Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Dünya İmparatorluğu Shindria - Bölüm 27 - Arena Sınavı (1)


 
 
Sinbad sabah erken uyandı, gün daha doğmak üzereydi güneş yükseliyordu. Güneşin tatlı ışıkları penceresine vuruyordu. Her sabah uyandığında penceresinden dışarıya bakarak, annesini düşünüyordu. Sonunda arena sınavı günü gelmişti , bu sınav bittikten sonra istediği gibi annesinin yanına gidebilirdi ama tam belli değildi. Müzayede sahibinin ne yapıcağını bilmiyordu.
 
“Sonunda o gün geldi, kendimi ona kanıtlamak için biraz gösteriş yapabilirim sanırım. Göksel yıldırımın 2. Bölümüne ‘Yıldırım Mızrağını’ öğrendiğime göre birilerini çok rahat sakatlayabilirim ama kuralları tam olarak bilmiyorum. Fazla heyecanlanmamak gerek.” Sinbad her zamanki ifadesine geri döndü. İnsanları sakatlamaktan hiç çekinmezdi, yoluna çıkanı bile öldürebilirdi ve bunu gözünü kırpmadan yapardı.
 
Derin bir nefes aldı ve dışarı çıktı. Bu sabah saatinde etraf kalabalıktı arenanın olduğu yer daha kalabalık olucaktı. Yetişime çekilen herkes bu gün, gün yüzüne çıkmıştı. Ama Sinbad’ın umrunda değildi, ona şu an kimse bişey yapamazdı acemiler arasında, o yüzden kafası rahattı. Aslında Yao Feng’i düşünüyordu, müzeyede sahibin belirlediği barajı geçmiş miydi?. Yavaş yavaş arena sınavının olduğu yere doğru gitti.
 
Yolda giderken kandırdığı öğrenciler ona gelip dertlerini söylüyorlardı. Şu ana kadar kimse bırak birinci seviyeyi, birinci seviyenin yanına bile yaklaşamamıştı. Tanrı Kristallerine kıyıp yeni teknikler almışlardı. Sinbad içinden şeytanice gülmesini durduramıyordu, zaten gerçek kitabı verse bile anlamayacaklardı ama böyle garantiye alınmış oldu.
 
“Kardeş Sinbad bir bakar mısın. Bana sattığın tekniği anlayamadım hiç, Tanrı Kristallerimi geri istiyorum al tekniğini. Bence bu teknik hatalı, öyle olmasa neden bu kadar güçlü bir tekniği satarsın ki?.” Dedi akademinin öğrencilerinden biri. Sinbad’dan korkuyordu çekinerek konuşuyordu.
 
 
“Ben sana satarken ne dedim, bu teknik aşırı zor dedim ama beni dinlemeden atladın hemen tekniğe. Senin salaklığınsa ben ne yapayım, benim mi sorunum. Bide teknik hatalı diyor sanki hayatında bir sürü teknik görmüş gibi, sen ne anlarsın teknikten. Şimdi geldin sabah sabah benim canımı sıktın laflarınla. Arenada karşıma çıkmazsan iyi edersin, yoksa laflarını yediririm sana.” Sinbad bilerek atarlanarak konuştu, bu ona daha fazla o tekniğe güvenmesini sağlıyacaktı.
 
Öğrenci Sinbad’ın sözlerini duyunca ağlamak istedi. Akademideki en son kızdırılacak kişiyi kızdırmıştı, hemen bişeyler yapması lazımdı.
 
“B.. ben öyle bişey demek istemedim kardeş Sinbad. Haklısın ben yanılıyorum, ben beceriksizim bu teknik hatalı değil. Hatam için lütfen bu 2 tane Tanrı Kristalini kabul et. Umarım beni affedersin.” Dedi korkudan  kekeleyerek öğrenci. Arenada karşısına çıkıp bişey yapmasın diye Tanrı Kristali bile verdi. Aslında Sinbad’ın da yapmak istediği buydu.
 
