im.. Hayatta kal... intikam almaya sakın çalışma onlar çok güçlü...Dikkat e-"

Eylel daha 8 yaşındaydı.. gözlerinden düşen damlalar babasının soluk yüzünü ıslatıyordu... Adam artık hayatta değildi.

"Baba.. baba... b-baba.. kalk bana söz vermiştin.. H-hani bana yeni bir olta yapacaktın.."

Arghhh!!!!

Çocuğun üzüntü dolu haykırışları semayı bile titretecek cinstendi...

Hehehe..

Bir anda bir kızın gülme sesi duyuldu...
Eylel babasının elindeki ağır kılıcı kaldırmaya çalıştı güçlükle ayakta duruyordu.. dizleri titriyor gözleri bulanıklaşıyordu..

"K-kim var orda?!" Diye bağırdı..

Bir süre geçtikten sonra hiç bir ses alamayınca korkarak kulübenin altındaki geçite ilerledi.. bir kese dolusu para ve bir kaç kitap vardı.. kitabın birinin üstünde "Eylel'e" yazıyordu.. diğeri ise eski püsküydü, üzerinde ise hiçbir yazı veyahut sembol yoktu...

Eylel annesinin yanına geldi.. kadın kanlar içindeydi.. eski kulübenin duvarları kan ve parçalanmış ev eşyaları ile doluydu...

Elini annesinin gözlerine götürdü.. kalbi acıyordu.. zorlanarak kadının gözlerini kapattı..

O daha 8 yaşındaydı, böyle bir olayla karşılaşması yaşıtlarına göre biraz ağırdı.

Ağlamamak için kendi suratına bir yumruk atarak kulübeden dışarı çıktı.

"N-neden kalbim bu kadar çok acıyor.. argh.."

Nefes alışverişi çok hızlıydı.. eline aldığı yanan odunu kulübenin deposuna attı. Deponun içinde kışlık yakılacak odun, bir kaç parça da kömür vardı.

Eylel gözlerini kapattı. Burası onun ve ailesinin yeriydi.. Sabah ışığıyla birlikte önce babasına yardım ederdi.. sonra ise annesi ile balık tutarlardı.. Ona balık tutmayı öğreten annesiydi, her zaman derdi ki, "Balık tutmak insanın yaşadığı ağır olaylara bir nebze de olsa soğuk su tutar oğlum."

Annesi babası ile tanışmadan önce gözlerinin önünde tüm ailesi ve tanıdıkları katledilmişti.. neyse ki son anda babası onu kurtarabildi.. Yaşlı annesi,babası, kardeşleri ve arkadaşları.. hepsi gözlerinin önünde canavarlar tarafından yenilmişti.. ne zaman o sahneler aklına gelse, nehirin kenarına yapılan iskelede balık tutardı..

Eylel boş vakitlerinde babasından kılıç eğitimi alırdı. Babası her seferinde ona "Sana kılıç kullanmayı benim gibi elini kana bulaman için öğretmiyorum!.. Sadece sevdiklerini ve aileni koruman için öğretiyorum!." Derdi.

Şimdi ise o kelimeleri ona hatırlatacak bir babası, ne de onun kılıç kullanmak için koruyacak kimsesi vardı.. Bu yalnız ve üzüntü dolu çocuk.. Kılıcını her ne kadar babasının dediği gibi kullanmak istese de koruyacaği kimse olmadıktan sonra bir faydası yoktu.. Sadece kılıcını İntikam! İçin kullanabilirdi..

Göz yaşları, korku, üzüntü ve en ağır basan duygu ise öfke! Gözlerinde beliriyordu..

Eski evlerinden yaklaşık olarak 1 km uzaklaştıktan sonra yere düşerek bayıldı..

.........

Zenaht İmparatorluğu, Kral'ın Odası...

"Xenat'ı öldürebildiler mi?" Yaşlı bir adam siyah giyinimli bir adama sordu..

"Hürmetler Kralım, bu fani size rapor veriyor." Diyerek bir kağıt parçasını açtı.

Kral masada duran şarabı bardağa döktü.. Yüzünde beklenti dolu bir ifade vardı...

"Efendim, Zenat evin dışında bulundu.. Ölüm sebebi ise zehirlenme.. Ne yazıkki Almus ve gönderilen diğer suikastciler başarılı olamadı.. Hepsi evin için de cesetleri kömür şekline gelmiş bir halde bulundu.. büyük ihtimalle çatışma sırasında düşen bir parça ateş evi yaktı.. Bu biraz garip efendim Zenat gibi elit bir askerin bu kadar acemi bir şekilde can vermesi.."

Bir anda masadan

Booomm!

Masanın üstünde duran şarap bardağı masa ile birlikte un ufak olmuştu..

"Peki bizim adamların haricinde başka ceset bulundu mu?." Kırmızı gözleri öfke ile insanı adeta titretiyordu.

"E-evet efendim.. bir kadın cesedi de vardı.." askerin yüzündeki korku belli oluyordu.. odadaki baskıcı aura insanın nefes almasını bile zorlaştırıyordu..

