"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

Şeytan Akademisi - Bölüm 6


( İlk Bölümün 7 Parçaya Ayrılmış Halidir.)

Aynanın içinden çıkan bu şey dört ayaklı insan-köpek karışımı bir yaratığa benziyordu. Ama kıyafetleri ya da tüyleri yoktu. Bedeni gri ile siyah arasında bir renkteydi ve çürümüş gibiydi. Göz ya da kulakları yoktu. Onun yerine uzun, ince, çizgi şeklinde sağ ve solda üst üste iki tane burun deliği vardı. Birkaç saniye geçmeden, selde duvarı yıkan bir su akıntısı gibi yaratıklardan onlarcası salonun içine aktı. Her biri vahşice öğrencileri katlediyordu. Öğrencilerin çoğu silahsızdı. Yanlarına sadece birkaç büyü taşı ya da büyülü yüzük getirmişlerdi. Ölmeyi bekleyen koyunlar gibi etrafa kaçmaya çalışıp teker teker katlediliyorlardı.

Yaratıklar kimilerine arkaları dönük kaçarlarken saldırıyor. Kimilerinin bacaklarından ısırıp daha sonra yere düşürüp hızlıca işlerini bitiriyorlardı. Kimi öğrenci daha ölmeden yemek olacak kadar şanssızdı. Bazı rütbeli öğrenciler yaratıklarla savaşıyordu. Onlar bile bir iki tanesini öldürdükten sonra yaratıkların yemeği haline geliyordu. Bu yaratıkları öldürmek zor değildi ama bir insandan çok daha çeviklerdi ve birkaç tane öldürsen bile hemen arkasındakiler sana saldırıyordu. Yaratıklar çok saldırgan olsa da öldürme dürtüsünden önce açlık duyguları baskın geliyor gibiydi.

Bunu başkasına saldırmadan önce ölü öğrencileri yemeye çalışmalarından anlaşılıyordu. Ama ne zaman bir yaratık, yiyebileceği birini bulamasa ya da diğer yaratıklar tarafından avını paylaşmayan vahşi avcılar gibi o avdan uzaklaştırılsalar, hemen bir başka avın peşine düşüyorlardı. Öğretmenler yardım edemezdi çünkü onların da yardıma ihtiyaçları vardı. İlk dalganın etkisiyle 2 öğretmen çoktan ölmüştü. Geriye kalan müdür ve toprak büyücüsü olan bir öğretmen, 2 buz büyücüsü hocanın arkasına saklanmışlardı. Müdür her ne kadar konumuna politika ile gelse de güçlüydü. Fakat o bir ateş büyücüsüydü ve yaratıklara alevler etki etmiyordu. Toprak, büyü kristali ile en az yaratılabilen elementti ve hocalardan biri çoktan üretebileceği kadarını üretmişti. Okulun binası ise şehirlerin surlarının yapımında kullanılan kara büyü taşları kullanılarak yapılmış ve birkaç büyü çemberiyle güçlendirilmişti. Buda okul duvarları toprak olsa da onu kontrol etmenin imkânsız olduğu anlamına geliyordu. Şu anda 2 buz büyücüsünün arkasında müdür ve diğer öğretmen çaresizce öğrencilerinin katledilişlerini izliyorlardı. Onların, güney yakasından birilerini beklemekten başka çareleri yoktu. Tabi büyü taşlarının güçleri o zamana kadar dayanabilirse…

Kasparov bütün bu kargaşanın içerisinden doğrulmaya çalışıyordu. Bedeni kapıdan biraz uzağa savrulmuştu. Böylece şuan ki kalabalıktan biraz uzaktaydı. Yaratıklar önce yakınlarındakilere daha sonra ise kalabalık olmayan yada içgüdüsel olarak güçsüz hissettikleri avlara saldırıyorlardı. Kapıdan kaçmaya çalışanlar bir izdiham oluşturmuşlardı ve yakındakiler düştüğünde ilk hedef orası olacaktı. Kapı, müdür tarafından kapanmıştı ve sadece o açabilirdi, oradakiler yaratıklar için lezzetli hedeflerden başka bir şey değillerdi.