“Eh tamam bu seferlik bişey demiyecem. Ver bakalım onları.” Dedi ve elini uzattı Sinbad. Öğrenci Sinbad’ın sözlerini duyunca sevindi ve hemen Tanrı Kristallerini Sinbad’ın eline bıraktı. Ardından teşekkür ederek koşa koşa gitti.
 
“Salaklar açık açık söylüyorum ama hala kabul ediyorsunuz. Hepiniz gerizekalısınız Hahahaha” Sinbad’ın keyfi yerine gelmişti hiç bişey yapmadan 2 Tanrı Kristali daha kazanmıştı. Ardından fazla kafa yormadan gülerek arenaya doğru gitti.
 
Arena geniş bir yeşilliğin içine kurulmuştu. Taştan yapılmış basit bir arenaydı. Yolda öğrendiklerine göre bu arenaya izlemek için herkes girebilirdi. Yani normal öğrenciler ve şehirdeki halk. Bu olay Sinbad’ın ın hoşuna gitti belki müzeyede sahibi gelirdi buraya.
 
Öğrencilerin toplu olarak durduğu yere doğru gitti Sinbad. Burası toplanma alanı olduğu belliydi. Burda tahtadan yapılmış büyükçe bir ilan panosu vardı ve üzerine sabitlenmiş kağıtlar vardı. Sinbad’ın ilgisini çekerek kağıtlara bakmaya gitti , panonun üstündeki kağıtlara baktı. Kağıtların üzerinde sıralanmış isimler vardı hemen inceledi ve kendi adının başta olduğunu öğrendi yanında 291 yazıyordu. Hemen gözleri Yao Feng’i aradı ve oda hemen altındaydı yani ikinci sırada 292 deydi. Yetişimleri en sağına yazılmıştı. Sinbad’da Temel Başlangıç Alemi 7. Basamak yazıyordu. Yao Feng’in de 6. Basamak yazıyordu. Diğerlerine baktığında bir kişi 5. Basamaktaydı diğerleri 4-3-2 basamaktaydı. Sinbad ve Yao Feng’in gerçek yetişimlerini bilseler hiç heveslenmezlerdi dereceye girmeye.
 
2 saat sonra etraf iyice kalabalıklaşmıştı. Sinbad Yao Feng’i merak etti daha gelmemişti. Sınavın başlamasına 2 saat vardı daha ama çoktan gelmesi lazımdı, acaba bişey mi oldu da gelmedi diye merak etti Sinbad. Etrafı inceliyordu belki Yao Feng’i görebilirdi.
 
 Hemen dakikalar geçti ve 15 dakika kaldı sınavın başlamasına. Birer birer görevliler etrafta toplanmaya başladı. Normal öğrenciler acemilere yiyeceklermiş gibi bakıyorlardı, onları korkutuyorlardı sonrada alay ediyorlardı. Arenada seyirci yerlerinde çokça halktan insan vardı. Öğrenci olanların aileleri toplanmıştı çocuklarının nasıl bir yetişimci olduklarını merak ediyorlardı. Sinbad aniden kafasının içinden sesler geliyo gibi oldu garipti, sanki biri yanında konuşuyomuş gidiydi, sağına soluna baktı ama kimse konuşmuyordu.  
 
“Hahaha velet Kapı 9. Basamağa gelmişsin. Hahaha şaşırttın beni,  arkadaşın nerde oda senin gibiyse piyangoyu vurdum demektir.” Dedi ses. Bu sesi tanıyordu Sinbad biraz düşününce müzayede sahibinin sesi olduğunu anladı ve etrafa bakınmaya başladı. Nerede olduğunu bilmiyordu ve nasıl sesini ona göndereceğini bilmiyordu.
 
“Sağına bak ordayım, Tribünde seyircilerin orda.” Dedi müzayede sahibi. Sinbad döndü baktı ipekler içinde tombul bir adam gördü, Sinbad’a bakıp gülüyordu.
 
“Sesini iletmeyi bilmiyormusun, yazık böyle bir dahiye nasıl bir ders veriyorlar gerizekalılar. Bana doğru bak ve kafandan söylemek istediklerini geçir. Geçirirken Qi'ni bana doğru yönelt.” Dedi müzeyede sahibi keyfi yerindeydi, normal zamanda bunlarla uğraşmayı bırak buraya gelmezdi bile.
 
