“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

SHEN RAO'NUN EFSANESİ - 5-MALAK


       

                                                       

 

                               https://www.youtube.com/watch?v=ymolhvMjIic

           bölümü okurken bu müziği döngüye alarak dinlemeniz tavsiye edilir.

 

’Buldummmm!!’  kelimesi aslında sıradan, herhangi bir fiil cümlesiydi.

 

Tek başına , sade ve pek bir özentisiz.

 

Normal zamanlarda çoğunlukla dikkat çekmeyen tek kelimelik bir cümleydi.

 

Bununla birlikte saatlerdir devam eden ağza alınmayacak küfürlerin ortasında bir anda ortaya çıkabilecek en normal kelimeydi de. Ve  bir anda herkesin irkilmesine sebep olmuştu özellikle de zavallı manda yavrusunun.

 

İri, masum ve kömür karası gözler ansızın  herkesin ilgi odağı olmuştu. 103 kişinin bir serap misali akıp giden hızları bir anda buhar olup hiçliğe karışmıştı.

 

Malak , başına göre oldukça büyük olan kulaklarını kıpraştırıp dururken bir yandan da adımlarını durdurmuştu  . Kömür karası gözleri kendisine  yönelen  103 kişinin bakışlarına odaklanmıştı.

: manda yavrusuna malak denir.

 

Doğrusu, kesişen bu bakışlar farklı açılarda farklı anlamlar ifade ediyordu.

 

1.Grup : ‘Buldum’ diyen genç tarikat üyesi ve saz arkadaşlarının bulunduğu sağ  kısım. Genç tarikat üyesi şu anda kibirli bir hindi gibi kabarmakla meşguldü ve takım arkadaşlarının da ondan aşağı kalır bir yanı yoktu. Sonuç olarak genç adam Ling Kai’n dikkatini çekmeyi başarmış ve onu ‘banane modu’ndan çıkarmıştı. 2 aydır onu rezil bir şekilde kovaladıkları göz önüne alınırsa ,bu gerçekten büyük bir başarıydı .

 

Genç tarikat üyesinin adı Pu Yulong idi ve kıdemli Pu He’nin çok uzak bir akrabasıydı fakat sonuçta akrabasıydı.

 

Çoğunlukla tarikatta ayak işleri yapar, herkesin önünde başını eğerdi. İtaat etmek onun ruhunda vardı. Etliye sütlüye karışmaz ve bir iş yapılacaksa gidip nedenini sormazdı. Bunun yerine gidip sadece o işi yapardı.

 

Kısacası mülayim bir adamdı fakat bu ezilmekten hoşlandığı anlamına gelmiyordu. Gelişim hızı yetersiz olduğu için başkaları tarafından mütamediyen küçük görülür ve onların ilgisini kazanmak için elinden ne gelirse yapardı. Bu boşa çaba  anlamına gelse bile.

Tarikattan yıllardır yetersiz kaynak almış olsa  bile  bu yine de onun mizacını değiştirmemiş ve hep bir gün onun için bir umut ışığı doğabileceğine inanmıştı .

 

Ön plana çıkabileceği ve herkese ben burdayım diyebileceği bir gün . Ve evet o gün nihayet gelmişti…

 

Pu Yulong’la arası iyi olan takım arkadaşları  da ışıltılı gözlerle acaba ucundan biz de bir şey kazanabilir miyiz diye ona bakmaktaydılar. Bu da onların nedensizce sevinmelerine ve istemsizce kabarmalarına neden oluyordu.

 

Sonuçta herkes kendi çıkarının peşindeydi…

 

2.Grup: Yan Ming ve yalakalarının bulunduğu orta kısım. Bu kişiler gelişim hızları ‘ee idare eder’ tarzı insanlardı fakat esas yetenekleri yalakalıktı. Bitip tükenmek bilmeyen yalakalıkları insana ‘pes artık ‘ dedirtecek cinstendi.

