"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Şeytan Akademisi - Bölüm 5


( İlk Bölümün 7 Parçaya Ayrılmış Halidir.)

--------------------

Büyük salonun içi.

İçeri girdiklerinde çoktan herkesin hazır bir şekilde beklediklerini gördüler. Salon çok büyüktü ve içinde yüzlerce öğrenci vardı. Öğrenciler salonu uzunlamasına dörde bölen büyük masaların etrafında toplanmışlardı. En uçta öğretmenler, yatay ve yüksek bir zeminin üstünde salona dik bir masanın çevresinde etrafı izliyorlardı. Masanın önünde büyük siyah uçan bir ayna vardı. Sirius’un Aynası’nın yüksekliği 3 metreden fazlaydı. Kenarları siyah bir metal ile çevrilmiş, hayran bırakan bir görüntüsü vardı. Aynanın da önünde 3 öğrenci hazır bir vaziyette bekliyorlardı.

Guts aynanın önündeki öğrencileri görünce durdu.

‘’Sanırım seni bekliyorlar. Alice de orada. Hadi git, sevgilini bekletme.’’

Kasparov biraz kızarak ve ne yapıyorsun der gibi.

‘’Sevgili değiliz bunu biliyorsun.’’

‘’Doğru ya daha onu sevdiğini söylemedin. Ne bekliyorsun; evlenip birkaç çocuğu olmasını mı?’’

‘’Belki bir dahaki sefere.’’

Guts cevabı kabul etmedi.

‘’Tabii tabii. (Leo’ya dönüp) Hadi kovboy bu korkağı rahat bırakalım, halletmesi gereken işleri var.’’

Guts, Leo’yu alıp kenara doğru yürürken;

‘’Beni nerede bulacağını biliyorsun okulu en g..’’

Lafını Kasparov kesti.

‘’Okulun en çirkin kızlarının yanında, evet biliyorum.’’

Guts iyice uzaklaşmıştı ve cevapladı.

‘’Benim kadar yakışıklı değilsin diye kıskanmayı bırak. En azından ben birinden hoşlandım mı, bunu ona söyleyebiliyorum. Gerçi sen de haklısın emin olmak için 7 sene çok uzun bir süre değil(!)’’

Kasparov, arkadaşlarıyla vedalaştıktan sonra müdürün olduğu tarafa yürümeye başladı. Ayna, müdürün gözükmesine engel olmayacağı bir konumda duruyordu.

Kasparov 400 öğrencinin arasından, onların bakışlarına aldırmadan yürüyüp, 3 basamak çıkıp müdürü selamladı.

Okulun müdürü biraz kızgındı.

‘’Lord Kasparov sonunda aramıza teşrif ettiler. Ölmüş olabileceğiniz hakkında buradaki hocalarınız endişelendi(!)’’

Müdür, Kasparov’un cevap vermesine izin vermeyip bir işaretle onu diğerlerinin yanına gönderdi.

Kasparov ile birlikte dört öğrenci aynanın önünde sıralandı ve ellerini arkalarında birleştirmişlerdi.

 Dört öğrenciden sadece biri kızdı; Alice. Belini geçen uzun siyah saçları ve mavi gözleri vardı. Kasparov’un aralarına gelirken ki verdiği selamı nezaketle kabul etti. Görünüşü bir meleği andırıyordu. Yıllardır Guts ile her başları belaya girdiğinde onları Alice kurtarmıştı.

Alice ile tam konuşacaktı ki Alice onu susturdu. Müdür konuşmaya başlayacaktı ve yeterince saygısızlık etmişti.

Müdür, öğretmenlerin oturduğu 2 sandalyesi boş olan kendisi hariç 7 kişilik masada doğruldu. Sesi bütün salonda duyulabilecek şekilde içinde büyü barındırıyordu. Elini sallayarak salonun kapılarını kendine doğru çekip kapadı. Artık kimse içeri giremezdi. Kapının kapanmasıyla bütün salon sessizleşmişti.