Kasparov’un kulağında büyük bir çınlama vardı. Duyma kabiliyetini yeni yeni geri kazanıyordu. Kendine geldiğinde gördüğü şey tam bir karmaşaydı. Adlandıramadığı yaratıklar arkadaşlarına saldırıyor; onları ısırıyor, uzuvlarını parçalıyor daha sonra ölüp ölmesine bakmaksızın yemeye başlıyorlardı. O bu vahşeti normal olarak karşılayabilse de çoğu öğrenci bu durumda değildi. Kimisi bayılmış kimisi kusuyor kimisi de kurtuluş için tanrılara dua ediyordu. Bu mezbahanın ortasında düşündüğü ilk şey Alice ve Guts’ın ne durumda olduğuydu. Salonun, okul arkadaşlarının kanlarıyla yıkandığını görünce içinden ‘Umarım Guts, Leo’yu koruyabilmiştir.’ diye geçirdi. Alice’e biraz daha güveniyordu. Buradan sağ çıkabilecek tek kişi olsa o kişi Alice olurdu. Yanındaki büyü taşlarından bir kaçını kendine ayırıp, solundaki savunma pozisyonu almış gruba attı. Şuan en mantıklısı güçsüzlere değil çoktan duruma ayak uydurmuş büyücülere yardım etmekti. Şanslılarsa diğerleri acısız ve hızlı bir ölüme kavuşurlardı. Kasparov tavanı onlarca metre yüksek olan salonda biraz havalandı ve ileride tanıdığı yüzlerden biri olan Ned’in yanına indi.

Ned diğerlerinden ileride kılıcıyla hala birkaç kişiyi kurtarmaya çalışıyordu ve bu aptalcaydı. Aptallar çok yaşamazdı ve bu aptalı ölmeden gördüğü için şanslıydı. O, diğerlerinin kargaşada nereye düştüğünü söyleyebilirdi. Bu kadar karmaşa, ses, ateş ve buz gibi elementler etraftayken büyük salonda aynı kıyafeti giymiş 400 kişi arasında onları bulmak biraz zaman alabilirdi ve her saniyenin önemi vardı. Ned’in kılıcı yaratıkların siyah kanıyla çoktan defalarca kirlenmişti. Kasparov, Ned’in yakınıda bir yere inip ona seslendi. Kasparov da çoktan yerden, artık birine ait olmayan bir kılıç almış ve yakınındaki iki yaratığı öldürmüştü.

‘’Bunların hepsi aynadan mı çıkıyor? Bir zaaflarını bulabildin mi? En önemlisi Guts’ı gördün mü?’’

Kasparov soruları arasında yaratıkların birkaç tanesiyle daha uğraşmak zorunda kalmıştı. Bir cevap beklemeden Ned’e yanına aldığı büyü taşlarından bir tanesini fırlattı. Ned büyü taşını havada yakalayıp parçaladı ve havaya yayılan büyü ile hemen etrafındaki yaratıkları öldürmek için buz elementini kullandı. Yerden çıkardığı küçük buz sarkıtlar etrafındaki 10’a yakın yaratığı öldürmüştü. Sonunda birkaç saniye soluklanmak için zaman bulan Ned cevapladı.

‘’O da diğer rütbeliler gibi ön taraftaydı. Eğer şimdiye buraya gelemediyse, Merlin yardımcısı olsun! Salonun yarısından sonrasındakiler çoğu ya arkalara doğru kaçtı ya da öldü. Yaratıklara gelince, en etkili yol kafalarını kesmek. Ateşe karşıda dayanıklılar.’’

Ned’in lafı bitmeden masanın üstünde koşturan bir yaratık Kasparov’a doğru geliyordu. Yaratığın koşuşuyla masadaki yemekler ve diğer eşyalar yere düşüyordu. Kasparov hemen sol elini yaratığa doğru çevirip bir ateş girdabıyla ona saldırdı. Kasparov tüm masanın üstünü alevlere boğmuştu. Ned’in son laflarını duyacak zamanı olmamıştı. Yaratığın zarar görmeden onun üstüne sıçrayışını çok geç fark etmişti. Tek yapabildiği sol elinin kolluğunu büyüsüyle güçlendirip yaratığın saldırısını karşılamak oldu. Sağ eli refleks ile yaratığın bir ayağını kesmişti ama bu yaratığı durdurmadı. Yaratığın ağırlığıyla yere yığıldı. Elindeki kılıcı bir adım uzağa savruldu.