 

Küfür yarışması başladığında elbetteki biz kazanacağız diye düşünmüşlerdi. Hem cezadan kaçmak hem de ödül kazanmak. Bu kaçırılmayacak bir fırsattı fakat o fırsat artık kuş olup kanatlanıp uçmuştu.

 

Kona kona da  gidip Pu Yulong denen sümüklüböceğin omuzlarına konmuştu. Şaka gibi..

 

Hepsi şu an ağlamak istiyordu …

 

Hepsi şu an onu boğmak istiyordu...

 

Ve hepsi şu an kıskançlıktan çıldırıyordu…

 

Mütamadiyen ezip hor gördükleri ve gelişim hızı yüzünden sümüklüböcek diye dalga geçtikleri uyuz, an itibariyle kıdemli Pu He’nin gözünde onların bir adım önüne geçmişti. Ve bu onlar için tarifi zor ve katlanılmaz bir aşağılamaydı.

 

Özellikle de bu grubun baş yalakası olan Yan Ming için. Bu küçük sümüklüböceğin kıdemli Pu He’nin ilgisini çekmesine kesinlikle izin veremezdi.

 

Bunun 2 sebebi vardı. Birincisi o ilgi kendisine ait olmalıydı ve bütün gelişim kaynakları ona verilmeliydi.

 

İkincisi ise daha da  can sıkıcıydı. Eğer ki kıdemli Pu He’nin ilgisine mazhar olup onun tarafından takdir edilip sevilirse daha önce ona yaptıkları bütün eziyetleri teker teker şikayet edebilirdi.

 

Kıdemli Pu He’nin emri altındaki tarikat üyelerine ,bilinçli ya da bilinçsiz zarar vermiş olanların sonunu  tarikatta bilmeyen yoktu.

 

Eğer Pu Yulong o üyelerden biri olursa Yan Ming’in kendisine hızlıca bir mezar kazması akla gelebilecek en olası sonuçtu.

 

Bu sebeplerden dolayı Yan Ming bu kovalamacada kesinlikle Pu Yulong denen sümüklüböcekten kurtulacaktı. Onu kendi dişleriyle parçalaması gerekse bile bunu yapacaktı. Her ne pahasına olursa olsun.

 

2.grubun kıskançlıkla yaktıkları kuduruk alevler 1. grubu  hafifçe irkiltse de aslında 2.grubu  pek de  umursamamışlardı.

 

Çünkü şu anda esas önemli olan kıdemli Pu He’nin , Pu Yulong’u takdir edip etmeyeceğiydi.

 

3.Grup:  Kıdemli Pu He ve güzel kadının bulunduğu soldaki küçük iki kişilik grup. Kıdemli Pu He her ne kadar ‘buldum’ cümlesiyle afallasa da şaşkınlığı çok fazla uzun sürmemişti.

 

Onu esas şaşırtan cümleyi söyleyen kişiydi. Sümüklüböcek Pu Yulong.

 

Çoğu zaman pısırık ve süt dökmüş kedi gibi etrafta gezen bu yavaş adam sonunda bir  işe yaramıştı.

 

‘Sanırım onu yanıma almalıyım. Zaten akrabam ve bana ihanet etmesi de pek olası değil. Böylesi bir anda işe yararlığını da  kanıtladı. Belki de kaynak yetersizliğinden gelişim hızı yavaştı kim bilir. Hımm. Belki de bu yolculuk boşuna değildi. Kendime extra bir hazine kazanmış olabilirim.’

 

Pu He’nin övgü dolu bakışları Pu Yulong’a yöneldiği gibi Yan Ming ve yalakalarının yüz ifadeleri trajik bir biçimde değişime uğradı. Sırtlarından aşağı inen soğuk teri  hepsi belli belirsiz hissedebiliyordu.

Ve Yang Ming de dahil hepsinin aklındaki ortak düşünce şuydu.

 

‘BİTTİK BİZ!!!’