…‘’Hepiniz bugün buraya mezuniyet seremonisi için geldiniz. Bugün siz değerli büyücüler kozalarından çıkan bir kelebek gibi gerçek büyücüler olacak ve halkınız için iyi işler başaracaksınız. Aralarınızda elementini uyandırmamış büyücüler olsa bile bugün kutsal emanet Sirius’un Aynası sayesinde elementlerinizi uyandırıp bölümünüzün renklerine bürüneceksiniz. Şimdi seremoniyi başlatması için çoktan elementlerini uyandırmış olan okulun en yetenekli bu dört öğrencisi bölümlerini seçecekler.’’…

Kasparov duruşunu bozmasa da aklında müdürün sözlerini düzeltiyordu. Her zaman aynanın karşısına 4 farklı elementin en iyi kullanıcıları çıkardı, bu bazen 10. hatta 20. sıralara kadar inmek demekti. Böylece sanki şansmış gibi dört farklı element birden gözükürdü. Birazda bu yüzden seremoniyi sevmiyordu. Guts ve Alice su elementi kullanıcılarıydı. Alice çoktan buz yaratabiliyordu ama Kasparov ateşin emrindeydi. Ateş güçlü bir element olsa da bir insanın kullanmasına uygun değildi. Su ya da buz her zaman insan ve vampirlerin en güçlü elementleri olmuştu. Kasparov buna rağmen okulun en güçlü öğrencisiydi. Ona göre hangi bölümde okuyacağını o seçmeliydi, bu ayrımcılık tamamen saçmaydı. Yeterince büyü gücü verirsen her element kontrol edilebilirdi. Sınıf diye bir şey yoktu. Sadece kendi elementini büyü gücünle yaratabiliyordun, tek farkı buydu. Tabi ki bu basit bir ayrım gibi görünse bile sadece bir aptal yatkın olmadığı elementi kullanmaya çalışırdı. Bu elementler genelde koruma amaçlı yapılan toprak bir duvardan öteye gitmezdi. Kasparov kaderini bir türlü kabul etmese de seremoni çoktan başlamıştı.

 İlk olarak güçte 4. sırada olan hava kullanıcısı öğrenci aynanın karşısına geçti. Giyimi diğer her öğrenci gibi siyahtı.

Hava nadir bir elementi ama güçlü değildi. Her yıl sadece 30-40 hava kullanıcısı olurdu. Yine de o burada en güçlülerin arasında duruyordu.

Aynanın karşısına geçip eliyle yansımasına biraz büyü gücü verdi. Daha sonra aynadaki yansımasının kıyafeti değişip beyaz renge büründü. Kıyafetin şekli de rengiyle birlikte biraz değişmişti. Bunu gerçek görüntüsü de takip etti. Aynanın büyüsü öğrencinin kıyafetini yansımadaki gibi yapmıştı. Bu Sirius’un Aynası’nın gücünün bir kısmıydı. Asıl gücü elementi bu zamana kadar uyanmamış büyücülerin elementlerini bile zorla uyandırabilmesi ve açılmadıysa ilk büyü kapısının açmasını sağlamasıydı. İlk kapıyı açamayan hiç kimse güneydeki akademiye gidemezdi. Ayna bazen elementlerinin 2. fazlarına geçmelerini bile sağlardı. Bir su büyücüsünün anında buz kullanmasını sağlayabilirdi. Sanki cennetten gelen bir armağandı.

Daha sonra sıralama devam etti. Toprak büyücüsünün kıyafeti yeşil ve krem rengi bir tondaydı. Kolları ve bacak kısımları bollaşmıştı. Ayakları çıplaktı. Her bölümün kıyafetinde olduğu gibi sağ omuzlarının yanında Kadim Ejderha’nın simgesi, sol omuzlarındaysa elementlerinin yani bölümlerinin simgesi vardı.