Üstündeki yaratıkla arasında duran tek şey yaralı sol koluydu. Yaratığın ağzına girmiş ve devamlı ısırıklarıyla kolluğu biraz ezilmişti. Yaratığın salyası Kasparov’un üzerine damlıyordu. Yerde yatmış ve ölümle burun burunayken sağ eliyle kılıcına ulaşmaya çalıştı. Kılıcı büyü ile kendine çekebilirdi ama bu sol kolundan vazgeçmek demekti. Eliyle sonunda kılıca uzanıp, yaratığın omzundan midesine doğru kılıcı sapladı. Yaratığın ağırlığını sol tarafına verip üstünden def ederken, o anda gördüğü şey aklındaki birkaç soruyu cevaplamıştı. Sol tarafına baktığında Leo’yu gördü. Karnı bir yaratık tarafından deşilmiş ve bir masanın üstünde yeniyordu. Yüzü, Kasparov’a dönüktü. Hala açık olan gözleri geride ölmeden önceki korkusunu ve acısını bırakmıştı. Bir eliyle Kasparov’a ulaşmaya çalışıyor gibiydi. Sadece Leo’yu görse de, Guts’ın da aynı kaderi paylaştığını biliyordu. Çünkü Guts kendi ölmeden Leo’nun ölmesine asla izin vermezdi. Kasparov’un gördükleri karşısında kalbinin bir tarafı hüzne boğuldu.

Diğer tarafında bastırılamaz bir öfke ve intikam duygusu vardı. Zaman artık daha yavaş ilerliyordu. Bacaklarındaki kuvvetin bir anda azaldığını fark ederken kılıcı ile destek aldı. Doğrulurken nefes alışları ve kalp atışları sakinlemişti. Daha sonra vücudunda muazzam derecede büyü gücü toplanmaya başlamıştı. Etraftaki büyü gücünü emiyordu. İçinde bir şeyler uyanmıştı. Belki ayna yüzündendi. Belki sevdiklerini kaybetmenin verdiği öfke yüzünden. Tek bildiği bedeni sanki alev almıştı. Daha sonra saçları ve kıyafetleri onu yakmayan belli belirsiz bir alevle kaplandı. Bu alev mavi renkteydi. Vücudundaki alevler kılıcına da etki etti ve onun da yanmasına sebep oldu. Ama kılıcı bu ısıya dayanamayıp birkaç saniyede elinden eriyip yere aktı. Yaratıklar korkudan onun olduğu taraftan uzaklaşmaya hatta geri kaçmaya başlamıştı. Kasparov aynaya doğru baktı. Tek bir şey yaptı. Sol elini kaldırıp aynaya doğrulttu ve ‘’Yan.’’ dedi.

Kasparov’un bedeninden bir anda etrafa büyü gücü yayıldı. Büyü gücü suya atılan bir taş gibi dalga dalga salonda ilerledi. Dalganın içindeki her yaratık tutuşmaya ve mavi alevler ile yanmaya başladı. Büyü dalgası aynaya ulaştığında aynanın etrafında ateşten bir çember oluşturdu. Bu mavi alevlerden oluşan çember; içinden geçen yaratıkların aynı diğerleri gibi yanmasına sebep oluyordu. Kasparov’un herkesi kurtarması birkaç nefes sürmüştü. Kullandığı büyü gücü yüzünden yere yığılması, birkaç nefes daha.

Ortalığın dinmesiyle 2 buz büyücüsü olan hoca kenarlardan büyük bir su dalgası oluşturup aynanın olduğu yere getirdi. Mavi ateş çemberinin dışından, bir yumurtayı andıran bir şekilde suyla aynanın etrafını kaplayıp, dondurdular. Donmanın etkisiyle buzdan yumurtanın içinde mavi bir parlaklık dışardan gözüken tek şeydi. 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1219

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1053

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 599

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 547

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 343

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14820 Üye Sayısı
  • 455 Seri Sayısı
  • 19491 Bölüm Sayısı


creator
manga tr