 

Kıdemli Pu He’nin övgü dolu bakışları ve hafif gülümsemesiyle başını sallaması Pu Yulong için anka kuşunun gözlerinin önünde salınarak yürümesiyle eşdeğer bir kavramdı.

 

Pu Yulong’un şu anda kanatlara ihtiyacı yoktu çünkü ayakları çoktan yerden kesilmişti.

 

Tabii ki yanındaki mutlu yüzlü arkadaşlarının da .

 

1.grubun mutluluğunu hiç umursamayan  genç kadınsa doğrudan Lin Kai’ye ve manda yavrusuna bakıyordu. Sonuç olarak istemsizce bir kahkaha koyuverdi.

 

‘’Ahhahaha! İnanılmaz bir şekilde gerçekten de benziyor.Pıft!’’

 

4.Grup: Ling Kai tek başına elbette bir grup oluşturamazdı. Fakat onun bakışlarının ve duraksamasının diğer herkesten farklı olduğu apaçık ortadaydı. Bu yüzden onu tek başına nitelendirmek en makul olandı.

 

Daha önce bütün sülalesine değişik formatlarda  ve yaratıcı fantezilerle küfredilmiş olan Ling Kai bunu hiç umursamamıştı. Çünkü bütün kelimelerinin tamamen saçmalık olduğunu ve  bu kelimelere düşmemesi gerektiğinin bilincindeydi.

 

Fakat bununla birlikte kendi fiziksel özelliklerinden konu açılınca duraksamadan edememişti. Oldukça yakışıklı olduğunu sadece kendisi değil bütün kadınlar söylerdi. Hatta bazen erkekler bile ki bu biraz korkutucuydu.

 

Gözlerinin bir manda yavrusuna benzetileceği bir günün geleceğini hiç düşünmemişti ve şaşkınlığı da bundandı.

 

Bu şaşkınlık bir anda arkasındakilerle arasındaki mesafenin azalmasına sebep olmuştu ve bu da oldukça can sıkıcıydı. Çünkü hala  şehir denen yerleşim yeri gözlerinin önünde ortaya çıkmamıştı.

 

Sadece bitmek tükenmek bilmeyen boş araziler , ormanlar ,uçurumlar ve bataklıklar vardı.

 

Bu döngü sürekli tekrar ediyordu ve bir de arkasındakilerin kendisini kovalama döngüsü.

 

Büyük bir kasvetle iç çekerken gözleri küçük mandaya ilişti ve bir anda hayretler içerisinde kaldı. Ve parmak uçlarını göz kenarlarına  getirirken ağzı hayretle açıldı.

 

‘Hadi canım!’

 

Manda yavrusuysa nedendir bilinmez diğer 102 kişiden korksa da ona tuhaf ve sempatik bir şekilde bakıyordu. Göz kapaklarını açıyor ,kapatıyor ,tekrar açıp tekrar kapatıyordu. Bu arada kuyruğunu bile ona doğru sallıyordu ki bu sevimlilik belirtisiydi. Ve bir anda sanki Lin Kai’yi  çağırır gibi böğürmesiyle iki canlı arasında açıklanamaz büyü ansızın bozuluverdi.

 

Möaöaöaaaa!

 

‘Lanet olsun gerçekten de  benziyor! İnsan insana benzer derler tamam ama o sadece bir manda yavrusu. Dünyada milyon tane manda yavrusu var ve sen tutup tutup bana benzeyeni mi karşıma çıkardın. Lanet olası şans tanrısı sen yine  beni mi sınıyorsun . Bi s.. git ya!‘

 

Möaöaöaöaö!

 

Ve bir anlık bir döngüyle sarsılan kovalamaca yeni baştan tekrar başladı .

 

Fakat bu sefer iki grubun arasına bir manda yavrusu girmişti ve bu, yakın gelecekte varolan bütün döngüleri  kıracaktı…

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 673

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 616

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 528

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 309

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13184 Üye Sayısı
  • 387 Seri Sayısı
  • 18071 Bölüm Sayısı


creator
manga tr