“Sanırım oldu efendim. Beni duyuyor musunuz?” Dedi Sinbad biraz uğraştıktan sonra.
 
“Haha evet duyuyorum hemen başardın aferin. Şimdi bana arkadaşın nerde söyle.” Dedi keyifle.
 
“Bende bilmiyorum çoktan gelmesi lazımdı. Bişey oldu heralde gidip bakıyım mı?” Dedi Sinbad müzayede sahibine. Şu anki yetişimiyle 2 dakikada odasına kadar gidebilirdi, 15 dakikaları vardı hala.
 
“Gerek yok sınava girmesede belirlediğim barajı geçtiği sürece senle gelicek. Keyfine bak göster bana gücünü. Şu an burda görevlilerden sonra en güçlü, şurdaki 2 öğrenci ardından sensin. Onları yenebilirmisin? Biri Kapı Alemi 9. Basamakta diğeri tam Hayat alemine giricek.” Dedi müzayede sahibi, Sinbad’ın gücünü ölçmek istiyordu.
 
“Bütün kozlarımı kullanırsam öldürebilirim bile. Yenmemi istiyor musunuz?.” Dedi Sinbad kendinin arenada bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordu. Arenadaki görevliler dışında 3. Sıradaydı yetişim olarak ama Kristal Kırığı’nı çıkarırsa bir kaç darbede öldürebilirdi onları.
 
“Hahahaha bütün kozlarını göstermeden yenebilirsen iyi olur. Yenemeyeceksen sırrını açıklama boştan yere.” Dedi müzayede sahibi, sırrını pekte merak etmiyordu ama ne olur ne olmaz diye dedi.
 
“Yorucu olucaktır ama tüm hepsini ortaya çıkarmadan yenebilirim sanırım. Ama garanti vermiyorum.” Dedi Sinbad müzayede sahibine karşı nazikti bu yerden o kurtaracaktı onu o yüzden ona çok saygılı davranıyordu.
 
“Arenanın son savaşlarına sakla kendini belki daha güçlü rakipler gelebilir. Korkmana gerek yok elimi savurursam burası toz olur. Hahahaha.” Dedi müzayede sahibi tavrından belliydi işinde garanticiydi. Ama aşırı güçlü olduğuda belliydi.
 
“Peki efendim.” Dedi Sinbad ve önüne döndü. Yao Feng’i merak ediyordu ama müzayede sahibinin dediği onu rahatlatmıştı. Sınavın başlama saatini bekledi. Tam sınav başlamasına bir kaç dakika kala, koşarak Sinbad’ın yanına biri geldi ve konuştu.
 
“Kusura bakma beklettim seni kardeş Sinbad. Tam basamak atlamak üzereydim o yüzden bozmadım meditasyonumu sonunda müzayede sahibinin sana söylediği şartları karşılıyorum. Kapı 5. Basamak oldum. Teşekkür ederim sen olmasan gelemezdim buralara kadar.” Dedi Sinbad’a sessizce, birilerinin duymasını istemiyordu.
 
“Hahaha çok sevindim. Müzayede sahibi bizi şurda bekliyor ve bizden bir gösteri yapmamızı istiyor. Sınavın sonuna kadar yetişimini 6. Basamakta tut en son birileriyle dövüşmen gerekebilir.” Dedi Sinbad ardından müzayede sahibine dönerek konuştu.
 
“Bahsettiğim arkadaşım bu.” Dedi Sinbad müzayede sahibi bişey demeden kahkaha atmaya başladı bu gün keyfi çok iyiydi.
Sinbad önüne döndü ve sınavın başlama zamanını bekledi.




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1245

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1069

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 885

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 818

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 695

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 650

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 629

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 601

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 549

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 520

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 357

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 205

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 186

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 98

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 15206 Üye Sayısı
  • 476 Seri Sayısı
  • 20132 Bölüm Sayısı


creator
manga tr