"Demek öyle.. Salak Zenat bir kadın yüzünden ölmek.. hahahah" diyerek güldü..

.......
Güneşin yakıcı sıcaklığını yüzünde hissedebiliyordu.. Ormanın içinde patika yolda yatan bir çocuk vardı.. Solunumu o kadar hızlıydı ki.. onu gören birisi çocuğun kalbi ve ciğerlerinin vücudundan çıktığını düşünebilirdi..

"Günaydın.. hhehe.." bir kızın yumuşak ve nazik sesini duyan Eylel bir anda ayağa kalktı..

"Kim var orda!." Diye bağırdı...

Ormandan gelen tek ses kuşların sesiydi..

Eylel rüya gördüğünü düşünerek bu duruma daha fazla kafa yormadı..

"Demek dünkü her şey rüya değildi ha!!"

Gökyüzüne doğru baktı.. Karanlık bulutlar gitmişti, gökyüzünde kuşlar uçuyordu.

Daha sonra eline kitaplardan birini aldı.. Eylel'e adlı olan kitabı açarak okumaya başladı..
.....
"Oğlum Eylel'im eğer bu kitap senin eline geçtiyse...

Hahaha endişelenme oğlum daha önünde çok uzuuuun bir hayat var..

Ben bu kitabı yazarken sen daha 5 yaşındasın annen sana daha yeni yeni balık tutmayı öğretiyor.. ben ise sana okuma yazma öğretmeyi deniyorum.. anlam veremediğim bir şekilde çok hızlı öğreniyorsun.. Tabi babasının oğlu olunca ayrı...

Belki hatırlamazsın ama sen daha 6 aylıkken akıcı bir şekilde konuşabiliyordun.. Hmmm.. şimdi aklıma gelmişken sana bir kaç bilgi vereyim...

Bu dünyada güç her şey demektir.. Mana adını verdiğimiz enerji ile sana gösterdiğim basit gizlenme hareketlerini uygulayabilirsin.. Mana ile daha da fazlasını yapabilirsin..

Ateş, Su, Toprak ve Rüzgar adı verilen 4 element bulunmakta ve buna göre kullanım alanları değişmekte.. Ben hem su tipi hem de rüzgar tipi element kullanıcıydım..  Su ile Şifa büyüleri ile birlikte Kendini korumak için bariyer büyüleri de kullanabilirsin..
Rüzgar ile birlikte hem gizlenebilir hem de çok yüksek hızlara ulaşabilirsin.. dahası eğer yeteri kadar geliştirebilirsen Uçadabilirsin.. hehe ne kadar fantazi ürünü gibi dursa da bunlar gerçek..

Bu arada Çift Element Kullanıcıları 10000 de bir 3 Element Kullanıcıları ise 100000 de bir ve son olrak 4 elementi kullananlar ise 1000000 de bir olmakta...

Merak etme, merak etme evlat! Sen tam bir canavarsın... 4 elementi kullanabilmekle kalmayıp öğrenme yeteneğin de çok hızlı.. Keşke seni kendim eğitebilseydim..

Tanrılar gerçekten Bu kadar umursamaz olmak zorunda mıydı? Neden biz insanlara bir kalp verdiler ki... Aptal egoist Varlıklar!!!

Bulunduğun İmparatorluk Zenaht diye biliniyor.. Dahası bulunduğun kıtanın adı ise Su kıtası bu kıtanın üzerinde bir sürü krallık ve bir kaç tane de imparatorluk var.. Hala süren savaş ise Meslen Imparatorluğu ile yapılmakta..

Meslen İmparatorluğu insanları bilgiye önem veren insanlardır.. Eski Kral'la iyi geçiniyorlar dı ama şimdi ki Kral tam bir baş belası.. İnsanları çeşitli güç elde etmek için acımasızca kurban ediyor..

Bunu fark ettiğimizde ne yazık ki çok geç kalmıştık.. Ne onu yenebilecek sayıda kaynak ne de insan vardı.. Ben de bir kaç suikast denemesinden sonra ise kaçtım.. Başarılı olsaydık belki daha refah bir hayat sürebilirdik ama...

Ehh daha küçük yaşlardaki oğluma neler diyorum ben! Neyse oğlum bu sayfadan sonra sana bildiğim bütün bilgiler ve yetenekleri anlatacağım.. sıkı çalış eğer iyi çalışırsan daha fazla insan kurtarabilirsin..

Oğlum biliyorum intikam almanı istemiyorum ama sen de anlayacaksın bir gün bu Imparatorluğun ne kadar yozlaşmış olduğunu kendi gözlerinle göreceksin!!!...."

YN:BU HİKAYE DAHA YENİ BAŞLIYOR.. Bazı yazım ve noktalama işaretleri hatam olabilir.. Hatalarımı düzeltmeye çalışacağımm.. Bu yüzden Destek vermek için yorum atabilirsiniz..m




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1259

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1081

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 891

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 822

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 702

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 660

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 644

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 602

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 552

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 523

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 377

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 195

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 188

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 119

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 99

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15565 Üye Sayısı
  • 507 Seri Sayısı
  • 20944 Bölüm Sayısı


creator
manga tr