Sonunda Alice’e sıra geldi. Herkes bu anı bekliyordu. Kasparov şuan onu yense de herkes ilerde Alice’in daha büyük bir büyücü olacağından emindi. Aynanın karşısına geçtiğindeki yansıması bile güzeldi. Yansıma mavi renklere sahip bir tuniğe dönüştü. Tuniğin ortası açıktı ve içinde büyük düğmeleri olan, bedenine yapışık bir gömlek vardı. Diğerleri gibi o da element uyanışı bitince öğrencilere ve öğretmenlere selam verip aynanın yanına geçti.

Sona Kasparov kalmıştı. Bölümün birincisiydi, hatta ailesi diyarın en soylu ailelerindendi ama okulda pek sevilmiyordu. Genelde başı belaya giren bir tipti. Aynanın karşısına geçti. Eliyle büyü gücünü aynaya aktardı. Aynadaki yansıması kırmızılara büründü. Kıyafeti büyük bir pardösü gibiydi. Kemerinin altından sarkan kumaşlar bir pelerin gibiydi. Bu kumaş ikiye ayrılmış ve neredeyse ayaklarına kadar uzanmıştı. Kıyafetindeki altın sarısı şerit kaplamalar uçlarda güzel bir görüntü oluşturmuştu. Kasparov’un da seçiminin bitmesiyle dördü aynanın önünde sıralandı.

 Müdür onları kutlarmış gibi bir alkış yaparak konuşmaya başladı.

…‘’İnsanlığın umudunu taşıyan sizler artık akademiye katılmaya hak kazandınız. Büyük işler başarmış tüm büyücüler size yol göstersin. Geleceğiniz’’…

Müdür konuşmasına devam ederken Kasparov gergin hissetmeye başlamıştı. Bir şey onu rahatsız ediyordu. Salonu gözleriyle bir gariplik arayışında süzüyordu. Duyduğu ses, bakması gereken yeri belli etti. Bu ses arkasındaki aynanın camında oluşan çatlaktan geliyordu. Kasparov arkasını dönene kadar aynadaki çatlak iyice büyümüştü. Kasparov ne olacağını bilmese de hiç tereddüt etmedi. Kılıcını çıkarıp solunda duran Alice’e yavaşça attı. Alice bunu fark edip silahı havada yakaladı. Tam herkesi olan şey hakkında uyarmak için bağıracakken aynanın camı patlamıştı. Patlama etkisiyle etrafındaki öğrenciler kenara uçtu. Kasparov’un bedeni ise aynanın tam önünde olduğu için kapıya kadar bombeli bir şekilde savruldu. Bedeni duvara çarpıp yere düştü. Kasparov’un tek yapabildiği cam parçalarına karşı büyü ile vücudunu biraz koruyabilmekti.

Öğretmenler bile aldıkları darbeden biraz sersemlemişti. Darbenin etkisinden kurtulan ilk öğrenci karşıdaki masalardan birinde aynaya en yakın konumda oturuyordu. Darbenin etkisiyle yere düşmüştü. Yerden doğrulup yavaşça ve bir yandan ne olduğuna anlam veremeden, kırık camların arasından gözüken şeye baktı. Bu karanlık ve soğuk bir yerin görüntüsüydü. Ayna sanki orası ile bir geçit açmıştı. Çocuk merak ve korku ile yaklaşmaya devam ederken aynanın içinden fırlayan bir yaratık, çocuğun üstüne atlayıp onun boğazına saldırdı. Kimse ne olduğunu anlayamadan salon çığlıklara ve kaosa sürüklenmişti. Yaratık kargaşanın ortasında çocuğun boğazını parçalayıp etrafa litrelerce kan saçılırken kurbanıyla karnını doyurdu.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1284

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1093

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 908

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 830

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 714

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 676

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 651

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 612

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 557

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 529

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 398

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 207

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 189

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 143

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 141

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 104

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

White
White
Beğeni Sayısı: 55

Site İstatistikleri

  • 16046 Üye Sayısı
  • 427 Seri Sayısı
  • 21020 Bölüm Sayısı


creator
manga tr